YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Tehlikenin Farkında mısınz? İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

24.01.2011, Pazartesi

Tüm Yazıları

Hepinizin bildiği gibi, en son yapılan TUS imtihanının sonuçları ve bununla ilişki olarak, genç meslektaşlarımızın tercihlerini belirleyen sonuçlar ilan edildi.

Tercih listelerini, en yüksek ve en düşük puanlı yerleştirilen bölümlerin isimlerini, çok dikkatlice inceledim. Bu incelememde, büyük bir fecaat arz eden gerçekle karşılaştım. Çok acil olarak, mutlaka çok büyük hassasiyetle üzerinde durulması ve ilgililerin gerek kanun ve gerekse yönetmeliklerle, süratli bir şekilde, üzerimize gelen bir tehlikeyi bertaraf etmek için, önlem almaları gerekmektedir.

 

Zira tercihler incelendiğinde, yüksek puan alan meslektaşlarımızın, genellikle, çok riskli branş olarak görülen beyin, omurilik ve sinir cerrahisi, ve kalp-damar cerrahisi gibi ihtisas dallarını arzu etmedikleri, diğerlerine kıyasla, gerek cerrahi ve gerekse tedavi açısından, daha az risk ve komplikasyonları bulunan branşları tercih ettikleri, çok açık bir şekilde görülmektedir.

 

Yüksek risk taşıyan, çok şükür(!), kendimize hazırladığımız ve kurduğumuz tuzaklar sayesinde(!), mahkeme kapılarında sürünmek, mahkûmiyet kâbusu ile yaşamak, tazminat korkusuyla huzursuz ve mesleki girişimlerine karar vermede mütereddit olma ihtimalinin yüksek olduğu ihtisas dalları, daha az puan alan ve daha az başarılı bulunan meslektaşlarımıza kalmaktadır.

1990 yılında Macaristan, Budapeşte’de yapılan “Avrupa Beyin Cerrahları Yüksek Riskli Nöroşirurji Ameliyatları Kongresi”ni hatırlıyorum. Bu toplantıda, genelde her nöroşirurjiyenin müdahale etmek istemediği, çok yüksek riskli nöroşirürjikal ameliyatları yapmaya can atan ve o alanda tecrübe ve birikimlerini birbiri ile paylaşmak amacı ile dünyanın birçok ülkesinden yaklaşık 150 civarında, beyin cerrahı bilim adamı biraraya gelmiştik.

 

Bu bilimsel toplantıda her birimiz çok yüksek riskli beyin ameliyatlarını nasıl yaptığımızı ve daha ne kadar tehlikeyi göze alarak kendimizi riske atıp, hastalara faydalı olabilmek için, fırsat kolladığımızı, endikasyonlarını, hiçbir korku olmadan, tamamen insanlığın refahı için neden yeniden gözden geçirmeye can attığımızı, oturumlarda tartışmıştık.

Herhangi bir art niyet olmadan, hekimin hesap vereceği, en acımasızca mahkûm edilebileceği ve de asla hiçbir yetkili-yetkisiz mercinin çıkardığı af kapsamına girmeyeceği, yegâne makamın vicdanı olduğu düşüncesi ile uçsuz bucaksız, tehlikelerle dolu nöroşirurji ummanında, insanlık adına boğuşarak yol almak için yarışıyorduk.

 

Bu bilimsel toplantıda, attığımız her kulacı, aştığımız her engeli ve üzerinden sıçradığımız azgın dalgaları, cerrahı yutmak için pusu kuran hain ve gaddar girdapları ve tuzak kuran kara delikleri, kan-ter içerisinde nasıl geçtiğimizi, biraz kibir, haklı gurur, onur, şevk ve heyecanla birbirimizle paylaştığımızı hatırlıyorum.

Bilgili ama, gözü kara cerrahlar olmasaydı, cerrahi kabiliyet ve maharetimiz acaba bugünkü noktaya gelebiliri miydi? Araştırmalarında kendisini feda etmeyi bile göze alabilen hekimler, araştırmacılar olmasaydı, tıbbi gelişmelerin hangi düzeyde olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Belki de, tedavi ve cerrahi performansımız yerlerde sürünüyor olacaktı. Tıbbın bütün branşları, hiç şüphesiz, saygın ve mukaddestir. Ama, bazı ihtisas dalları, her kes kabul eder ki, çok, ama çok imtiyazlı ve ayrıcalıklıdır.

 

Hekimlik bir hayat tarzıdır ve öyle olmalıdır. İsteseler de istemeseler de, başkaları da, bunu böyle bilmelidir ve kabul etmelidir. Bu meslek grubu, bugün bile Afrika’nın bazı kabilelerinde, Tanrısal çerçevede telakki edilmektedirler. Nitekim hekim bir anlamda Tanrının yerdeki temsilcisidir.

 

İçimizde, aktiviteleri ile mesleğimizin ismini lekeleyen bazı haysiyetsizler, sahtekârlar ve hainler olsa da, hiçbir hekimin mütevazı olmaya ve her birinin kendi içinde çok ehemmiyetli olduklarına inandığım, diğer meslek grupları ile kendilerini bir tutmaya hakkı yoktur. Bu kibir ve megalomanlık değil, aksine mutlaka kullanılması gereken mecburi bir haktır. Çünkü dünyanın bütün ülkelerinde hekim adayları, çok ağır ve farklı kriterler dikkate alınarak, diğer öğrencilerden ayrılıp seçilir ve meşakkatli bir eğitim ve öğretimden geçirilirler. Bu hekimlik meslek grubunun mensupları, hiç kimse alınmasın, gerek zekâ gerek akıl ve gerekse azim, hırs, sebat, performans ve kabiliyet itibari ile farklılıklar arz ederler. Bu kıstas ve kriterlerdeki farklılıklar, belli oranlarda, mesleğimizin branşları arasında da geçerlidir.

Bugün, “Yüksek Riskli Nöroşirurji Ameliyatları Kongresi” yaptığımızda, acaba neleri tartışırdık? Defansif cerrahi(!) için, yeni bahaneler(!) mi uydurarak paylaşırdık, bilemiyorum(!). 

Bütün bunlar dikkate alındığında, insanlık adına suç işleyenleri de lanetleyerek, yarınımızda yüksek riskli ameliyatları yapmayı göze alabilecek kaç cesur yürek bulabileceğimizi de düşünmek istemiyorum.

 

Yine adet olduğu üzere, “NEFES” den bir rubai ile bitirelim.

 

DİZ ÇÖKER

Taş kesilmiş şimşekler, yıldırım içer zaman.

Buğulu gözlerinde hicran okur asuman.

Kainatın göz yaşı, hicabını örtünür,

Divanında diz çöker, bendeleriyle Canan.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Dr Jane Doe (doktor)
28.03.2011 19:01:37
Dredip rumuzyla yazan yorumcuya sözüm: Ben hocanın yazılarını çok seviyorum. Bu konuda hemfikir olmamamız O'nu ve yazılarını sevmediğim anlamına gelmez bu biiir. Siz doktor olamazsınız bu iki. Bir kere benim ne yazdığımı anlamamışsınız. Ek olarak,bu cümleler, bu imla, bu kelime yanlışları vahim. Hoca belki bana kızmıştır ama, sizin gibi ''Tarzanca'' konuşan bir doktorun kendisini savunuyor olmasından, emin olun daha çok rahatsız olmuştur. Ben hayrete düşmüş vaziyetteyim. Lise altyapısı olmayan insanları doktor yapmış bu ülke. Belki tartışmamız gereken konular farklı. Hoca belki de, TUS'tan ve tercihlerden önce kimin tıp fakültesine gitmesi gerektiğini tartışmalıydı. Türkçe konuşup yazamayan insanları doktor yapmışız. Vahim, vahim...
People
0
2) dredip (doktor)
08.02.2011 13:26:41
dr jane hocayı ıyı arastıramamıssın bıdaha arastır o senın beyenmedıgın hoca tubıtak odulude almış dahalarıda var dunya ınanmış onun zekasına .
People
0
3) Dr.Necmettin (Hekim)
08.02.2011 08:21:54
Dr.Jane'e ithafen sunu soylemek istiyorum;saygi deger Hocam sizin gibi kac bin tane doktor yetistirdi,hepsinin tum sorunlariyla ilgilendi,ayrica kendi ailesinde de bircok doktor yetistirdi,ben tusa giren bir hekim olarak eminim ki Hocamin tecrubeleri benden daha fazladir tus konusunda,siz de musterih olunuz bu konuda,son tusa girdim ve ciktim kalp damar cerrahisi istiyordum. Mevcut sartlardan dolayi kbb yazdim,maalesef ulkemizdeki sartlar idealist insan yetismesine engel oluyor,okadar risk cok fazla
People
0
4) Dr. Jane Doe (doktor)
01.02.2011 23:35:21
Hp, ''Tus negatif'' diye hocasının torpili ile, tanıdıkları vasıtasıyla veya şans eseri, sınavsızca binlerce kişinin önüne geçip uzmanlık eğitimi alana veya Azerbaycan'a gidip orada bedavadan uzmanlığa başlayıp,buraya kaydını getirtip , kazanamadığı bölümde devam edene diyoruz.

Amerika'dan uzmanlık alıp gelen kişilere burada yapılanlar ayıp, gerçekten ayıp, çünkü o insanlar gerçekten bilgi ölçen çok aşamalı , emek verilmiş sınavlara giriyor ve alınlarının teri ile uzman oluyorlar. Bzlerin TUS negatif dediği uzmanlar ABD'de emeği ile uzman olmuş meslektaşlarımız değil.

Tabii , nasıl ki ABD burada yapılmış uzmanlıkları uzmanlıktan saymıyorsa Türkiye'nin de öyle bir hakkı var. Ama akıllıca olan bu hekimlerin uzmanlıklarını sayıp onlardan faydalanmaktır. 3. dünya ülkelerinden parayla satın alınan diploma ile ABD'den alınan arasında fark olduğu ortadadır.

Ama TUS'un 1987 öncesi yozlaşmış asistan alımı sonucu ortaya çıkarıldığını biliyorsunuzdur herhalde.Tus negatif, pozitif konusu ile Amerika'da uzmanlık alıp gelmiş hekimin uzmanlığının kabul olup olmaması arasında bağlantı yok.
People
0
5) oz (dr)
29.01.2011 23:29:45
bu tus un zekayla ne alakası var anlamadım.en doğrusu tıp fak.okumanın zekayla ne alakası var anlamadım.sınırda zeka olsun birde ezber yeteneğin iyi olsun yeterli tıp fak. okursun tus da kazanırsın.ancak tabiplik mesleğini icra etmek için gerçekten zeka gerekli.
gelişmiş ülkelerde bizim gibi sidik yarıştıranları tatmin etmek için ikidebir sınav yapmazlar.zeki insanları belirlemek için böyle tus,öss gibi sınavlarıda baz almazlar.
People
0
6) hb (op.dr )
28.01.2011 22:37:56
nedir bu tus negatif, pozitif böbürlenmesi anlamadım.nedir eski doktor abilerimiz için olan bu eleştiri.basına da yansıdı tus soruları 70.000 tl.ver parayı türkiye birincisi ol,adın da tus pozitif olsun öylemi. ayrıca tus dersanesi nedir ya, kocaman doktorlar dershaneye gidiyor. tüm ihtisasını amerika cornel ünv.de yapmış, bitirmiş, türk doktorların denklik için nasıl süründürüldüğünü,haksız davranışlara maruz kaldıklarına şahidim,koca cerrahpaşa hocalarının nasıl bu hekimleri reddettiğini,sınava bile girme, geçemeyeceksin dediklerine gözümle şahidim, bırakın bu pozitif,negatif laflarını, hekimliğine,sanatına,bilgisine,eline bakın. sizden daha iyiyse de saygı duyun, abilerinizi üzmeyin.
People
1
7) cevdet tokat (op)
28.01.2011 09:53:25
Dr.jane, burası atışma yeri değil. Yazarların yazdığı yazılara yorum yapıyoruz, konu dışındaki olayların tartışma alanı başka. Hoca'nın zamanında TUS yoktu. Şimdilerde akademik kadroya girmek için gene TUS yok. Önce yazılı sınav var, onu aşarsanız mülakatta komisyon almak istediği adayı kendi belirliyor. Keşke akademik kadrolar içinde TUS olsa.
People
0
8) Dr.Jane Doe (doktor)
27.01.2011 11:52:51
Ben birkaç yorum yazmışım, sen işine gelene bakıp yorum yazmışsın Cevdet Bey. İstersen diğer yorumlara da bir bak.

Mesela Tus sınavının bilgi ölçmeyen 200 soruluk bir eleme sınavı olduğuna,ECFMG sınavı gibi 3 hatta 5 basamaklı , herbiri ortalama 8-9 saat süren 350-400 sorundan oluşan bilgi ölçme, doktor olarak çalışma ehliyeti veren sınavlar olduğuna dikkati çeken yazımı oku.

Bir de lütfen, hocanın TUS'tan çok önce uzman olduğuna, hocanın kendisini tenzih ederim, ama o günlerde birçok insanın nasıl torpille ve birilerinin gözdesi olarak uzmanlığa girdiklerine dair yazdığım yorumumu da oku.

Onlara da yorumunu beklerim. İçlerinde yalan var mı? İspatı olmayacak birşey var mı? Lütfen kanıta dayalı konuşalım. Doktor gibi!

Bir de:
EVET ATATÜRK TÜRKİYE'si sayesinde ben insan gibi yaşama şansı elde eden bir kadın oldum, O'nun sayesinde doktor oldum, O'nun sayesinde uzman oldum, O'nun sayesinde onurla yaşıyorum, Afganlı, Iraklı kadın gibi Amerikan tecavüzüne uğramadan. Bunu da bugünlerde her yerde zikretmek lazım. Atatürk Türkiye'si sayesinde ''padişahın ilgisine, acımasına,mazhar olmak zorunda kalmadan'' sınavla bir yerlere gelme hakkını elde ettim.
People
1
9) Cevdet Tokat (op)
27.01.2011 10:57:39
Dr. jane Doe adıyla yazan arkadaş sapla samanı karıştırmış. Atatürkçülükle, TUS negatif, TUS pozitiflikle konunun ne alakası var. Hoca gayet basit birşey söylüyor. Zor, riski yüksek ama hayati önemi olan branşlara ilginin azaldığını, buna karşı önlem alınması gerektiğini söylüyor, o kadar.
People
0
10) abidin tuna (üroloji uzmanı)
26.01.2011 21:29:10
Sayın ismail bey tespitiniz çok doğru. Sadece TUS ta değil meslek icra eden hekimlerde de mesleği geliştirmede isteksizlik başlamıştır ve daha da artacaktır. 5 yıl sonra 1980 öncesi gibi çare yurt dışında aranacaktır. Aşağı yukarı aynı gelir, performans ve malpraktis stresinden yılmış hekimler hiç birşey yapmayacaklardır. Saygılarımla.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer