YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Brüksel’den BakıncaProf. Dr. Selim ERENTÜRK

İ.Ü. Kardiyoloji Enstitüsü, İstanbul

Prof. Dr. Selim ERENTÜRK

20.02.2012, Pazartesi

Tüm Yazıları

Burada meslektaşlarımın en çok sorduğu iki soru: “Sağlık sistemimiz ne durumda?” ve “Türkiye’de (deli) iyi para kazanma olanakları?”

Sahi ülkemizde sağlık sistemi ne durumda? Nitelikli sağlık elemanı yetiştirmek ve geliştirmekle görevli tıp fakültelerinin sayısı hızla artmış durumda. Tıp fakülteleri  nicelik ve nitelik olarak çok zayıf elemanlarıyla, yetersiz yapılanmalarıyla, tam gün karmaşası nedeniyle en değerli elemanlarının önemli bir bölümünü yitirip, performans faciasıyla bunalmış kalan öğretim üyeleriyle, iflas etmiş mali yapılarıyla hızla doktor(!) yetiştiriyorlar. Gelecek, büyük bir soru işareti. 

Dalında ülkenin en önemli bilim ve sağlık isimlerinden biri olmuş bir profesörün kadrosunun tıp fakültesinde olmasına ve bütün gün tıp fakültesindeki  odasında oturmasına karşın hasta bakmasının, ameliyat yapmasının yasak olmasını nasıl izah edebilirim, hangi dille anlatabilirim? Çalıştıkları kurumlarda 3-4 milyon avroluk bütçeleri olan araştırma projeleri yürüten meslektaşlarıma ülkemizde araştırmanın puan(!) değerinin olmadığı, “Nobel” almanın bile performans için çok büyük bir anlam ifade etmediği, böyle boş(!) işlerle uğraşmak, zaman kaybetmek yerine hastane kapısından adımını atan her müşteriye(!) gerekli gereksiz her türlü müdahale, tanısal ve klinik işlemlerle puan, yani para toplamanın gerekli olduğu, aksi takdirde dünyanın en önemli ve bilimsel ödüllerle onurlandırılmış hekiminin bile ülkemizde aç kalabileceği, ayrıca özel hastaneler ve finansal sistem nedeniyle meslektaşlarını kötüleyerek ya da malum yollarla(!) onların hastalarını çalmak zorunluluğu nasıl anlatılabilir? Liege Üniversitesinde aort anevrizmaları ile  ilgili 4 milyon avroluk bir proje yürüten, Leuven Üniversitesi St Luc Hastanesinde 3 (+1.5) milyon avroluk TAVI ile ilgili bir projeyi sonlandırmak aşamasında olan ve projeyle ilgili bir fabrikanın ve laboratuvarın açılmasını sağlayan Türk kökenli meslektaşlarıma bile performansı, tam günün son halini, üniversitelerin durumunu ve sistemi izah edebilmek çok zor iken yabancılara(!)  nasıl anlatılabilir? 

Dünya bir kriz içinde. Çağdaş ve geleceği planlayan ülkeler krizi gerçekçi ve sağlıklı önlemlerle kontrollü hale getirmeye ve sosyal katmanlar arasında bir denge sağlamaya  çalışırken, bilime, eğitime, araştırmaya ve sağlığa negatif müdahaleyi düşünmüyorlar. Vergi uygulamalarının daha dengeli ve denetlenebilir olması, çok gerekli olmayan giderlerin azaltılması, yararlanılabilirlik oranlarının arttırılması, yeni pazarlar bulma ve yeni ticari ilişkilerin oluşturulması  çalışmalarının hızla yürütülmesine karşın hastanelerin, okulların, üniversitelerin kâr eden ticari kurumlara dönüştürülmesi, bilimsel çalışmalar ve araştırmaların kısıtlanması, kontrolsüz ve sonuna kadar özelleştirme hiçbir şekilde gündeme gelmiyor ve gelmesi de kamuoyu nedeniyle mümkün değil. Neredeyse tamamen batmış Yunanistan’da bile alınması mutlak zorunlu önlemlere tepkiler göz önüne alınırsa…

Sağlık organizasyonu ve denetiminin tamamen bağımsız sağlık kurumlarınca oluşturulan yetkili üst kurumlar ve meslek odalarınca yapılmamasını, gücün ve yetkinin giderek artan bir şekilde siyasi  merkezde toplanmakta olduğunu anlatmak, anlamak mümkün değil. Varlıklarıyla sağlık sisteminde yararlı, geliştirici, niteliği yükseltici ve destekleyici yönde olması gereken özel sağlık kurumlarının işleyişini, denetlenme ve kontrol yöntemlerini, etik ve bilimsel yaklaşımları ben bile hâlâ anlayamamış iken, bilimsel ve etik değerlere bağlı sağlık insanlarına bunu nasıl izah edebilirim?

Diğer sağlık kurumlarının durumu ise  başka bir yazı konusu.

Meslektaşlarım doğal olarak yalnızca sağlık alanı ile ilgili olan soruları sormuyorlar. Ülkede güvenlik durumu, baskılar, ekonomik büyüme, Güneydoğu ve Orta Doğu özellikle merak ettikleri konular.

Onlar için işler kolay, bölgemize uzaktan bakıp maşa kullanıyorlar. Hatta maşayı tutmak yerine robotla ameliyat yapar gibi robotun idare merkezinde; Brüksel’de, Washington’da, Berlin’de, Fransa’da, Londra’da… oturuyorlar, robot kollarını yönlendirip bölgemizde, çıkarları olan bölgelerde ameliyatlar yapıyorlar. Liderleri satın alıyorlar, yeni diktatörler yaratıyorlar, kontrol dışına çıkmak isteyenleri tehdit ediyorlar, öldürtüyorlar. Ancak halkların davranışlarını -medyanın demokrasi yutturmacasına karşın- anlayamıyor, “Bu kadar da olmaz.” Diyorlar. Robot idare merkezlerinde bazen görüntüyü tam analiz edememelerine ve çeşitli çekinceleri olmalarına karşın robot kollarının ameliyat için, kan dökmek için aşırı istekli olmalarına şaşırıyorlar. Bölgemizi, Kuzey ve Doğu Afrika’yı kana susamış vahşilerin yaşadığı bölgeler olarak görenlerin sayısı giderek artıyor. 

Kardeşini, dindaşını öldürmeye, ülkesini satmaya, mahvetmeye,  iç savaşa bu kadar istekli olmanın, cehaletin bu kadarının anlatılabilir, izah edilebilir yanı yok. Onlar da anlamaya çalışmıyorlar zaten. Keyfini çıkarıyorlar.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) yg (genel cerrah)
25.02.2012 16:48:48
degerli hocam,

bu yaziniz genel oldugu icin genel bir kac soru sormama izin verin.

10 senedir uygulanmaya calisilan yeni duzenlemeler, en azindan bir fikir oldugunu gosteriyor. Ve gelismeler oldukca yeni duzenlemeler yapiliyor. Tabi her zaman dogru olanlar yapilmiyor ama belli bir plan icinde yapilan isler, plansiz yapilan uygulamadan daha iyi.
1 Bu zamana kadar hangi meslek kurulusu Turkiye icin bir rapor hazirladi ki uzun vadede ne yapilmasi gerekli ve nasil yapilmasi gerekli diye.
2 Turkiye 80-90 arasi nasil bir saglik politikasi izledi ve Turkiyede universiteler ve hocalar ne tepki verdi veya ne onerdi?
3 Turkiyede 90-2000 arasi hangi saglik politikasi vardi, hangi sorunlar vardi ve hangi kurulus ne onerileri getirdi.

Bugune bakarak bile uzun vadede ne yapilmasi gerek ve buna nasil ulasilmasi gerek. En azindan tip camiasi kendi fikirlerini bir birlik icinde sunmasi gerek. Bu calisma belli bir duzeyde ve tip camiasi tarafindan da desteklenirse o zaman bir seyler ifade eder. Yoksa butun bireylerin fikirlerini saglik bakanligi nasil ciddiye alsin, cunku her karsi fikir icin saglik bakanliginin yaninda onu destekleyen bilim adamlari var.Saglik bakanliginin gorevi hem bugunu idare etmek ve hem de gelecek icin bir seyler yapmak.

Turkiyeýi disaridan takip eden bir hekim.
Saygilarimla
People
0
2) Prof. Dr. Ali Çetin (Kadın H ve Doğum Uz.)
20.02.2012 08:24:58
Merhaba
Türkiye'de sağlık alanındaki mevcut durumu çok iyi özetlemişsiniz. Sizin gibi değerli Hocalarımız, üzerinize lütfen alınmayın, bu güne kadar sadece hasta tedavisi, muayenehane işletmesi ve özel hastane hizmeti kombinasyonunu iyi yürütmek ve kendi çıkarına çalışmak dışındaki faaaliyetleri ne derece yaptı. Kendi uzmanlık alanında dünyada olan gelişmeleri ne derece ülkemize kazandırmaya çalıştı.
Sayın Hocam bende Avrupa, ABD ve Japonya Tıp Fakültelerinde bulunarak aramızdaki farkı araştırdım. Özellikle ABD tamamıyla farklı bir konsept uyguluyor. Tıp öncelikle AR-GE, sonra eğitim ve en son da sağlık hizmeti yapıyor. Takdir ettiğiniz gibi ilk ikisi iyi olunca zaten para da kazanılıyor ve öğrenci iyi yetiştiği için hasta da iyi bakılıyor sonuçta gene iyi para kazanılıyor. Bizim bu sisteme geçmemiz gerek ama bügün geçmeye kalksak önce bu sisteme uygun Hocaları yetiştirmemiz gerekir ki bu en az 10 yıl alır, sonra bu hocalar ile yeni tıp fakülteleri kurup 6 yıl öğrenci, sonra 6 doktoralı ve uzmanlığı olan kişiler mezun edilebilir ve bu kişilerden oluşan AR-GE, eğitim ve hizmet tıp fakültesi ve hastaneleri kurulabilir. Bunun için ayrıca çok büyük yasal mevzuat değişiklikleri de yapılır ve Tıp mensuplarının bu kadar gücü azalmış ken sosyal bilimciler ve mühendislerin bu kadar ağırlıkta olduğu TBMM'den böyle yasalar nasıl çıkar bilemiyorum.
Sonuçta bugün soruna çözüm üretsek bile ürün 20-30 yıl sonra çıkabilir. Dünyada sizin de söylediğiniz gibi bazı ince mühendislik oyunları ile olaylara yön kolaylıkla veriebilir iken böyle ulusal ve önemli projeleri yapmayı bırakın hazırlama aşamasında bile nasıl engellemeler yapılabileceğini öngörmek için çok şey bilmeye gerek var mı?
Dünya liginde büyük oyuncu olmak için topyekün ulusal bir mücadele gerekir. Önce evinizin önünü iyi süpürmek ve ülke kaynaklarını, özellikle milyonlarca dolara yetiştirilmiş bizim gibi öğretim üyelerini bu kadar kolay harcamamak gerekir.
Sizinde dediğiniz gibi bugünkü durumumuzdan gelişmiş ülkelerin hepsi çok memnundur. Biz düzenli olarak iyi bir pazar olmaya gidiyoruz onlar için. Yakında piyasaya çıkacak olan high-tech kişiye özel tedavileri, genetik tarama sonucuna göre verilen tedavileri,high-tech tanı ve tedavi cihazlarını biz olmazsak kime satacaklar?
Enjektör, dikiş ipi ve ameliyat makası ve birkaç basit tıp cihazı yapmakla nereye varılır? Biz ihtiyaçlarımızı karşılama oranımızı arttırdıkça daha yüksek maliyetli ürünler ile zaten aldıkları payı sürekli arttırıyorlar.
Ülkemizin savunmaya ayırdığı kaynaklardan sonra en fazla harcaması sağlık alanında olmaktadır. Zaman kaybetmeden ulusal bir tıp eğitimi ve sağlık politikası ile geleceğimizi kurtarmamız gerekmektedir. Ülkemize bu konuda iyi şanslar diliyorum.
Saygılar.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer