YAZARLAR

Tüm Yazarlar

TUS'tan Bir Feryat İsmail Hakkı AYDIN
 İsmail Hakkı AYDIN

31.08.2009, Pazartesi

Tüm Yazıları
Tıpta Uzmanlık Sınavları (TUS) ile ilgili olarak birçok haksızlıkların olduğuna dair, okuyucularımdan anormal oranda şikâyet mailleri almaktayım. Bunların içerisinden sadece birini seçip, mümkün olduğunca, saygı kurallarını aşan kelimeler hariç, imlasında dahi pek değişiklik yapmadan, sizlerle bu feryad-ı figanı paylaşmak istedim. Yakında yapılacak olan TUS için, dikkate alınacağı umut ve temennisi ile genç bir meslektaşımızın (asistan doktor) "Lütfen Yardım Edin Bize" rumuz başlıklı feryadını birlikte okuyalım.

"İyi günler Hocam… Yazınızı okuyunca size mail atabilecek rahatlığı buldum kendimde. Ben sessiz bırakılmış insanların dilinden yazıyorum bu maili... Yani biyokimya asistanlarının sesini duyuruyorum size. Biz tıp fakültesinden mezun olduk, TUS sınavına girdik, biyokimya uzmanı olmak istedik, ve ancak üniversite hastanelerini yazabildik. Çünkü gördük ki, eğitim araştırma hastaneleri hep tıbbi biyologlar ve biyoloji mezunları tarafından kapatılmış. Kapatılmış diyorum, çünkü en düşüğü 64-65 puanla girmiş bu yerlere. Çünkü sınav o kadar adaletsiz ki? O sınavda bizimki gibi dâhiliye, kadın-doğum, cerrahi, küçük staj yok! İkinci bölüm temel kısmı oturup ezberlenince, hatta dershaneler ezberletince tamamen yapılabilecek temel sorular... Ne diyeyim bilmiyorum ki? Bununla da kalmıyor ki mecburi hizmetleri de yok? Bununla da kalmıyor ki sözlü tacizleri (sizin yerinizde olsaydım başka bölüm yazardım, bence tekrar TUS'a girin, tıp fakültesi bitirilip niye biyokimya yazılır ki) ve hırsları… Kendilerini her yerde dr. diye tanıtmaları… Birilerine ilaç tavsiye etmeleri... Daha neler neler…

Biz aldığımız eğitim ve sisteme saygımız nedeniyle, kendimizi bildiğimiz için sineye çekiyoruz. Diyoruz ki hasta sağlığı önemli olan, ama görüyoruz ki gerçekten çok yetersizler, test sonuçları ile ilgili yorum bile yapamıyorlar. Yapamazlar ki onlar bu eğitimi almadılar ki? Onlar için de üzülüyorum. Onların suçu yok ki. Bana da deselerdi 4 yıl biyoloji oku, sonra 200 temel soru çöz, 4 yıl eğitim araştırmada asistanlık yap, sonra Türkiye'nin batı bölgelerinden birinde uzman doktor olarak çalış.. Ben de biyoloji okusam bu yolu seçerdim. Ama çoğu bunun … ve … yaşıyorlar....

Sonuç olarak ben bu durumu kaldıramıyorum. Ben biyoloji mezunu arkadaşlarımın tabii ki akademisyenliklerini desteklerim, tabii ki onlarla çalışmak isterim, araştırmalar yapsınlar isterim, kendilerini geliştirsinler isterim. Fakat tıp doktoru değiller onlar... Benim neler hissettiğimi bilmek ister misiniz? Böyle bir durumun olacağını daha önce bilmediğim için, şaşkınım, üzgünüm. Buna nasıl izin verilmiş, veriliyor diye düşünüyorum, ama elimden bir şey gelmiyor? Çok büyük bir haksızlık var ve kimse bu durumu düzeltmek istemiyor. "Kimbilir hangi büyüğümüzün yakını biyoloji mezunudur?" diye sormaktan kendimi alamıyorum. En azından sınav adaletsizliği düzeltilse diyorum. Onlar da pediatri yapsınlar diyorum. Başka sınavlarla başka bir şeyler olsun diyorum... Diyorum, diyorum, diyorum, ama boşa diyorum, ben de biliyorum.

Bizim bu ülkede kıymetimiz yok, çalışma isteğimiz, şevkimiz kimsenin umurunda değil, kimse bizi anlamak istemiyor, kaçımızın psikolojik olarak zayıf düştüğünden, kaçımızın biyokimyayı sevdiği halde rutin karşılaştığı stresten uzaklaşmak ve kendini doktor gibi hissetmek için asistanlığı bıraktığından ya da TUS'a hazırlandığından haberi yok. Ya da uzun süre TUS'a girip kazanamayan, belki de onun gireceği kadroya 2 dönem dershaneye gidip biyoloji mezunu bir arkadaşın girdiğinden kimsenin haberi yok, ya da ben ailemi parçalayıp mecburiye giderken, onların gitmediğinden kimsenin haberi yok. Yok mu? Gerçekten yok mu? Sağlık Bakanımızın haberi yok mu? Bizi kim destekleyecek? Bu adaletsizliği kim düzeltecek? Kim bizim omuzlarımızdan bu sıkıntıyı, umutsuzluğu, sistemimize inanç(sız)lığımızı kaldırabilecek?"

Elimizi vicdanımıza koyarak yorumlamak bizden, tüm meslektaşlarımızı ilgilendirmesi gereken, çok önemli ve vahim olan bu problemi çözmek yetkililerden…

"Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilür.
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat"
Bu beyit, durumu ne de güzel özetliyor!
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer