YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Ah Bu Unvanlar! İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

25.03.2013, Pazartesi

Tüm Yazıları

Evet... Bu yazımın başlığı, bazı kişilerin amansızca,  dayanılmaz bir arzu ile adlarının başına ilave etmek istedikleri ve bu şekilde itibar kazanacakları zannı ile hak edemedikleri akademik payeleri, bir şekilde legal/ahlaki olmayan yollarla edinme gayretlerini vurgulamak için  “Ah bu Unvanlar!” olarak belirlenmiştir.



Yine bu başlığı kullanmamın bir diğer sebebi, bu köşede yayımlanan son birkaç makalemde de ifade ettiğim gibi, son otuz yıldan beri tedrici olarak, hemen hemen her alanda görüldüğü üzere eğitim, öğretim, diploma ve unvan kazanımı konularında da,  kendi hisselerine düşen spesifik bir dejenerasyonun nasıl da iliklerimize kadar işlediğini bir kez daha gözler önüne sermektir.



Yüksekokullaşan, hatta liseleşen üniversiteleri ve ilkokullaşan liseleri,  bir zamanların hızlandırılmış diploma elde edinimlerine nispet, amansız bir yarışın tarafları olarak görmek, maalesef çoğunlukla, ilmi hassasiyetleri sebebi ile asla taviz kabul etmemeleri gereken bazı kişi, kurum ve kuruluşların desensitize olmuş şuurlarında dahi, normal olarak karşılanmaktadır.



Bilmem hangi ülkenin,  bilmem hangi ne idüğü belirsiz okullarından(!) ve yüksek mektep-üniversitelerinden(!), devam edilerek ya da edilmeyerek, ücretli-ücretsiz, şu veya bu şekilde bir yolu bulunarak elde edilen, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora diplomalarının cirit attığı günümüzde, birkaçı hariç, aynı prosedürler kullanılarak kazanılmış(!), çakma doçent(!)  ve uyduruk profesörlerin(!), toplumun dikkatinden kaçtığı da maalesef aşikârdır.



Bir zamanların, hak ettiği profesörlük unvanının haberini, cumhurbaşkanlarının tebrik telgraflarından öğrenen ve binbir zorlukla uzun yıllar akademik çalışmalarının onurlu bir semeresi olarak, bu haklı gururu yaşayan bilim adamlarının yanında, bir yolunu bularak, isimlerinin başına ilave ettikleri bu unvanlarla(!), şeref  ve haysiyet kazandıklarını zanneden zavallıların, başlarını döndüren bu akademik titrlerini(!) legalize etmek için çeşitli oyunlara tevessül etmeleri, bilim dünyamızdaki hal-i pür melalimizi ortaya koymaktadır.



Nerede ise muhteris kişilerce marketlerden satın alınır duruma getirilmeye çalışılan ve “Makale Pazarı” ismi ile bu Nörofilozofi köşemde sizlerle paylaştığım bilimsel yayın gerçeğinden sonra, “Unvan Pazarı” adı ile bir makale daha yazmak istemiyorum.  



Ancak, akademik unvanların her istenilen yerde değil,  sadece ve sadece akademik ortamlarda çalışılıp tecrübe kazanılarak ve her kademesinde yıllarca gayret sarf edilerek ciddi imtihanlardan sonra hak edinilebileceğini ifade etmeyi de, bu ülkenin bilimsel istikbaline ışık tutması hususunda sorumluluk duygusu içerisindeki bir bilim adamı olarak  görev addederim.



Ayrıca, yeri gelmişken ifade etmeliyim ki,  isimlerinin başındaki haklı ya da haksız olarak elde edinilen unvanlara, şeref, haysiyet, onur ve şahsiyet açısından ihtirasla  sığınanların, kendilerinde ve öz benliklerinde bu hasletler olmadıktan sonra, bütün gayretleri beyhudedir.



Bir de, her hastalığı tedavi(!) ettiğini iddia eden bazı doktorlar bir yana, tıp alanında profesör olmadıkları halde, unvanlarının arkasına sığınıp kendilerini hekim gibi lanse ederek, ortalıkta dolanıp sağlıkla ilgili ahkam kesen, hastalara destek-köstek  olduklarını iddia eden medya soytarıları ve şarlatanları yok mu! Amaaan, boş ver zavallıları. Aşağılık kompleksi işte.



Biz yine, HİCRAN ( Öteki Adam Yayınları, Barış Matbaası, Sayfa; 188, 2013. İstanbul)’dan bir rubâi paylaşalım.


NEFES!


”Nefes”le nefeslendim, nefeslerindir, Nefes.
Nefesinden nefesler, nefeslerimdir, Nefes.
Nefesim nefesinden nefessizdir “Nefes”im,
Nefeslerde nefessin, ne nefessin, ne Nefes!

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Eda Tüter (Bankacı)
08.04.2013 11:49:30
Bu yazınızda hani diyorsunuz ya Sn AYDIN:Ayrıca, yeri gelmişken ifade etmeliyim ki, isimlerinin başındaki haklı ya da haksız olarak elde edinilen unvanlara, şeref, haysiyet, onur ve şahsiyet açısından ihtirasla sığınanların, kendilerinde ve öz benliklerinde bu hasletler olmadıktan sonra, bütün gayretleri beyhudedir."Apartman görevlimizle gurur duyuyorum.
People
0
2) Dr.N.H. (Dr.)
27.03.2013 11:22:00
Bu ünvanlar bakkaldan alınmıyor ya, ünvanlı birileri tarafından 'çoğunlukla' sıkı pazarlıklar sonunda sunuluyor...'Sen benim adamımı gör, ben seninkini görürüm'...'O benimkini görmedi ben de onunkini görmem...'Tam bir kulis döngüsü...Ha bu arada ünvan neye mi yarıyor??? Kap ünvanı,ayarla özel merkezleri,al ücretsiz izni, sür ünvanın sefasını...!!! Burda ünvanı alanlar değil verenler düşünmeli, ama bedel ödeyerek alanlar zamanı gelince bir bedel ödemeye de mahkum olacaklardır elbette...
People
0
3) opdr küskün cerrah (opdr )
26.03.2013 07:58:01
BİR DE ÜNVAN TAŞIYIP YILLARCA ÜNİVERSİTELERDE YATAN ADAMLAR VARDI...
People
0
4) EK (Dr)
26.03.2013 07:07:29
Hocam Makale pazarı isimli yazınızla çelişiyorsunuz. Bir bilim adamı bugün sayısal olarak en iyi şekilde h-index kriteri ile ölçülür. mecbursunuz sayısal bir değer vermeye, duygusal ölçümlerinide yaşadık ülkemizde ve halen daha aptalca olan Doçentlik sözlü sınavında âlâsını yaşıyoruz. Hala telefonlar kapıda beklemeler tehditler şantajlar karalamalar, benimkine vermedin seninkide alamayacak zihniyeti, anlayacağınız bilimsellikten eser yok. Hiç olmazsa 5 yılını doldurmuş h- indeks 8 ve üzeri doçentliğe girer, 12 ve üzeri profesörlüğe atanabilir dese YÖK o zaman işin şekli değişir ve kalite artar. Öbür türlüsü herkes ben süperim der ve sizde birşeye dayanarak değilsin diyemezsiniz. Tabi birde h- index e torpil işlemez, politikacı, dekan,rektör, bölüm başkanı,hoca,başbakan, cumhurbaşkanı....karışamaz ve etkileyemez. Buda adalet duygusunu güçlendirir. aynı tus sınavı gibi, basit ama adil hiç olmazsa, öbür türlü olsa garibanın çocuğu ihtisas yapamaz bu ülkede. Bilim ne ürettin ve seni kaç kişi refere etti, yani ne kadar verimli ve kaliteli iş yapıyorsun diye sorar? Yazınızdan sanki Size göre bilim adamı kampüse sabah gelecek akşam gidecek ama mutlaka acı çekecek zorluklar yaşayacak dikenli teller arasından geçecek. Günümüzde Artık sizin anlattığınızı herkes online dinler ve soru sorar, ameliyatınızı anında canlı yayınlayabilirsiniz, öğrencilerinizde face to face tartışma ve görüşme yapabilirsiniz. Önemli olan sizde ne var ne vereceksiniz onlara. Ne buldunuz, ne ürettiniz, patentleriniz, aldığınız ulusal ve uluslar arası research proje destekleriniz neler. Sayın hocam o eski üniversite duvarları arasına sıkışmış eğitimden ve bilimden çıkma zamanı geçti gidiyor. Millet uçuyor biz hala doçentliğe şu adamı nasıl çaktıralım entrikaları ile uğraşıyoruz, yalan yayınlar yapıyoruz, GDO lu ürünler üretip kendimizi kandırıyoruz. Bu ürünleri yiyen doymuyor, zaten yemiyor da, o zamanda h-indeks dipte geziyor...sağlıkla kalın
People
0
5) RAS (Dr)
25.03.2013 00:27:48
Sayın hocam Aydın Üniversitesi tıp fakültesi H-index i kaçın üzerinde olan, kaç yıllık hocaya profesörlük verecek? Ve Hiçbir karar sizi bu yoldan döndürmeyecek (mesela patron baskısı). Bazıları yüksek koydu sınırını, mesela sizde de varmı böyle bir sınır?
Tıp ve bilim eskiden olduğu gibi duvarların, üniversite kampüsü tel örgülerinin içinde değildir, sınırlandırılamaz. Artık acılar çekmek, çok cimri sınavlar geçmek değil h-indexiniz, buluşunuz , patentiniz , ders verme kabiliyetiniz veya özellikli cerrahi kabiliyetiniz , research kabiliyetiniz konuşulmaktadır bilim adamını tarif ederken.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer