YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Ege Bölgesi Depremleri, Alınan Dersler ve Afet Tıbbı Uz. Dr. Ülkümen RODOPLU

Avrupa Acil Tıp Derneği II. Başkanı

Uz. Dr. Ülkümen RODOPLU

02.01.2006, Pazartesi

Tüm Yazıları
17 Ekim 2005 Pazartesi günü ardı ardına sabah 08:40 ve öğlen 12:45 saatlerinde 5.7 ve 5.9 büyüklüğünde depremler oldu. Aynı akşam 5.6 şiddetinde artçı sarsıntı yaşandı.

“-Bitti” diye düşünülürken 21 Ekim 2005 günü de bu sefer 00:40’da yaşanan ve merkez üssü Ege Denizi’nde Seferihisar Körfezi olan 5.9 büyüklüğündeki depremler, gerek kişiler ve gerekse kurumlar açısından gerçek bir tatbikat oldu. Bu depremlerin ardından yaşananlar ve çıkarılabilecek derslere göz atalım:

Bilgilendirme
Afet yönetimi söz konusu olduğunda bilgilendirme, iletişim ve haberleşme çok önemlidir. Halkın aydınlatılması ve yönlendirilmesi “Kriz Merkezinin” en hassas konularının başında gelmektedir.

Bilgilendirme yeterli ve zamanında yapılmadığında afetlerden ve özellikle de depremlerden sonra iki önemli sorun karşımıza çıkmaktadır:

Birincisi, gelen ilk haberler çok abartılı olmaktadır. “-Yollar yıkıldı, binaların çatıları uçmuş. Binlerce ölü ve yaralı var.

İkincisi ise “fısıltı gazetesi”. Fısıltı gazetesi o kadar etkili olur ve o kadar hızla yayılır ki, yetkili olan kişiler ve bilim adamları bile bu söylentileri engellemekte büyük güçlük çeker.

Boğaziçi Kandilli Rasathanesi, depremin merkez üssünün yerini ve şiddetini depremden 20 dakika sonra açıkladı. 20 dakika oldukça geç bir süredir. Arama-kurtarma ve ilkyardım çalışmaları için erken zamanda deprem şiddetinin belli olması, harekete geçme açısından hayati önem taşımaktadır.

Deprem sonrası şehirde “panik” havası esti. İlk deprem büyük bir korku ve panik yaratmadıysa da ardından gelenler ve özellikle de 21 Ekim 2005 Cuma gece saatlerinde gelen sarsıntılar büyük bir endişe ve korku yarattı. Bu saatte uykudan şiddetli bir sarsıntı ile uyanan insanların korkuya kapılmaları olağandır. Bu korkunun en büyük nedeni, resmi açıklamaların zamanında ve halkı tatmin edecek açıklıkta olmamasından kaynaklanmıştır. Valilik açıklaması geç olmuştur. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Müdürü tarafından yapılan açıklamalarda da “İzmirliler teyakkuz halinde olmalı” şeklindeki bir açıklama halkı endişelendirmiştir.

Radyo kanalı gereksinimi İnsanların evlerini terkettikleri düşünüldüğünde, ulusal radyo kanallarının haberleşme ve iletişim konularında çok yararlı olabilecekleri görülmüştür. TRT, bir kanalı bu amaçla kullanabilir ve bugünden bunun duyurusu yapılabilir. Bu konuda hizmet sunacak bir radyo kanalının süratle gündeme alınması gerekmektedir. Bu kanal, olağan zamanlarda hizmet sunmaya devam eder. Afet durumunda ise evini terk eden insanların araçlarının içinde veya alanlarda yanlarına alabilecekleri küçük transistorlü radyo sayesinde nasıl davranacakları haberini alabilir ve gereksiz panik yaşanmaz.

Hastalar ve Yaralılar
Pencereden atlayarak yaralanan onlarca insan olmuştur. İzmir’de her üç depremden sonra Acil Servislere başvuran kişi sayısı 97’dir ve bunun da bir kısmı kalp krizi, astım nöbeti, yüksek tansiyon, panik atak gibi olgulardır. Düşerek veya pencereden atlayarak yaralanan kişi sayısı oldukça azdır.

Kişisel Eylem Planı
Deprem sırasında hemen herkesin evini terkederek sokaklara çıktığı gözlenmiştir. Bu sırada merdivenler, asansörler gibi evlerin en zayıf yerleri kullanılmıştır. Birçok insan da ilk iş olarak balkonlara çıkmıştır. Balkonlar da evlerin en zayıf yapılarıdır. Daha şiddetli veya daha uzun süren bir deprem olsaydı çok daha ciddi sayıda yaralanma veya ölüm ile karşılaşılacaktı.

“- Herkesin kendi afet eylem planı olması gerekir ”. İster evinizde, işyerinizde veya okulda olun, isterse yolda ya da aracınızın içinde olun, yaşadığınız ve bulunduğunuz ortamlarda deprem ya da bir başka afet anında ne yapacağınızı, nereye saklanıp, nereye kaçacağınızı önceden düşünün.

Eğer eviniz ve evinizin bulunduğu zemin sağlamsa, o zaman evinizin içinde kalabilirsiniz. Ancak başınızı, yüzünüzü korumalısınız.

Ancak eviniz ve zemin sağlam değilse, bu binanın kuvvetli bir depremde yıkılma olasılığı varsa, eylem planınızı yaparken ya binayı terketmek ya da bina içinde çamaşır makinesi, çelik kasa, mutfak tezgahı, fırın gibi dayanıklı eşyaların önüne sığınmak sizi kurtarabilir. Ancak bu konuda tek ve net bir doğru yoktur. Herkesin kendi eylem planını hazırlaması ve bunun da belli aralıklarla uygulamasını yapması gerekmektedir.

İnsanlar nerede toplanacak?
İzmir’de toplanma merkezlerinin ve açık alanların sayısının ne kadar az olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Evlerini terkeden İzmir’liler açık alan bulmakta zorlanmıştır. Son dönemde yapımına hız verilen parklar, sahil gezinti alanları ve meydanlar bu konuda biraz olsun rahatlama sağlamıştır.

Trafik sıkışıklığı
Dikkat çeken önemli konulardan biri de trafik yoğunluğudur. Daha büyük boyutta bir deprem yaşandığında trafiğin kilitleneceği, kurtarma araçlarının ve ambulansların ulaşmasında zorluk yaşanacağı ortadadır.

“Deprem” uzmanları
Çok sayıda bilgi ve açıklama, insanların kafasını karıştırmakla kalmamış, aynı zamanda “bilgi kirliliğine” neden olmuştur. Özellikle deprem fırtınası, sismik hareketlilik gibi kavramlarla tanışan İzmirliler her geçen gün büyük bir gerilim içine girmiş ve son depremden sonra yaratılan “fısıltı gazetesi” ile de büyük bir paniğe kapılmıştır.

Okullar neden kapandı?
Okulların önce Pazartesi ve Salı günü, ardından da Cuma günü kapatılması ne derece doğrudur? Çocularımıza depremle yaşamayı bu şekilde öğretemeyiz. Binaların yeterli olmadığı düşünülüyorsa bunun düzeltilmesi ve açık açık bunun halkımızla paylaşılması gerekir. Binaların son derece sağlam olduğu okulların da tatil edildiği düşünülünce, amacın tek başına bunun olamayacağı görülmektedir.
“-Deprem oldu. Gelin çocuğunuzu okuldan alın!” demek kolaydır. Ancak, Valilik, Belediye, Emniyet, Hastane, İtfaiye gibi kurumlarda çalışan anne babalar görev yerlerini nasıl terkedecektir? Çocuklarını nasıl alabilecek ve nereye götürecektir?

Hastaneler afetlere hazır mı?
İzmir’deki hastanelerin büyük ölçekli afetlere hazır olabilmesi için afet planlarını gözden geçirmesi ve güncellemesi gerekmektedir. Şehirde yaşanan panik ve belirsizlik havası ne yazık ki, hastanelerimizde de yaşanmıştır. Afet, beklenmeyen ve önceden oluş zamanı bilinemeyen bir olgudur. Bir hastanenin kapasitesini aşan sayıda hasta ya da yaralının herhangi bir nedenle aynı zamanda başvurmasına neden olan her olay “afet” tanımına uymaktadır.

Hastane Afet Planı (HAP), afetle mücadele sistemidir. Bu sistem, afet sırasında hemen devreye girer ve belirli bir sistematik içinde olaya yaklaşır. Görev alan kişilerin görevleri önceden çok iyi planlanmıştır ve tanımlanmıştır. HAP, kayıtların düzenli tutulmasını sağlar. Her alanda ortak dilin kullanılması gerekir. Çalışan herkesin anlayabildiği ve uygulayabildiği bir disiplindir. Doğru olan, afet sorumlusunun ve görevlilerin dışarıdan beklenmesi değildir. Bunun yerine, o anda hastanede çalışanların afet sonrası bu kimliğe bürünerek afet planına uygun göreve başlamalarıdır. Dolayısıyla tüm hastane çalışanlarının bu planı bilmesi ve önceden hazır olması gerekir. Yukarıda sıralanan tüm konularla ilgili olarak belli bir disiplin ve standart halinde plan yapılması ve afet olmadan önce tüm hastanelerin bu planı gözden geçirerek tüm personeline aktarması ve öğretmesi gerekir. Hastane afet planı hazırlandıktan sonra bu plan ile ilgili, tüm hastane çalışanlarının katıldığı, yılda en az iki uygulamalı, iki de masabaşı tatbikatı yapılmalıdır.

Sonuç ve öneriler
Deprem sonrası alınacak tüm önlemler daha fazla insan kurtarmaya, yaşatmaya yönelik olmalıdır. Bu nedenle yapılan tüm çalışmalarda öncelik, insan hayatına verilmelidir. Tüm kurumların da hazırlayacakları afet planlarında önceliği insan kurtarmaya vermesi gerekir.

Ege Bölgesinde yaşanan depremlerin kalp krizi ve yüksekten düşme nedeniyle ölen birkaç kişi dışında, can kaybına neden olmaması sevindiricidir. Yine de 99 evin oturulamaz derecede hasarlı olması düşündürücüdür.

Kaynaklar
1. internet: www.emri.org; www.emsa.cahwnet.gov
2. Emergency Medicine Clinics of North America. Disaster Medicine. WB Saundes Company, 1996; 14(2).
3. The public health consequences of disasters. Eric K. Noji. Oxford University Press, 1997.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)