YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Küçük, İki Ağır TaşDr. Mehmet DEMİR
Dr. Mehmet DEMİR

01.04.2013, Pazartesi

Tüm Yazıları

Kavanozdaki büyük taşlar kıpırdadıkça, küçük taşları yerine koymaya yoğunlaşmak zor oluyor.

 

Tam gün’ün tozu toprağı dağılmaya başladığı bugünlerde gözden kaçmaması gereken iki gelişmeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

 

Geçen hafta Bakanlık, akreditörleri akredite eden uluslararası bir kuruluş olan ISQua (The International Society for Quality in Health Care)’ya üyeliğini gerçekleştirdiğini duyurdu. ISQua, Amerika, Kanada, Avustralya gibi çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren, akreditasyon kurumlarını akredite eden uluslararası bir kuruluş.

 

Bu üyelik ve çalışmaların neticesinde, halen uygulanmakta olan “Sağlıkta Kalite Standartları” uluslararası bir boyut kazanmış olacak. Bölgesel bir güç haline gelen Türkiye, sağlık alanında da destekleyici, yönlendirici ve belirleyici bir aktör haline gelecek.

 

Bakanlık 2014 yılının sonunda “Sağlıkta Kalite Standartlarını ve Değerlendirici Eğitim Programı”nı akredite ettirmiş olacak.

 

Neticeleri itibariyle bu önemli bir gelişme. Her ne kadar üçüncü taraf olarak ifade edilen bağımsız kurumlarca yapılması gereken bu sürecin, kamu sağlık otoritesi olarak Sağlık Bakanlığınca yapılacak olması eleştirilse de, yöntemden ziyade sonuçlara bakmakta fayda var. Amaç sağlık hizmetinin kalitesini artırmaksa, kamunun bir birimi de üçüncü taraf olabilir. Kamu merkezli iyi akreditasyon örneklerini uygulayan ülkeler de bulunmakta. Hem sağlıkta bu kadar merkeziyetçi hale geldiğimiz bir dönemde, bu işin de bu kervana katılmasında bir sakınca olmasa gerek.

 

Yeni dönemde, çok paranız var ise JCI gibi Amerikan sağlık sistemi merkezli bir akreditasyon belgesini almanızda bir engelin olmadığı da anlaşılıyor.

 

Temennimiz, uluslararası tecrübeyi barındıran, ülkemiz şartlarına göre tasarlanan ve halen uygulanan “Sağlıkta Kalite Standartları”nın kazaya kurban gitmeden, uluslararası akreditasyon ile güçlenerek yoluna devam etmesidir.

 

Bakanlıkta yapılan diğer bir çalışma da, geçmişte başlanan ancak sonra unutulan klinik kalite konusunda.

 

Klinik kalite, kanıta dayalı tıp uygulamaları ile doğru teşhis ve tedavinin sağlanması, hataların önlenmesi, bakım sürecinin iyileştirilmesi, hasta ve çalışanların memnuniyetinin artırılması ve en iyi sağlık sonuçlarına ulaşılması olarak tanımlanıyor.

 

Sağlık Bakanlığı, stratejik planında ve 2013 yılı programında klinik kalite programı geliştirilmesine yer vererek, “Türkiye Klinik Kalite Programı”nı hayata geçiriyor.

 

Pilot hastanelerde diyabet, gebelik ve doğum ile diz protezi başlıkları için kanıta dayalı tıp uygulamaları geliştiriliyor. Sonraki aşamalarda, sık karşılaşılan ve ekonomik boyutu yüksek olan hastalıklar da ilave edilerek uygulama kapsamı genişletilecek.

 

Kanıta dayalı tıp uygulamaları ve klinik rehberler sağlık hizmetinin kalitesini artırırken, aynı zamanda sağlık çalışanlarına, hastalara ve ödeyicilere, hatta her geçen gün etkisini artıran hukuki süreçlere yönelik referans bilgileri de içerecek.

 

Bu iki gelişme, hastanelerdeki fiziki iyileştirmelere paralel olarak hizmetin ve tedavinin kalitesine yönelik hazırlıkların da hız kazandığını gösteriyor.

 

Uygun fiziki altyapı ve gelişmiş kalite sistemleri sağlıkta başarılı sonuçların alınmasını garanti edecek unsurlar. Ancak bunlar yeterli midir? Bu tasarıma iki başlık daha ilave etmemiz gerekiyor. Bu ideal altyapıda ihmal edilen moral gücü yüksek sağlık çalışanlarına ihtiyaç var.

 

Son olarak, nimete şükretme bilinci gerçekten oluşmuş bir toplum beklentisi rüya mı acaba? Sözümüzü, “Rüyalarını yazmak isteyenler uyanık kalmak zorundadır.” diyerek bitirelim.

 

Çalışmaya devam edelim.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer