Bursa'da intihar eden asistan doktorun 5 sayfalık mektubu ortaya çıktı! İşte detaylar!
Bursa'da, "Kayak yapmaya gidiyorum" diyerek evden çıktıktan 15 saat sonra, Uludağ eteklerindeki ormanlık alanda cansız bedeni bulunan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli asistan doktor Mustafa Yalçın'ın (35),4 yıl önce kamp yaptığı yerde intihar ettiği ortaya çıktı. Yalçın'ın otomobilinde ise, ailesi ile yakınlarına yazdığı 5 sayfalık mektup bulundu
Bursa'da intihar eden asistan doktorun 5 sayfalık mektubu ortaya çıktı! İşte detaylar!
18 Şubat 2021 14:52 -

Mektuptaki detaylara ise Habertürk ulaştı. Emrah Doğru'nun haberi...

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli asistan doktor Mustafa Yalçın, önceki gün sabah saat 08.00 saatlerinde, "Kayak yapmaya gidiyorum" diyerek evden çıktı.

Otomobiliyle evden ayrılan Yalçın'dan haber alamayan yakınları, durumu polis ile jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, aracın Uludağ yoluna doğru gittiğini tespit etti. Bölgede yapılan arama çalışmasında, Yalçın'ın otomobili, Uludağ yolunun 11'inci kilometresinde terk edilmiş olarak bulundu.

4 YIL ÖNCE KAMP YAPTIĞI YERDE İNTİHAR ETTİ

Otomobilin terk edildiği alan üzerinde yoğunlaştırılan arama çalışmaları sonunda, Yalçın'ın cansız bedeni, aracına 1 kilometre uzaklıktaki ormanlık alanda bulundu.

aklaşık yarım metre karın altında bulunan Yalçın'ın, potasyum ve çeşitli ilaçlardan karışım yaptığı serumu damar yoluna bağlayıp, intihar ettiği tespit edildi.

Yalçın'ın cansız bedeni, Cumhuriyet savcısının yaptığı incelemenin ardından otopsi için Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Mustafa Yalçın'ın intihar ettiği yerde, 4 yıl önce kamp yapıp, hatıra fotoğrafı çektirdiği ortaya çıktı.

Öte yandan Mustafa Yalçın'ın otomobilinde, ailesi ile yakınlarına yazıp bıraktığı 5 sayfalık intihar mektubu bulundu. Yalçın'ın mektubunda, "Ölümünden kimse kendini sorumlu tutmasın. Ben bu hayattan keyif almıyorum. Artık yaşamak istemiyorum" yazdığı öğrenildi.

İŞTE MEKTUBUNDAKİ DETAYLAR

İşte o 6 sayfalık veda mektubundaki kahreden detaylar;

"Hayattan keyif alamıyorum. Daha önce de defalarca bu durumu yaşadım ama bu daha farklı. Gelecekten umudum kalmadı. Gelecekte bu hayattan keyif alacağımı sanmıyorum. Yaşamak için sürekli çabalıyorum, zorluklar içinde boğuşuyorum. Artık bu beni yoruyor. Mutlu olmak çok anlamsız geliyor. Artık çok yoruldum. Ne elde edersem, neye sahip olursam olayım sanki hiçbir şeyim yokmuş gibi hissediyorum. Yani sahip olduğum şeyler bana mutluluk vermiyor. Evrenin, doğanın nasıl çalıştığını ve neden şu an olduğu gibi olduğunu anlamaya yönelik okumalarım ve araştırmalarım en büyük keyif kaynağımdı. O konuları o kadar çok öğrendim ki amatör olarak öğrenebileceğim çok az şey kaldı. Uzun zamandır beynimi hazla dolduracak bir bilgi öğrenemedim. Genel görelilik ve kuantum fiziğinin matematiğini de öğrenmeyi çok isterdim. Hayat o kadar sıktı ki onları öğrenecek kadar bile sabredemiyorum yaşamaya.

Bana hasta diyebilirsiniz. Keşke tedavi olsaydı da kendini öldürmeseydi diyebilirsiniz ama ben sağlıklı olduğumu düşünüyorum. Ben sadece aklımla hayatın azıcık getirdiği mutluluğu, tonla ızdırap ve meşakate değmeyeceğini teraziye koyup tartıyorum. Kesinlikle değmiyor. Gün içerisinde o kadar oraya buraya koşturma, gerginlik, stres, endişe yaşıyoruz ki buna karşı çok az mutlu oluyoruz. Neden yaşamaya devam edeyim ki? Ölmek ve tüm bu ızdıraba son vermek çok makul değil mi? Ölüp, acı çekeceğim bütün sıkıntılara tek seferde son vermek çok cazip geliyor. Tabi ki ölmek makul olduğu için öldürmedim kendimi. Mutlu olabilsem etrafımdaki insanları üzmemek için bir şekilde yaşayamaya devam ederdim. Mutlu olamayıp, acı çektiğim için ve buna son vermek için hayatımı sonlandırdım.

İnsanların birbirine tahammülü kalmamış!

İntihar etmenin en yıkıcı tarafı, hayatta kalanlara verilen acı. Zaten kimse beni tanıyor ve sevmiyor da.. Çoktan ölürdüm şimdiye kadar. Beklemem kimseyi üzmek istememdir. Artık daha fazla bekleyemiyorum. İronik olan şu ki, insanların birbirine tahammül edememesine tahammül edememez oldum. İncir çekirdeğini doldurmayacak sebeplerle birbirine hakaret edenler, birbirini incitenler, kalp kıranlar beni ümitsizliğe sürükledi. Bu tip insanlarla muhatap olmak istemiyorum. Zorba insanlar güçlerini kullanarak korku krallığı kurup kendinden zayıfları tir tir titretiyorlar ve kalkıp da bir şey diyemiyorsun.

Çünkü seni de üzüyor. Ezip geçiyor. Neden bu insanlarla uğraşmak zorunda kalayım ki? Yaşamak bile zorunda değilken, bunlara maruz kalmak zorunda hiç değilim. Dünyaya gelmeyi ben seçmedim. Bu işin doğası gereği bana kimse soramadı zaten. İçine doğduğum dünyanın yaşayama değer olup olmadığını kendim tartabilirim ve kalıp kalmamaya kendim karar verebilirim. Yaşamak, eğitim ve sağlığın temel haklar olması gibi ölmek istemeyi de temel haklardan sayın ve saygı duyun. Ölmek istemek hastalık değil, günah değil bir tercihtir. Bazı insanları yaşamayı anlamsız bulabilirler. İsterseniz korkak deyin, tembel deyin, bencil deyin ne derseniz deyin. Hatta normal insanlar gibi yaşamadıkları için ölmek isteyen ama kendini öldüremeyen insanlar da var. Onlara acısız ölüm hizmeti sağlamak da devletin bir görevi olmalı. Ölüm klinikleri kurulmalı ve ölmek isteyenler buralara başvurmalı ve acısız bir şekilde ölmeli.

Yapmayı çok istediğim şeyler…

Keşke şunu da yapabilseydim dediğim çok şey kaldı aslında. O zaman neden erkenden terk ettin bu dünyayı diyebilirsiniz? Dedim ya katlanamaz oldum ve fazla uzatmamak gerektiğini düşündüm. Yapmak istediklerimden de vazgeçtim. Onları da istemez oldum. Snowflake fotoğraflarım asla mükemmelliğe ulaşmadı, mükemmel bir snowflake fotoğrafı çekmek isterdim. Kar tanesi fotoğrafçılığını da pek beceremedim. Harika bir kar tanesi fotoğrafçısı olmak isterdim. Tüm kuşların fotoğraflarını çekip kataloglamak gibi bir fikrim vardı. Belki de daha yüzde 10’unu bile başaramadım. En çok utanç duyduğum şeylerden biri de bir enstrüman çalamıyor olmak. Piyano çalamadım. Gittiğim için biraz kendimi ezik hissediyorum. Tüm bunların ötesinde bilim tarihi gezimi gerçekleştiremedim. En çok yarım kalan işim bu diyebilirim. Keşke sevdiğim bilim insanlarının mezarlarını ziyaret edebilseydim. Evrenin bu kadar anlamsız olduğunu anlamamızı sağladıkları için onlara teşekkür edebilseydim. Nasıl yapacaktım ki? Özgür müyüm sanki? Keşke gitmek istediğini söyleseydin diyenler olacaktır. Ben 2 hafta sonra öleceğim bana müsaade edin, kutsal haccımı yapıp geleyim deseydim muhtemelen beni psikiyatr kliniğine kapatırlardı ya da yine gitmeme müsaade edilmezdi. Ne kadar özgürüz ki? Yılda 10 gün deniz tatili yapabilmek için koca 1 yıl çalışmak zorundayız. Kimse istediği zaman istediği yere gidemiyor.


 

Anahtar Kelimeler:

mustafa yalcin intihar

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
4
1) Tubaberen (Saglikci)
23.02.2021 16:46:17
Insanlar soyledigin gibi incir cekirdegini doldurmayacak seyler icin kiriyor kiriliyor kotuluk cogaldi allah.korkusu.azaldi neolduk olen oldurulen bumu emredilen yasadigimiz dine neden siki sikiya bagli degiliz nerde bize kalp kirmak kabeyi yikmak diyen buyukler bir gonule gir diyen inancimiz nekadar sabirsiz bencil egoist olduk
People
14
2) Emekli (Hemşire )
21.02.2021 00:09:43
Sağlık camiasının hiç dillendirilmeyen konusu psikolojik mobing . Herkes sürüye uyum sağlamak zorunda. Aykırı düşünür veya davranırsan kurtlar kapar seni. Korkmayın sağlık camiasının pisliklerinden. Hele ki sevmiyor iseniz istifa edin gitsin, aç kalmazsınız. Bir de bunu yapanları ifşa edin.
People
10
3) Ömer Faruk Atay (Hekim)
20.02.2021 23:39:10
Ne kadar iç parçalayan yürek yakan bir mektup bırakmış.Allah rahmet eylesin,ailesinin başı sağ olsun.Yüreklerimizde sönmeyecek korlar bırakarak giden bu genç arkadaşımızı unutmayalım.Adını bir hastaneye veya bir cerrahi servisine verebiliriz.Tabii hukuken mahzuru yoksa.Sayın Alper Büyükakkuş kardeşimin yazdıkları da çok önemli lutfen iyice okuyalım.Birnirimizi umursayalım,sevelim ve saygı ile analım.Ölenlerimizi hayırla analım.
People
7
4) Ali (Uzm)
20.02.2021 11:51:09
Primum no nocere ilkesinden önce kendine zarar vermeye doğru bir dönüşümün gerektigi görülüyor. Tabii bu aşama tüm ülkelerde ve her meslekte her kademede yaşanabiliyor . Maalesef tükenmişlik sendromu mobbing sağlığında her kademesinde var. Bazı kurumlarda kısmen rehabilitasyon oyle boyle işliyor. bazılarında dinlenme tesis konukevi ve benzeri kurumlar kimilerinin bunyesinde sosyal donatılar var.Ama sağlıkta yok. Olayın psikolojik yonune girmiyorum, zira o alan zaten deniz derya illa ki pek çok yapılabilecek pek çok şey vardır. Bizde böyle gördük ya da beğenmeyen çeker gider vs gibi dünde kalması gereken çözüme değil günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlarla kurtarilamayan bir hayat. Üzücü.Allah rahmet eylesin.
People
15
5) Ömer TOPUZ (dr)
20.02.2021 08:06:31
Allah rahmet eylesin. istifa edip başka bir iş yapabilirdi. pratisyen olabilirdi veya. intihar. etmek için çok yanlış gerekçeler. şu an buradaki kimse o söyledikleri şeyi gerçekleştiremiyor. hatta 10 gün tatile bile gidemiyor. ne oldu kaçıp gitti. bir sürü insana faydalı olabilecekken hakeme küsüp maçı terketti. insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. bu yetmeliydi.....
People
22
6) Mehmet peksir (Dr (aile hekimi))
19.02.2021 16:28:45
Allah rahmet eylesin . Yakınlarına sabır diliyorum . Major depresyon gibi geldi bana .. akıl sağlığı da en az beden sağlığı kadar önemli bence
People
12
7) sibel (dr)
19.02.2021 15:44:48
intihara teşvik suçtur. doktorun psikolojik sorunu olma ihtimali yüksek ve bunu kabul edememiş. mektupta da geçiyor. bazı psikolojik sorunlarda, hasta ilacını aksatırsa ve almaz ise, intihar etme riski yüksek oluyor.
People
31
8) Nir saglikci (Saglikci)
19.02.2021 11:42:44
Kesinlikle paylasmayin diger intiharlari tetikler benimki de dahil olmak uzere
People
14
9) Yeniden başlamak (Ogrenci )
19.02.2021 11:26:37
Mehmet pişkin olayına benziyor. Fizik matematik okumalıymış sonsuz bilginin peşini kovalardı keşke mesleğini degistirseymis. Işıklar içinde uyusun
People
22
10) Selver Beklen (Emekli)
19.02.2021 09:47:48
Yıllardır aynı duygular ile savaşıyorum hayat ve yaşadığımız ülke çirkinleşti.Diyeceksiniz ki ülkenin suçu ne insanla çirkin. İyi de kendi alanımızda kardeşin anan,baban,evladın bile karekter,ahlak,insanlık zehirlenmesi yaşarken normal düşünmek ,normal yaşamak imkansız tabiki hissedebilen insanlar için günah diyerek yaşamak için savaşıyoruz.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)