YAZARLAR

Tüm Yazarlar

“Köşk’teki Hakim”in ÇağrıştırdıklarıProf. Dr. Şahin AKSOY

Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı

Prof. Dr. Şahin AKSOY

21.11.2010, Pazar

Tüm Yazıları

Bu hafta Abdullah Muradoğlu’nun yazdığı “Köşk’teki Hakim” adlı kitabı okudum. Tahmin ettiğiniz üzere kitap Ahmet Necdet Sezer’i anlatıyor. Kitapta öğrenilecek pek çok şey ve alınacak pek çok ders var. Allahın nelere Kadir olduğunu, insana “Yürü Ya kulum!” deyince nerelere gelinebileceğini, fırsatlar ülkesinin Amerika mı yoksa Türkiye mi olduğunu, Köşkün insanı nasıl değiştirdiğini, takiyenin yalnızca dini bir kavram olmadığını ve daha pek çok şeyi ibretle görüyorsunuz.

 

Kitap bittiğinde bir “Oh!” çekiyor, “Bir kâbustu geçti.” diyorsunuz. Kitapta Sezer’in Cumhurbaşkanlığı döneminde yaptığı icraatlar anlatılıyor. Bunlarda YÖK ile ilgili olanlar oldukça ilginç ve bugüne ışık tutar nitelikte. Konu güncel olduğundan, yani Sezer’in atadığı rektörlerin sırasıyla süresi dolduğundan ve Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün önüne yeni rektör adayları tek tek gelmeye başladığından kitabın bu bölümü benim açımdan ayrıca önem arz etmekteydi. Ben akademik hayata Prof. Dr. Mehmet Sağlam’ın YÖK Başkanlığı döneminde intisap ettim. Bu intisap ediş ÖSYM’nin yapmış olduğu merkezi bir sınavı kazanarak yurt dışına gidiş şeklinde oldu. Güzel günlerdi. Maalesef Sayın Sağlam’ın YÖK Başkanlığını bırakıp siyasete atılması ve ülkenin bir tane YÖK Başkanı olmak yerine 550 milletvekilinden birisi olmayı tercih etmesi ile güzel günler kısa sürdü. Ondan sonra, günahıyla sevabıyla ülkenin 40 yılına damgasını vuran Süleyman Demirel’in üstün çabaları ile 2 dönem YÖK Başkanlığı yapan Prof. Dr. Kemal Gürüz’lü ve Sezer’in icadı Prof. Dr. Erdoğan Teziç’li ‘karanlık yıllar’ başladı.

 

 

Bu ‘karanlık dönem’de çok akademisyen telef oldu, üniversitelerin bilimsel seviyesi geriledi ve üniversiteler gerici ideolojilerin kampları haline geldi. Demirel, Gürüz, Sezer ve Teziç bazen zıtlaşarak ama her zaman ortak ideallerinden taviz vermeksizin uyum içinde çalıştılar ve YÖK’ten başlayarak, rektörlük, dekanlık, öğretim üyeliği, öğretim görevliliği ve araştırma görevliliğine kadar her seviyede bu gerici ideallerini destekleyecek ve bayraklaştıracak kadrolar kurdular. Pek çok ilerici ve aydın akademisyen bu ‘karanlık dönemi’ üzülerek, yıpranarak, ama sabırla geçirdik. Çünkü her karanlığın bir aydınlığa, her kötülüğün de bir güzelliğe gebe olduğuna inanıyorduk. Her şeyin ötesinde demokrasiye güvenimiz tamdı ve tarihte halkın iradesine karşı hiçbir ideolojinin ve tiranın karşı koyamadığını biliyorduk.

 

Derken “Keser döndü, sap döndü. Gün geldi, hesap döndü.” Ne Demirel ve Sezer, ne onların göreve getirdiği Gürüz ve Teziç ne de onların göreve getirdiği rektörler kaldı. Sezer-Teziç ikilisinin göreve getirdiği ‘son parti’ rektörler de 2011 ilkbaharında değişecek. Tabii ilk dönemlerini tamamlayanlar bir kez daha seçime girebilirler ama görünen o ki işleri oldukça zor. Mevcut YÖK Başkanı/Yönetimi ve Cumhurbaşkanının bugüne kadarki tercihleri rektör adaylarının üniversitelerinde yapılan seçimlerde aldıklara oyları dikkate aldıklarını gösteriyor. Kaldı ki dikkate almaya da bilirler. Zira bu ülke öyle Cumhurbaşkanları ve YÖK Başkanları gördü ki bizleri, onların benzer uygulamalarında “Vardır bir bildikleri.” diyerek yaptıklarında bir ‘hikmet’ aramaya alıştırdılar. Herhalde onların yaptıklarında bir ‘hikmet’ varsa yenilerinkinde de bir ‘hikmet’ olmamasını düşünmek yanlış olur.

 

Kısacası demem o ki; “Köşk’teki Hakim”in bana çağrıştırdığı üzere bu ülkedeki eski Cumhurbaşkanları ve YÖK Başkanları antidemokratiklik, subjektivite, partizanlık ve mağdurlar yaratma adına öyle uygulamalara imza attılar ki mevcut Cumhurbaşkanı ve YÖK Başkanı onların -menfi- derecelerine ulaşmaları neredeyse imkansız. Bu yüzden kimsenin bir şey demeye hakkı yok. Hele ki bir zamanlar ‘eskilere’ alkış tutanlar. Onlar seslerini kesecek, “Gık!” bile çıkartmayacaklar. Biz onlara demiştik “Mahkeme kadıya mülk değil.” “Almayın mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.” “Çalmayın kapıyı, çalarlar kapınızı.” ve “Papaz her gün pilav yemez.”

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) hakan kale (dr)
13.01.2011 18:42:03
Sayın Hoca gerceklerı yazdı dıye bır kısım saglık mensubu kendı sıyası gorusune uygun dusmedıgı ıcın yerden yere vurmuslar.O zaman rektor atamalarına (kendı oyuyla rektor secılen oldu bu ulkede) sesınızı cıkarmadınız sırf AKP bu ıslerı yapıyor dıye mı ıtırazınız var.Eskı duzenden nemalanan epeyce yorumcu varmıs medımagazınde haberımız yokmus bundan..
People
0
2) AC (Uzman Hekim)
25.11.2010 23:38:15
Gerçekten hocam, bazı çevreleri yazınız ciddi anlamda rahatsız etmiş, daha doğrusu kaygılandırmış.. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovma eleştirileri yani... Elinize sağlık, kaleminize güç versin Allah. Yazana değil, yazdıran(lar)a bakk... Geçmişte bahsettiğiniz isimler yüzünden ne ızdıraplar çekildi. Eee.. etme bulma dünyası..
People
0
3) dr.baran ince (hekim)
25.11.2010 18:15:13
yazar bey urfa tıp fakültesi zaten cemaatlerin elinde o da modaya uymuş. genelde fethullahcılar çokk. urfa tıpda hoca olsan ne olur kii karıyer için ankara istanbul izmir gerisi boş. siz orada sağlık çalışanlarına yapılan saldırılar için ne yaptınız onu söleyinn
People
0
4) tayfun (doktor)
25.11.2010 02:03:38
seçimlerde en fazla oyu alan adaylardan rektörlüğe atanamayanların sayısı Sezer döneminde mi yoksa Gül döneminde mi çok olmuştur sayın Şahin ve bunun oranı nedir???... bir tıp adamı olarak kanıta dayalı konuşabilmenizi umardım...
People
0
5) masum akdeniz (tıp öğrencisi)
24.11.2010 16:13:07
birşeyden uzak olan bir kimse yakın olan adam kadar o şeyi göremez ne kadar zeki olursa olsun o şeyin ahvali hakkında ihtilafları olduğu zaman yakın olanın sözü daha muteberdir. hocam gelin sözünüzün daha muteber olduğu alanda yazın siyaset alanında onca kişi yazıyor çiziyor boşverin siz onları
People
0
6) Yılmaz Yolcu (Doktor)
24.11.2010 11:34:45
Sayın Şahin Aksoy bu tarz bir yazı yazacağına ya siyasete atılsın ya da sorumluluklarını hatırlayıp kendisinin üniversitesinde tam 15 senedir yapımı devam eden hastane sorununa bi dikkat çeksin
People
0
7) s.e (pediatrist)
24.11.2010 11:30:58
Elinize sağlık hocam, bir dönemin karanlık ilişkilerinin gün yüzüne çıkması ve de açıkça söylenmesi bir kesimi rahatsız edecekti zaten. Siz yolunuza devam edin, saygılar
People
0
8) Mehmet Erol (Nörolog)
24.11.2010 11:23:08
Sayın . Şahin AKSOY 'un bundan sonraki yazılarını TARAF'ta bekliyorum.
People
0
9) bir garib doktor (doktor)
24.11.2010 01:30:14
1- Medimagazinin sağlığın sesi oldugunu düşünenlerin bir daha düşünmesi gerekiyor
2- Son dönemde hekime yönelik şiddetin pik yaptıgı Şanlıurfa'nın tabip odası başkanı, köşkteki hakimi okuyacagına sorun ile alakadar olsaydı, belki bir meslektaşımız daha az dayak yiyebilirdi, mesela burnu ve kolu kırılacagına, sadece burnu kırılabilirdi!!!
3- Seslerini kesmeyenleri sen mi keseceksin şahin efendi.
4- demokrasiye güveniniz tamdı da demokrasi sadece bi araç mıydı, neydi?
People
0
10) ka (uzm.dr)
24.11.2010 00:01:25
Yazıklar olsun size. nasılda çarpıtıyorsunuz. O zaman ki şartlar nasıldı şimdikiler nasıl. AKP nin adamı olduğunuz belli. medimagazinde belli etmemeye çalışıyor ama...
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)