YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Sağlıkta Dönüşüme Tarafsız Bakış!Dr. Mehmet DEMİR
Dr. Mehmet DEMİR

22.10.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Son günlerin gözde yeni gündemi kentsel dönüşümün, sağlıkta dönüşümün “dönüşüm” pabucunu dama atmadan, on yıla yaklaşan sürecin temel felsefesini değerlendirmeye çalışalım. 

Sağlıkta dönüşüme, resmi adıyla “program” veya son yıllarda sonuçları itibariyle “reform” olarak bakılabileceği gibi, farklı pencerelerden de bakılabilir. Sağlık alanını piyasalaştıracak bir “proje” perspektifi ile bakanlar da yok değil.

Geçen hafta, bir televizyon programında Sayın Eczacıbaşı, kalite kavramının geride kaldığını, artık her şeyde tasarımdan bahsetmek gerektiğini anlatıyordu. Kalitenin artık herkes tarafından sağlandığını, rekabetin kişiye veya kentlere özel tasarımdan geçtiğini ifade ediyordu.

Sağlıkta dönüşüme “tasarım” olarak bakmanın temel felsefeyi ve amaçları anlamayı kolaylaştıracağını söyleyebiliriz. Türk Dil Kurumunun tasarımla ilgili tanımı da bunu destekler nitelikte. Tasarım, “Daha önce algılanmış olan bir nesne veya olayın bilinçte sonradan ortaya çıkan kopyası “ olarak tanımlanmış.

Bu tanımdan hareketle, “Sağlıkta Dönüşüm Reformu”nun temel ilkelerini, tasarımı yapan aktörlerin geçmişte yaşadıkları sağlık tecrübesi ve algısı oluşturmakta. 1960-1980 yılları arasında iyi kötü uygulanan, ancak sonradan gelişmelere ayak uyduramayan “sosyalizasyon” ve 1980 ihtilalinden sonra bir isim dahi konulamayan sağlıksız bir sağlık sistemi bugünkü tasarımın belirleyicisi oldu.

Zihinlerde geçmişteki sağlık alanının derin ve kötü izleri hâlâ silinmiş değil. Sağlıkta Dönüşüm Tasarımı’nın temel dokusunu “hakkaniyet” oluşturmakta. Hakkaniyetin bu kadar belirleyici olmasının bir nedeni de, karar vericilerin o yıllardaki algıları ve yaşadıkları olaylar.

O dönemlere ait üç önemli faktör, bugün için sağlıkta hakkaniyeti vazgeçilmez kılıyor. Bunlar:

1-Fakirleştiren sağlık hizmeti,

2-Mantıksız ve güvensiz bürokratik sağlık hizmeti,

3-Tersine sağlık hizmeti (Bakıma daha çok ihtiyacı olanların bakıma ulaşmasındaki zorluk).

Tasarımdaki hakkaniyet, sıfırların önündeki bir gibi. Hakkaniyet sağlıktaki her şeyi kıymetlendiriyor.  Bu açıdan tasarımın kırmızı çizgisi. Hakkaniyet hatırına yaptığınız hatalar da tolere edilebiliyor.

Hakkaniyet çerçevesi geliştirilmeye devam ediyor. Sağlığa ilişkin bilgilerin, teknolojilerin ve olanakların daha hızlı yayılması sağlanırken, sağlıklı yaşamanın yollarını öğrenme ve benimseme gündemde yerini almış durumda.

 

Tasarımın hâkim tonunu “kamusallık” teşkil ediyor.Sağlık hizmetinin finansmanı, sunumu ve organizasyonu kamusal ağırlıklı. Kritik noktalar kamu otoritesinin planlama, ödeme ve finansman yetkisi ile kontrolünde. Bu nedenle sağlığın “piyasalaşması” kolay görünmüyor. Sağlık alanını piyasalaştıran ikili çalışma düzeninin (muayenehanecilik)  izleri silinmiş durumda.

 

Tasarımın iddiası, sürdürülebilirlik. Hakkaniyet ve kamusallığın maliyeti karşılanabilir ve sürdürülebilir. Aslında sürdürülmeli de. Tehditler de yok değil. Sağlıkta dönüşüm henüz ciddi bir sınavdan geçmedi. Sosyo-politik ve ekonomik alandaki “ralli” henüz bitmiş görünmüyor. Son on yıldır sürdürülen ekonomik büyüme, sağlık sektörümüz için daha fazla kaynak ayrılmasını sağladı ve sağlıkta dönüşümün hayata geçebilmesini kolaylaştırdı.  Ekonomik büyüme ile birlikte programın çerçevesi sinerji oluşturdu ve diğer sektörlere göre daha fazla bir performans artışı sağlandı. Sağlıkta dönüşümün temel felsefesinin ve sonuçlarının toplumun geneli tarafından benimsenmesi, programın ekonomik büyümeden pay almasını ve diğer sektörlerle barışık olmasını sağladı ve reformun sürekliliğini kolaylaştırdı. On yıllık tecrübe ciddi bir sınav için büyük avantaj. Sınavlarla baş edebilmek için yeterli kontrol düğmesi de mevcut. En önemli eksik olan araştırma-geliştirme için ise 2023 hedefi milli gelirin yüzde 3’ü.

Tasarımda hakkaniyet, kamusallık, sürdürülebilirlik çerçevesinde birkaç başlık dikkat çekiyor:

1-Makul oranda katılım ve ilave ücretler için cepten ödeme,

2-Kamu hizmet sunumunda etkinlik ve verimlilik için kamu hastane birlikleri,

3-SGK tarafından etkin kural ve fiyat belirleme,

4-“Kamusallık ve rekabet için değil, alternatif ve denge oluşturma” adına sağlık hizmet sunumunda kamu-özel sektör “altın oranı”.

 

Sağlıkta dönüşüm tasarımını “tatlı-sert” olarak tanımlayabiliriz.Tatlı yönü halka, sert yönü ise sağlık çalışanlarına bakıyor. Tatlı yönü ile ilgili çok rakam ve söze gerek yok. Sağlıkta memnuniyet oranının yüzde 76’ya çıkarılması bir başarı. Sert yönünün bir türlü değişmediği düşünülüyor. Çalışanları da gülümsetmek çok zor olmasa gerek.

Huylu huyundan vazgeçer mi, onu da bilemiyorum.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer