YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Tıbbi teknoloji varken kim anamnez almakla uğraşır? Prof. Dr. Tevfik ÖZLÜ

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı

Prof. Dr. Tevfik ÖZLÜ

21.05.2007, Pazartesi

Tüm Yazıları
Tanısal sürecin ilk ve en önemli basamağı hastadan öykü alınmasıdır. Bir hekim, hangi nedenle olursa olsun, kendisine başvuran her hastadan, öncelikle ayrıntılı tıbbi öykü almalıdır. İyi anamnez, doğru tanı ve başarılı hekim demek iken; yetersiz anamnez ise, tanı güçlüğü ve başarısız hekim demektir. Halen anamnezin yerine geçebilecek başka bir tanı aracı yoktur. Hekim ne kadar gelişmiş tıbbi teknoloji ve ileri laboratuvar tarafından destekleniyor olsa bile, anamnezden elde edeceği bilgileri gözardı etmemelidir. Anamnez sadece tanıya yönelik olmayıp, tedavi başarısını da etkileyen bir işleve sahiptir. Anamnez, hasta ile hekim arasında çok yönlü bir ilişki kurar. Anamnez alma sırasında hekim sadece hastasını tanımakla kalmaz; hasta da hekimini tanır, onu kendi değer yargıları açısından ölçer ve ona güven duyar veya duymaz. Güven vermeyen hekim asla tedavi edemez. Tıbbi öykü, bebekler, bilinç kaybı olan veya dil bilmeyen hastalar dışında mutlaka hastanın kendisinden alınmalıdır. Hastanın yanında bulunanların hekimle diyalog sırasında hastanın yerine geçme çabaları, uygun bir şekilde frenlenmelidir. Hiçbir kimse hastalığı hasta kadar iyi bilemez. Dıştan gözlemler de kuşkusuz önemlidir ve hekim tarafından dikkate alınmalıdır. Ancak hekim hastasını bırakıp başkalarını muhatap alarak anamnezi sürdüremez.

Anamnez hastanın tıbbi sorgulaması ile semptomlar ve hastalığı hakkındaki bilgilerin hastadan öğrenilmesidir. Bu amaçla hekim hastasını dinler ve ona çeşitli sorular sorar. Ancak, hekim hastasıyla karşılaşır karşılaşmaz hemen soru sormaya başlamamalı, öncelikle ona gülümsemeli, birkaç nezaket cümlesi ile onu rahatlatmalı, korku, heyecan, merak ve kuşkularını gidermelidir. Genel bir soru ile işe başlamalı ve yönlendirmeden onun kendisini ifade edebilmesine izin vermelidir. Bunu takiben değişik sorularla istediği verileri toplamalıdır. Bu sorular hasta tarafından çok özel ve başkalarınca bilinmesi istenmeyen bilgilere yönelik de olabilir. Bu sorulara doğru ve sansürsüz yanıt alabilmek için hekimin önceden hastasına yeterince güven vermiş olması gereklidir. Bazen hastanın yanında bulunanlardan çekinerek bazı bilgileri gizlediği hissedilebilir. Bu durumlarda hasta yakınlarının uygun bir bahane ile oradan uzaklaştırılması gerekebilir. Hastası ile konuşurken hekim hastasına yönelmeli, zamanını ve dikkatini tamamen ona ayırdığını hissettirmelidir. Sabırsız, eleştirel, yargılayıcı, suçlayıcı, azarlayıcı, alaycı olmamalıdır. Konuşma sırasında hastasıyla göz teması kurmalı, onu dinlediğini ve anladığını zaman zaman anlamlı ve tamamlayıcı kısa ifadelerle hissettirmelidir. Hastasıyla konuşurken başka bir işle uğraşması, telefonla konuşması doğru olmaz.

Anamnez almak, -abartılı gibi gelebilir ama- gerçekten bir sanattır. Bazı hastalar az konuşmayı tercih ederek hekimi test ederler ve semptomlarının hekim tarafından bilinmesini isterler. Diğer bazıları ise saatlerce konuşmak isterler. Hekimin optimal düzeyi koruması zor olabilir. Hastayı konuşturmak da susturmak da, nezaket kuralları içerisinde kalınarak ve onu rencide etmeden başarılmalıdır.

Organizma kapalı bir kutudur. Vücudun herhangi bir yerinde var olan anormal bir durumun ne olduğunu anlamak, çok kolay değildir. Hastalığın ne olduğuna, nerede yerleştiğine ve neye bağlı geliştiğine karar verirken, hastanın söyleyecekleri çok önemlidir. Hasta, kendisi bilmese de, hastalığının ne olduğunu, hekime söyler. Hastasını dikkatle dinleyen, doğru soru sormasını bilen ve iyi gözlem yapabilen bir hekim başarılı olur. Çoğu zaman, hastanın teşhisi, onun ifadeleri arasında saklıdır. Hekim, adeta bir dedektif dikkatiyle hastasını ve hatta yakınlarını sorgulamalı, onların sözlerini dikkatle dinleyip, not almalıdır.

Ne var ki hekimlerin çoğu, hastalarını dinlemek için yeterince sabırlı değillerdir. Hastasının sözünü keserek muayeneye veya tıbbi işleme geçen hekim, hastadan elde edebileceği çok değerli bilgilerden ve ip uçlarından mahrum kalır. Bu ip uçları olmaksızın, hastalığı teşhis etmeye çalışmak, uçsuz bucaksız okyanusta pusulasız seyretmeye benzer. Hastadan alınacak tıbbi öykünün yerini, üstün teknoloji destekli laboratuvar tetkikleri tutamaz.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)