YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Alın Verin, Ekonomiye Can VerinDr. Mehmet DEMİR
Dr. Mehmet DEMİR

07.09.2009, Pazartesi

Tüm Yazıları
"Çekinmeyin. Alın verin ekonomiye can verin" bu nakaratı son günlerde televizyon reklamlarını izlerken çok duymaya başladık. Medyatik ünlü ekonomistler, reklam filmlerindeki simitçi, oyuncakçı ve çiçekçi rollerinin sonunda bu nakaratı söyleyerek global finansal krizin ülkemiz üzerindeki etkilerini azaltmaya çalışıyorlar. Sanırım canlı bir ekonominin küresel krize karşı koymakta iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorlar.

Peki, küresel ekonomik kriz zamanlarında "sağlık" açısından en iyi seçenek nedir? Tam tersi bir soruda sorabiliriz. En kötü seçenek hangisidir? Kestirmeden bir cevap verelim. Yorumu okuyuculara bırakalım. En kötü seçenek kamu sağlık harcamalarının düşürülmesi ve kamu sağlık hizmetlerine yetersiz pay ayrılmasıdır.

Küresel krizler bir ilk değil. Bu krizin diğer ülkelerdeki etkilerinin ülkemize nazaran oldukça fazla olduğu görülüyor. Bu yılın başından itibaren Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi bu konuda bir dizi toplantı düzenleyerek, ekonomik krizin sağlık sistemleri ve sağlık çıktılarına etkilerini tartışmakta. Bu tartışmalardan ve geçmiş krizlerden dersler çıkarabileceğimizi düşünüyorum. Sağlıkta erişimden, hakkaniyetten ve iyi çıktılarından vazgeçmeden finansal krizin üstesinden gelebilmemiz gerekiyor.

DSÖ'nün bu konudaki toplantı raporlarını okuduğumuz zaman özellikle kriz öncesine göre sağlığa daha fazla para harcanması, hiç değilse en az kriz öncesi kadar bir kaynak ayrılması gerektiği, sağlık bütçelerinin korunması gerektiği ifade ediliyor. Krizlerde en önemli konulardan birinin de yoksulların sağlığa ulaşımının garanti altına alınmasının olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde tüm sağlık hizmetlerine genel erişimin teminat altına alınması gerektiğinin altı çiziliyor. Raporlarda sağlık sektörünün şeffaf bir şekilde izlenmesinin ve performans değerlendirmesi ile kalite iyileştirme çalışmalarının önemli olduğu söyleniyor. Maliyet etkili halk sağlığı ve temel sağlık hizmetlerinin korunması gerektiği vurgulanıyor. Yüksek maliyetli tesisler için yatırım planlarının ertelenmesi ve jenerik ilaç kullanımının teşvik edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Tütün, alkol ve yüksek oranda tuz ve şeker ihtiva eden ürünlere ilave vergiler konulması öneriliyor. Son olarak kriz ile ilgili kararların alınmasında, uygulanmasında ve izlenmesinde halkın katılımının sağlanması gerektiği ifade ediliyor.

Kısaca tecrübe "Sağlık sektörünü canlı tutun" diyor.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de karar vericiler finansal ve ekonomik sorunların altındalar, sağlık sektörünü korumazlar ise aynı zamanda sosyal bir kriz ile de karşı karşıya kalabileceklerdir. Sağlık halkın moralinin yüksek tutulması için önemli bir araç olabilecektir.

Önceki krizlerden elde edilen tecrübe, sağlık bütçelerinin baskı altında olduğu ve hane halkı gelirinde gerileme yaşandığı dönemlerde kamu hizmetlerine olan talebin arttığını gösteriyor. Deneyimlerin gösterdiği, ekonomik gerileme dönemlerinde özel sektörde harcamalar düşmekte, kişiler hizmetleri ya hiç talep etmemekte ya da kamu sektörünü tercih etmekteler. Böyle durumlarda kamu hizmetlerine gerekli finansal desteğin sağlanması, hizmet kalitesinin gerilememesi açısından önem taşıyacaktır.

Son olarak şunu ifade edebiliriz.
Finansal krizin etkilerini hafifletmeye yönelik atılacak adımlar aynı zamanda sağlık reformlarının uygulanması için de birer fırsat olarak değerlendirilebilir.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer