YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Sermaye Hastalıklar İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

25.06.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

“Sermaye Hastalıklar” başlığının, ilk planda, haklı olarak, ne kadar anlamsız ve yanlış ifade edilmiş bir isim olduğunu düşünebilirsiniz. Lakin bu ismi kullanmama sebep olan en etkin faktör, meslek hayatımda karşılaştığım akıl, insaf ve izan almaz, şeytanın bile aklına gelmeyecek hadiselerle karşılaşmış olmamdır.

 

Kırk yılı aşkındır tıbbın içerisindeyim ve 33 yıldan beri de, nöroşirurji alanında ter dökmekteyim. Tıp fakültesi öğretim üyeliği yanında, 20 yıla yakın bir süre de muayenehane hekimliği yaptım. Şahit olduğum zaman “sporadik vakalar” şeklinde telakki ettiğim bazı hadiselerin, özellikle Medimagazin gazetemizin yayın hayatına başlaması ve bu minval üzere cereyan eden olayların çok daha konsantre ve yoğun bir şekilde tarafımızdan öğrenilmesi, arkama dönüp bakma ve karşılaştığım sıra dışı hadiseleri analiz etme ihtiyacını doğurdu.

 

“Hastalık sermayeye nasıl dönüştürülür?” demeyin. Bakın, anlatayım size, bu işi bizim uyanık(!) insanlarımız(!) nasıl başarıyorlar. Engel olmaya teşebbüs eden meslektaşlarımı da, pataklamadan tutun da, ölüme varıncaya kadar birçok tehlike beklemektedir.

 

Altındaki Mercedes’e,  BMW’ye veya bir başka pahalı otomobile bakmadan, karısının kolundaki bir servet değerindeki bileziklere aldırmadan, halı tüccarı, kuyumcu, müteahhit ve bilmem daha hangi legal ya da illegal işi yapan bazı para babaları, durumlarından hiç utanmadan, bir Yeşil Kart temininin yollarını arar ve sonunda mutlaka bu işi kazasız belasız başarır. Zira fakirlerin, bu meşhur ve mazlum Yeşil Kartı temin etmeleri, uygulamanın ilk yıllarında çok zordu. Şimdilerde, durum nasıldır, çok fazla detaylandırmak istemiyorum. Mesela, tüm mal varlığını, resmi nikâhı olmayan, ikinci, üçüncü veya dördüncü eşi üzerine yapar, haliyle, geride kalan 10-15 çocuk, resmi-gayri resmi hanımı-hanımları ve kendisi malsız-mülksüz(!) kaldıkları için, aile boyu Yeşil Kartı hak ederler(!).   Yeşil Kart Kompradorunun(!) artık fiyakasından geçilmez.  Resmi hanımının da, zaten nikâhsız olan karısının Yeşil Kartını kullanması, Allahın emri(!). Kim fark edebilir ki! Hele bir fark ettiğini fark ettir de, gör cehennemin kaç bucak olduğunu. Caminin avlusundaki cilalı mermer de, müşteri bekler.

 

Aynı Yeşil Kartı, bazen, maddi veya manevi menfaat karşılığı, eş, dost, tanıdık, yabancı, fakir ve zengin de rahatlıkla kullanabiliyor ve bir gelir kapısı haline dönüştürebiliyorlardı. “Kiralık Yeşil Kart” tabirini duymayan hekim çok azdı o zamanlarda. Maalesef, aynı düşünce ile hareket eden, karısının sevk kâğıdı ile bir başkasını tedavi veya ameliyat ettiren devlet memurlarının olduğuna da bizzat şahit oldum. İlgili mercilere yaptığımız ihbarlar, yine çok üzücüdür ki, sonuçsuz kalmıştı. Şimdi, bu konuda daha sıkı bir denetim var, ama yine de kaçaklar olabiliyor.

 

Günümüzün sıkı denetimi, elektronik kontrol sistemleri bu şark kurnazlarını(!) yine de yeterince kontrol altına alamamaktadır. Kılıf hazır, hastalığı sermayeye dönüştürmek için. Tedavi edilebilecek hastalığı, rahatlıkla ameliyatı başarılabilecek ve sağlığına kavuşabilecek yaşlı hastalarının, tedavi ve ameliyatlarına, hasta haklarını kullanarak(!), müsaade etmeyip, yok evde tedavidir, yok bakım parasıdır, yok yaşlılık parasıdır, yok bilmem ne parasıdır, adı altında, rahatsızlıkları olsun veya olmasın, gerekli raporu meslektaşlarımızdan temin ederek hastalıklarını sermayeye dönüştürmektedirler. Son zamanlarda, bu oyuna alet olmak istemeyen bazı hekimlerin başlarına neler geldiğini basından öğrenmektesiniz.

İşte, “Sermaye Hastalıklar” kavramını, kurnaz,  yaratıcı, tefeci ve şeytani beyinlerin(!) dünya tıp literatürüne(!) bir hediyesi olarak, kullanmak durumunda kaldım.

Bir rubai ile konudan uzaklaşalım.

 

 AY IŞIĞIM

Gâh Hilal’de vav oldum, gâh dolunayda bir mim,

Elif, Elif süzüldüm, ummanlara serildim,

Sevda dalgalarınla bölündüm zerrelere,

Kavuşsun diye bana,  ay ışığım nefesim.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) ali (hekim)
28.08.2012 00:37:10
siz yorumları kaldırın medimagazin yöneticileri, Allah size de vicdan versin ne diyelim
People
0
2) can demir (doktor)
25.08.2012 01:01:49
gercekten mukemmel yazı ellerine sağlık değerli hocam.hala malını oğluna aktarıp kendi,eşi,diğer çoçukları yeşilkartlı olan Allahtan korkmazlarımız mevcut.hala kaçak elektriğe göz yumuluyor,
mayıs ayında klima karşısında uyuyakaldım boynum ağrıyor diyerek yeşilkartla gelen hastalar hala hastanelerde cirit atıyo..
birkaç yıl önce şanlıurfa ilimizde adamın üzerinden 73 adet yeşilkart çıkmış, 2 gün sonra milletvekili telefonuyla serbest bırakıldığını bizzat yeşilkart bürosunun amirinden duymuştum.
maalesef hastalar para almak için çoçuğunu tedavi bile ettirmiyor, 5 yaşında ki çoçuğuna insulin yapmayıp bunun şekeri 500 nasıl % 30 puan alır diyen hastalar ooluyor...Allah hastalarımıza vicdan ve devlet buyuklerimize akıl ihsan etsin...
People
0
3) K. ATAKOĞLU (Hemşire)
07.07.2012 20:07:08
Çalıştığım hastanede düzenli çalışmadan 3-4 özürlü çocuk yapıp onlara pek harcama yapmadan (akraba evliliği)bakım parasıyla geçinen aileler olduğunu biliyorum. Bir dializ merkezinde sorumlu hemşire arkadaşıma bir hasta 'size düzenli gelirsem bana ne vereceksiniz'demiş. O da 'ne verelim, kaliteli bakım veririz' deyince hasta 'ama başka merkezler ulaşım, eve kömür, hatta küçük altın bile veriyorlar demiş... Güzel ve çarpıcı! ülkemden sağlık manzaraları...saygılarımla,
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer