YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Özel Hastanelerin SınıflandırılmasıDr. Mehmet DEMİR
Dr. Mehmet DEMİR

28.09.2009, Pazartesi

Tüm Yazıları
Bu yılın sağlık alanındaki tartışma konularından biri de özel hastanelerin sınıflandırılması. Tartışma henüz bitmiş değil. Sınıflandırılmaya çalışılan özel hastanelerin temsilcileri her platformda sınıflandırmaya karşı olduklarını ifade ediyorlar. Sınıflandırmanın fonksiyonel bir performans sınıflandırılması olması sanırım onları düşündürüyor. Son günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızın, daha önceki aylarda da Sağlık Bakanımızın basına yansıyan beyanatlarından sınıflandırmanın yapılacağı konusunda siyasi bir iradenin olduğunu görüyoruz.

Özel hastanelerin fonksiyonel olarak bir performans sınıflandırılmasına tabi tutulmasının tüm sağlık sektörü için bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Sınıflandırmanın performans sınıflandırması olması, vatandaş açısında da kuşkusuz faydalı olacaktır. Sağlık hizmet sunumunda eskiyle kıyaslanmayacak bir ağırlığa sahip olan özel sektörün dönemsel olarak değerlendirilmesi ve performansının takip edilmesi daha da önem kazanmıştır. Anayasa gereği bir kamu görevi olan sağlık hizmetlerinin, yoğun bir şekilde özel sağlık sektörü eli ile verilmeye başladığı bu dönemde özel sağlık kuruluşlarının değerlendirilmesi daha da önem taşımaktadır. Bu görevin sadece ruhsatlandırma veya ödeme ve bunlara yönelik denetlemelerle karşılanması mümkün olmayacaktır.

Hastanelerin performans değerlendirmesinde uluslararası bir tecrübenin olduğu yapılan incelemelerde görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisinin bu konudaki çalışmaları hastanelerin performans sınıflandırılması konusunda bize fikir vermektedir. Çalışmalar hastanelerde birbiri ile ilişkili altı boyutun olduğunu göstermektedir. Bu altı boyut, bir hastanenin tüm yönlerinin değerlendirilmesi ve performansın takibinde kullanılacak kriterler konusunda bize fikir vermektedir. Bunlar; klinik etkinlik, verimlilik, çalışan oryantasyonu, sorumlu yönetişim, güvenlik ve hasta merkezli olma olarak kısaca ifade edebileceğimiz boyutlardır. Bu boyutlara yönelik geliştirilen performans kriterleri ile bir hastaneyi değerlendirebileceğimiz gibi hastaneleri birbiri ile kıyaslamamız da mümkün olabilecektir. Sonuç olarak, hastaneler performans kriterlerine göre puanlandırılarak sınıflandırılabileceklerdir.

Sınıflandırma ile ilişkili olabilecek diğer bir konu ise hastane ödemeleridir. Hastanelere ödeme yapılmasında yeni bir seçenek olan global bütçe yönteminin parametreleri arasında hizmet sunum kalitesinin garanti altına alınması ve hastanelere teşvikler verilmesidir. Sınıflandırma için kullanılan performans değerlendirilmesi bir yandan hizmet sunum kalitesini teşvik ederken, diğer yandan da daha üst sınıfta yer alma konusundaki çabanın mali olarak teşvik edilmesini sağlayacaktır. Sınıflandırma çalışması uzun zamandır özel hastanelerin ilave ücret artışına yönelik taleplerinin de karşılanmasını sağlayacaktır. İlave ücretin artırılmasına karşılık özel hastanelerden performans artışı istenerek vatandaşın daha iyi sağlık hizmeti alması sağlanacak ve özel hastanelerin verimli, ölçekli ve vaka seçiminde seçici davranmamaları teşvik edilecektir.

Teorik çerçeve, bu fonksiyonel performans sınıflandırmasının vatandaşa, hizmet sunucuya ve hizmete satın alana yönelik bir dengenin oluşacağını ve iyi yönde davranışların değişeceğini göstermektedir.

Performans sınıflandırması için kullanılabilecek kriterler konusunda DSÖ'nün hastane boyutlarına yönelik çalışmaları bize fikir vermektedir. Ülkemiz koşulları çerçevesinde bu boyutlara yönelik kriterler geliştirilebilir. Güvenlik ve hasta merkezli olma boyutları performans değerlendirmesi açısından ülkemiz açısından da stratejik öneme sahiptir. Hizmet kalitesi ve hasta hakları ile hasta ve çalışan güvenliği konusunda kamu hastaneleri için geliştirilen ve 4 yıllık bir tecrübe ile oluşturulan standartlar seti ve uygulama kılavuzunun birkaç ay önce özel sektör için revizyondan geçirildiğini biliyoruz. Ayrıca, Sağlık Bakanlığında bu değerlendirmeleri yapacak değerlendirici kapasitesi de aylar önce oluşturulmuş durumda. Bu tecrübe, performans sınıflandırılması için büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu şekilde sınıflandırmada hizmet kalitesi ve hasta hakları ile hasta ve çalışan güvenliği ilk iki faktör olarak kullanılabilir.

Sınıflandırmada kullanılabilecek diğer bir faktör de birçok ülkede kullanılmakta olan "case-mix index" metodolojisidir. Vaka karması (case-mix); bir hastanede gerçekleşen vakaların çeşitliliğini ve karmaşıklığını açıklayan bir terimdir. Bu yöntem, bir hastanenin hasta çeşitliliği ile bir başka hastanenin hasta çeşitliliğini karşılaştırmakta kullanılmaktadır. Diğer ülkelerde vaka karması hesaplamalarında vaka sınıflama sistemi olarak DGR tanı ilişkili gruplar kullanılmakta. Ancak ülkemizde henüz vaka sınıflama sistemi olarak DGR kullanılmadığından, başlangıçta DGR yerine geçebilecek Sağlık Uygulama Tebliği'ndeki tanıya dayalı işlem listesi geliştirilerek kullanılabilir. Eğer bir hastanenin vaka karması indeksi "1" ise bu, ortalama vakalara hizmet sunan bir hastane anlamını taşır. Vaka karması indeksi 1'den ne kadar küçük ise o hastanenin baktığı vakaların daha basit ve ucuz olduğu anlamını; tam tersi 1'den ne kadar büyük ise o oranda daha komplike ve daha pahalı vakalara baktığı anlamını taşır. Vaka karması, sağlık hizmetlerinin yönetilmesinde; kaynakların ulusal düzeyde ve/veya hastane düzeyinde etkili bir şekilde tahsisatının yapılmasında; hastane hizmetlerinin kullanımının değerlendirilmesinde; faaliyet tabanlı bütçe hazırlanması, sağlık tesisleri ve insan gücünün planlaması gibi çeşitli amaçlarla kullanılabilmektedir. Hastanelerin üretim verimliliğinin ölçümü genelde vaka karması verisine dayanmaktadır. Vaka karmasının hastanelerin performans ölçümünde, özellikle de maliyet analizleri ve hastaneler arası maliyet karşılaştırmalarında kullanılabilir. Vaka karması indeksi ayrıca kalite geliştirme programlarında da kullanılmaktadır.

Sınıflandırmada yukarıda söz ettiğimiz üç faktör yanında hastanelerin kapasite kullanımlarına yönelik toplam yatak sayısı, yoğum bakım yatak sayısı, bir yatak başına düşen kapalı alan miktarı, ameliyat oda sayısı ve bir yatak başına düşen hemşire sayısı gibi kriterler de kullanılabilir. Ayrıca, personelin haklarına yönelik personel devir hızı ve prim tahakkuk oranları da sınıflandırmada kullanılacak değerlendirme faktörleri arasında yer alabilir.

Sınıflandırma için birçok teorik model önerilebilir. Ancak sınıflandırma önerilerine karşı önerinin ""def-i bela" ya da "yasak savma" kabîlinden "sınıflandırılmama" olmaması da gerekir.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer