YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Her Ağrıyan Yerin Filmini Çekelim mi? Prof. Dr. Mehmet ZİLELİ

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Anabilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi ve Türk Nöroşirürji Derneği Eski Başkanı

Prof. Dr. Mehmet ZİLELİ

09.02.2015, Pazartesi

Tüm Yazıları

Sanırım bu başlık itici oldu. “Bak sen, yine hekimleri eleştiren bir yazı yazmış.” diyenleri duyar gibiyim. Ancak, Ülkemizde yılda 10 milyondan fazla manyetik rezonans (MR) filmi çekildiğini öğrenince bunu yazmaktan kendimi alamadım. 2011 yılı rakamlarına göre OECD ülkelerinde binde 46 olan MR’a girme sayısı, Türkiye’de yaklaşık binde 67 olmuş. Yani OECD ülkelerinin neredeyse yüzde 50 fazlası. Gerçekten bu kadar film çekilmesi gerekli mi? Çoğu MR isteğinin gereksiz olduğunu kabul etmek zorundayız.

 

 

Çok film çekilmesinin sonuçları neler?

 

Önce bu kadar çok film çekilmesinin sonuçlarını konuşmak isterim. Daha sonra nedenleri ve önlenmesinden söz edebiliriz:

 

a) Bu kadar çok film çekilmesi ciddi bir ekonomik kayıp yaratmaktadır. Buna sadece çekilen filme ödenen parayla bakmayalım. Film çekimi için hastanın beklemesi, film çekilen laboratuvara gitmesi, iş gücü kaybı da hesaplanmalıdır. Bu ekonomik kayıp, vergi ödeyenlerin cebinden çıkmaktadır. Onların da bunu sorgulaması gerekir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nun bütçe açığının ne kadar olduğunu bilmiyorum, ancak gittikçe büyüdüğünü tahmin etmek zor olmasa gerektir.

 

b) Bu kadar çok film çekilmesi rastlantısal (incidental) patolojilerin bulunmasına yol açmaktadır. Bu patolojiler hastalık korkusuna ve yeni tetkikler, bazen gereksiz tedaviler, hatta ameliyatlar uygulanmasına yol açmaktadır.  

 

c) Artık hastalarımızda bir “film isteme” geleneği yerleşmiştir. “Doktor Bey/Hanım, benim başım ağrıyor, beyin MR filmimi çeker misiniz?” diyen hastaların sayısı çoğalmıştır. Bir hekime gittiğinde mutlaka bir reçete ile çıkmak isteyen hastalar, şimdi mutlaka bir film isteğiyle de çıkmak istemektedir.

 

d) Hastaların hekimlere sözlü güveninin yerini film raporlarına güven almaya başlamıştır.

 

e) Oysa hastalıkların en sık rastlanan semptomu olan “ağrı” nın bir görüntülemesi veya yardımcı incelemesi yoktur. Ağrı subjektif bir duyudur. Çevresel, kişisel, psikolojik faktörlerle etkilenir. Ağrı ancak hastanın anlatımı ve muayenesi ile anlaşılır. Yardımcı incelemeler ancak ondan sonra istenmelidir.

 

 

Çok film çekilmesinin nedenleri nelerdir ve nasıl azaltılabilir?

 

Eminim, sağlık sigortaları ve SGK film sayısının azaltılmasından -masrafları azalacağı için- memnun olacaktır. Fazla film çekilmesinin nedenlerini sıralayacak olursak:

 

a) Bilinçli olmayan ve popülist sağlık politikaları halkımızda “her ağrıyan yerlerinin görüntülenmesi” isteğini kabartmış, hatta kolaylaştırmıştır.

 

b) Sanırım bir başka neden de meraktır. Vücudumuzun içini tüm ayrıntılarıyla gösteren, beynimizin tüm kıvrımlarını izleten filmleri merak ettiğimiz için de isteriz. Geçmiş yıllarda “ayna tutmak” diye adlandırılan “floroskopi” görüntülerinin yerini yeni nesil MR filmleri almıştır.

 

c) Kanımca fazla film istenmesinin bir diğer nedeni, günde 80-100 hasta gören, hastalarıyla konuşacak, muayene edecek yeterli zaman bulamayan hekimlerin “bir film isteyerek” veya “bir reçete yazarak” hastanın işini kısa sürede bitirme gayretleridir. Mevcut sağlık sisteminin getirdiği mutsuzluklar ile motivasyonları bozulan hekimler, üstüne üstlük şiddet gördükleri hastalarına “Size böyle bir film gerekli değil. Nedenleri de  bunlar, bunlar…” demek yerine filmi isteyip kurtulmak arzusu içinde olmaktadırlar.

 

d) Genel Sağlık Sigortası’nın film çekildiğinde hastadan bir ücret almaması çok film çekilmesine önemli katkıda bulunan nedenlerden biridir. Üç-altı ay önce lomber MR çekilmiş bir bel ve bacak ağrılı hastanın filmlerini getirmemesi ile sıklıkla karşılaşıyorum. Hastalar “Nasıl olsa yeni bir film istersiniz.” diyorlar. Sanırım üç-altı ay önceki filmlerin bayatlamış olduğu yargısına varıyorlar.

 

e) Başka nedenler de sıralanabilir: Tıp eğitimindeki eksiklikler, kendine güven eksikliği, hekimlerin malpraktis korkuları bunlar arasında sayılabilir. Ancak, “Hastalarımızı üzmeyelim, her dediklerini yapalım.” dürtüsünün çok film çekilmesine yol açtığını vurgulamak isterim. Sonuçta tamamen tetkike dayalı bir tıp pratiği yapılmakta, sağlık harcamaları yükselmekte, rastlantısal tanılarla gereksiz tedaviler ve ameliyatlar önerilebilmektedir.

 

 

Sonuç

 

Evet, herkes vücuduna bir ayna tutmak isteyebilir. Ancak buna karşı çıkılmalı, rasyonel ve ekonomik çözümler üretilmelidir. Bunun en önemli aşamalarından biri, basamaklı tedavi politikasının uygulanmasıdır. Basit bir bel veya baş ağrısı hastası önce birinci basamak hekimlere (aile hekimine, pratisyen hekime) gitmeli, onun tanısı ve tedavisi başarısız olduğunda ve birinci basamak hekimi gerekli gördüğünde ikinci veya üçüncü basamaklara gidebilmelidir. Popülist politikalarla sağlığı yönetmek hem vergi ödeyenlerin paralarını gereksiz harcamak, bazen de gereksiz tanı ve tedavilerle oyalanmak anlamına gelmiyor mu?

 

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
1
1) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkaları uzmanı)
18.03.2015 15:52:35
İtiraf ediyorum.Lafı dolandırıyorum ve hep SAĞLIK SİSTEMİNE getiriyorum.

A dan Z ye yanlışlar var.

Aile hekimleri yada pratisyen hekimler desteklenerek 2. basmakta geri bildirim verilerek , eğitim yoluyla (iyi iletişimle ?) sağlık alanında aslında %70-80 sorunu çözerler Hadi diyelim %40 -50 ! Bu çok önemlidir.

Sağlıkta sistemin kayıt , sevk , bilgiyi paylaşım empati ve şegüdümünü elde etmesi zman alacaktır

fakat ilk algılamamız gerekn

sağlık akıl alamz siyasallaşmıştır.Siyasallaşma sağlığın birincil sorunudur.Siyasallaşma öerkleşmeyi , liyakatı bozmaktadır.

Sağlıkta diğer sorun ticarileşmedir.

Bu son söylediğim siyasalllaşma ve ticarileşme sorunu adı PERFORMNS VE MALPRAKTİS sistemiyle sağlıkta empti ve eşgüdüm kaybına neden olmaktadır.

Bu sorunlar çözülür !

Arkadaşalar akıl dışılık hüküm sürmektedir.Ülkemiz iş kazalrından yakın geçmişte dramatik işkazası ölümlerine rağmen hala , ısrarla iş sağlığı ve güveniği uzmanı ve işyeri hekiminin maaşını iş verenler veriyor.Bu sistem çalışıtmı? Çalışmaz ! Özerk olmalı.

Bu sağlık sistemide özel değil özerk olmak zorunda ! Sağlık sistemi çok daha az personelle çok daha ergonomik ve estetik ve çok daha bilimsel olabilir !

Siyallaşma ve ticarileşmenin verdiği zararların , özerklik kaybının verdiği zararların iyi görülmesi lazım.

Sayın Mehmet K. Çelenk (Dr. ) ,ZZ (dr) ,(1.) Basamaklı Sistem (Bilerek Uygulanmıyor !..) dedikleri samimidir.

Ayrıca kavram oalrak şunu tartışmamız lazım.


1) Hekim ve eğitm kurumları daha üst özerk sistemler tarafından denetlenmeli ! Eksikikleri hızla giderilmeli ( Denetleyenlerinde özerkliği şarttır.Siyasal olmalmak kaydıyla ! )

2) Malpraktis yasası doğrudan hekimi mahkeme ile yüzyüze bırakmamalı , önce bilimsel ve özerk bir kurul tarafından denetlenmeli

3) Kanıta dayalı tıp ile olasılığa dayalı tıp arasında seçim yapılabilmeli.Sayın Kutluçelengin dediği koinsidans ve kesin tanı baskısı sonulçta bir maliyet ve işlem demektir.DAha uö örnek vereyim.Herkese kanıta dayalı tıp adına anjio yapmanın mantığı ?Adam geliyor göğüs ağrım var diyor.Bende kroner damar peoblemi varmı diyor.Yok demek için anjio yapmanın mantığı ne , ekonomisi , riski , getirisi götürüsü yeniden tartışılabilmeli yada MR çektirmenin mantığı gibi.Bizim sağlık sisteminde kayıt yok ama bol tetkik var.Bili aktarımı sevk yok.TUTTURABİLDİĞİNE !Şunu demek istiyorum kanıta dayalı tıp tamam ama maliyet ve iş yükü sorunu gibi diğer sorunlar yeteri kadar hesaplandımı? dİĞER BİLİMSEL OLMASI GEREKEN ÖLÇÜTLERİ TAMAMLANDI MI ? hayır ! Komiktir ! Üniversite dahil , tuzu kurular dahil izliyoruz.Olmaz !

Yada siyasiler malpraktis ve hasta haklarını komuyonun gündemine getiriken , sağlıkta eğitim , altyapı , "nitelikli zamanda , nitelikli ortamda , nitellikli iş " sorunu aşıldı mı ! ? Hekim kaç dakikada muayne ediyor ! Performans sistemi tamam da bunun kalite ölçeği ne oldu ?Böyle iş olmaz , bu koşular hiç ama hiç gözetilmedi.

Bunla komiktir ve bu komiklik biat , hegemonya ve biz yaptık oldu anlayışının kültürel ve alt katman halerini dışa vuruyor.Bunları konuşmadan büyük resmi görmeden sonunu ne anlayabilir ne çözebilme şansını yakalarız.

Saygılarımı sunuyorum.
Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastları uzmanı
People
1
2) Basamaklı Sistem (Bilerek Uygulanmıyor !..)
18.03.2015 14:51:00
Avrupada 2.basamak hizmetleri MUAYENEHANE ve POLİKLİNİKLERde verilmektedir . Hekimin Türkiye'ye göre daha bağımsızca hastasıyla ilgilenmesi ve kararlar verebilmesi daha olasıdır . Hastanede bir tedavi veya ameliyat gerekliliğinde ise 3.basamağa(hastane) yönlendirilir hastalar .
BiZDE ise , 1.basmak Aile Hekimleri dolayısıyla ''Kerhen'' vardır . Ama onlar da hasta ile ilgili bir sorumluluk almamak için , hastaları hastanelere yönlendirmektedirler . Ancak ASM'de rutin reçeteler yazılır,Nezle-Grip ilaçları yazılır,Gebe/Bebe takibi yapılır .
2. ve 3. basmak hizmetler ise karman çorman vaziyettedir . Kamu Hastanelerinde PERFORMANS , Özel Sektör Hastane(ve Tıp Merkz.)de ise PRiM üzerine döner bütün hikaye ... Bu nedenledir ki , Malpraktis endişesi olmasa bile tetkik-girişim-takip BOLCA yapılmaya çalışılır . Özellikle de ''Yükte hafif,pahada ağır olanlar'' tercih edilir . ZAMAN / KAZANÇ oranı ''Makul'' seviyede olanlar hızlıca üstlenilir ve gece-gündüz dinlenmeksizin yapılır . Z/K oranı DÜŞÜK olanlar ise kapı kapı dolaşır-sürünür- en sonunda da bir kamu hastanesinde derdine deva arar durur ..
O nedenle sayın hocam , fazlaca MR çekilmemesi mümkünlük sınırları içerisinde değildir . SGK ve/veya Kamu zararını ise Sağlık üzerinden prim yapan siyasi iktidar(lar) görmezden gelir . Muhalefette ise ancak bunu dile getirir ki onların da başa gelse yapacakları alternatif YOKtur , aynısını sürdüreceklerdir ...
People
2
3) ZZ (dr)
18.03.2015 10:40:56
sayın Mehmet Zılelı hocamıza sunu hatırlatmak isterim: ben ve cogu doktor davaya karsı korunmak icin cekiyor tüm bu mr ları.
People
0
4) Mehmet K. Çelenk (Dr. )
21.02.2015 21:37:07
Değerli Mehmet Zileli Hocam,

Söyledikleriniz çok doğru ve mantıklı. Lakin ortaya koyduğunuz ana prensibi tıbbın her branşında uygulamak olanaksız.

Örneğin; bizim Kardiyoloji’de göğüs ağrısı ile gelenlerin büyük çoğunluğuna koroner anjiografi yapılır. Hatta “atipik” dediğimiz, normalde koroner etyolojiyi pek düşündürmeyecek göğüs ağrılarında bile sıklıkla yapılır. İlk bakışta bunlara “gereksiz” denebilir, ama değil. Çünkü hastanın size geliş ağrısı kardiak kökenli olmasa bile, zeminde o an için belirti vermeyen ama ilerisi için muhakkak risk teşkil eden bir koroner arter hastalığı bulunabilir. Bu saptanınca da etkin önlemler alınabiliyor tabii. Keza, koroner ağrısının son derece atipik olabildiği vakalar da vardır. Beri tarafta, çoğu kişinin kati sonuç verir sandığı efor testinin duyarlılığı en iyi olasılıkla % 65-70’tir. Özgüllüğü de ancak o kadardır.

Yani amaç koroner patolojiyi asla atlamamak olunca, MR’dan çok daha invazif bir inceleme olan koroner anjiografi bile gayet sık yapılabiliyor. Zira kimse başka türlü emin olamıyor.
People
1
5) ali ali (öğrenci)
21.02.2015 15:20:17
bu ülkede basamaklı tedavı glmediği surece mr ve btler eksık olmaz . ucuncu basamağa sırf bel ağrısıyla gıdersen sınırsız tetkık yapılır. sağlık ve eğitim ulkemızde her zaman popılıst davranılarak calışanlarını ezdırdıler. zileli gibi hocamların her zaman bılgısınden destek alırsalar bu ulkede ne secım kazanılır ne rant olusur ne zengın daha zengın olur nede fakır daha fazla fakır olur.
People
0
6) mali (hekim)
21.02.2015 12:46:57
fazla ve gereksiz yere mr istenmesinin nedenleri: bilgisizlik, etik dışılık, hasta baskısı, hukuki riskler vb bilinen nedenler. bir diğeri de şu; (bir ftr hekimi olarak)mr çektirmeden fizk tedavi fatura edildiğinde kesinti korkusu. spondiloz hastasında mr nerede diye soruyorlar. diz protezi hastasında bile MR'ı yok diye kesinti yapıldı.SGk neden böyle yapıyor? belki de MR çektirilmediği için yapılmayan ftr (kesinti olur korkusuyla)nedeniyle sağlanan kazanç gereksiz çekilen MRlar nedeniyle olan kayıptan fazla olduğu için.
People
1
7) selman (op.dr.)
18.02.2015 09:41:01
sayın aydın sinal,
Zileli hocam senin boyunu aşar. önce dön kendine bir bak,insanlara saygıyı öğren.gidişin iyi değil. olmazsa bir psikiatriste görün, şizofrenik bulgular göstermeye başladın.
People
0
8) aydin sinal (hekim)
16.02.2015 11:47:04
Önce bir sorum var;Prof.Mehmet Zileli acaba HÜTF neuroloji den Zileli ailesi(cok hürmete laik bir aile) ile akrabagligi varmi?merak iste!
Ikinci merakimda prf.Zilelinin üniversitede iken istedigi,cektirdigi film sayisi ile,simdi özelde cektirdigi film sayisi arasinda bir fark varmi?Daha acik:özelde cekilen film sayisi,devlette cekilen film sayisina orani hasta basina hesaplanirsa kac kati? esas sorun burda,hastanin alacagi radyosyonumu düsünülüp az film cekin deniliyor,yoksa parami ön planda?
ben özele kan tetkiki icin geden hastadan film istendigini biliyorum ve merak ediyorum:acaba sayin profosörün devlet hizmetinde ve özel hizmette ikenki film isteme sayisinda bir artis oldumu?iste zurnanin zirt deligi bu.
People
0
9) dr.mehmet (uz.dr)
16.02.2015 10:07:03
MR ve BT sayısı gerçekten çok fazla ama SGK'yamaliyeti avrupanın beşte biri. O nedenle bizde politikacılar herkesefilm çektirilmesinden memnun. HeleKamu hastanelerihizmet alımı ile bu işiyapıyorsa yarı yarıya dönere para kazandırıyor.Özellerde ise hem indirim alıyor hemde hastadan katkıalarak cebinden hiçyatırım yapmadan para kazanıyor.Bu nedenle FİLM İŞ İHİÇ BİTMEZ:BOLFİLM VE TETKİK BOL PARA. .......SGK ZARARI AMA BOLBOL OY:::::
People
0
10) ZZ (dr)
16.02.2015 09:31:00
emrin olur hocam. hiç film cekmeyeyim. 2 sene sonra birinde bir şey cıksın. 10 sene mahkemede sürüneyim. sizi de hayırla anayım.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
30/05-31/05 5.Nadir Görülen Hastalıklar Sempozyumu NÖROLOJİ İSTA
26/05-01/06 Hastane İnfeksiyonları Eğitim Programı 2019 ACİL TIP ANTA
12/06-14/06 37. Zeynep Kamil Jineko-Patoloji Kongresi KADIN... İSTA
13/06-15/06 9. Solunum Zirvesi GÖĞÜS... ISPA
14/06-15/06 MEDÜLLOBLASTOMA SEMPOZYUMU MULTİDİSİ... ADAN
14/06-16/06 11. Ulusal Viral Hepatit Sempozyumu (UVHS) ENFEKSİYO... AFYO
15/06-16/06 5. Kanserde Destek Tedaviler ve Palyatif Bakım Sempozyumu TIBBİ... ADAN