Ameliyatta ölen annesi için, doktor ve hastaneye dava açtı
MARDİN'in Kızıltepe İlçesi'nde yaşayan 13 çocuk annesi Hicri Kotboğa, bir ay önce bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle gittiği ilçedeki özel hastane, diyabet, yüksek tansiyon hastalığı tespit edilince daha donanımlı hastane gitmesi önerildi.
Ameliyatta ölen annesi için, doktor ve hastaneye dava açtı
13 Ağustos 2017 -

Mardin'de başka bir özel hastaneye götürülen Hicri Kotboğa'ya burada yapılan muayene ve tetkiklerde, tansiyon, şeker, guatr, bel fıtığı, böbrek yetmezliği ve 3 kalp damarında tıkanık olduğu ortaya çıktı. Hicri Kotboğa, iddiaya göre ameliyatının riskli olduğu rapor verilmesine rağmen ameliyat edildiği sırada hayatını kaybettiği belirtildi. Annesinin ölümü üzerine Hamdullah Kotboğa, hastane ve ameliyatı yapan Yrd. Doç. Dr. E.T. ile Dr. E.K. hakkında suç duyurusunda bulundu.

Kızıltepe İlçesi'ne bağlı Beşik Mahallesi'nde ailesiyle birlikte yaşayan 13 çocuk annesi Hicri Kotboğa (64), bel fıtığı rahatsızlığı nedeniyle 1 ay önce Kızıltepe'deki özel bir hastaneye gitti. Burada yapılan muayene ve tetkiklerden sonra, şeker ve yüksek tansiyon tanısı konuldu ve daha donanımlı bir hastaneye gitmesi tavsiye edilerek tabucu edildi. Bunun üzerine Mardin'de daha donanımlı olan birastaneye götürdükleri Hicri Kotboğa, burada yapılan muayene ve tetkiklerde, tansiyon, şeker, guatr, bel fıtığı, böbrek yetmezliği ve 3 kalp damarının tıkanık olduğu ortaya tespit edildi. Kalp doktorunun iddaaya göre ameliyat riski raporuna rağmen Yard. Doc. Dr. E.T. tarafından ameliyata alınan Hicri Kotboğa, 4 saat süren ameliyat sırasında hayattını kaybetti.

Annesinin ihmal sonucu öldüğünü savunan oğlu Hamdullah Kotboğa da, hastane ve ameliyatı gerçekleştiren E.T. hakkında, Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Batman'ın Sason İlçesi'ndeki bir kamu kurumunda çalışan Hamdullah Kotboğa, ameliyat edilmesi riskli rapor verilmesine rağmen annesinin ameliyata alındığını, ameliyat sırasında annesinin fenalaşması üzerine ameliyatı yapan doktorun hastaneden kaçtığını iddaa ederek, "21 Temmuz 2017 tarihinde annem Hicri Kotboğa'yı bel fıtığı hastalığı nedeniyle Kızıltepe'deki hastaneye götürdük. Ancak oradaki doktorlar annenizde şeker, guatr, böbrek yetmezliği, tansiyon ve bel fıtığı hastalıkları olduğunu ve ameliyat edemeyeceklerini belirterek, başka bir hastaneye götürmemizi istedi. Üç gün sonra bu sefer annemi Mardin'de daha donanımlı bir hastaneye götürdük. Burada Beyin Cerrahi Uzmanı Yrd.Doç.Dr.E.T.'ye götürdük. Burada doktorların ameliyat öncesi yaptırdığı tahliller sonucu annemde tansiyon, şeker, guatr, bel fıtığı, böbrek yetmezliği ve 3 kalp damarının tıkanık olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine kalp doktoru Emrah Küçük'ün düzenlediği raporda 3 damarın tıkanık ve ameliyatın yüksek riskli olduğu, hastanın ameliyata alınması halinde kalp krizi geçireceği belirtilen rapor, Beyin Cerrahi Yrd.Doç.Dr. E.T.'ye iletilmişti. Ancak beyin buna rağmen Dr. E.T., bize hiçbir riski olmadığını, ameliyatın 1 saat süreceğini söyledi. Sonra 4 saat süren ameliyatta annem fenalık geçirince Dr. E.T., hastaneyi terkedip kaçtığını öğrendik. Hastane müdürü gidip zorla doktoru getirdi. Doktorun ilk ifadesinde kalp doktorunun düzenlediği raporu görmediğini bize söyledi. Annem Hicri Kotboğa, ameliyat sırasında kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Yrd.Doç.Dr. E.T. ise o gün bir kez daha hastaneden çıkıp kaçtı. 3 bin lira para için annemi katleden hastanede çalışan Dr. E.T., ona rapor hazırlayan kalp doktoru E.K. ve hastane yönetimi hakkında avukat aracılığıyla Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. Bizim canımızı yakan bu adam başkasının canını yakmasın" dedi.

13 kardeş olduklarını belirten Hamdullah Katboğa, annesinin 64 yaşında olmasına rağmen, yürüyerek hastaneye gittiğini söyledi. Raporu hazırlayan ve ameliyatı yapan doktorların çelişkili bilgi verdiklerini anlatan Hamdullah Katboğa, "Sabah biz annemin başında bekledik. Sabah saat 06.00?da doktor beni aradı ve annemin kalbinin durduğunu söyledi. Dr. E.T., Mardin'deki bir gazeteye verdiği açıklamada, annemin sabah saatlerinde öldüğünü söylemiş. Oysa ölüm raporunda ise ölüm saati 22.50 olarak yazılıyor. Biz annemin ölümüyle ilgilihastane yönetimi doktorlar E.T. ve E.K. hakkında Kızıltepe Cumhuriyet Savcılığı'nda suç duyurusunda bulunduk. Bütün bölge halkına sesleniyorum, Mardin?deki özel hastaneye gitmeden önce defalarca düşünsünler. Bütün olanlar ortada, 13 kardeşiz annem daha 64 yaşındaydı, dimdik daha ayaktaydı. Yürüyerek gitti hastaneye, oradan cenazesini aldık. Çok üzüntülüyüz. Bizim başımıza geldi, başkalarının başına gelmesin diye bu işin peşini bırakmayacağız. Sonuna kadar hakkımızı arayacağız. Bunlar annemizi geri getirmez ama annemizi katleden, resmen öldüren bu doktorlar başkasının canını yakmasın diye ben bu işin peşini bırakmayacağım2 diye konuştu.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
3
1) hakan uzman (doktor)
16.08.2017 17:51:31
Sn editorün izni ile yine medimagazin.com sitesinden bir linkle yorum paylaşacağım. Bu haber de bugüne ait..

https://www.medimagazin.com.tr/hekim/hukuk-etik/tr-doktorlar-ameliyat-cok-riskli-yapamayiz-2-17-74579.html

People
6
2) Mustafa (Anestezi uzmanı)
15.08.2017 15:45:47
Syn Aydın sinal bu hastanin anestezisini teknisyen degil uzman yapmistir. Artik nerdeyse turkiyede uzmansiz calisan cerrah kalmadi.
People
7
3) emeklidoktor (doktor)
15.08.2017 11:02:08
Doktordoktor rumuzlu arkadaşımız hasta yakınlarının subjektif iddialarının haber olarak yayınlanmasından ve bu haberlerin medimegazinde yer almasından rahatsız olduğunu belirtmiş.Bırakın dava bitsin kim haksız kim haklı belli olsun sonra haber yaparsınız demiş.Bense aksine medimagazinde bunların yayınlanmasından hatta medyada da haber olmasından memnunum.Nedeni ise gerçek olması.Doktor arkadaşlarımız bu yazılanları aynen yaşıyor,bir tatsızlık olduğunda gerek hasta yakınları gerek hastalar gerekse avukatlar doğru yanlış pek çok iddiada bulunuyor,taciz ediyor,hakaret ediyor,doktor genelde hukuki mecralarda derdini anlatmaya çalışıyor.Hem kendi çevresine hem hukuk camiasına dili döndüğünce imkanları elverdiğince durumu açıklıyor..Bunların hepsi gerçek.E tüm medyada bu olayların yalanyanlış yeralması ahlaken ,insani olarak ve mantıken aslında doğru mu değil.Ama bunlara karşı kendimizi nasıl koruyabiliriz ,ancak başkalarının başına gelenlerden ders alarak.Kutsal meslek falan diye kendimizi gereksiz yere ateşe atmamamız gerektiğini ancak ve ancak bu haberlerdeki meslektaşlarımızla empati yaparak öğrenebiliriz.Ha o arkadaşlarımız ne düşünüyor bu konularda derseniz bence emin olun davayla ve sorunlarıyla kafaları o kadar meşgul oluyordur ki işin bu kısmı onlar için çok ama çok geri planda kalıyordur.Zaten biz de doktorlar olarak olayların genelde doktorların haksız olduğu olaylar olmadığını biliyoruz .Artık bu doktorluk işi bitti de dile getirilmiyor.
People
14
4) RKTR (Uzm)
15.08.2017 10:56:59
Türkiye’de en sık uçurulan tıp hukuku balonlarından biri de, “İşini iyi yapan doktor korkmasın !” iddiasıdır. Avukatlar bunu sık sık söylerler.

Halbuki; daha geçenlerde bir anestezi uzmanı meslektaşımız resmi verilere dayanarak açıkladı: Anestezistlere açılan davaların % 92’si doktorların lehine bitmiş, sadece % 8’inde hekim kusurlu bulunmuş. Demek ki neymiş, mahkemeye çıkan anestezi doktorlarının 92’sine dava en baştan HAKSIZ AÇILMIŞ. Tamamen boşu boşuna sanık sandalyesine oturmuşlar, stres ve korku çekmişler, avukatlara para harcamışlar, karar beklemişler, itibarları lekelenmiş, aileleri üzülmüş. Akademik şansları düşmüş. BU % 92’LİK GRUP İŞLERİNİ İYİ YAPTIKLARI HALDE ATMACALARIN PENÇESİNDEN KURTULAMAMIŞLAR.

İnanın diğer branşlarda da benzer durumlar söz konusu. Ben dürüst ve vicdanlı Hukuk Fakültesi hocalarının –ki, isim verebilirim- toplantılarında da benzer şeyler duydum: Hekim davalarının çok büyük bölümü haksız açılıyor. Para için açılıyor. Zira; zırvayı, haksızı, iftirayı eleyecek bir mahkeme-öncesi tıbbi değerlendirme sistemi yok ülkede. Her şey doğruca Adliye’ye. Ve bir de, haklıyken haksız gösterilme gibi bir risk var ne yazık ki. Hüküm bile giyebilir, Milli Tıp Hukuku Formülü’ne maruz kalabilirsiniz. Bu bir katilden, teröristten, tecavüzcüden daha kötü ceza almak demektir. Daha yeni bir çocuk hekimine “KASTEN ADAM ÖLDÜRMEK”ten 15 sene hapis istemiyle dava açıldı.

Tabii bu durum bizi çok üzse de, BUNDAN FAYDA SAĞLAYANLAR VAR OLDUKÇA düzen aynen devam edecek gibi görünüyor.

Şunu da antrparantez belirtmeliyim ki, Norveç ve diğer bir takım Batı ülkelerinde bu % 8 de kusurlu görülmüyor ve hapis-mapis almıyorlar. Dava bile açılmıyor. Hekimin kusuru varsa, eğitime tabi tutuluyor, yeniden sıkı sınavlar filan oluyor. Gerekli ikazlar mutlaka yapılıyor. Ve eğer cidden hasta mağduriyeti varsa, sırf bu işe tahsis edilmiş bir kamusal fondan bu gideriliyor, korkunç paralar ödenmeden.

Norveç’te kusur doktorda değil, “SİSTEM”de aranıyor. Zira hiçbir hekimin kasten bir insanın ölümüne yol açamayacağı en baştan kabul ediliyor. “Sistem” derken; hekimin eğitim düzeyi, söz konusu hastalığın toplumdaki yaygınlığı, evresi, klinik tablonun atipik olup olmaması, Acil’deki iş yoğunluğu, hekimin o gün baktığı hasta sayısı, teknik olanakları, hatta gece nöbette uyuduğu süre bile, hepsi, her şey değerlendiriliyor. Kapsamlı raporlar hazırlanıyor. Hekim eğitim programları hazırlanırken yapılan hatalar da ele alınıyor. Sonuçta, doktoru tepelemek yerine, sistem’i düzeltmek yoluna gidiliyor.

Yeni aklıma gelmişken, Türk hukuk sisteminde zaten doğru karar vermek gibi bir dert yoktur. Zira; Savcıların açtığı tüm davaların % 84’ü beraat, takipsizlik ya da görevsizlikle sonuçlanmaktadır. Evet, tamı tamına % 84 başarısızlık oranı. Adamların vakayı incelemek için günleri, haftaları var üstelik. Bu % 84 başarısızlığın tıpta olduğunu düşünün. Sırf doktorlar için idam cezası bile geri gelebilirdi.

Bu arada, doktora dava açıp da haksız çıkanların mutlaka cezalandırılması şart iken, aziz vatanımızda bu da mümkün değildir. Ben Amerika’da bunlara ne olduğunu anlatabilirim. Hapı yutuyorlar. Değerli Frankfurtlu abimiz Sayın Dr. Aydın Sinal da Almanya’da doktora haksız dava açanların başına ne gelebildiğini yazmıştı; bir daha yazarsa çok sevinirim.

Sonuç olarak, ben de şunu öneriyorum tüm meslektaşlara: “BU ÜLKEDE İŞİNİZİ İYİ YAPSANIZ BİLE KORKUN. VE KORUNUN. SİSTEME ASLA GÜVENMEYİN.”
People
6
5) aydin sinal (hekim)
15.08.2017 10:35:30
daha önceki yorumumda sordugum soruyu tekrar soruyorum"bu anestesi riziko siralamasinda ASA III hastasina narkozu anestesi uzmanimi yoksa anestesi teknisyeni-hemsiresimi verdi? biliyorum Batida böyle bir soru sorulmazda Türkiyede sorulur.Cünki pekcok cerrah hala anst.uzmani olmadan calisiyor,kemdime sorarim hemsirenin narkoz verdigi hastayi nicin ameliyat hemsiresi ameliyat etmez diye.onlarda en az cerrah kadar igne tutar dikis atarlar diye düsünürüm. Her neyse cevap vericek bir arkadasa tesekkür ederim. tekrar yorum yazacagim
People
5
6) Mustafa (Anestezi uzmanı)
15.08.2017 09:36:39
Syn Aydın Sinal'ın yorumunu okuduktan sonra malesef Türkiye'de hergun karşılaştığımız iki durumdan bahsetmek istedim. Birincisi preop hastalar degerlendirilir gerekli konsultasyonların sonucunda hastada yuksek risk belirlendiginde Cerrahi branş uzmanlarınin bircogu hemen hastanin acil oldugunu mutlaka ameliyat olmasi gerektigini soylerler (ozellikle özel sektorde). Bu durumda cerrahi endikasyon ve aciliyet kararini anestezist veremeyecegi icin zor durumda kalir. İkincisi ulkemizde bircok kardiolog ( bu durumdan tenzil ediyorum) 55 yas ustu HT+DM varsa orta yuksek risk verir. Hastada yuksek riske neden olan patolojiyle kimse ilgilenmez. Oysa konsultasyondan beklenen; Hastada KKY, KAH yada kapak hastaligi gibi anestezi yonetiminin seklini degistirecek bir patolojinin tespiti ve durumun tedavisinjn yapilmasidir. Dile getirdigim konular tamamen kendi kisisel gozlemlerimdir ve hekim arkadaslarin kucuk bir kisimini kapsamaktadir. Saygilarimla
People
13
7) postenflamatuar (uzm dr)
15.08.2017 08:39:04
Elbette hasta yakınları kusur olduğunu düşünüyorsa hukuki yollara başvurabilir. Bunda bir sorun yok. Sorun hukukun hekim haklı da olsa hekimi maddi ve manevi olarak bitirmeye odaklı olmasıdır. İftiracı çakallar haberde görüldüğü gibidir. Çürük hukuk (=guguk) sisteminin gölgesinde ve teşviki ile doktordan tahsil edilecek para kokusu önce en az %40-%60 komisyon alacak avukatları sonra da hasta yakınlarını sarhoş eder.

"3 damarın tıkanık ve ameliyatın yüksek riskli olduğu, hastanın ameliyata alınması halinde kalp krizi geçireceği belirtilen rapor, Beyin Cerrahi Yrd.Doç.Dr. E.T.'ye iletilmişti" diyor. Ne raporudur merak ediyorum. cümle ne kadar gerçeği yansıtıyor? Büyük ihtimaller kalp krizi riski vardır deniliyordur. Bu lafı diyorsa yakını demek ki hasta yakınları bile isteye annelerini ölüme yollamışlar. Olasılıkla doktor bey aynı riskleri anlatmıştır ama hasta yakınları biz kabul ediyoruz demişlerdir. Belki de sadece bir çocukları hastayla ilgilenmiştir. işler riskler çerçevesinde neticelenince bu sefer nasıl para kazanırızın derdine düşmüşler. Avukatların onların ağızlarını sulandırdığına, baharı vaad ettiklerine eminim. Bütün iskleri anlatan rıza formu da imzalatılmış olsa yüce türk adaleti doktorları suçlu bulacaktır büyük ihtimalle.
Siz siz olun, bir her türlü genel anestezi ve lokal anestezi ameliyatında ölüm riski olduğunu mutlaka belirtin. Hastaya ve yakınlarına çekinmeden söyleyin. Lokal anestezi de anaflaksi riski olduğunu belirtin. Uzmanlık dernekleri adam gibi çalışsın. Her hastane servisine parenteral ve oral ilaçlar için anaflaksi, ölüm, ölümcül deri reaksiyonalrı, Karaciğer ve böbrek yetmeziliği vb tüm riskleri anlatan yazılı onamların zorunlu hale getirilmesi için çalışmaya başlamakla ilk adımı atabilir. Hasta her hapın ve her iğnenin kendisini mezara götürebileceğini bilip kabaul ederek tedavi edilmeli, kabul etmeyenler hastalığı ile taburcu edilmeli. Komik değil bu söylediklerim. Yoksa haberdeki gibi sizler de bir gün haber olabilirsiniz.
People
9
8) davut doğrucu (dr)
15.08.2017 03:27:40
ameliyatı yapan için yard doç deniyor.mardin'de tıp fakültesi yok. yardımçı doçent neyin nesi.olamaz. akademik unvanlar gelişigüzel kullanılıyor. yardımçı doçentlik ancak çalıştığın tıp fakültesinde ve çalıştığın kadro karşılığı vardır. diyarbakır tıpta yard doç isen istifa edip mardinê gelmişşsen yard doç'lun artık geçerli değildir. doçentlik 3 yıl akademik kurumdan çalışma koşuluyla ayrılırsan mardin özelde kullanabiirsin
People
5
9) derya (serbest)
14.08.2017 12:26:10
özel hastanelerde ölüm oranları, ameliyat sonrası sakatlanmalar nedense daha çok
People
12
10) RKTR (Uzm)
14.08.2017 12:08:07
Tıbbi bakımın eksik olup olmadığı konusu ayrı. Elbette incelenecektir. Bu da inşallah bir Üniversite heyeti tarafından yapılır. Yüksek Sağlık Şurası filan çok riskli hale geldi hekimler açısından.

Bu arada ben bu hastanın risklerinin yakınlarına ayrıntılı bir şekilde anlatılmadığına, “Hiçbir riski yok !“ filan dendiğine kesinlikle inanmıyorum. Mutlaka anlatılmıştır.

Bu çok klasik bir laftır: “Bu cani doktorun başka hastaların da canını yakmasını istemiyorum ! Bunun için uğraşacağım.” Bu söylem, şikayet edilen hekimi “hastalarına kasten zarar veren adi bir mahluk” gibi göstermeye yöneliktir, ve genellikle bir avukata gidildiğini gösterir. Algı operasyonu ne kadar erken başlarsa o kadar iyidir. Sıklıkla olayı haber yaptırmak için gazetelere de gidilir. Bizi mahkemeye verenlerin avukatı da ilçedeki 4 gazeteye gitmiş, bize iftiralar atmıştı. Neyse ki gazeteciler hepimizi tanıyorlardı. Avukatın aleyhimize haber yapılması isteğini reddetmişlerdi.

(Acı anılarım geri döndü: Bizimle uğraşan avukat da “katletmek, öldürmek” kelimelerini kullanırdı sık sık, olayla alakamız bile olmadığı halde).

Sonrasında Adli Tıp raporuna göre çift dava açılır; zaten biliyorsunuzdur artık, Milli Tıp Hukuku Formülü sürecini anlatmaya lüzum görmüyorum.

Enteresan olan bir husus da şu: Kardiyolog ameliyatın çok yüksek riskli olduğunu açıkça yazmasına karşın, o da şikayet yemekten kurtulamamış. Hastayı gören herkesi Savcı’ya şikayet etmek de klasik bir hukukçu taktiğidir. “Kimden ne tutturursak !” mantığı ile yapılır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer
21/09-24/092017 Dünya Gestasyonel Trofoblastik Hastalıklar KongresiGENELİSTA
21/09-24/093.Uluslararası 4.Ulusal Ebelik KongresiDİĞERANKA
21/09-24/093.Uluslararası 4.Ulusal Ebelik KongresiDİĞERANKA
27/09-01/1011.Aile Hekimliği Güz OkuluAİLE...ANTA
19/10-22/104.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik KongresiGENELANTA
22/10-25/106. Puader KongresiÇOCUK...ANTA
02/11-04/11TMFTP Ultrasonografi KursuRADYOLOJİİSTA