KLİNİKLER
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı
NÖROŞİRÜRJİ
24 Ekim 2019, Perşembe
Kliniklerimiz sayfasının bu haftaki konuğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yücel Kanpolat

• Kliniğinizin kısa tarihiyle başlamak istiyoruz…
• 1950’li yıllar kurumların yavaş yavaş kurulmaya başladığı yıllardır. Bu yıllarda Ankara Üniversitesine bağlı Hacettepe Çocuk Hastalıkları bölümünde İhsan Doğramacı Hoca ABD’deki yetenekli Türk hekimlerini oraya getirmeye başlar. Bunlardan biri Prof. Dr. Nurhan Avman’dır. 1965’te şimdi Cebeci’de onkoloji olan bölüme bizim modern klinik kurulur ve 1984’te İbn-i Sina’ya taşınılır. 60’ların sonlarında kliniğimiz için farmakolojiden araştırmalarda hayvan uyutabilen bir laboratuvar teknisyeni almayı düşünebiliyorduk. Bunu düşünebilen Nurhan Bey’di. Bu müthiş bir şey. Hemen bunun arkasından mikro cerrahi uygulamaları geldi ve mikroskop aldık, Ertekin Araşıl ABD’ye gitti, çok daha öncelerde epilepsi, ağrı cerrahisi yapılıyordu. Tamam, ben ağrı cerrahisinde dünyada önemli insanlar arasındayım ama bizim esas yaslandığımız o dönemdeki yapılanlardır. Seksiyonlaşma ilk bizim kliniğimizde başlamıştır.

• Türkiye’de nöroşirurjiyi nasıl görüyorsunuz?
• Nöroşirurji Türkiye’de ve dünyada iyi bir yerde. Bu iyi yeri koruyabileceğimize inanıyorum. Bir şeyin iyi olmasını istiyorsak oraya yatırım yapmalıyız. Bir tababet uzmanlık tüzüğü hazırladık, hâlâ çıkacak. Board ile ilgili çalışmalarımız 1986’lara dayanır ama bizim boardımız hâlâ hayata geçmedi. Bugün sınav yapıyoruz ama nedense Sağlık Bakanlığı her şeyi en iyi bildiği için bizimle bu işleri konuşmaya yanaşmıyor, dernekleri hiç dinlemiyor. Türk Tabipleri Birliği de bize dinlemiyor yeterince.

• Eğitim programınız nedir?
• Kliniğimizde 40 yılı aşkın süredir asistan eğitimi veriliyor. Denilir ki: “Biz Avrupa Birliğinin, ABD’nin eğitim standartlarına uyuyoruz.” Bunları tabii ki önemsiyorum. Ama Türk insanı ve Türk akademisi artık kendine güvenmeyi öğrenmelidir. Biz bazı şeyleri Avrupalılardan, Amerikalılardan daha iyi yapma hakkına sahibiz ve ben bu cevabı gerçekleştirip yaymak zorundayım. Eğitimde tüm dünyanın fark edemediği bir şey var: Eğitim yaşamın içinde olmalıdır. Bugün Avrupa eğitimde haftada 45 saat çalışmak istiyor. Biz bu başıbozukluğa uyacak mıyız? Haftada 45 saat eğitim alan bir tıp adamını mezun ettik ve işe başlattık. Günde ortalama 7-8 saat eğitim vererek bu adamı dünya çapında beyin cerrahı yapacaksın öyle mi? Buna gülünür, komediden bile öte. Bu insan haklarına aykırı mıdır? Bunun yanıtı insan haklarından ne anladığınıza bağlı.

• Yıllık poliklinik ve ameliyat sayınız ne kadar? Bir asistan ortalama kaç ameliyat yapar?
• Yeteri kadar yapar. Yıllık iki bin civarında ameliyat yaparız. Şu iddiada ısrarlıyım: Bizim yetiştirdiğimiz uzman Afganistan’da da çalışır, Harvard’da da çalışır. Asistanla ilgili bugün bir program yaparsınız; yarın gelirler -örneğin acil servis için asistana ihtiyaç vardır ve asistan gider- bu durumda biz ne yapacağız, program ne oldu? Sıkıntılarımız çok. Anlayan yok, sorumlu yok ama yetkili çok.

• Üniversite hastanesi kavramını nasıl tanımlıyorsunuz?
• Üniversite hastanesini sadece öğrenci eğitimi diye anlıyorsak bu yanlıştır. Ben başkalarının yapmadığı işleri yapmakla görevliyim. Bu benim çok özel, çok büyük olduğum anlamına gelmiyor. Biz araştırma yapıyoruz, tecrübe biriktiriyoruz. Bunları her hafta-gün değerlendiriyoruz. Birbirimizle tartışıyoruz ve ortaya bir birikim çıkıyor. İşte o birikimdir üniversiteyi var eden. Ama siz o birikime düşmansanız bu ahlaksızlıktır. Üniversite olarak insan gücü planlaması yapmalıyız. Dünyada traktotomi ameliyatının yapıldığı en iyi bölüm benim bölümümdür ve en iyi de ben yaparım. Devlet bunun için bizim anabilim dalına 340 YTL verir. Utanma yok mudur, izan yok mudur? Bu bana soruldu mu, üniversiteme, tabip odama soruldu mu? Ama Türk Tabipleri Birliği de buna bakmadı, bana bir şey yazmadı bunun için. Herkesin eşit olmasını istiyorlar, yıldız istemiyorlar. Hakkari’de, Sivas’ta, Diyarbakır’da hatta Amerika’da yapılamayan bir ameliyat için hasta buraya gelebilmelidir. Üniversite hastanesinden biz bunu anlıyoruz.

• Nöbet düzenlemelerinizi nasıl yapıyorsunuz? İlk yıl bir asistan ortalama kaç nöbet tutuyor?
• Asistan ilk yılında çok nöbet tutar. Onun için gelecek asistana ilk söyleyeceğim şey ‘Uykuna ve yemeğine dikkat et’ olacaktır. Fizik olarak çok güç ister bu iş, dayanamazlar. Mesela cerrahların çok böbrek taşı olur neden? Su içemezler de ondan. Bunu bize küfür eden bakanlar başbakanlar bilirler mi? Burada benim insanlarım gerçekten insan üstü çalışıyorlar. Bizde her gece üç doktor nöbet tutar. Böyle bir zorunluluk yok.

• Kaç yatağınız var ve doluluk oranı nasıl?
• 75 hasta yatağımız var. Doluluk oranı yüzde 100’e yakındır.

• Yardımcı personel durumu nedir?
• 8 yardımcı erkek personelimiz ve 20 hemşiremiz var. Yardımcı kadın personelimiz yok. Sabah servise geliyorum, iki personelim görevden alınmış. Bunu aldığı için idareye katiyen kızmıyorum. Onlar da bunu yapmaya mecburlar. Devlet bize adeta düşman muamelesi yapıyor, bu benim ağrıma gidiyor. Ben bu devletin hizmetkarıyım, devletin de beni en azından koruduğunu, saygı duyduğunu bilmek istiyorum. Burada erkek müstahdem kadın hastamın altından sürgü alıyor. Bu nasıl devlettir ki, bunu görmüyor, bu nasıl devlettir ki, bunu dinlemiyor. Bu nasıl ülkedir, nasıl insanlıktır? Ben biliyorum ki, Sağlık Bakanlığının bünyesi ağzına kadar adam dolu. Bizi burada buna mahkum etmek haksızlıktır. Hasta haklı olarak diyor ki, ‘Benim hastamın altından sürgüsünü neden erkek müstahdem alıyor’? Ama yok. Bunu vermemek bir insanlık suçudur. Bizi buna mahkum edenleri affetmiyorum, ellerim yakalarındadır.

• Asistan eğitiminde kullandığınız araç-gereçlerle ilgili durumunuz nasıl?
Birkaç araştırma laboratuvarımız var ama yönetim tarafından pek desteklenmez. Yönetim bize düşman olduğundan değil, böyle bir adet yok. Bunun bir ihtiyaç olduğuna biz inanamıyoruz. Bizim çok para kazandırdığımız söylenir hastaneye ama nedense bu hesabın kime ve nasıl kullanılacağı konusunda biz ne yetki ne bilgi sahibiyiz. Bu benim yöneticilere sitemimdir.

• Rotasyon uygulamalarınızı nasıl yapıyorsunuz?
Kötü ve çağdışı yapıyoruz. Rotasyonlardan biri nöroloji rotasyonudur. Nöroloji rotasyonu 10 aydır ve temelde nörolojik bilimler rotasyonudur. Bir diğer rotasyonumuz genel cerrahidir. Acil servis, patoloji de var ama çok uzun değil. On ay yapılan nöroloji rotasyonu nörolojik bilimlere ayrılmış. Biz isteriz ki, nörolojik bilimlerin içinde sadece nöroloji kliniği anlaşılmasın. Bu nörolojik bilimler rotasyonu klinik nörolojidir. Zaten asistanları az sayıda diye, asistanlarının yapamadığı veya yapması gereken işleri de bizden giden asistanlar yapar. Bu kavga az gelişmiş ülkelerin çoğunda verilir. Tabii Türkiye’de de verilir. Biz bu kavgada yeniyiz. Ama şikayetçiyim. Bunu düzeltecek ortak akıl ne yazık ki yok.

• Rotasyon uygulaması nasıl olmalı?
• Ben aşağı yukarı on yıldır bu işle uğraşıyorum. Ben diyorum ki, nörolojik bilimler rotasyonu yapacak olan asistan gitsin biraz nöro anatomi öğrensin. Sonra meraklıysa onun fizyolojisiyle, farmakolojisiyle ilgilensin. Bu disiplin seçmeli olabilir. Ama klinik nöroloji 4 ay olsun. Bunu yeni tüzüğe yazdık ama Bakanlık bu tüzüğün üzerine yattı ve 3 senedir kalkmadı. Cevap yok, eylem yok, karar yok. Biz gelişmiş bir dünyada yaşıyorsak ve o dünyada artık nöroloji biliminin adı nörobilim ise o bilimin içinde nöro anatomi-farmakoloji-fizyoloji-radyoloji-anestezi var. Ben demiyorum ki, bunların hepsine gitsin ama ilgi duyduğu alana gidebilme şansı olsun ve bu da on aylık nöroloji stajında olsun bitsin. Dahası bizim kliniğin hizmet yükü yüksek, hastalar ağır. Herkese akıl öğretiyoruz ama biraz da kendimize baksak ya! Hastalara ‘günaydın’ bile demeyiz. O zavallı hasta bakışlarıyla seni takip eder. Bir espri yap, bir şey söyle! Bizim hastalarımız ‘vaka’ değil, bunlar insan.

• Son bir yıldaki yurt içi ve yurt dışı yayın sayılarınız nedir?
• Rekora yakındır. Biz fakültenin en çok yayın çıkaran ilk üç cerrahi bölümü içindeyiz. Avrupa’da birçok yerde araştırma çok gerilerdedir. Ben 4 yıl Avrupa Beyin Cerrahisi Araştırma Komitesi Başkanlığı yaptım. Bence bizim ülkemizdeki araştırma potansiyeli fena değildir. Yanlış anımsamıyorsam nöroşirurjide, AB içinde en çok araştırma ödülü alan ülke Türkiye’dir. Biz her gün yeni araştırma peşinde koşmayız. Birkaç temel araştırmamız vardır. O araştırmaları geliştirmeye çalışırız.

• Kongrelere katılabiliyor musunuz?
• Katılıyoruz. Asistanlar da katılırlar ve sadece kongreye gitmekle kalmazlar. Avrupa Birliğinin standardı yüksek bir eğitim kursu var oraya katılmalarını destekleriz. Bana göre Türkiye dünyanın kongre ve eğitim merkezi olabilir. Ama kebapçı dükkanı açan bakanlarla bu misyon üstlenilmez ki! Biz 10 bin kişilik bir dünya kongresi yapacaksak bu kadar insanı alabilecek otel, salon yok. Dünya Nöroşirurji Kongresini doğru düzgün bir kongre salonumuz olmadığı için kaçırdık.

• Son 5 yılda istifa eden asistan var mı?
Tabi, pek çok. Dayanamazlar, kolay değil çünkü. İstifa oranı yüzde 40’tan aşağı değildir. Ama ben bundan biraz da memnunum. Bu biraz profesyonel bir konu. Bu işe niyetli, meraklı olan kişiler gelsin. Ben herkesi iyi beyin cerrahı yapmak zorunda değilim. Adam olacak çocuk zaten oluyor.

• Aranıza yeni katılan bir uzman ya da asistan döner sermayeden ne kadar pay alıyor?
• Döner sermaye parası hizmetin oluşmasına katkıda bulunan insanlara verilmelidir. Bunlardan hocalara verilir ama diğer personele de verilir. Burada dağıtım adına kusur vardır. Bunu düzeltmek lazım. Sistem bütün Türkiye’de hatta dünyada az çalışanı, az üreteni, kaytaranı korumaktadır.

• Aranıza yeni katılacak asistanlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
• Kuşkusuz var. Piyasa ekonomisi ile uyumlu uzman olacaklar bizi seçmesin. Daha kolay, cazip, popüler dallar var. Bu zor bir iştir. Ama bence kutsal bir iştir ve keyiflidir de. Niyeti olan insanlar bu durumu düşünmeliler. Burası iyi bir dünya kliniğidir. Bunun için de bir şeyler istiyoruz. Lüks mobilyalar, hiç kullanılmayan aletler istemiyoruz. Biz ağır koşullarda çalışıyoruz. Herkes bizim memur olmamızı istiyoruz. Kesinlikle hayır. Biz memur değiliz, biz hekimiz.



• Teşekkürler.
17/09/2007


Klinikte görev yapan akademisyen ve hekimler:
Prof. Dr. Yücel Kanpolat, Prof. Dr. Ahmet Erdoğan, Prof. Dr. Cumhur Dinçer, Prof. Dr. Ali Taşçıoğlu, Prof. Dr. Nihat Egemen, Prof. Dr. Atilla Erdem, Prof. Dr. Şükrü Çağlar, Prof. Dr. Ali Savaş, Doç. Dr. Ağahan Ünlü, Doç. Dr. Ayhan Atar, Uzm. Dr. Hakan Tuna, Uzm. Dr. Hasan Çağlar Uğur, Dr. Onur Erol, Dr. Caner Sarılar, Dr. Vedat Açık, Dr. Ercan Armağan, Dr. Mevci Özdemir, Dr. Hakan Özalp, Dr. Kutsal Devrim Seçinti, Dr. İhsan Doğan, Dr. Recep Brohi, Dr. Onur Özgüral, Dr. Ümit Eroğlu.
Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) engin güler (zabıta)
28.09.2014 21:55:00
Benim 9 yasında oğlum 6 yıldır diyabetli karbonhidrat sayımını nerede yaptirabilirim.bir türlü çözemedim doktormu yoksa diyetisyenmi bize yardimci olacak

People
3
2) Elif koşar (İşci)
11.05.2014 07:11:35
Zor durum getrıdığım annemi hayata döndüren hocalarımıza sonsuz teşekürler sayın yusuf şükrü çağlar hocam ve ihsan doğan hocam bı anneler gününde hastanenızde annemle birlıkda olmak onun iyiye gittimi görmek önce allah sonra sizler sayesındedır allahda sizlerı sevdiklerinizden ayırmasın ve ayrıca çalışan yardımcı olan tüm personel hepinize çok teşekürler başarılarınızın devamını dilerım
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)