YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Pekiii… Çözüm? İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

20.04.2015, Pazartesi

Tüm Yazıları

Her ne kadar muhteviyatlarında, eksiklikleri telafi edeceğine inandığım  fikirlerimi beyan etmiş olsam da, gerek makalelerimde, kitaplarımda, konferanslarımda ve gerekse televizyon programlarımda üzerinde durduğum hususlarla ilgili olarak, çeşitli yollarla aldığım eleştiriler ve  geri bildirimler ışığında, sağlık sistemi, eğitim ve öğretim problemlerinin tespiti yanında, çözüm formüllerinin de talep edilmesi  bu makaleyi yazmamı zorunlu kılmıştır.  Çok fazla teferruata girmeden, bu konularla ilgili çözüm yollarından bahsetmek istiyorum.

 

İlk etapta, bölük pörçük olarak sürdürülmeye çalışılan, her gün bir yerine yeni bir yama iliştirmeye gayret ettiğimiz sağlik sistemimiz için model bir modern sistemin baz alınması şarttır.

 

Dünyayı yeniden keşfetme gayretlerine girmeden, İsviçre, Almanya, Fransa, İngiltere veya Amerika Birleşik Devletleri sağlık modellerinden birini tercih edip, bazı küçük modifikasyonlarla ülkemize adapte edilmesi en makul yöntemdir.

 

Ancak, hekimi ve sağlık personelini Amerikan standardında çalıştırıp, yaşam kalitesi ve maaşa sıra gelince, emeklilik dâhil, Afrika metodunu tercih etmek ile randıman alınamayacağı gibi, bu insanları aptal yerine koymak olur. Taklitçilikten ziyade, üniversiter sistemimizin yapılanmasında, idamesinde, akademik kadroların oluşturulmasında, unvan ve makamların tevdi edilmesinde de yine aynı ilkelere  başvurulmalıdır.

 

Tıpta Uzmanlık Sınavı’na yarış atı  hazırlamak  yerine, topluma gerçek manada pratisyen hekim yetiştirilmeli, uzmanlık alanları ve kadroları, ülke ihtiyaçlarına  ve belli kriterlere göre saptanmalı ve  dağılım yapılmalı,  bir hekimin bir günde muayene edebileceği hasta sayısı, bazı özel durumlar hariç,  en çok  yirmi ile sınırlandırılmalı, aciliyeti olmadığı hâlde Acil’leri meşgul ederek, hakiki acil vakaların hakkına tecavüz eden hastaların sağlık giderleri kendilerine ödettirilmeli, sağlık personeline şiddet uygulayanları ve birinci derece yakınları SGK kapsamı dışına alınmalı, hekim ve sağlık personeli düşmanlığını körükleyici haber ve girişimler engellenmeli, komplikasyonlar için tazminat yolu kapatılmalı, diğer tazminat davalarından kurumları sorumlu tutulmalı, rücu işlemine son verilmeli,  şahsi tazminatlar makul çerçevelere çekilmeli, her ne surette olursa olsun eş durumuna riayet  edilmeli, mecburi hizmet süresi rasyonel bir müddete çekilmeli, mecburi hizmet sonrası sağlık personeline her türlü kolaylık sağlanmalı, birinci basamak sağlık hizmetleri kuralları yeniden belirlenmeli ve bunlara kesinlikle riayet edilmeli, ihtisas kaidelerine saygı gösterilmeli, ucuz uzmanlık belgesi dağıtılmamalı, muayenehaneler için makul düzenlemeler getirilmeli, insanların özel muayene hak ve talepleri dikkate alınmalı, sağlık personeline yıpranma payı ve vergi indirimi getirilmeli, hasta memnuniyeti  araştırmaları yanında, sağlık personeli memnuniyeti anketleri de yapılmalı ve bazı özel hastanelerde meslektaşlarımızın kürek mahkûmu gibi çalıştırılmasının önüne geçilmelidir.

 

Akademisyenlerin, üniversitelerin ve tıp fakültelerinin sayıları azaltılmalı, kaliteleri yükseltilmelidir. Akademisyenlerin akademik faaliyetlerinin sürekli olması için gerekli tedbirler alınmalı, hakiki manada bilime katkısı olmayanların unvanlarının kullanımına müsaade edilmemeli, periyodik olarak profesörler dâhil, tüm akademisyenler ilmi kurallarla değerlendirilmeye tabi tutulmalı, uluslararası ilmi standartları  sağlayamamış, kafi miktarda akademisyen kadrosu bulunmayan üniversite ve tıp fakültelerinin faaliyetleri sonlandırılmalı ya da belli oranda kısıtlanmalı, üniversiteler dışından akademik unvan kazanımının ve kullanımının yolu kapatılmalı, doktora, doçentlik ve profesörlük kuralları yeniden gözden geçirilerek, özellikle jürilerin belirlenmesinde çok sıkı ilmi kriterler getirilmeli, medyatik tıp kat’iyyetle engellenmeli, tıp eğitimi almayanların sağlık ile ilgili icra-i sanatta bulunmaları ve beyanat vermeleri yasaklanmalı,  şarlatanlık ve mütetabbibliğin önüne geçilmeli, toplum nezdinde maalesef düşman olarak gösterilmeye çalışılan günümüz hekimine en az kırk yıl evvelki bir tıbbiyelinin sahip olduğu itibar kazandırılmalı, tıp fakültelerine öğrenci alımında adil davranılmalı, adı sanı duyulmamış fason kurum ve kuruluşlardan, gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından yatay geçiş adı altında, alın teri ve toplum vicdanını zedeleyecek uygulamalara müsaade edilmemelidir.

 

Aslında bu hususlarda yazacak daha çok şey var ama, şimdilik bu kadar ile iktifa edelim.

 

Müteharris ve müşteki kalemimden sızan göz yaşlarının feryadı olan bir başka güngörmemiş Hicran rubaisi ile sözlerimizi bağlayalım.

 

 

ÜRYÂN İSTERİM

(Failatün, failatün, failatün, failün)

Terk edip dünyayı candan, canı Canan isterim. 

Vuslatın hasret yolunda, canı kurban isterim. 

Nevbahardan katre oldum, amma umman isterim,

Mâsivadan sıyrılıp,  hep Yâri üryân isterim. 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
30.04.2015 15:06:05
Sayın Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN siz tamam sorunlar tamada peki çözüm demişsiniz demek oralara gelememişiz.Biz önümüze konanı yeriz.Ne koyuyorlarsa.Bu genel anlmada söyüyorum okumuşu içinde okumamaşı içinde böyle.

Performans sistemi gibi bir sistemi etik , akıl , ekonomi , nitelik adına kabül eden bir ufkumuz kendi sınavını verdi.Çaktık.Üniversitesi , derneği,öğretim üyesi.Bu olmaz ! diyebilme perspektifini göster(e)medi.

Demek eğitimde ,özerklik de, kafalarda olmamış bir şeyler var.Yavaş ısıtılmış sular misali sistem hararet yapmış veriler ortada ama insan alışmış.

Alışmak bir fıtrat özelliğidir.Fıtrata özgü olan , biri egosentrik-benmerkezci ,diğeri hedonist yanlarımıza ek olarak "alışmayı" da not ediyorum.

Peki çözüm diye sormuşsunuz harereti artırın , sorunları daha artırın , sıcaklık yada doz yetmemiş.Yada bir değerlendirme hatası yapıyoruz.

Hocam !?

Belki de ?

Fıkrada anlatıldığı gibi kolları ve bacakları kesilen pirenin kulakları duymayu!

Bizim Temel bilimsel araştırmalara merak salmış; bir laboratuvarda pirenin davranışlarını inceliyormuş. Bakalım nasıl davranacak diye önce hayvanın iki ayağını koparmış “Zıpla bakayım” demiş pire serbest kalınca şöyle hafiften hareketlenmiş ama nafile, bir iki debelenip biraz ötede kalakalmış.

Temel kesin bir kanaate varamadığı için bu sefer diğer ayaklarını da kesip bağırmış pireye:
“Zıpla bakayım!”

Zavallı pirede bir hareket yok tabii.

Bizimki “Hımmm” deyip vardığı sonucu rapora geçirmiş “Ayakları kesilen pirenin kulakları duymayu”.

Bizim toplum bir Temel hali bulur bunu da , bu kepazeliği de, yada sağlıkta muhteşem dönüşüm arasında gelip giden şizofrenik çatlmayı kendine göre açıklar.

Bizim açıklama gibi derdimiz var mı?Bilmiyorum.Herhalde yok.Öyle olmalı.Ama unutmayı çok iyi belledik.Az acıtıyor ve sürekli aynı sorunlarda debeleniyoruz.Derken kronikleşiyor sorunlarımız.

Açıklayamazsak unuturuz.Çözümlerimizden biri ve en sık kullandığmız çözüm olarak not ediyorum.

Soru güzeldi.Saygılarımı sunuyorum.

Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastalıkları uzmanı
30/04/2015
People
0
2) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
26.04.2015 12:24:17
Pekiii… Çözüm ?

Evet soru güzel ve sorunu temel eksende olan ihtiyaç duyduğumuz kavramlarla ele almak zorundayız.

İlk çıkış Sayın Prf.Dr. Okan Akan dan gelmişti.Neydi o?.Özü biat kültürü ve siyasal hegemonya vurgusudur.

Ama bunu bunca yanlışa rağmen "bir doğru olarak" malesef hazmedemiyoruz.Müsaade ederseniz tekrar vah vah demek durumundayım. Ne söylenmiş !? “Bakanlığa bağlanmak, suyu tersine akıtmaktır.Dünyanın hiçbir yerinde üniversiteler bakanlığa bağlı değildir. Üniversiteyi silah zoruyla bağlayabilirsiniz, ama üniversite yıllar sonra yeniden doğar. Üniversite herhangi bir dogmanın tekelinde olamaz. Sağlık Bakanlığı tıp eğitiminden çıkmalıdır. Sağlık Bakanlığı üniversitenin işine soyunursa, bunun acısını bu toplum öder.” http://www.medimagazin.com.tr/medimagazin/tr-bakanliga-baglanmak-suyu-tersine-akitmaktir-676-560-10719.html

Daha sonraki çıkışları unuttuysam özür diliyorum.Buraya yazmalarını diliyorum.

Sonra?

Prof. Kalyoncu: 32 yıldır buradayım, böyle bir pervasızlık görmedim dedi yakın zamanda bir kaç gün önce.23 Nisan 2015

http://t24.com.tr/haber/hacettepe-hocasinin-isyani-hacettepeyi-ruyasinda-goremeyecek-insanlar-torpille-akademisyen-oldu,294456

Sonra ?

HÜ Rektörün açıklaması

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/taha-akyol_329/rektorun-cevabi_28831131#

Daha önce YÖKten mektup.30.03.2015 Taha Akyol Hürriyette yazmıştı.Ne yazmış ?Şunları !Prf.İlten Turan "Bugün üniversiteler özgürlük ortamından , her türlü konunun tartışıldığı , araştırıldığı ortamdan uzaklaşıyor" ..."YÖK Başkanı Saraç "İlten hoca toleranslı konuşmuş.Akademik ortam bugün değil vasat vasatın da altındadır"...

http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/taha-akyol_329/yok-ten-mektup_28591973

Peki burada yani Medimagazin yada diğer çeşitli sözüm ona kolaylaştırılan yada kolay ulaşılabilirliğiyle övünülen ! , maharet bellenen sosyal ortamlarda insanlar sorunlarını ve çözümlerini ne kadar "yaygın !" dile getiriyor ?

Getiriyor mu ? Getirmiyor ! O zaman bir bağıntı kurmak icap ediyor.Sorun bireyin kurumların özerk ve özgürlüğü "demek ki " yok !

Çok yetkili ve etkili , koltuk işgal eden ağızlar bile bunu söylüyor.Akıl tutulması yaşıyoruz.

Bunu yani bireyin özgürlük ve kurumların "özerklik" sorunlarını yok saymayı maharet belliyoruz.Vah vah demek ve yüze vurmak durumundayız.Ama alıştığımız biat ve hegemonya kültürü oto sansür !! yaratıyor.Buna sessiz kalanlar da buna bu yanlışa dolaylı yoldan katkı koyuyorlar ! Neden ? İnsan fıtratına özgüdür.

O yüzden ! insanları yüceltmek yerine sistemi konuşmayı iş bellememiz gerekiyor.Ama yine insan fıtratı gereği bize yararı olmayacağı için görmezden geliyoruz.Al sana kültür ! Dejenere olmaya ve kendi sorunlarıyla yüzleşemeyen kültür.İş cinayetlerindeki tutumlarımızda , en son Soma iş kazasındaki bir yönetici , bürokrat siyasetçinin , hükümet edenin istifa etmemesi , yada aynı karşıtlığında onları istifaya davet etmeme kültürü de bunu yansıtıyor.

Fuat Kalyoncu gibi bir sürü hocanın olduğunu biliyoruz.Ama sessizler.Lafa gelince , yada kendi aralarında konuşuyorlar ama kamuoyuna üniversiteler hakkında açıklama yapmıyorlar.

Aynı şekilde sağlık sisteminde bilginin mutlak paylaşımının , yeterli sürede hasta bakma , işlem yapma ,operasyon yapma gibi basit iş ve meslek ahlakı ile ilgili konularda hep ama hep gerçek bir çıkış yapmıyorlar.

Beyler bilimsel ortamı sağlayacaklarına sahip oldukları bilgileri bize unvanlarıyla ifade ediyorlar.Eğer böylesi bir ortamı ihmal ediyorlarsa unvanlarına , aldıkları eğitime , bilimsel ortama aslında ihanet içindeler.

Bu ihanet bizi bugün içinden çıkılması karmaşık hale gelişmiş sorunlarla yüzleştiriyor.

Demek ki bilimse ortam için özerklik , şeffaflık , herkesi için soru ve hesap verme , örgütlü şüphecilik kültürü , tutumu, uygulamaları gözetilmek zorunda.

Unvanlara ve kişilere yalakalık yerine bu kişilerin , basit standartları , doğruyu , basit değerleri ne kadar gözettiğine yada ihmal edebildiklerine bakmak gerekiyor.

Turnusol kağıdı budur.Etnik , dini , siyasal inanç tan önce bilimsel ortamın ilkelerini kim samimiyetle sahip çıkıyor.Bakın ve tutumunuzu ona göre alın.

Sağlık için yola çıkanlar , sağık için laf edenlerin hekimlerin , sağlık çalışanlarının nitelikli hizmet , bilgi aktarımı,bütünsel yaklaşım değerlerini , yada bu değerlerin ihlal edildiği işlemediği süreçlere "tepkilerini" düşünün.

Mevzu budur.Bu değerlerin meşruiyetini , haklılığını edindiğimizde her şey bir ölçü daha kolaylaşacaktır.Tekrar yaklaşımın mantığını özetlemiş oldum.

Türkiyenin sorunu basit değerleri bilerek , kasaba mantığı ve kültürüyle atlamasıdır.Bu değerleri atlayanların ne siyasetle ne idarecilikle , ne bilimle , nede insan olma değerleriyle ilgisi , değeri , etkinliği olamaz.Bozucu , çürütücü , geriletici etkileri olabilir.

Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastalıkları uzmanı
26/04/2015
People
0
3) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
22.04.2015 21:27:58
Sayın Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN

Yazınızdaki ;

"İlk etapta, bölük pörçük olarak sürdürülmeye çalışılan, her gün bir yerine yeni bir yama iliştirmeye gayret ettiğimiz sağlik sistemimiz için model bir modern sistemin baz alınması şarttır."...

"Tıpta Uzmanlık Sınavı’na yarış atı hazırlamak yerine, topluma gerçek manada pratisyen hekim yetiştirilmeli, uzmanlık alanları ve kadroları, ülke ihtiyaçlarına ve belli kriterlere göre saptanmalı ve dağılım yapılmalı, bir hekimin bir günde muayene edebileceği hasta sayısı, bazı özel durumlar hariç, en çok yirmi ile sınırlandırılmalı, aciliyeti olmadığı hâlde Acil’leri meşgul ederek, hakiki acil vakaların hakkına tecavüz eden hastaların sağlık giderleri kendilerine ödettirilmeli, sağlık personeline şiddet uygulayanları ve birinci derece yakınları SGK kapsamı dışına alınmalı, hekim ve sağlık personeli düşmanlığını körükleyici haber ve girişimler engellenmeli, komplikasyonlar için tazminat yolu kapatılmalı, diğer tazminat davalarından kurumları sorumlu tutulmalı, rücu işlemine son verilmeli, şahsi tazminatlar makul çerçevelere çekilmeli, her ne surette olursa olsun eş durumuna riayet edilmeli, mecburi hizmet süresi rasyonel bir müddete çekilmeli, mecburi hizmet sonrası sağlık personeline her türlü kolaylık sağlanmalı, birinci basamak sağlık hizmetleri kuralları yeniden belirlenmeli ve bunlara kesinlikle riayet edilmeli, ihtisas kaidelerine saygı gösterilmeli, ucuz uzmanlık belgesi dağıtılmamalı, muayenehaneler için makul düzenlemeler getirilmeli, insanların özel muayene hak ve talepleri dikkate alınmalı, sağlık personeline yıpranma payı ve vergi indirimi getirilmeli, hasta memnuniyeti araştırmaları yanında, sağlık personeli memnuniyeti anketleri de yapılmalı ve bazı özel hastanelerde meslektaşlarımızın kürek mahkûmu gibi çalıştırılmasının önüne geçilmelidir."

"Akademisyenlerin, üniversitelerin ve tıp fakültelerinin sayıları azaltılmalı, kaliteleri yükseltilmelidir. Akademisyenlerin akademik faaliyetlerinin sürekli olması için gerekli tedbirler alınmalı, hakiki manada bilime katkısı olmayanların unvanlarının kullanımına müsaade edilmemeli, periyodik olarak profesörler dâhil, tüm akademisyenler ilmi kurallarla değerlendirilmeye tabi tutulmalı, uluslararası ilmi standartları sağlayamamış, kafi miktarda akademisyen kadrosu bulunmayan üniversite ve tıp fakültelerinin faaliyetleri sonlandırılmalı ya da belli oranda kısıtlanmalı, üniversiteler dışından akademik unvan kazanımının ve kullanımının yolu kapatılmalı, doktora, doçentlik ve profesörlük kuralları yeniden gözden geçirilerek, özellikle jürilerin belirlenmesinde çok sıkı ilmi kriterler getirilmeli, medyatik tıp kat’iyyetle engellenmeli, tıp eğitimi almayanların sağlık ile ilgili icra-i sanatta bulunmaları ve beyanat vermeleri yasaklanmalı, şarlatanlık ve mütetabbibliğin önüne geçilmeli, toplum nezdinde maalesef düşman olarak gösterilmeye çalışılan günümüz hekimine en az kırk yıl evvelki bir tıbbiyelinin sahip olduğu itibar kazandırılmalı, tıp fakültelerine öğrenci alımında adil davranılmalı, adı sanı duyulmamış fason kurum ve kuruluşlardan, gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından yatay geçiş adı altında, alın teri ve toplum vicdanını zedeleyecek uygulamalara müsaade edilmemelidir."

Yazı şöyle bitiyor...

"Aslında bu hususlarda yazacak daha çok şey var ama, şimdilik bu kadar ile iktifa edelim."

Bana göre de doğru tespitler.


Evet yazılacak çok şey var.Komedi ve trajedi ise ise bu kadar büyük yanlışları nasıl bu pişkinlikle bize dayatıyorlar sorunudur.

İşte aslında konuşulması ve arka planı anlaşılması gereken bu noktaya gelebilme sürecinde toplumsal aymazlığımız.

Bu kadar yanlış varsa arka plan anlamadan bu kadar yanlışın mucizevi bir modelle aşılması zor görünüyor.Yani bu kadar kolay değil.Tahribatı gidermek zaman alacaktır.Yanlıştan nemalanan hatırı sayılır bir kültürümüz arzı endam etmektedir.

Yanlışları ifade etmek sadece iyi bir başlangıç.Ucu açıktır.Yelpazesi son otuz yıla yayılan etkisinden dolayı epey geniş görünüyor.

O zaman doğrular ve mutlak konusunda prensiplerle hareket edilmesi gerekiyor.Sayın Prof. Dr. İsmail Hakkı AYDIN yeteri kadar bunları belirtmiş görünüyor.Elinize sağlık.



Saygılarımı sunuyorum.
Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastalıkları uzmanı
22.04.2015
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer