YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Özel Sektörün Geleceği !Dr. Mehmet DEMİR
Dr. Mehmet DEMİR

17.09.2007, Pazartesi

Tüm Yazıları
Anayasa’mızda, devletin sağlık alanına yönelik görevi nasıl yerine getireceği belirtilmiş. Devletin bu görevi kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği çok açık bir şekilde yazılmış. Bu konuda bugünün fotoğrafını çekip baktığımızda, devletin sadece kamudan yararlanmayıp özel sektörden de yararlandığını görüyoruz. Başlangıçta sadece devlet memurları için yararlanılan özel sektör, bugüne geldiğimizde genişleyerek yeşil kartlılar hariç herkes için kullanılmakta. Yakın bir gelecekte Genel Sağlık Sigortası’nın uygulanması ile tüm nüfus için bu durum söz konusu olacak.

Hâlâ sağlık hizmet sunumunda kamunun ağırlığı devam etse de bu alanda özel sektörün payı her geçen gün artmakta. Hatta üçüncü basamak sağlık hizmetleri açısından büyük hastane grupları üniversite kurma izinlerini almış tıp fakültesi açma yolundalar. Devlet en büyük alıcı olarak sağlık talebini kamudan özel sektöre doğru yönlendirirken, özel sektör de yeterli arzı oluşturacak yatırımlara şimdiden girişmiş durumda. Buna katılmayıp sağlığın piyasalaştığını ifade edenler olsa da, Anayasal olarak verilen izin ve vatandaşın memnuniyeti ile sağlık hizmetlerindeki gelişmeler bunun devam edeceğini gösteriyor. Ayrıca özel sektörün dinamizmi kamu kurumlarının da yeniden yapılanmalarını teşvik eder nitelikte. Ancak özel sektörün imkanlarından yararlanmanın bu zamana kadar olduğu gibi devam etmeyeceğini söylememiz gerekiyor. Güçlenmiş siyasi iradenin bazı uygulamalar konusunda vatandaş memnuniyetini artırmaya yönelik düzenlemeler yapması beklenmelidir. Bunlardan en önemlisi sanırım özel sağlık kuruluşlarının hastalardan fark talep etmeleridir. Yıllardır, sosyal güvencesi olan insanların yaptığı cepten kayıt dışı harcamalar, sağlık alanındaki en tırmalayıcı ve rahatsız edici konu olmuştur. Bundan sonrası için devletin bu açıdan denetleyici ve düzenleyici tedbirler alması kaçınılmazdır. Kayıt dışı cepten harcama kabul edilemez ve sürdürülemez bir husustur. Her ne kadar özel sağlık kuruluşlarında fark adı altında hastaların yaptıkları cepten ödemeler kayıt altına alınsa da vatandaşın hoşuna giden bir şey değildir. Kısaca hepimiz sağlık gibi aciz olduğumuz bir durumda sağlık kurumları ile aramıza paranın girmesini arzu etmiyoruz. Bu bedelin külfetine dolaylı yollardan vergi veya sigorta şeklinde katlanmak istiyoruz. Çünkü o andaki aciliyet ve güç asimetrisi hastayı sağlık hizmeti verenin yanında çaresiz bırakabiliyor. Yüksek tutarlara çıkabilen ve hastadan o an tahsil edilen farkların bundan sonra alınabilmesi zor görünüyor.

Peki, özel sağlık kuruluşlarının fark almadan hizmetlerini sürdürmeleri mümkün müdür? Bunun da zor olduğunu söylemek gerekir. Önümüzdeki günlerde bu karmaşık problemin çözümü gerekecek. Özel sektörün azmini kırmadan devletin onların hizmetlerinden yararlanması için bir dizi düzenleme yapması gerekebilir. Bu konuda şu hususlar dikkat çekiyor. Hastanın sağlık hizmetini doğru ve gerektiğinde kullanmasını teşvik edecek Genel Sağlık Sigortası’nda da geçen her başvuru için alınacak uygun miktardaki katkı payı mübah görülebilir. Temel bir teminat paketi belirleyip bunun üzerinde oluşacak maliyetlerde hastadan fark alınmasına müsaade edilebilir. Bu durumda temel teminat paketinin finansal kaygılarla gittikçe daraltılacağı eleştirileri olacaktır. Yatan hastalar için otelcilik hizmetleri için fark alınması düşünülebilir. Ancak bu konunun sıkı bir denetime tabi olması gerekecektir. Alınamayan tıbbi hizmet farkları bir süre sonra otelcilik hizmeti adı altında talep edilebilir. Tamamlayıcı sağlık sigortası, bir ölçüde alınmasına müsaade edilecek farklar için bir karşılama yöntemi olabilir. 2008 yılı BUT ve SUT hizmet fiyatları özel sektörün fark almayacağı göz önüne alınarak ciddi bir revizyondan geçirilmesi gerekecektir. Özellikle laboratuvar hizmet fiyatları maliyetlerinin altına düşmüş görünüyor. Özel sektörün maliyetleri içinde önemli bir yer tutan hekim ücretleri konusunda bir düzenleme gerekebilir. Ayrıca vergi gibi özel sektör giderleri içinde yer alan kalemlere yönelik iyileştirmeler yapılarak kurumların maliyetlerin altından kalkmaları kolaylaştırılabilir. Bir an önce hizmet başı ödeme ve geçiş dönemi uygulaması olan vaka başı ödemeden DGR sistemine geçilmesi gerekecektir. Sadece MEDULA ile sistemin kontrolüne çok da bel bağlamamak gerekiyor. Mevzuatta her ne kadar izin verilse de özel hastanelerde çalışan hekimlerin ayrıca muayene açabilme hakları fark almama kararına ciddi bir engel oluşturacaktır. Kamudaki kötü alışkanlıklar bu kez özel hastanelerde de yaşanmaya başlayacaktır. Bu konuda da düzenleme gerekecektir. Özel sektörün özellikle SGK’dan alacaklarını zamanında tahsil edebilmesi onların fark talebindeki ısrarlarını kıracaktır.

Her ne kadar konu çetrefilli olsa da çözüm yolları üretilebilir. Bu konuda gidişatı siyasi kararlılık belirleyecektir. Siyasi kararlılık aktörlerin çözüm üretmesini ve yeniden yapılanmalarını sağlayarak halkın memnuniyetini artıracaktır.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer