YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Ah Bu Doktorlar! İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

05.01.2009, Pazartesi

Tüm Yazıları
Bu makalemde, her alanda göz önünde bulunan, her ne şekilde olursa olsun, bütün düzenlemelerin hep aleyhine yapılandırılmaya çalışılan ve hep eleştirilere maruz kalan hekim ve hekimlik mesleğine yönelik, mizahi bir yaklaşım sergileyen fikirlerimi beyan edeceğim! Hep ciddi yazılar, makaleler, eleştiriler yazacak değiliz ya! İşte bu yazı, mizah içerikli! Şimdiden kusurlarım Affola… !!!

Efendim, hekimlik kutsal bir meslektir, öyle şakaya gelmez. Aslında bir meslek olarak da görülmemeli. Toplumsal bir hayır kurumu olarak telakki edilmesi daha doğrudur. Yani hekimlik, çoluk çoğumuzun, ailemizin nafakasının temin edilebileceği bir meslek olarak görülmemeli. Bu çok ayıp!.. Bu, daha başından yanlış bir felsefedir. Hekimlerin, topluma adanmış, gecesi, gündüzü, mesaisi, emekliliği, bayramı, seyranı, açlığı, tokluğu, eşi, çocuğu, acısı, kederi, sevinci, duygusu, istirahati, yorgunluğu, hastalığı, evi, barkı olmayan kimseler olmaları gerektiğini unutmamaları gerekir.

Bu nedenle, hekim olacak adaylardan, bu ilkeleri peşinen kabul ettiklerine dair, tıp fakültesindeki öğrenciliklerine başlarken bir taahhütname alınmalıdır. Zira tıp tahsili öyle hafife alınacak bir süreç değildir. Öğrenciler; açlığa ve her türlü taciz, hakaret, dayak, pataklanma, ağır iş ve uykusuzluğa dayanıklı olabilmeleri açısından fakir, çiftçilik ve ağır işçilik gibi genetik olarak dayanıklı meslekleri icra eden ailelerin boylu, poslu, güçlü, kuvvetli, dayanıklı, yılmayan ve özellikle de uysal, hak aramasını zül kabul eden, susturulması kolay, mütevekkil, kaderci, itaatkâr çocukları arasından seçilmelidirler. Aksi halde adaptasyon problemi yaşanabilir. Kimsesiz, anne ve babası ölmüş olanlar, ileride “Annem hasta, babam hasta” gibi bahanelere maruz kalmamak açısından, tercih sebebi olmalıdır.


Tıp fakültelerinde daha birinci sınıftan itibaren, öğrenciler geceleri hastanelerde ve sağlık ocaklarında nöbete kalmalı, en azından getir-götür işlerinde kullanılmalı, ileriye yönelik direnç kazanmaları sağlanmalıdır. Beslenmelerine de özen gösterilmeli, mümkün olan asgari miktarda kalori hesap edilerek, günlük bir ya da en çok iki öğün şeklinde beslenmeleri düzenlenerek, ileriki yaşlarında da daha sağlıklı olarak insanlığa hizmet etmeleri sağlanmalı, yüksek performanslarını sürdürebilmeleri açısından; lükse düşkün, dünyanın zevklerine, tadına aşina, şiş göbek, bastı bacak, dazlak kafalı, kalın enseli kişiler olmaları engellenmelidir. Mezuniyetlerini takiben, ihtiyaca göre görevlendirilmeli, uzmanlaşmaları da yine ihtiyaç plan ve programı çerçevesinde yönlendirilmeli, kendilerinin fikirleri asla alınmamalıdır. Sevseler de, sevmeseler de nasıl olsa bir süre sonra alışacaklardır.

Hastanelerde, sağlık ocaklarında ve sağlık kurumlarında, -temerküz kampları örneğinde olduğu gibi-, 20-30 kişilik büyük yatakhaneler inşa edilip, doktorların buralarda yaşamlarını sürdürerek onlardan azami derecede yararlanma yoluna gidilmelidir. Kan ve organ ihtiyacı olduğunda, uygun olanlar donör olarak kullanılmalıdırlar. Asla bir araya gelerek gerekli gereksiz isteklerde bulunmalarına zemin hazırlanmasına müsaade edilmemelidir. Hasta ve hastanelerin temizlik, bakım, tamir gibi her türlü hizmetlerinde kendilerinden yararlanılmalıdır. Asla boş bırakılmamalıdırlar. Hekimlerin ömür boyu evlenmeleri, çoluk çocuk sahibi olmaları yasaklanmalı, gerekirse ilaçlarla, tıbbi müdahalelerle, hormonları kontrol altında tutulmalı, kontrol edilemeyenler gerektiğinde hadım edilmelidirler. Bütün bunlara rağmen evlenmeyi başaranlar, vatana ve mesleğe, (affedersiniz hayır kurumuna) ihanetle yargılanıp, en acımasızca cezalandırılmalıdırlar. Gazete okumaları, radyo dinlemeleri, televizyon izlemeleri, internet ve telefon gibi iletişim araçlarını kullanmaları ve toplantılara katılmaları, izinsiz ve refakatsiz olarak bulundukları yerleri terk etmeleri yasaklanmalıdır. Bilimsel gelişmeler başkaları tarafından tercüme edilerek, özet halinde ellerine verilip, dünyadaki tıbbi-cerrahi ilerlemelerden haberdar edilmeleri sağlanmalıdır. Mesai kavramı kesinlikle olmamalı, 24 saatte azami 2-3 saat dinlenmelerine, su kaynatmamaları ve yaşamsal ihtiyaçlarını gidermeleri için fırsat tanınmalıdır, aksi takdirde gevşemeler olabilir, performans düşüklüğü yaşanabilir. Maaş, ücret, muayenehane, bayram, tatil, yıllık izin, hastalık, rapor ve emeklilik gibi ahlaklarını bozucu durumlar kesinlikle söz konusu olmamalıdır. Kurallara uymayanlara en ağır şekilde hadlerinin bildirilmesi gerekir. Hekim milletinin (Aslında “millet” kelimesi de doğru değil, bunların “insan ile makine arası bir yaratık topluluğu” olarak telakki edilmeleri daha doğru olur kanaatindeyim.) hangi nedenle olursa olsun, adalet ve insan hakları gibi evrensel organlara müracaatları yasaklanmalı ve aldıkları cezalar ne olursa olsun, itiraz hakkı verilmemelidir. Başlarına yönetici olarak da, ÖSYM imtihanlarında en düşük puanı alan kimseler atanmalıdır. Kayd-ı hayat şartı ile hizmetleri sağlanmalıdır. Hiçbir şekilde hiçbir hizmette kullanılmayacak kadar düşkün olanların, topluma yük olmamaları açısından, hayatlarının makul bir şekilde sonlandırılabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.


Şehirler arası yollarda her 500 metrede bir sağlık kulübesi yapılarak, buralarda en az bir doktor istihdam edilmeli, gerektiğinde her türlü ambulans hizmetlerinde de kullanılmalıdırlar. Her köyde, sağlık hizmetlerinin yanında diğer köy hizmetlerinde de çalıştırılmak amacıyla, muhtarların emrine en az bir hekim tahsis edilmelidir.


Herkese, özellikle hasta ve yakınlarına, kalıtsal olsun olmasın bütün hastalıklarının, kaza geçirip yaralananlara maruz kaldıkları kazaların, bütün kavga, darp, zehirlenme, karı-koca anlaşmazlıkları, faili meçhul cinayetler ve hatta yaşanan enflasyon ve terör gibi toplumsal olayların da esas nedenlerinin aslında doktorlar olduğu bilinci aşılanmalıdır. Alkollü araç kullanmanın, kırmızı ışık ihlali ve hatalı solama gibi felakete yol açan faktörlerin, su, elektrik ve doğal gaz kesintilerinin, aksayan belediye ve toplumsal hizmetlerin arkasındaki esas amilin doktor milletinin olduğu unutulmamalıdır. Zira hekim doğarken, hiçbir vaftizin temizleyemeyeceği kadar, suçlu doğar. Bu hususta, medya, gazeteciler, muhabirler, yorumcular ve avukatlar da bilgilendirilmeli ve adli-hukuki mekanizmalar bu çerçevede düzenlenmelidir. Mümkünse bütün okullarda “Hekimler nasıl zabt’u rapt altına alınır?” adlı bir ders okutulmalıdır
.
Bütün bunlar aklımdan geçerken, kan ter içerisinde uyandım. “Çok şükür rüya imiş!” dedim.
Hoşgörünüz için teşekkürler…
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) suhyav (doktor)
10.10.2011 19:19:08
recep akdağ'a ilham verebilir...
o da mı bir zamanlar doktordu yoksa artık değil mi?
People
0
2) Ercüment Orhan TÜRKER (Aile Hekimi)
10.10.2011 15:54:15
Hocam elleriniz dert görmesin. Hal-i pür melalimizi çok güzel anlatmışsınız. 11 yıllık hekimim,bunun ilk bir kaç yılından sonrası hep pişmanlıkla geçti,inanın. Hekim olunca bu kadar sıkıntı yaşayacağımı bilsem ÖYS sınavında 3-5 tane fen bilimleri sorusunu yapmaz, başka mesleğe yönelirdim. Onca yıl tıp fakültesine girmek, okumak, bitirmek için harcadığım emek, zaman ve paraya gerçekten çok yazık olmuş. Yakın çevremden doktor olma hevesinde olanlara iyi düşünmelerini öneriyorum. Ben gibi, biz gibi olmasın sonları diye...
People
1
3) Dr (Dr)
10.10.2011 13:33:37
Okurken güldüm ama "acı acı" güldüm. Çünkü abartı olsa da anlatılanlara yakın kısmı zaten oldu.
People
1
4) dr_cortex (doktor)
07.02.2011 23:42:41
bu değerli yazinizdan dolayi ellerinizden opuyorum..inşallah bir gün doktor milleti uyanip birlik olucak ve siyasilere gerekli cevabi vericektir..
People
1
5) dr melanom (dr)
07.02.2011 16:58:51
kıymetli hocam ellerinizden hürmetle öpüyorum ..
People
1
6) fatih yıldız (dr)
09.10.2010 10:35:01
Hocam iyi ki uyanmışsınız,yoksa rüya daha çok devam eder ve karabasanlar oluşabilirdi. Toplum farkında değil henüz ama doktorlara ve diğer sağlık çalışanlarına bu şekilde ki yaklaşımların olumsuz etkilerini ilerde görebilirler, primum none noce ibresini artık hekimler haklı kendilerine doğru yöneltiyor.
People
1
7) XYZ (doktor)
08.10.2010 22:18:06
Hocam ellerin dert görmesin:)
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)