YAZARLAR

Tüm Yazarlar

Kadına yönelik şiddete ortak mıyız? Uz. Dr. Ülkümen RODOPLU

Avrupa Acil Tıp Derneği II. Başkanı

Uz. Dr. Ülkümen RODOPLU

05.04.2004, Pazartesi

Tüm Yazıları
Türkiye'de son yıllarda toplumsal duyarlılığın giderek azaldığını düşünüyorum. Sebebi nedir acaba? Ekonomik, sosyal, siyasal?
Üzerimizde adeta ölü toprağı serili. Ne oldu bize? Neden böylesine kendimize, toplumsal değerlerimize yabancılaştık?
Bu yabancılaşmanın en somut örneğini önünüze sermek istiyorum:
Kadına yönelik saldırılar.
Son birkaç ay içinde Türkiye'de yaşanan kadına yönelik şiddet olaylarından sadece birkaçı basına yansıdı.

"17 yaşındaki kızını götürdüğü doktordan bakire olmadığını öğrenen baba, kızının boğazını keserek öldürdü."
"Aile meclisinin ölmesine karar verdiği Güldünya, önce sokak ortasında kurşunlandı. Sonra hastanede yattığı odada öldürüldü."
"Yıllar önce yine, yaraladığı eşini, Samsun'da acil servise getiren bir polis memuru, belindeki tabancasıyla kadını servisin ortasında kurşunlayarak öldürdü."
Sağlık görevlilerinin şiddeti durdurmadaki rolü nedir ?
Bu konuyla ilgili olarak Acıbadem Hastanesi Acil Servis Sorumlusu Dr. Serpil Yaylacı'yla görüştüm.
Acil Servis'te çalışan bir hekim olarak ne düşündüğünü merak ettim.
Hekimlerin, kadınlarla ilgili bakire olup olmadığını saptayan muayene isteklerini yasal kurumlardan gelmedikçe geri çevirmeleri beklenmez mi? Bu konuda üçüncü herhangi bir kişiye bilgi vermek suç değil midir? Ya hasta mahremiyeti?

Acil servise, hastaneye silahla girmenin engellenmesi gerekmez mi?
Bakın Dr. Serpil Yaylacı ne diyor:
"- Aslında ev içi şiddete maruz kalmış bir kadını poliklinikte, acil serviste hekim olarak gördüğümüzde adli olarak bildirim zorunluluğumuz var. Çoğu zaman kadınlar bu konuda çekingen davranırlar. Kurban olmalarına karşın, çaresiz, hatta suçlu gibi hissederler. Hasta istemese bile nasıl trafik kazasına bağlı bir yaralanmayı bildirmek zorundaysak, bu olguları da bildirmek zorundayız. Bu konuda sağlık profesyonellerinin kayıtlara geçirme ve adli süreci tanımlama konusunda belli bir görüşe ve duruşa sahip değillerse, bunu savsakladıkları ve görmezden geldikleri bilimsel olarak ortaya konmuş bir gerçektir. Kadınların bu konuda yüreklendirilmeye ve desteklenmeye ihtiyaçları var. Tıpkı tüm diğer hastalarımızın hastalıklarında olduğu gibi. Ayrıca, klinik durumu, göz çevresi morluğu, el parmaklarında alışılmadık bir kırık, tutarsız bir öyküyken "erken tanıyamazsak" hastamız karşımıza ölmüş olarak gelebilir. Aslında yasalar, biz onları kullanabilirsek varlar. İşe yarıyorlar. Tabii, burada polisin "ev içinde herşey olur" bakışını kıracak en önemli araçlardan birisi, bizim yazdığımız ayrıntılı olayı ortaya koyan adli raporlarımız olacak. Ceza indirimleri, kadın aleyhine yaklaşımları da hukuk profesyonellerinin çözeceğine inanmak istiyorum. Acaba ev içi şiddete maruz kalan ve bu nedenle ölen kadınlardan birini, şiddete maruz kalma süreci devam ederken hiç muayene etmiş miydik?...Ne dersiniz? Soru, vazifemizi gözlerimizi kapayarak mı yoksa açarak mı yapacağımız sorusudur."
Toplumsal duyarlılığın böylesine azaldığı dönemde biz hekimlere daha çok görev düşüyor.
Tarih boyunca olduğu gibi, bu konuda da önder olacağımıza inanmak istiyorum. Ne dersiniz, yapabilir miyiz?

Saldırıya uğrayan, taciz edilen savunmasız insanları hiç değilse, hastanede koruyamaz mıyız?

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)