YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Kapatın Şu Tıp Fakültelerini..! İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

18.10.2010, Pazartesi

Tüm Yazıları

Evet, yanlış duymadınız, artık tıp fakültelerini kapatmak gerek! Zira onlara ihtiyacımız kalmadı. Çok sıkı imtihanlarla geçen uzun bir tahsil dönemi, hoca sıkıntısı, milyonlarca lira gerektiren bina, araç-gereç ve laboratuvarlar, kadavra temin etme derdi gibi birçok problem sona erdi(!)

 

Bu fakülteler, mezuniyetlerini ve uzmanlıklarını takiben, sürgün, kötek, pataklanma ve her türlü hakaret, küfür ve dayağa karşı immünite (bağışıklık) kazanabilme, hatta öldürülmeye karşı bile hazırlıklı olabilmeleri açısından gerekli metaneti kazanabilmeleri, çok uzun süre aldığı, bazen de ömür yetmediği sebebi ile çok zeki ve akıllı gençlerimiz tarafından, eskiden olduğu gibi, tercih edilmemektedir. Üstüne üstlük, insanları tedavi etmek artık çok kolay!   

 

Çok şükür, birçok televizyon programları, radyo söyleşileri, gazete-dergi sütunları, sağlık satan ve hastalıkları tedavi(!) eden unvanlı ya da unvansız(!) mutatabbiblerle (mütetabbib veya mutatabbib’in manasını bilmeyenler, lütfen bir zahmet lügat açıp öğreniversinler, gerçi Google’da da bulabilirler ya…)  dolup taşıyor.

Bu mutatabbibler, kendi alanlarında ihtisaslaşmışlar(!) ve mutlak operasyon endikasyonu olan hastalıkları bile kesinlikle(!) tedavi ettiklerini, hastalarıyla(!) programlarına telefon bağlantısı kurdurarak veya açık adreslerini verip, bangır bangır bağırarak iddia etmektedirler. Bunlardan bazıları ise kendilerini, kendilerince ihdas ettikleri unvanlarla(!) tanıtmakta ve sundurmaktadırlar. Kamuoyu oluşturarak, hastaların ve insanların bilgisizliklerinden ve çaresizliklerinden yararlanıp,  dini inançlarını, saf ve temiz duygularını istismar ederek, pervasızca, sözde muayenehanelerine(!) bile davet etmektedirler.

 

Yeri gelmişken, Sağlık Bakanlığının yayınladığı “Muayenehane Açmamak İçin Gerekli Şartlar”ının bu mutatabbibler için neden zorunlu olmadığını da merak etmiyor değilim. Yoksa onların muayenehaneleri denetim dışı mı bırakılıyor!

 

Hiçbir jinekolog, ürolog-andrologun tedavi edemeyeceği kadın-erkek problemlerini bile, artık jinekoüroandrolog(!) mutatabbiblerin, bilmem kaç liraya sattıkları bir kutu ilaçla(!), bir poşet otla veya bir tutam tozla tedavi ettiklerini duymayan kalmamıştır sanırım(!).  Doktor muayenesi, tetkik, tahlil ve her türlü incelemeye son... Garantili tedavi! Telefonla şikâyetlerini söyle, ilacın(!), otun, tozun gelsin, fiyatını öde, beğenmezsen paranı geri al!

 

Ama haklarını yemeyelim, bazılarının tıp tahsili almadıkları halde, bayağı, tetkik ve tahlil isteyip, onları çok büyük bir ağır başlılıkla, çok lüks döşenmiş muayenehanelerindeki(!) masalarının başına kurularak, inceleyip yorumladıklarını(!) da duyuyorum.

 

Otçuluk, tozculuk, tılsım, muska ve üfürükçülük uzmanlığı diploması(!)  alabilmek için, bir eğitimin gerekli olup olmadığını bilmiyorum ama, suçlanan bazı aktarların çok daha masum olduklarını söyleyebilirim.

Onkolog mutatabbiblerin tedavi edemeyeceği hiçbir kanser hastası yoktur(!). Terminal dönemlerinde, sürünen kanser hastalarını bile, kısa sürede ayağa kaldıran, parmaklarından şifa(!) akan, mucizevi ilaçları(!) ile en gözde onkolog ve kanser cerrahlarına taş çıkartan(!) bu şarlatanlara kimse neden “dur” diyemiyor. Böyle giderse, eczacılara da nal toplatan bu durum sebebi ile eczacılık fakültelerini de kapatmak gerekecek.

 

Çok üzülerek ifade etmeliyim ki, bu anafora kapılarak, parsadan pay kapabilmek uğruna, kendi meslektaşları ve arkadaşları arasında bile küçük düşen, tıp doktoru unvanına sahip kişiler de vardır.

Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne bu mutatabbiblerin takip edilmesinde ve denetlenmesinde görev düşmüyor mu?  Üniversiteler, tıp fakülteleri, eczacılık fakülteleri, Türk Tabipler Birliği, meslek odaları ve uzmanlık dernekleri, mutlaka bu hususun üzerine gitmelidirler.

 

Bizler, hekimlere daha fazla nasıl zulüm edebiliriz, hasta(!) ve yakınları tarafından hangi bahanelerle daha kolay dövülebilirler ve ceza almadan kurtulabilirler, diye metot ve yöntem geliştirmek için kafa patlatırken, “Atı Alan Üsküdar’ı Geçiyor”!

Biz yine de rubaisiz kalmayalım…

 

AŞIK-I NALAN MISIN

Hazanımda esrarlı, ateş-i suzan mısın?

Küllenmiş hülyalara can veren canan mısın?

Pişmanlık girdabının müzeyyen mazisinde,

Yoksa sen de ben gibi, aşık-ı nalan mısın?

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) yasemin çınar (hemşire)
23.10.2010 00:16:03
merhaba. sayın fizyoterapist çok güzel birlik olmaktan bahsetmiş sağlık personeli için fakat hekim arkadaşlar birlik olmayı performans unsuru çıktığından beri unuttular.birşeyi daha unuttular ekip ne kadar birbirini desteklerse sivil halktan o kadar saygı görür, yaptığı işin değeri bilinir. para hırsı çağımızda herkesi sardığı gibi en çok da hekim arkadaşları sardı bunu kabul edelim.iyi ki hala ekip ruhunu kaybetmeyen bir kaç tane var ki onları tenzii ederim. bu performans sistemi dayatılırken nasıl biz kendi kendimize kaldıysak beklenen sonuca yaklaşılırken maalesef siz de yalnızsınız. çünkü ben artık 'haydi arkadaşlar bu kararı protestoya,karşı koymaya'dediğinde arkasından sorgusuzca meydanlara yürüdüğüm hekim arkadaşlarımı göremiyorum artık. bol şans.
People
0
2) Önemli mi? (Fizyoterapist)
21.10.2010 10:01:53
Evet herkesin her hastalık konusunda fikri var Tv ler sağolsun.. Her hastalığa bir ot var deva olan..B angır bangır satıyorlar! Bakanlık bunları engellemek yerine kendi sağlık personeline yapmadığını bırakmıyor.Herkes Fizyoterapist, Marketler eczacı olur, kırıkçılar ortopedist...vs vs 48 meslek var ki sağlık bakanlığı bünyesinde halen tanımı yapılmamış. Hekimler kendi arasında,sağlık çalışanları kendi arasında, hastane hastane arasında öyle güzel bölünmüşki... çekememezlik yaratılmış.. birlik olup hak aramayı düşünemiyoruz.. Birbirimizle uğraşmak yerine aynı alanda çalışan insanlar olarak huzurlu bir hayat için çaba göstermeliyiz..hak ettiğimiz..
People
0
3) İHSAN SARIKAYA (TIP ÖĞRENCİSİ)
18.10.2010 12:07:03
hocam malumunuz insan, sağlığı(nı kaybetmemek için değil de tekrar kazanmak) için her şeyi yapar. bu her şeyin içine sadece mantıklı olan şeyler girmiyor maalesef. Aksine doğru-yanlış, medikal-paramedikal, ispatlanmış-ispatlanmamış, doktor-hoca üfürükçü her kes ve her şey girer. Geçen de annemi kandırmışlar bi tomar paraya envai çeşit ot ve bal satmışlar. kendisi astım hastası. ilaçlarını bıraktı ota başladı. soluğu acillerde aldı. şimdi hem ilaç alıyor hem ot içiyor. otların sayesinde iyileştim diyor. şimdide polenli bal aldı. allah aşkına polenin astıma ne faydası var? ama öyle ya işte. insan sağlığı için her şeyi(!) yapıyor.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer