YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Üniversite Hastanelerinin Yeniden Dirilişi MümkünDr. Mehmet DEMİR
Dr. Mehmet DEMİR

21.11.2010, Pazar

Tüm Yazıları

Tam Gün Yasası’nın üniversite hastanelerinin performansa dayalı ek ödeme uygulamasını düzenleyen maddesi, 2011 yılının şubat ayından itibaren uygulanmaya başlayacak.

Yasa’nın performansa dayalı ek ödeme maddesi ile son yedi yıldır Sağlık Bakanlığında uygulanan performans sisteminin kanuni dayanağı olan madde aynı. Üniversite hastanelerinin Bakanlık tecrübesinden yararlanacak olması da son derece doğal.

Üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı hastanelerin, gelişen sağlık sistemine ayak uydurması, sağlık sisteminin bütünlüğü ve bu hastanelerin geleceği açısından önem taşıyor. Gelişen sağlık sisteminin en önemli hatlarını, sağlık hizmetlerine vatandaşın ulaşımının kolaylaşması, hastaların memnuniyeti, hakkaniyet, cüz-i katılım payı ve ilave ücret dışında hastalardan para talep edilmemesi ve başta sağlık insan kaynağının verimli kullanılması ile hastanelerin verimliliği oluşturuyor. Son yıllarda bu gelişmelere üniversite hastanelerinin yeterince ayak uydurmadıkları herkes tarafından daha görünür hale geldi. Mevcut sorunlara, sağlık sistemine paralel bir gelişme kaydedilmemesinden kaynaklanan mali sorunlar da ilave olunca, bir sorunlar yumağından söz edilmeye başlandı. Bu gelişmeler konu ile ilgili tüm tarafların dikkatini çekiyor. Sorunun yaşandığı üniversite hastanelerinin bu konuya duyarlı oldukları da görülüyor. Bu duyarlılık çerçevesinde sorunların tespiti ve ilgili taraflarla paylaşılması için bir dernek çatısı altında üniversite hastaneleri birliği kurulmuştu. Bu birlik sorunların kaynağını tespite yönelik çalışmalarda bulunarak konuyu ilgili Bakanlar düzeyinde de geçtiğimiz aylarda tartışmıştı.

 

Büyük üniversite hastanelerinin büyük borçları

Sorunlar yumağı içinde en kolay çözülebilecek sorun, mali ve idari kaynaklı, bazı üniversite hastanelerinin içinde bulunduğu borç batağı olsa gerek. Meclis, bu sorunun çözümü için geçen çalışma döneminin sonunda bir kanun çıkararak genel bütçeden üniversite hastanelerinin borçlarının karşılanmasına karar verdi. Birkaç aydır üniversite hastanelerinin temsilcileri başta olmak üzere, konuyla ilgili bakanlıkların yapmış oldukları titiz bir çalışma sonucu, mevcut yapıları ile bu borcu kapatamayacak üniversite hastaneleri belirlenerek, hangi oranda kaynak aktarımı yapılacağı tespit edildi. Bu kaynağın ilk ve büyük dilimi önümüzdeki günlerde, diğer kalan kısmı da dilimler halinde bir yıl içinde aktarılmış olacak. Bu yapılacaklar işin kolay kısmını teşkil ediyor. Borçlu üniversiteler tespit edilerek bu borç kapatılmış olacak.

 

Üniversite özerkliği zedelenecek mi?

Üniversitelerde mali bir disiplinin sağlanması ve hastanecilik fonksiyonlarının en iyi şekilde kullanılması için üniversite yönetimlerine büyük sorumluluk düşmekte. Bu kaynağın bazı kriterlere göre aktarılmasının ezbere bir söylem ile üniversite özerkliğini zedeleyeceği ifade edilse de, aslında bu üniversite özerkliğinin ve dik duruşun sağlanabilmesi adına verilmiş bir avans olarak değerlendirilmelidir.

 

Borçların kapatılması çerçevesinde belirlenecek kriterler konusunda ise üniversiteler öncü rolünü oynayabilmelidir. Kriterler ve tedbirler, mevcut sağlık sisteminin gelişimine paralel ve vatandaşın hakkına, hukukuna odaklanacak tarzda üniversitelerin önderliğinde belirlenirse, bunlar sadece başarılması gereken güzel hedefler olarak algılanır. Ama gelişen sağlık sistemi algılanmayıp, vatandaşın yanından uzaklaşarak tepesine çıkılmaya başlandığında ise sözde bir dayatma ve özerkliğe müdahaleden bahsedilmesi normaldir. Son yedi yıldır sağlık sistemindeki gelişmelere gözlerini kapatanların ise üniversite hastanelerinde bir huzursuzluktan bahsetmeleri ise gelişmeleri algılamaktaki eksiklikten kaynaklanmakta.

 

“Hoca farkı” OUT, “sosyal devlet” IN

Yeni sağlık sistemimiz, bırakın kamu sağlık hizmet sunucularını, özel sektöre ait hastanelerde dahi hastalardan makul ve cüzi katılım payı ile ilave ücretler dışında cebinden direkt veya her ne ad altında olursa olsun bir ödeme yapmamasını öngörüyor. Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Tam Gün Kanunu bu konuyu düzenliyor. Hastanelerin ve çalışanların finansmanı için vatandaşın cebinden çıkan “hoca farkı” yöntemi artık geçmişte kalmıştır. Vatandaşın cebinden hastaneyi finansman kolaycılığı sona eriyor. Bu çerçevede üniversite yönetimlerinin hastane organizasyonlarını yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor. Yeni sistem sağlık hizmetini vatandaşı adına satın alan Sosyal Güvenlik Kurumu ile hizmeti sunan hastaneye doğru finansman için müzakere sorumluluğunu yüklüyor. Üniversite yönetimlerinin bu müzakereyi yapabilecek kapasitesi zaten mevcut değil mi? Bu nedenle iyi bir müzakere tekniği olan “global bütçe” uygulamasının hayata geçmesi için üniversite yönetimlerinin de çalışması gerekiyor. Görünen köy kılavuz istemiyor.

 

“Hoca farkı” gelirin yüzde 15’i

Son üç yıldır Sağlık Bakanlığına yönelik “global bütçe” uygulaması başarı ile yürütülüyor. Son üç yılda olduğu gibi 2010, 2011 ve 2012 yılları için global bütçe müzakeresini yapan ve bütçesini belirleyen Sağlık Bakanlığı, hem hastane giderlerini hem de çalışanların ek ödemelerini garanti altına aldı. Hoca farkının kalkması sonucu üniversite hastanelerinin büyük gelir kaybına uğrayacakları ve ek ödeme dağıtamayacakları kimi çevrelerce ifade edilmektedir. Üniversite gelirleri içinde “hoca farkı” gelirleri yüzde 15 civarında gerçekleşmektedir. 2009 yılında bu 500 milyon lira civarında gerçekleşmiştir. Bu toplam gelir içinde büyük bir miktarı ifade etmemektedir. Bu fark kaldırılırken 2011 yılından itibaren bunun nasıl telafi edileceği konusunda çalışmalar tabii ki yapılmıştır. Hiçbir sosyal devlet bu miktardaki küçük bir bedel için vatandaşının memnuniyetsizliğine izin veremez.

 

Üniversiteler için performansa dayalı ek ödeme

Üniversite hastaneleri ile ilgili diğer bir konu başlığı da, üniversite hastaneleri için uygulanacak ek ödeme sisteminin ayrıntıları. Tam Gün Yasası’nın üniversite hastanelerinin performansa dayalı ek ödeme uygulamasını düzenleyen maddesi, 2011 yılının Şubat ayından itibaren uygulanmaya başlayacak. Bu madde Anayasa Mahkemesinin Tam Gün Kanunu kararlarından etkilenmedi.

Üniversite hastanelerine yönelik Tam Gün Kanunu’ndaki performansa dayalı ek ödeme maddesi ile son yedi yıldır Sağlık Bakanlığında uygulanan performans sisteminin kanuni dayanağı olan madde aynıdır. Bu açıdan üniversite hastanelerine yönelik bir model geliştirilirken Sağlık Bakanlığının tecrübesinden ve elde edilen sonuçlardan istifade edilmesi doğaldır.

Ancak Sağlık Bakanlığı uygulamalarının iyi analiz edilmemesi bazı yanlış değerlendirmelere sebebiyet vermektedir. Bu yanlış değerlendirmeler umarız, üniversite hastanelerinde etkisi olmayan ve sadece maaş benzeri sabit bir ek ödemenin yapıldığı verimsiz bir hastaneciliğe sebebiyet vermez. Etkisiz bir ek ödeme sistemi, borçları devlet tarafından temizlenen bu hastanelerin tekrar borç batağına girmelerine ve bu hastanelerin diğer kamu hastaneleri ve özel hastaneler karşısında hasta talebine çok da duyarlı olmamalarına neden olabilir.

 

Performans sistemi ne getiriyor?

• Sağlık Bakanlığı performansa dayalı ek ödeme sistemi (PDEÖS) hastanelerde bağımsız bir şekilde oluşan hasta talebinin, sağlık çalışanları tarafından karşılanmasını ve örtülü de olsa (muayene numarası bitti vb.) muayenesi yapılmadan hastanın evine gönderilmemesini teşvik etmek üzere geliştirdiği bir araçtır.

• PDEÖS hizmetin niceliği yanında 2005 yılından itibaren bu yana kurumsal performans uygulaması ile hizmetin nitelikli olmasını da teşvik eder. Kurumsal performans katsayısı (hizmet kalite standardı, hasta memnuniyeti) artar ise o hastanede çalışan herkesin performans ücreti de artar.

• Üniversite hastanelerine benzer bir yapısı olan Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerinin PDEÖS’sinde hizmetin niceliği ve niteliği yanında bilimsel çalışma ve asistan eğitimindeki başarılar da teşvik edilir.

• PDEÖS yöneticiler için ayrı teşvikleri içerir. Yöneticiler hastanenin verimli ve etkin bir şekilde yönetilmesi konusundaki kriterlerle değerlendirilirler.

• PDEÖS’nin uygulanış şekli ve hekimlere yönelik teşvik miktarı hekimlerin ezici bir çoğunluğu tarafından yeterli bulunmaktadır. Kanıtı; sistemin başında sadece kamu hastanelerinde çalışan hekim oranı yüzde 11 iken, bu oran bugün yüzde 92’ye çıkmıştır.

• PDEÖS dinamik bir modeldir. Sağlık sistemindeki gelişmelere göre yeni teşviklerini geliştirir. (Örneğin; ülkemizin sigara kullanımı ile mücadelesi çerçevesinde sigara ile mücadele eden sağlık personeline ilave teşvik verilecektir)

• PDEÖS oto kontrol mekanizmalarını içermektedir. Döner sermaye komisyonu, inceleme heyeti, il ve çapraz değerlendiriciler, Bakanlık değerlendiricileri bulunmaktadır.

• PDEÖS Türkiye’nin geliştirdiği bir modeldir. Özellikle sağlık personelinin verimliliğini artıran bir model olarak OECD tarafından diğer ülkelere önerilmektedir.

• PDEÖS’nin, az sayıda gelişmiş ülkede deneysel olarak veya program bazında kullanılan “sonuca dayalı ödeme sistemi” ne yönelik geliştirilmesi için, araştırma ve geliştirme çalışmaları başlatılmıştır. 

 

Sağlık Bakanlığı üniversite hastanelerinin nesi oluyor?

Sağlık sistemimizde hâlâ kamu hastanelerinin yönetim sorumluluğu Sağlık Bakanlığındadır. Meclis gündeminde bulunan Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısının yasalaşması ile bu sorumluluk devredilmiş olacak.

Sağlık Bakanlığını üniversite hastaneleri açısından rakip olarak görmek yerine, vekilharç olarak görmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Vekilharç bir Sağlık Bakanlığı, vatandaşın hakları açısından üniversite hastanelerine yönelik bazı düzenlemeleri desteklerken, üniversite hastanelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu karşısındaki ödeme müzakerelerinde ise destek verecektir. Meclisin geçen dönem son oturumunda, üniversite hastanelerinin borçlarının ödenmesi konusundaki kanunun çıkma aşamasında, Sayın Sağlık Bakanımızın kritik katkıları olduğu Meclis kulislerinde ifade ediliyor.

 

Tam Gün ile kamu hastaneleri üniversite tıp fakültelerinin hastanesi oluyor

Tam Gün Kanunu ile Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinin ortak iş birliği çerçevesinde birlikte kullanımı ile üniversite hastanesinde çalışan hocalarımızın Sağlık Bakanlığı hastanelerinde haftanın belirli gün veya saatlerinde veyahut belirli vakalar ve işler için görevlendirilmelerinin önünün açılması adeta bütün kamu hastanelerini üniversite tıp fakültelerinin hastanesi haline getirmiş oluyor. Gündeme gelen bu yeni uygulama insan, tesis ve cihaz kaynaklarının en verimli şekilde kullanımı adına atılmış önemli bir adım ve yeni açılmış tıp fakülteleri için ise mükemmel bir fırsat olarak görülmelidir. Tıp fakülteleri için kurulduğu günden itibaren hastane yatırımı gibi büyük bir yatırımın külfetine girmeden kullanabileceği bir hastane bulunmasının rahatlatıcı bir unsur olduğu aşikâr.

 

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi örneği

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi örneğinde olduğu gibi kullanılamaz hale gelmiş binadan çıkıp, İstanbul’un yeni modern hastanelerinden birini kullanabiliyorsunuz. Tıp eğitimi alan öğrenciler arasında yaygın bir kanaat haline gelen, tıp fakülteleri hastanelerinde eğitim için, sayı ve çeşit olarak daha az sayıda hasta görme sorunu da bu şekilde sona erebilecektir.

2011 yılının başında üniversitelere bağlı hastaneler açısından birçok yeni gelişmenin yaşanacağı görülüyor. Bunları bir bütün olarak değerlendirdiğinizde, gelişmelerin hem vatandaş, hem de üniversite hastaneleri açısından olumlu olduğu görülmektedir.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) ST (Hekim)
27.11.2010 10:04:04
Dar alanda kısa paslaşmalar bunlar. Tam gün yasası, global bütçe ve aman hoca farkı olmasın mantığı içinde üniversite hastanelerinin dirilmesinin imkanı yoktur. Beni doçent veya profesör bilmemkim görsün, ameliyat etsin, takip etsin diyen vatandaş bunun parasal karşılığını cepten ödemek zorundadır kardeşim. Bu insanlar boşuna dirsek çürütmediler, tezler, yayınlar, jüriler için beş para etmez adamların ağız kokusunu boşuna çekmediler. Devletin daha fazla para ayırmadığı ve her şeyi ne yaparsan yap global bütçe içinde sınırlı tuttuğu, vatandaşın da cepten para ödemediği ve her şeyin günden güne kırpılan saçma sapan SUT bedelleri içine sığdırıldığı bir sistemde bunlar sadece kuru laf kalabalığıdır, tribünlere oynamaktır, dar alanda kısa paslaşmalardır.
People
0
2) Dr. Cevdet (dr)
25.11.2010 20:58:52
Arkadaşlar bugün ilginç bir olaydan haberdar oldum. Sizinle paylaşmak istiyorum.Çalışmış olduğum ilin bir ilçesinde sözleşmeli bir arkadaşımın maaşının 5000 tl olduğunu ve 1 ay çalışmadığı(izinli) zaman 6000 tl maaş aldığını öğrendim. Eğer çalışırsa maaşa ilave(5000 tl) 2000-5000 tl döner alabileceğini ifade etti. Oysa 657'ye tabi olan arkadaşlar izinli olduğunda 3000 tl maaş alabilmektedir. Çalıştığında ise toplamda ortalama 5000 tl alabilmekteler. Bu adaletsizlik ne zaman giderilecek, bakanlık yatkilileri bu durumu bilmiyormu? Sabit doktor maaşları en az 5000 tl olmalı.
People
0
3) İG. (Uzman Dr.)
24.11.2010 15:31:56
Şimdiden diken ekmeye başlayalım mı? Yoksa bizler için diken ekenler mi var? ya da ekilen dikenlere koyun takılması mı bekleniyor. Binbir gece masallarından bile daha keyif verici bir yazı. Hani şu Domuz Gripi efsanesinde "Keçi İnatlı Doktorlar" diyen yazı ile aynı mahreçli görünüyor.
People
0
4) bedrettin alyamaç (iç.hast.uzmanı)
23.11.2010 20:02:06
Drç fikret kardeşim. Mükemmel bir yazı teşekkür ediyor o nur kokan gözlerinden öpüyorum. karataş hastanesi izmir
People
0
5) cevdet tokat (op)
23.11.2010 14:19:15
Dr. Mehmet Demir'in performans sistemini oluşturanlardan biri olduğunu biliyoruz. Belki pekçok konuda iyileştirmeye neden olmuş bu sistemin kesinlikle revizyona ihtiyacı var. Sistemin şu anki mantığı ''ne kadar hasta=ne kadar ameliyat=o kadar para'' gibi bizim inancımızla asla bağdaşmayacak materyalist ve kapitalist düşünceye dayanmaktadır. Bu durumda mukaddes insan bedeni para kazanma aracı haline dönüşmüştür. Mutlaka hekim maaşları tatmin edici bir düzeye çıkarılarak döner sermayenin payı azaltılmalıdır.Böylece abartılı iş ve işlemlerin önüne geçilebilir.
People
0
6) A.S (uzm. Dr)
22.11.2010 21:58:21
Sayın Mehmet Demir Bey’in bir çok saptamasının doğru olmadığını gözden geçirmesini önereceğim. Özellikle Performans sisteminin oluşumunda önemli kişilerden birisi olduğunu bildiğim için yazıyor ve kendisini tenkit amacı değil madalyonun öbür tarafında insanların ne düşündüğünü kendisine aktarmak istiyorum.
1-Üniversite hastanelerinin dirilişi ve Büyük üniversite hastanelerinin büyük borçları: saptamasının doğru bir kavram olduğunu düşünmüyorum. Üniversite hastaneleri diri olmaması ve ekonomik yönden zayıf olmasının ana müsebbibi SGK olup haksız yapılan kesintiler ve 5 yıldan beri tüm masraflar artarken sağlık uygulama tebliği fiyatlarının artırılmaması veya azaltılmasıdır. Enflasyon karşısında artırma yapılmaması 5 yıl içinde toplam ciroda yaklaşık %50 kayıp ve buna %15-20 kesintiler dahil edilince diri olmayışının nedeni çok rahat anlaşılabilir. Sağlık bakanlığı hastanelerinin bu işten nasıl çıktığı sorusu ise birinci basamak hasta profili, sık kontrol, sürüm, gereksiz tetkikler ve zor vakalara yaklaşılmamasıdır. Vaka zorluğu sadece tanıya ve ameliyat büyüklüğüne bakılarak karar verilebilecek bir konu değildir.
2-“Hoca farkı” OUT, “sosyal devlet” IN: Bu gün çok açıktır ki sağlıkta dönüşüm programı ile cepten ödemeler eskiye nazaran kat be kat artmıştır. Dayanak olarak sağlık bakanlığı hastaneleri için; hastalar daha önce %10 kadar cepten ödeme yaparken, sağlıkta dönüşüm!!! Programı ile şimdi özel sektöre yasal olarak %70, yasadışı olarak bunun iki katını (otelcilik hizmeti ve gayri resmi diğer ödemelerle) ödemekteler. Diğer bariz bir örnek ise eskiden günlük 100 poliklinik muayenesi yapan doktorun muayenehanesine, çoğunluğu hastaneye hiç uğramamış hastalardan oluşan 5-10 hasta gelirdi. Oranlanırsa %5-10’a tekabül eder. Hâlbuki şimdi ikinci basamak düzeyinde hasta başvurularına bakıldığında her iki hastadan biri özel sektöre gitmekte ve hasta cebinden tüm giderin %70 kadarını ödemektedir. Eski sistemde hastalar ameliyat için çoğu kez ödeme yapmaz, nadiren bir muayene ve bir kontrol muayenesi parası ile ameliyatını olurdu. Şimdi ise 1.000 liralık ameliyat için 700 lira fark ve 5 gün otelcilik hizmeti için 300 lira fark toplamda 1.000 lira fark ödemektedir.3-Performans sistemi ne getiriyor?. Günümüz koşullarında hastanelerde oluşan hasta talebinin yarısından fazlası şişirme olup sistemin hatalı işleyişinden kaynaklanmaktadır. Sevk zincirinin olmayışı bunu ana nedenlerinden birisi olup, gereksiz kontrole çağırmalar, hızlı hasta bakıldığından ötürü memnun kalmayan hastalar, bir hastaneden bir başka hastaneye koşturmaktadır. “Örtülüde olsa (muayene numarası bitti) hasta muayene talebinin sağlık çalışanları tarafından karşılanmaması” dayanaktan yoksun bir tezdir. 10 yıldır sağlık bakanlığı hastanelerinde görev yapan bir hekim olarak, eskiden de 80-100 hastaya ulaşan hekim numarayı kapatıyor, şimdi de kendim dahil olmak üzere bir çok hekim numarayı gerektiğinde kapatabilmektedir. Zaten daha fazla hasta kabul edilmesi durumunda bu sefer hasta muayenesinden ve kaliteden söz edilemez. Bu hasta sayısından daha fazla hasta kabul edileceğine hastayı geri çevirmek tıbben daha uygun olmaktadır. Zaten bunun çözümü de mevcut olup, gelişmiş ülkelerde kafası esenin hastaneye başvurma hakkı olmadığı ve randevulu sistem dahilinde hasta kabul edilmesidir. Yalnız eskiden olamayan ve bu gün önemli bir gelişme olduğunu herkesin kabul etmek zorunda olduğu iyi bir gelişme var ki her hekime bir poliklinik açılması hizmette verimliliği artıran ana etmendir. Ancak bu da abartılı uygulanarak fizik şartları kısıtlı hastanelere haksızlık yapılmaktadır( cerrahların yarısı kadar poliklinik sayısı olmalı). Bunun verimlilikte ek ödeme sisteminden 10 kat daha ekin bir faktör olduğunu düşünüyorum. Onun için analizler yapılırken sadece işimize gelen tarafını alıp, olayın gerçekleşmesinde etki öden önemli faktörleri göz ardı edilmemelidir. “PDEÖS’nin uygulanış şekli ve hekimlere yönelik teşvik miktarı hekimlerin ezici bir çoğunluğu tarafından yeterli bulunmaktadır. Kanıtı; sistemin başında sadece kamu hastanelerinde çalışan hekim oranı yüzde 11 iken, bu oran bugün yüzde 92’ye çıkmıştır.” Tezi doğru bir tez değildir. Hekimler muayenehanelerini kapattığı zaman ideal bir çalışma hekimlerin çoğu tavan ek ödeme alabiliyor iken şimdi ise iki kat fazla çalışma yapılmasına rağmen hekimlerin ancak %3 tavan ek ödeme alabilmektedir. Bu istatistik tekniği açısından da irdelenmesi gereken önemli bir çıkmazdır. Hekimlerin en az üçte biri normal bir çalışma ile tavan alabilmeleri gerekmektedir. Bunda ana faktör SGK nın fiyatları artırmaması hatta azaltması yatıyor iken, haksız yere hekim performansı ile alakası olmayan diğer kriterler (finansal katsayı, borçluluk katsayısı, kalite katsayısı v.s) etki etmektedir. Muayenehane kapatmanı altında yatan ikinci gerçek ise muayenehane kitlesinin özel sektöre yönlendirilmesi ve rekabet edilemeyecek düzeye gelinmesidir. Performansın benimsenmesi ile uzaktan yakından alakası yoktur. Şimdi muayenehane açmak isteyenlerin ise önüne konan genelgeler akıllara ziyan düzenlemelerdir.“PDEÖS dinamik bir model olduğu tezi”çok sınırlı olarak doğrudur. işlemin süresi riski ve toplanan puan arasında önemli uçurumlar vardır. Örneğin yarım saat süren ve ölüm riski taşıyan eforlu EKG nin 10 puan, 10 dakikalık sistoskopi 150 puan, yarım saat poliklinik yapan bir çok branşta 15 hasta muayenesi yapılarak 315 puan toplanmaktadır. Hastanenin ücra köşesindeki yarım saat süren bir konsültasyon 10 puan, şimdi yeni düzenleme ile yine uygunsuz olan 15 puana yükseltilmiştir. Performans sistemi sonrası daha önceleri hiç kullanılmayan uydurma değerlendirmeler bir çok hekim tarafından çok yoğun kullanılmakta ve bunun gerçekte hastaya hiçbir faydası olmağı gibi zararlıda olabilmektedir. Olması gerekenden daha yakın aralıklarla kontrol muayene döngüleri ne denetlenmesi nede tedbir alınması mümkün olmayan işlemlerdir.. “PDEÖS Türkiye’nin geliştirdiği bir modeldir” tezi doğru olup “uydurma bir modeldir”. Hiçbir gelişmiş ülke bunu kullanmaz. Bu gün hastanemizde ve diğer sağlık bakanlığı hastanelerinde çalışan yakın arkadaşlarımdan ve performansla ilgili yazılara yapılan yorumlarda bildiğim bir şey var ki herkesin bu performans sistemine lanet okuduğudur. Keşke teorisyenler sağlık çalışanları arasına katılsa ve analiz yapsa idi. Şahsen ben tam gün yasası çıkıncaya kadar umutlu idim. Çünkü tam gün yasası ile bakanın her fırsatta ifade ettiği doktorun hak ettiği ücreti vereceği vaatleri gerçek dışı çıkmıştır. Eğer tam gün yasası ile hekimin mesai saatleri dahilinde alması gereken tavan ücretin 7000+2000 yarısını yani 4500 lirası, yıl şartı koşulmadan emekliliğe yansıyan şekilde verilse ve ek ödemeden mahsuplaştırmasa ve performans ile temel maaş arasın de en fazla 1:1 (temel maaşın en fazla %100) oranı konsa idi önemli bir aşama kaydedilirdi. Nöbet ve icap hizmetleri de hekim emeğinin %30-50 sini oluşturduğundan, her branş için temel ücret yani 4500 lira, branş hekim sayısına bölünüp branşın zorluğu ve riskine göre hekime ödense idi dengesizlik çok önemli oranda çözülürdü.Bakanın suizan edip temel maaş artırılırsa kimse çalışmaz tezi hiç doğru olmayıp en açık örneği meclisteki vekiller, başbakan, sağlık bakanı ve bakanlıktaki diğer şahsiyetlerin ücretinin tamamını temel aldığı halde yoğun çalışmasıdır. Zaten performans sitemini tümüyle inkâr yoktur. 1:1 oranı ile performans yine devre dışı kalmamaktadır. Ekstradan alınacak maaşın %100’ü kadar ek ödeme yine önemli oranda bir teşvik olup herkes daha mutlu ve huzurlu çalışacak, gereksiz işlemler önlenecek, hem sağlık çalışanı hem de hasta korunacaktır. Zaten başhekimlerin bilgisi olmadan da poliklinik hizmetlerine sınırlandırma getirmek ve uygunsuz düzeylerde hasta muayene etmek mümkün olmamaktadır.Umut ediyorum ki anayasa mahkemesini n tam gün yasasının ek ödeme ile ilgili iptal ettiği fıkrasına iyi bir gerekçe yazar ve bu oranın adaletsizliğine vurgu yapar. Yukarıda zikredilen çerçevede yeni düzenleme gelirse hekimlerin çoğu tam güne gönülden destek vereceğine inanıyorum. Umut ediyorum ki performans sitemini ana amacı özel sektöre ucuz hekim emeği sağlayıp bundan rant sağlamak değildir.
People
0
7) fikret eren (akademisyen)
21.11.2010 21:11:39
Akademisyenlerin devlet hastanelerinde görevlendirilmeleri sonucunda onlarda artık puan hesaplama derdine düştüler. Bu doktorların yakında eğitim ve öğretimi ve akademik çalışmaları nasıl bir kenara atacaklarını herkes görecektir. Kongrelere gitmek bile bir doktorun performasından kesintiye neden oluyorsa, hangi doktor kazandığı paradan feragat edip kongreye gidebilecektir. Sonuçta bakanlık, akademisyenleri de kendi sistemlerine adapte etmeyi başardılar. (Sakarya, Rize örneklerinde olduğu gibi)
People
0
8) ekrem aygen (dr)
21.11.2010 19:00:55
Performans sistemi Millet Düşmanlığıdır.. hastalara yapılacak en büyük kötülüktür. Millet işin farkında olmayabilir ama yönetenler, idareciler akıllı mantıklı olmalı...
vaka sunumları:
Vaka 1:hekim performans yapmak için 2 hastaya aynı anda bakıyor.. biri jinekolojik masada diğeri düz masada (obstetrik USG-Gebe muayenesi için=Aynı ilde son 1 yılda 6 tane gebe eklampsiden ölmüş =Bunlar her ay özel tıp mrk ve devlet hastanesine başvurmuş hastalar) Bu 6 annenin maddi değeri sizce nedir?..annenizin maddi değeri nedir??? 2 hastaya aynı anda teşhis, anamnez vs ne kadar gerçekçi??? Biraz İslami yönden bakalım: Suçsuz bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir.. Yaptığı uygulamalarla Hayra sebep olan o işi yapmış gibi sevap alırken, şerre sebep olanda aynı..
Vaka 2: Aynı hastane..Acil polikliniğe hasta başvuruyor doğumhaneye o Dr adına yatış veriliyor...Omuz takılması..Uzm dr Acilden yukarı çıkana kadar ebeler hastayı doğurtuyor. .Annede uterus rüptürü, bebekte hipoksi-erb paralizisi..olay incelemede...Bu olayın sorumlusu=Performans sistemi...1 hipoksik bebeğin devlete millete aileye maddi zararı nedir??..Huzur-u Mahşerde bu performans sistemini savunanları çok merak ediyorum...

ÇÖZÜM: 1-Devlette çalışan Hekimlerinde en az Hakimler kadar Maaş+Emeklilik hakları olmalı..hekimlik için daha az okunmuyor..daha kolay bir meslek değil..
2-SGK direk Uzm Hekimden Hizmet almalı. koyarsın mayenehane kriterlerini vs. yi. Takip ettiği hastada Eklampsimi gelişti....Doğumu sıkımı takip etmedi..okursun canına..
3-SGK anlaştığı hekime, hastasını SGK anlaşmalı hastanelerde takip-tedavi-opere etme imkanı tanır..
4-Performans=Nicelik ÇOK-Nitelik SIFIR olan bir sistemdir..
5-daha fazla şahit olduklarımı anlatmıyorum..e mailimden ulaşılabilir..diğerlerini de ispatlı bir şekilde açıklarım...
6-Abdulhamit Han'ın bulduğu çözümlerle fazla uğraşmayın...Abdulhamit Han öldü, dünya siyaseti başsız kaldı. Çünkü devlet adamlarınn akıl ve zekasının %99'u Abdulhamit'de %1i ise bendeydi. Bismarck. Alman Devletinin temellerini atan devlet adamı...Besmelesiz hiç bir devlet evrakını imzalamadı..Salavatsız Hz. Muhammed (sav)'i ömründe 1 kez ağzına almadı.. sağlıcakla kalın...
People
0
9) lütfibayraktar (dr)
21.11.2010 13:25:22
Sakaryadaki devlet hastanesi üniversite ile işbirliği halinde çalışmaya çalışmaktadır. Marmaradaki durum çok farklıdır, orada herşey olduğu gibi tıp fak.ne devredilmiştir. Getirilen sistem çok değil çok çok çok kötü bir sistemdir. şöyle ki, hastanede bir grup dr var akademisyenim diyor, diğer grup devletin elemanı, mecburcular ve yaşlı ekip. bu iki grup genellikle sürtüşme halindeler. kliniklerin başına getirilen akademisyenler bir düzen oluşturamıyor, çünkü SB'nın getirdiği performans sisteminde her hekim bağımsız çalışabiliyor. en azından hiç kimsenin ne ilacına ne ameliyatına karışamıyorsunuz. eskiden dokunulmayan hastalara müdahaleler yapılıyor, gereksiz anjiolar vs ve siz suistimalciler karşısında hiçbir söz söyleyemiyorsunuz. aslında sistem zaten sizi gereksiz işleri yapmaya mecbur tutuyor. Performans sistemi hekimlerin ekip halinde çalışmasını ortadan kaldırmış, ve insanları bireyselleştirmiştir. Yakın gelecekte eköip olarak yapılan işlerde kesinlikle bir zorluk yaşanacaktır. Vatandaş bunu başlangıçta farketmeyebilir ancak birkaç yıl içinde kalitenin ne kadar düştüğünü hep birlikte göreceğiz. Kimse riskli hastalara dokunmayacağından ortada dolaşan bir sürü atom bombası olacak. Söylenecek çok söz var, ancak üniversite hastanelerinin komiteler oluşturup SB'nın getirdiği performans sistemini düzeltecek önerilerle SB'na gitmesi gereklidir. Yazarın ifade ettiği gibi mevcut sistem ile üniversite hastanelerinin dirilişi falan mümkün değildir. Üniversitelere ve SBnın eğitim hastanelerine uygun bir düzenleme yapılması en uygun çözüm olacaktır. Böyle bir öneriyle gidilirse en azından gelecek darbenin şiddeti azaltılmış olur. Biz hekimleri yoksullukta ve zor günlerde buluşma günleri bekliyor. Katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. saygılar.
People
0
10) kamil ömür (uzman doktor)
21.11.2010 13:12:47
Sayın Mehmet DEMİR bir ara bakan danışmanı idi. Hem de aktif danışmanlardan. Adı danışman olanlardan değil. Performansa bağlı ödeme sisteminin oluşmasında büyük payı vardı. Kimse yoğurdum ekşi demez. Saygılarımla.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)