YAZARLAR

Tüm Yazarlar

İstanbul 15 ve 20 Kasım 2003 Terörist Saldırıları ve Acil Tıp Afet Organizasyonu Uz. Dr. Ülkümen RODOPLU

Avrupa Acil Tıp Derneği II. Başkanı

Uz. Dr. Ülkümen RODOPLU

22.12.2003, Pazartesi

Tüm Yazıları
İstanbul, beş gün arayla terörist saldırılara uğradı. İlk olayda Şişli'de bulunan iki farklı sinagoga 15 Kasım 2003 tarihinde bombalı saldırılar düzenlendi. İlk patlama saat 09:25 sıralarında Osmanbey Rumeli Caddesi'ndeki Betyaakov Sinagogu önünde meydana geldi. Patlamayla birlikte geniş bir alanda bina ve otomobillerin camları kırıldı. Yolda geniş bir çukur açıldı. İlk patlamadan sadece 2 dakika sonra Kuledibi'ndeki Neve Şalom Sinagogu önünde de bir patlama meydana geldi. Her iki saldırıda da toplam 25 kişinin yaşamını yitirdiği, en az 303 kişinin de yaralandığı açıklandı. Ölen ve yaralanan kişilerin büyük çoğunluğunu yoldan geçen kişilerin oluşturduğu belirlendi.

25 kişinin ölümüne, 303 kişinin de yaralanmasına neden olan sinagog saldırılarıyla ilgili soruşturmayı yürüten polis, olayda, amonyum sülfat, nitrat ve sıkıştırılmış akaryakıt karışımından oluşturulan tahrip gücü yüksek el yapımı bombaların kullanıldığını bildirdi. Bu bombalar kamyonetlerin arkasına konulmuş ve sinagogların önünde patlatılmıştı. Araçları kullanan ve intihar saldırısını yapanların kimlikleri İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından 60 saat içinde açıklandı.

İkinci saldırı 20 Kasım 2003 günü gerçekleşti. Bu kez de önce Levent'te bulunan HSBC Genel Müdürlük binasının önünde ve 3 dakika sonra da İstiklal Caddesindeki İngiliz Konsolosluğu önünde önceki saldırılara benzer şekilde yine kamyonetler ile birlikte, bombalı saldırılar gerçekleşti. Bu saldırılar sonucunda da toplam 31 kişi yaşamını yitirdi ve 480 kişi de yaralandı. Ölenler arasında İngiltere Büyükelçisi de bulunmaktadır.


Acil Sağlık Hizmetleri
Her iki olayda da İstanbul Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Kriz Merkezi ve Basın Bürosu olaydan hemen sonra koordineli olarak çalışmalarına başladı.
15 Kasım 2003 Cumartesi günü ortaya çıkan olayda, 112 Acil Sağlık Hizmetleri, patlamanın ardından ilk ambulansını 3 dakika içinde olay yerine ulaştırdı. İlk 15 dakika içinde de 26 ambulans ve sağlık ekibi, olay yerine ulaştı. Bu ilk müdahalenin hemen ardından ambulans sayısı ilk bir saat içinde 50'ye çıkarıldı.
İstanbul Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, bu ambulanslar ile sahada görev yapan 170 sağlık personeli yaralılara müdahale etti. Her iki olayda da toplam 24 hastanenin acil servisinin, 112 Acil Sağlık Hizmetleri Merkezi ve Sağlık Müdürlüğü Kriz Merkezi'nin direktifleri ile yaralıları kabul edip gerekli tıbbi müdahalede bulunduğu ifade edildi.


Acil Tıp ve Afet Organizasyonu ile ilgili Düşünceler
1. Her iki olayda da sağlık görevlilerinin büyük bir özveri ile tüm birimlerde çalışmaya başlaması, ilk olayda Cumartesi günü görevli olmayanların da kısa zaman içinde hastanelere giderek hizmete katılması çok sevindiricidir.

2. 15 Kasım günü özellikle Taksim EA Hastanesi, Şişli EA Hastanesi, Amerikan Hastanesi en büyük yaralı başvurusunun olduğu hastaneler olmuştur. 20 Kasım günü ortaya çıkan saldırılardan sonra yaralıların dağıtımı daha geniş bir alana ve farklı 16 hastaneye yapılmıştır. Yine de en büyük hasta başvurusu Taksim EA Hastanesi'ne olmuştur.
Hastaların büyük çoğunluğu kendiliğinden hastanelere başvurmuştur. Bu da Acil Sağlık Hizmetleri organizasyonu yapılırken alan triajının istenildiği gibi yapılamadığını göstermektedir.
Alan triajı, çok sayıda yaralı olduğunda bu yaralıların önem sırasına göre ayıklanmasıdır. Triajda amaç, eldeki olanaklarla olabildiğince çok sayıda insanı canlı olarak kurtarmaktır. Triaj alanı, olay yerinde güvenli bir alanda kurulmalı ve yaralılar öncelik sırasına göre kategorilere ayrılmalıdır.
İstanbul'daki terörist saldırının ardından olay yerine gelen ambulanslar öncelik sırasına göre değil, itfaiye ve sivil savunma görevlileri tarafından kendilerine verilen yaralıları taşımıştır. Yeterli ve doğru alan triajı yapılsa, koordinasyon sağlansa ve yaralılar doğru yönlendirilse, yaralıların tamamına yakını 3-4 hastaneye gitmezdi. Hafif yaralılar şehirdeki uzak hastanelere yönlendirilebilirdi. Bu durumda belki de ölen ya da sakat kalan kişi sayısı daha az olabilirdi.

3. Yaralanmaların büyük çoğunluğu yüzde, saçlı deride, kollarda, ellerde sıyrıklar ve basit kesilerdir. Her iki olayda da toplam 783 yaralının yaklaşık 650'si bu tür olgulardır. Ancak, bu olgular gerek ambulansları ve gerekse acil servisleri uzunca bir süre meşgul etmiştir. Gerçek anlamda alan triajı uygulaması yapılabilse, bu olguların tedavileri ertelenebilir (gerçek acil olguların tedavileri tamamlandıktan hemen sonra) ve gerçek acil olgulara öncelik verilebilirdi.

4. Alan güvenliği çok yetersizdi. Patlamanın olduğu ve çok sayıda yaralının bulunduğu alan uzunca bir süre güvenlik altına alınamadı. Bu da ambulansların ve sağlık görevlilerinin bölgeye ulaşmasını geciktirmiştir.

5. Her iki olaydan sonra da telefonlar, gelen büyük yük nedeniyle, kesilmiş ve haberleşmenin çok önemli olduğu ilk saatlerde gerek cep telefonları ve gerekse şehir hatları kesilmiştir.

6. Caddelerin ve sokakların dar olması, yollarda iki taraflı araçların park etmesi, itfaiye, sağlık ve diğer görevli araçların sıcak alanlara girmesini geciktirmiştir. Özellikle 20 Kasım 2003 günü, trafiğin yoğun olduğu saatlerde gerek itfaiye araçların ve gerekse ambulansların olay yerine ulaşması uzunca bir zaman almıştır.

7. İlk olayda Taksim ve Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi en çok yaralının başvurduğu hastaneler oldu. Burada hafif yaralılara koridorlarda ve bahçede müdahale edildi. Afet organizasyonunda bu uygulama doğrudur. Ayaktan başvuran ve durumu hafif olan yaralılar tedavi alanları dışında bölgeye alınmalıdır. Bu alanlara basın görevlilerinin, yaralı yakınlarının alınması doğru değildir. Yaralı yakınları ile basın görevlilerine bilgi verecek "halkla ilişkiler sorumlusu" olmalıdır. Hafif yaralıların görüntüleri iki gün boyunca tüm gazete ve televizyon kanallarında izlenmiştir. Tüm toplumda bu yaralılara bakılmadığı ve tedavi edilmeden bekletildikleri düşünülmüştür. Oysa, afetlerde çok sayıda yaralı olduğunda, hafif yaralıların tedavisi ertelenebilir. Ancak bu sırada, görevlilerin bu yaralıları ayrı bir alana alması ve yakınlarına bu durumu anlatması gerekirdi.

8. İlk olayda alana ilk dakikalarda gelen 26 ambulans, ardından gönderilen toplam 50 ambulans ve ikinci olayda da gönderilen 50yi aşkın sayıda ambulans, bu olaylar için çok fazladır. Bu kadar çok sayıda ambulansa rağmen birçok yaralı, kendi olanakları ile hastanelere gitmiştir. Bu kadar çok sayıda ambulansın olay yerine gelmesi, koordinasyonun olmadığını göstermektedir. Bu bombalama olayı ve buradaki yaralılara müdahale edilmesi çok önemlidir. Ancak, İstanbul gibi büyük bir şehirde aynı anda yüzlerce acil hastalık ve yaralanma daha olmaktadır. Diğer acil hastalara yaklaşık üç-dört saat boyunca hangi ambulansların ve sağlık ekibin müdahale ettiğini bilmek istiyorum.

9. İstanbul ilinde aynı anda 303 ve 480 yaralı ortaya çıktığında, gerek ambulans sisteminde ve gerekse acil servislerin afetlere hazırlık konusunda belli ve yeterli planları olmadığı ortaya çıkmaktadır. Yaralıların başvurduğu birkaç hastane dışında, birçoğunda "hastane afet planı" yoktur. Yüzlerce hasta yerine deprem, sel gibi binlerce yaralının başvuracağı ve belki de hastane binalarının zarar göreceği afetlerde ne yapılacağı belli değildir. Çok sayıda özverili ve başarılı sağlık görevlisinin yoğun çabası dışında belli bir çalışma ve afete hazırlık planı yoktur.


Sonuç
Ülkemizde kazalar, afetler, terörist saldırılar devam edecektir. Tüm bu önemli konular acil tıbbın ve afet tıbbının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu tür kazalar ve afetlerle baş edebilmenin en iyi yolu hastane afet planlarının güncellenmesi ve düzenli aralıklarla tatbikat yapılmasıdır. Şehirde aynı anda 400 civarında yaralı olduğunda sistem zorlanmakta ve geçici de olsa ilk dakikalarda kaos yaşanmaktadır. 1999 Marmara Depreminden sonra belki de üzerinde en fazla konuşulan afet planları ve afete hazırlık çalışmalarının yeterince ciddiye alınmadığı ortadadır. İstanbul'da sayıları onbinleri bulacak yaralının olduğu bir doğal afet yaşandığında, sağlık kurumlarının, yolların ve ambulansların bir kısmının da kullanılamayacak hale geleceği düşünülürse, planlarımız ve afete hazırlık konusundaki çalışmalarımızı gözden geçirmemiz gerektiği ortay çıkmaktadır.


Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/06-30/06 5. Karadeniz Hematoloji Sempozyumu HEMATOLOJİ SAMS
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA