YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Psikiyatrist ve Psikolog: Halk Ayırt Edebiliyor mu?Prof. Dr. Haluk SAVAŞ

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları AD Başkanı

Prof. Dr. Haluk SAVAŞ

06.12.2010, Pazartesi

Tüm Yazıları

Geçen ay yazdığımız “Psikiyatrist kim, psikolog kim, Sağlık Bakanı nerede?” başlıklı yazı okuyucuların ilgisini çekti. Ayrıca 2 bin 300’e yakın üyesi bulunan psikiyatri@yahoogroups.com e-mektup listesindeki psikiyatristler de yazıdan bir meslektaşımızın duyurması uzerine haberdar oldular. Bir kısmı da yazıyı okuyup teşekkürlerini ilettiler. Doğal olarak az bir kısmı da eleştirilerini…

 

Bugün ben bu konuda halkın bir ayrım yapıp yapamadığı üzerine Gaziantep’de yaptığımız ve 2006 yılında (şimdi SCI-E’de yer alan) Anadolu Psikiyatri dergisinde yayınlanan araştırmamızdan söz etmek istiyorum (1). Yazı boyunca bu makaleden alıntılar yapacağım, fakat her alıntının kaynağını göstermeye yerimiz yetmeyeceği için makalemin kaynaklarına işaret etmekle yetiniyorum. Araştırma burada alıntıladığım konular haricindeki sorularla da ilgilenmiştir. Burada sözünü edeceklerimiz sadece bir bölümüdür.

 

Psikolog ve psikiyatrist ayrımı ve işlev farkları uzunca bir süredir ruh sağlığı alanında çalışanların tartıştığı bir konudur. Mazhar Osman, Kraepelin’in öğrencisi olmasına karşın, o sırada akliyecilerin (kendisinin de katıldığı bir görüşle) psikolojiyi edebiyat fakültelerinde okutulan edebi bir konu saydıklarını ve tıbbın içine sokmadıklarını belirtmektedir. Ayrıca, bu meslek alanlarına ilişkin gözlemleri olan diğer disiplinlerden bilim adamlarının da “Psikologların bir bölümünün, kendilerini hekimlerin yerine geçip ‘işleri düzeltecek’ insanlar olarak düşünme eğiliminde oldukları” şeklindeki gözlemlerine rastlanmaktadır.

 

Açıklamalı psikiyatri sözlüğünde ‘psikiyatrist zihinsel ve duygulanım bozukluklarının tanı, tedavisi ve önlenmesinde uzmanlaşmış doktor’ olarak tanımlanırken, Türk Psikologlar Derneği psikolog terimini ‘bir üniversitenin psikoloji bölümünde en az dört yıllık bir lisans programından mezun olan kişi’ olarak tanımlamaktadır. Psikologların sağlık alanında çalışabilmesi için ise ‘Sağlık Bakanlığı tarafından verilen lisanslı klinik psikolog unvanına sahip olmaları gereklidir ve bu unvan üç yıllık süpervizyonlu uygulama gerektirir’ diye belirtmektedir. Bu konu profesyoneller arasında tartışılırken acaba halk ne oranda ayrım yapabilmekte ve yardım almak için “doğru adrese” gidebilmektedir?

 

Psikiyatrik rahatsızlıkların tanınması ve tedavisi amacına katkıda bulunan tutum çalışmaları sağlık inançları modeline göre tedaviye uyumda önemli rol oynamaktadır. Bu modele göre psikiyatrik rahatsızlıkların tanımı, etiyolojisi ve tedavisi hakkında halkın görüş ve yargılarının birçok açıdan önemli olduğu sonucu çıkartılmaktadır.

 

Psikiyatrik rahatsızlıkların farklı boyutları ile doğru tanınması, tedavide “doğru adres”in bulunması için gereklidir. Örneğin; hasta ve içinde bulunduğu çevre şizofreniyi “sadece konuşma yoluyla tedavi edilebilir” olarak düşünüyorsa, hasta, yakın arkadaşına ya da psikoloğa götürülebilmektedir.

Gaziantep’te hemşireler üzerinde yaptığımız daha önceki iki tutum çalışmasında psikiyatrik hastalıklara ilişkin bilginin eğitimle arttığı saptanmıştır. Halktan katılımcılarla yaptığımız bu üçüncü çalışmada ise Gaziantep şehir merkezinden bir örneklemde halkın psikiyatrik hastalıklar, psikiyatri meslek alanı ve işlevine ilişkin bilgi ve tutumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.

 

“Sizce psikiyatrist kimdir?” sorusuna deneklerin yüzde 74.2’si “Ruh ve sinir hastalıklarının tanı ve tedavi sürecinde çalışan tıp fakültesi mezunu, uzmanlık eğitimi almış doktordur.”, yüzde 25.8’i ise “Ruh ve sinir hastalıklarının tanı ve tedavi sürecinde çalışan fen-edebiyat fakültesi psikoloji bölümü mezunu” yanıtını vermiştir.

“Sizce psikolog kimdir?” sorusuna deneklerin yüzde 50.2’si “Ruh ve sinir hastalıklarının tanı ve tedavi sürecinde çalışan fen-edebiyat fakültesi psikoloji bölümü mezunu.”, yüzde 49.8’i ise “Ruh ve sinir hastalıklarının tanı ve tedavi sürecinde çalışan tıp fakültesi mezunu, uzmanlık eğitimi almış doktordur.” yanıtını vermiştir.

 

“Sizce psikolog ile psikiyatrist arasıdaki fark nedir?” sorusuna deneklerin yüzde 56.6’sı “Psikolog konuşma yoluyla, psikiyatrist ilaçla tedavi eden kimsedir.”, yüzde 18.8’i “Psikiyatristler ilaçla ve konuşma yöntemi ile tedavi eden doktorlardır; psikologlar, psikiyatri hemşireleri gibi psikiyatristin tanı veya tedavi süreçlerine katkıda bulunan kişilerdir.”, yüzde 12.6’sı “Psikolog ve psikiyatristin ikisi de ilaç ve konuşma ile tedavi eden kişilerdir.”, yüzde 12’si ise “Psikolog ilaçla, psikiyatrist konuşma yoluyla tedavi eder.” yanıtı vermiştir.

 “Ruh ve sinir hastalığı olan biri sizce kime gitmelidir?” sorusuna deneklerin yüzde 57.6’sı “psikiyatri doktoruna”, yüzde 36.4’ü “psikoloğa”, yüzde 4’ü “nöroloji doktoruna”, yüzde 1.4’ü “din adamlarına (şeyh, şıh, cinci, büyücü, cami hocası)”, yüzde 0.6’sı “iç hastalıkları doktoruna gitmelidir” yanıtını vermiştir. Yüksekokul mezunu olanların psikiyatrist-psikolog ayrımını anlamlı düzeyde daha doğru yaptıkları görülmüştür.

 

Görüldüğü üzere “psikiyatrist” kavramı daha doğru bilinmekte “psikolog” kavramında ise daha fazla bir “kafa karışıklığı” yaşandığı görülmektedir. Diğer yandan “ilaçla tedavi”, “konuşarak tedavi” gibi kavramlar da her iki mesleği halk nezdinde “ayırt eden” bir nitelik gibi gözükmektedir… Bu konuda halkın bilgilendirilmesi ve psikolog ile psikiyatrist arasındaki ayrımın daha net anlatılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Psikiyatrik hastalıkların tanıtılması kadar, hastaların nereye başvuracakları konusunda da ruh sağlığı çalışanlarına önemli görevler düşmektedir.

 

Bu arada bu araştırmadan sonra bir sene kadar önce YÖK’ten gelen bir yazı ile ana bilim dallarımızın isimleri “psikiyatri” yerine “ruh sağlığı ve hastalıkları” şeklinde daha Türkçe ve nisbeten daha anlaşılır bir şekle girmiştir. Belki böylece “psikiyatrist ve psikolog” kavramlarının karışıklığı bir miktar azalacaktır. “ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı” herhalde “hekimliğe ait bir alan” vurgusunu artıracaktır. Sağlık Bakanlığının da benzer bir biçimde “psikiyatri kliniği” ifadesi yerine “ruh sağlığı ve hastalıkları kliniği” şeklinde ifadeler kullanması daha doğru olacaktır.

 

 

Kaynak:

1-Haluk Savaş, Mehmet Yumru, Leyla Göral, Murat Eren Özen. Türkiye’nin güneydoğusunda psikiyatrik hastalıklar bağlamında psikiyatri ve psikoloji ile ilişkili bilgi ve tutumlar: Gaziantep şehrinden bir kesit, Anadolu Psikiyatri Dergisi 2006;7:140-9.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
2
1) elif (hemşire)
25.04.2015 11:39:58
zaten bir yerde de hekimlerimiz 6 sene okuduğunu kanıt göstererek zekasından söz etmese şaşıracağım.bilmeyen bari bilene saygı göstersin, kendini geliştirmeye çalışsın. bu ülkede açlıktan ölen insanlar var, kolay mı bu ülkede ruh sağlığını iyileştirmek. biraz efor, helal kazanç için biraz efor!
People
0
2) mmin (memur)
26.04.2013 10:14:02
psikiyatri@yahoogroups.com grubuna üye olmak istedim ama bulamadım. Yardımcı olur musunuz?
People
0
3) Prof. Dr. (Psikolog)
14.12.2010 23:25:38
Çocuk
People
0
4) tıp doktoru (çocuk psikiyatrisi)
12.12.2010 23:08:47
sayın hasta yakını, bilginiz az olarak yorum yapıyorsunuz. antidepresanlar bağımlılık yapmaz. aynı davranış bozukluğuna antidepresan yazıyorlar diyen hemşire gibi ''çünkü ilacı alamaz hasta''. ayrıca konuşmayı psikologlara bırakın demişsiniz. konuşarak tedaviyi freud çıkarmıştır ve kendisi bir tıp doktorudur. son olarak hasta ile konuşmadan değil psikiyatrist, dahiliyeci bile hastasını iyi edemez. psikiyatristlerin 10 dk vakit ayırması konuşma gereksizliğinden değil, günde 70-150 hasta bakacak olmasındandır. nasıl ortopedistler yoğun diye kırıkçı-çıkıkcılara güvenilmezse, pedagog, psikolog falan doktorluğa soyunamaz.
People
4
5) bir hasta yakını (sağlık çalışanı)
12.12.2010 13:57:28
bu performans sistemi doktorları bu tarz yeni hasta potansiyeli arayışlarına itiyor maalesef. kapınıza gelen her hastayı gerekli gereksiz antidepresanlara aylarca,bazen yıllarca bağımlı hale getirmek maalesef onları iyileştirmek olmuyo çoğu zaman. bazı insanların derdi sadece konuşmak,içini dökmektir ama komşusuna veya kuaförüne değil elbette bir uzmana bu uzman da hastasına en fazla 10 dk ayırabilen psikiyatristler değil elbette,şüphesiz bu işin lisans düzeyinde eğitimini alan psikologlardır. psikoterapi uzun süreç gerektirir hiçbir hastanızın problemini onunla on dakika konuşarak çözemezsiniz sayın uzman psikiyatristler, antidepresan yazıp başınızdan savarak da.bırakın hastalarla sadece ''KONUŞMA'' işini de psikologlar yapsın bunun için 6 yıl tıp bilmem kaç yıl uzmanlık okumaya hiç gerek yok bence.psikologların yaptığının muayene ve tedavi olmadığını sizler de çok iyi biliyorsunuz onların yaptığı sadece değerlendirme ve birtakım testlerdir ve bunu yapmak için 6 yıl tıp okumuş olmak gerekmez illa ki...bu arada ben psikolog değilim çevremde de psikolog yakınım veya tanıdığım yok ama biliyorum ki annem ilk rahatsızlandığında onu bir psikoloğa götürseydim şu anda 3 yıldır antiepresan kullanıyo olmazdı,ilaç bağımlısı olmazdı(annem artık ilaç almadan uyuyamaz hale geldi).sayın psikiyatristler size ve mesleğinize elbette saygı duyuyorum ama işin terapi kısmı psikologlara bırakılmalı kanaatimce,yok diyorsanız ki ben gerekirse hastamla iki saat konuşurum(kapıda 50 hasta sıra beklerken)buyrun bu tartışmaya devam edin ve psikologların serbest çalışmalarını engelleyin,altından kalkabilirim diyorsanız devam edin, ama bilin ki ben ve benim gibi hasta yakınları bu mücadelenizde yanınızda değil karşınızda olacak...
People
2
6) tıp doktoru (çocuk psikiyatrisi)
11.12.2010 15:19:40
6 sene tıp okudum, TUS'da çok iyi puan aldım, 5 sene çocuk psikiyatrisi okudum, hastalarıma en az 30 dk, bazen 1.5 saat vakit ayırdım. Bir hemşire yorum yapmış ''üfürükçü'' diye. Ya sabır diyorum ve susuyorum.
People
0
7) Dr.M.S. (Uzman Doktor)
09.12.2010 00:23:22
''DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) sendromu tedavi edilmediğinde trajik sürekli acılara sebep olabilir. Günlük işlevselliği ciddi bir şekilde bozabileceği gibi gelişim sürecini paramparça edebilir. Günümüzde her psikiyatristin, psikoterapistin ya da psikoloğun DEHB sendromuna aşina olduğu ve bu sendroma sahip olanlara yetkin bir şekilde yardımcı olacağını varsaymak mümkün değildir. Bunlar, hastaların şikayetlerini iyi bildikleri teşhisler çerçevesinde değerlendirmeye eğilimlidirler. Eğer depresyon ve anksiyete (kaygı, ensişe)'yi tanımak ve tedavi etmek üzere eğitim almışlar, fakat DEHB'nu tanımak ve tedavi etmek için yeterli eğitim almamışlarsa, kısa süreli bellek, dikkat eksikliği, dağınıklık, başarısızlık, v.b. hasta şikayetlerini anksiyete ve depresyon sorunlarının işaretleri olarak yorumlama olasılığı yüksektir. Ayrıca, bunların anksiyete veya depresyon tarafından eşlik edilen DEHB belirtileri olduğunu düşünmeye dahi yeltenmeden bu bozukluklar için uygun olan tedaviye girişme olasılıkları dahi bulunmaktadır.'' DEHB'nun duayenlerinden Thomas E. Brown ''Dikkat Eksikliği Bozukluğu'' kitabında bunları yazıyor. Geç tanı almış DEHB'na sahip 20 yaşında üniversite 1. sınıfa giden çocuğu olan doktor bir baba olarak DEHB bozukluklarının DEHB'li bir kişinin yaptığı bir seçimden ya da ebeveynlerin ihmalinden kaynaklanmadığını da çok iyi biliyorum. 6.sınıfda gittiğimiz bir psikiyatrist oğlumun şikayetlerini annenin mükemmelliyetçiliğine, bir diğeri çocuğun depresyonda olmasına bağladılar. Bir kısım antidepresan ilaçlardan sonra, ama aradan uzun bir süre geçtikten sonra doğru doktoru, doğru çocuk psikiyatristini bulduktan sonra ilaç ve bilişsel davranış terapisi başlandı.Bir Uzman hekim olarak ben bunları birebir yaşadım. Peki, bugüne kadar ve bundan sonra kaybettiklerimizi kim geri verecek? Leyla Hemşireye sonuna kadar katılıyorum.Bu ülkede psikiyatri tedavisi görenlerin işi Allah'a kalmış. Dr.M.S.
People
0
8) murat (dr)
08.12.2010 12:58:09
olasi alternatif cozum klinik psikologlarin ,psikolojik danismanlarin daha etkin kullanimi olacaktir bence. sistem sebebi ile psikiatristlerin cok yogun tempoda bir psikoterapi uygulamaya hicbir imkanlari yeterli olamayacaktir,yapacagim diyen meslektaslarimin da kendi butunlukleri tehlike altindadir .isin kotusu su anki durum da hastalarin ve toplumun algilarini degistirmektedir hemsire hanim bu konuda cok hakli..
People
3
9) AC (psikiyatri uzmanı)
08.12.2010 10:22:30
Aslında çoğu söylenenler doğru. Hastalar da doktorlar da mağdur. Hasta sayısını az tutmak mümkün olmuyor. Hastalar size içeri girmek için baskı uyguluyor. Bir reçete yazacaksın ne kadar zamanını alır ki deyip sıkıştırıyorlar. Sonra da yığılıp bekliyorlar.Bu sayı inanın yüzü buluyor.Arkamızda da duran bir yönetim yok.Bakanım herkes bakılacak dedi şikayet ederiz diyorlar.Matematiği olan bilir mantığı bile yok.Hastayı bitirebilmek için ne kadar uğraştığımı bir yakınlarım biliyor.Ama artık uğraşmayacağım ve istifamı vereceğim.Dışardan konuşması kolay sanırım hemşire hanım.benim ruh sağlığım bozuldu.Bazen bir şeyleri eleştirirken daha dikkatli olursunuz.Saygılarımla...
People
5
10) ST (Uzman hekim)
08.12.2010 00:22:32
Bambaşka bir branşta bile olsam psikiyatrinin kapsamını ve yaptıklarını biliyor ve saygı duyuyorum. Ancak bu, benim bu ülkede SGK anlaşmalı hekimliğin geldiği noktayı ve psikiyatristlerin bu konudaki pozisyonunu sorgulamamı engellemiyor. Her biri aslında en az 1 saat sorgu, değerlendirme ve sık kontrol gerektiren hastaları 5-6 dakikada tamamlayıp sıradaki öbür hastaya geçmeyi ben hiçbir branş için hekimlik olarak görmüyorum, psikiyatristlik olarak hiç göremiyorum. Hasta, kendisinin yüzüne bile bak(a)mayan, dinle(ye)meyen bir psikiyatristin yazacağı ilaçtan göreceği faydadan çok daha fazlasını emin olun ki üfürükçüden yatırdan görür. Bunu hiç abartmıyorum ve inanarak söylüyorum.. Ama yanlış anlaşılmak da istemiyorum; sözlerim psikiyatristlere veya psikiyatri bilimine değil, onları, daha doğrusu tüm hekimleri böyle çalıştıran SGK düzenine ve kendisini hekimlerin bu düzen dışındaki alternatiflerini budamaya adamış Sağlık Bakanlığı'na..
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)