YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Başlığını Siz Koyun! İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

24.10.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

Her zaman olduğu gibi akşam eve geldim, biraz dinlenmek gayesi ile kanepeye uzanmış, elimde televizyon kumandası, TV kanallarını izliyorum, zapingliyorum (Biraz fiyakalı olsun diye bu kelimeyi kullandım), kanaldan kanala geçiyorum, izlenebilir program arıyorum. Aman Allahım!,  ne kadar da Televizyon Kanalı varmış… Değiştir değiştir, bitmiyor.

Çok enteresan bir şey dikkatimi çekti. Daha önce değişik vesilelerle bu Nörofilozofi Köşemde de sizlerle paylaştığım gibi, çeşitli ortamlarda, tıp doktoru olsun ya da olmasın, birçok unvanlı-unvansız, cahil-okumuş, okumuş-cahil, mutatabbip, şarlatan, soytarı, fırıldak, sahtekâr bazı kişilerin yazılı ve görsel basında boy gösterdiklerini, tedavi edici ürünlerini(!) satmak amacı ile hasta olsun olmasın, insanımızın duygularını sömürmeye, onları kandırmaya yönelik ilan verdiklerini ve program yaptıklarını dile getirmiştim.

Bu yazdıklarımın hiçbiri, yetkili-yetkisiz, sorumlu-sorumsuz, hiçbir makam ve kişinin dikkatini çekmemiş olmalı ki, bu çok ağır, rahatsız edici ve kötü bir reklam kokusu ihtiva eden ilan, yayın ve programlarda, akıl almaz derecede bir artış gözlemledim. Birçok televizyon kanalında, benim şanssızlığım mı bilmem ama, aynı anda, hatta aynı kişinin, aynı içerikli programlarına rastladım. Kendisine “Hocam” “Hocam” diye hitap edilen, “Kerameti kendinden menkul”, “Körler sağırlar birbirini ağırlar” ve “şıracı-bozacı” muhabbeti ile,  birilerinin elindeki taş, toprak, cam parçası, çiçek tohumu, ot, bitki, yaprak ve bilmem daha nelerden elde edildiği iddia edilen ürünlerini(!), ilaçlarını(!), insanların akıllarını çelecek gâvurca(!) cafcaflı isimler koyarak, tedavi garantili, satmaya çalıştıklarını gördüm.

Hatta kırk yıldır, mesleğimde duymadığım, hiçbir ciddi kitap ve literatürde okumadığım, fizyopatolojik izah ve tedavi mekanizmalarına şahit oldum(!). Enfeksiyonmuş, diyetmiş,  immün sistemmiş, antibiyotikmiş, boş laflar…(!)  Adamların elindeki ürünler(!) kısırlıktan iktidarsızlığa, her tür kanserden hipertansiyona, enfarktüsten beyin kanamasına, epilepsiden bütün felçlere, diyabetten Parkinson’a, gangrenden multipl skleroza, yani anlayacağınız, her derde deva, her hastalığı tedavi ediyormuş da, hiç haberimiz yokmuş(!). Damarları öyle bir açıyor ki, sular seller gibi… Damarlar açıldı mı, her hastalıktan kurtulmak mümkün! Gangren olmuş kol ve bacağın, o ilaçla (!) öyle bir düzelme gösterdiği anlatılıyor ki, ampüte edilen organın, ampüte edilmiş olmasına rağmen, “O ilaçla tekrar yerine gelebilir mi?” diye insanın sorası geliyor(!). “İnsan hiç, tavuğa ya da balığa benziyor mu, et yemeli et, kırmızı et, bunu yasaklamak en büyük cehalet…”(!), vs. gibi, daha neler neler… Bilim adamlarının, üniversitelerin, tıp fakültelerinin ve dünyanın bu gelişmelerden(!) haberlerinin olmaması çok büyük şanssızlık ve aynı zamanda da haksızlıktır!

Bu tip programlara, Emniyet Genel Müdürlüğünün, Tarım Bakanlığının, valiliklerin ve özellikle de halkın sağlığından birinci derecede sorumlu olan Sağlık Bakanlığının müdahil olmaması, (veya oluyor da bizim mi haberimiz yok), insanın ister istemez aklına, bu iddiaların doğru olabilirliğini(!) getirmektedir.

Öyle ya, topluma düşman belletilmiş, horlanmış, itilmiş, çilekeş,  haysiyetli ve şerefli meslektaşlarımı, irin dolu kıskanç ve haset beyinlerin, kokuşmuş düşüncelerinin çıkmazına ve çukuruna iten zihniyetin kol gezdiği ortamda, “Kurt dumanlı havayı sever” atasözü doğrultusunda, kimsenin bunlarla uğraşacak zamanı ve takati olmasa gerek(!).

Yine de, az bir ihtimal dahi olsa, bu ürünlerin varsa tedavi edici ya da destekleyici etkilerini, objektif ve bilimsel olarak ortaya koymak adına, televizyonda ahkâm kesenlerin üniversitelere, tıp fakültelerine, eczacılık fakültelerine müracaatla, bunların klinik ve laboratuvar ortamlarında, hayvan deneyleri ile ilmi araştırmalarını yapıp, uluslararası düzeyde, ciddi kongrelerde ve  SCI kapsamındaki dergilerde ve makalelerde yer almasını sağlayarak, tüm insanlığın hizmetine sunmaları gerekir.

Ben buradan, İstanbul Aydın Üniversitesinin “Techno-Center” dâhil, bütün laboratuvar ve araştırma merkezlerini kendilerine açacağımızı ve her türlü desteği vereceğimizi ifade ediyorum. Gelsinler, bilimsel kurallar çerçevesinde araştırmalarını yapsınlar ve onurlu bir şekilde bu araştırmaların, iyi ya da kötü, bütün sonuçlarını tüm dünya ile paylaşsınlar. Haysiyetli, şerefli, onurlu ve namuslu bilim budur. Başka yol yok.

Bu nedenle bu yazının başlığını ve bunun dışında yol aramanın adını, siz değerli okuyucularımın engin, zengin ve kıvrak muhayyilelerine bırakıyor ve güngörmüş, nefeslenmiş, ancak hakkıyla yorumlanamamış bir berceste beytimizi paylaşarak bitiriyorum.

Bir nazar kıl çeşm-i hakla, sadr-ı yesarın ne der.

Yoksa namım,  hem de aşkım, figanım süküt eder.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) fatma kızılay (fizyoterapist)
30.10.2011 22:41:58
Hocam ellerinize sağlık,ben de ne zaman birileri çıkıp bu adamlara dur diyecek diye bekliyordum,halkımız maalesef ilaç konusunda çok bilinçsiz özellikle yaşlılarımızın bu zaaflarından faydalanmak isteyen bu şarlatanlar halkın ilgisini çekecek cümleleri çok iyi biliyorlar,damarları açmak demişsiniz ya:)
ben de şu soruyu eklemek istiyorum sizin yerden göğe kadar katıldığım önerilerinizin ve davetinizin üstüne.
acaba bu ilaçları yapanlar veya satanlar kendi yakınlarına da kullandırıyorlar mı yada kendileri kullanıyorlar mı?
People
0
2) Frankie Bellevan (Tıp Doktoru)
29.10.2011 00:45:26
Hocam söylenmesi gereken ne varsa söylemişsiniz.Umarım mesajları alması gerekenler alır.Saygılar.
People
0
3) drmkose (Uzman Dr)
24.10.2011 23:09:19
Hocam sizin makalelerinizi ilgiyle takip ediyor ve genelde yorum ekliyorum.
Son yazınızla ilgili olarak SB Tedavi hizm. Genel Md tarafından bir çalışma "Klasik Tıp Dışı Tedaviler" başlığı altında sürdürülmektedir. Tespit edilen 45 tedavi metodu için Amerika ve Avrupa'da uygulama yönetmelikleri incelenerek Türkiye için uygun bir yönetmelik hazırlanmaya çalışılmaktadır. Ancak Haziran2011'den sonra gelişmeler oldu mu bilmiyorum. Saygılarımla...
People
0
4) Dr. Adalet (öğretim üyesi)
24.10.2011 10:21:14
Kıymetli Hocam,

Çok önemli bir konuya bir kez daha vurgulamışsınız. Teşekkür ederim. Hiç bir bilimsel dayanağı olmayan yöntemleri ve girişimleri önce "tedaviye destek", ardından da her türlü derde deva diye "tedavi" amacıyla kullanmak gibi tıbbi şarlatanlıklar yapmak, halkımızın cehaleti üzerinden duygu sömürüsü de yaparak menfaat elde etmek bu ülkede sıradan bir şey haline geldi. Tarım ve özellikle de Sağlık Bakanlığı bu ülkede ne yapar ki?. Sağlık Bakanlığı doktorlarla ve özellikle de tıp fakültesi öğretim üyeleri ile uğraşmaktan bu tür önemsiz (!) şeylere vakit bulamıyor galiba. Yakın zamanlarda obez bir hastaya bitkisel preparat diye "yüksek dozda sibutramin" içeren bir maddeyi verip ölümüne sebep olanlar mahkemede yargılandılar mı? Sonuç ne oldu, merak ediyorum. Yetkilileri göreve çağırmaktan başka çare yok.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer