Doçentlikte sözlü sınav kalkacak, yardımcı doçent yerine 'doktor öğretim görevlisi' gelecek
Yükseköğretim Kurulunca Milli Eğitim Bakanlığına sunulan yardımcı doçentlik ve doçentlik sürecine ilişkin yasa tasarısı önerisinde, yardımcı doçentliğin kaldırılarak yerine "doktor öğretim görevlisi" kadrosunun getirilmesi yer aldı.
Doçentlikte sözlü sınav kalkacak, yardımcı doçent yerine 'doktor öğretim görevlisi' gelecek
14 Ocak 2018 -

Yükseköğretim Kurulunca Milli Eğitim Bakanlığına sunulan yardımcı doçentlik ve doçentlik sürecine ilişkin yasa tasarısı önerisinde, yardımcı doçentliğin kaldırılarak yerine "doktor öğretim görevlisi" kadrosunun getirilmesi yer aldı. Öneriye göre, doçentliğe geçişte kolaylıklar sağlanacak ve sözlü sınav kaldırılacak. 

 

YÖK sitesinde yayınladığı bilgi notunda yeni süreçle ilgili şu bilgileri verdi:

"Yardımcı Doçentliğin Kaldırılması" ve "Doçentlik" Süreçleri İle İlgili Sorular

Önerilmiş olan kanun düzenlemesi ile;

1. Yasa değişikliği önerisinde Yardımcı Doçentlik kadrosunun kaldırılması mı önerilmektedir?

Evet.

2. Doktorasını bitirenler doğrudan doçentliğe başvurabilecekler midir?

Evet, aslında yasal zorunluluk bulunmasa da ve aykırı örnekleri olsa da uygulamada "doktoradan sonra doçentlikten önce zorunlu bir kademe olarak kabul edilmekte olan" yardımcı doçentlik kaldırılacak ve doktorasını bitirenlerin doğrudan doçentliğe geçişi aşağıdaki düzenlemelerle kolaylaştırılacaktır.

3. Mevcut durumda Yardımcı Doçent kadrosunda bulunan öğretim üyelerinin durumu ne olacaktır?

Mevcut durumda "Yardımcı Doçent" kadrosunda bulunan öğretim üyelerine hak kaybı olmadan ihdas edilen "Doktor Öğretim Görevlisi" kadrosuna herhangi bir işlem ve şarta gerek duymaksızın geçirilecektir.

Ayrıca ihdas edilen bu kadronun aylık ücretleri, yardımcı doçent kadrosuna göre daha iyi olacaktır.

4. "Doktor Öğretim Görevlisi" kadrolarına doktor veya eşdeğer unvana sahip tüm adaylar da başvurabilecek midir?

Evet.

5. "Doktor Öğretim Görevlisi"'nin sistemdeki mevcut öğretim görevlisi kadrosundan farkı nedir?

Mevcut öğretim görevlileri öğretim üyesi statüsünde değildir. "Doktor Öğretim Görevlisi" ise öğretim üyesi statüsünde olacaktır. Dolayısıyla iki kadro birbirinden farklıdır.

6. "Yardımcı Doçent" kadrosunun kaldırılmasında ve "Doktor Öğretim Görevlisi" kadrosunun oluşturulmasındaki gerekçe nedir?

Bilindiği gibi yardımcı doçentlik kadrosu 2547 sayılı kanun ile sisteme girmiştir. Akademinin kendi tabii ihtiyacı ve doğası sonucu değil, o günkü sorunlara pratik çözüm üretmeye yönelik olmak üzere icat edilmiştir. Yükseköğretim Kanunu'ndaki "yardımcı doçentlik" kadrosu "doçentin yardımcısı" şeklindeki bir yanlış algı oluşturmaktadır. Bu gerçek ve dünyadaki gelişmiş yükseköğretim sistemlerinde aynı pozisyon için kullanılan ibarelerin anlamları dikkate alınarak, "Doktor Öğretim Görevlisi" kadrosu ihdas edilmiştir.

Bu düzenlemeyle doktora sonrasında öğretim üyeliğine geçiş sürecinin daha hızlı bir şekilde gerçekleşmesi mümkün olabilecektir.

Doçentlik sürecinde aşağıdaki iyileşmelerde dikkate alındığında "Doktor Öğretim Görevlisi" kadrosunun geçici bir öğretim üyeliği kadrosu olması beklenmektedir.

7. Konu Doçentlik ile de doğrudan ilişkili olduğundan doçentlik başvurularında ve doçentlik kadro atamalarında mevcut sistemde değişiklikler olacak mıdır?

Evet olacaktır. Yardımcı doçentliğin kaldırılması; doktor öğretim görevlisi kadrosunun getirilmesi düzenlemesinin doçentlik sürecindeki köklü değişiklikler ile birlikte hayata geçirilmesi planlanmaktadır.

Mevcut sistemde doçentlik başvuruları (a) yabancı dil barajı, (b) eser inceleme ve (c) sözlü sınav olarak üç aşamada gerçekleştirilmektedir. Doçent unvanına sahip kişilerin doçentlik kadrolarına atanma süreci ise üniversitelerin kendi senatolarınca belirlenen atama kriterlerince gerçekleştirilmektedir.

Dünyadaki gelişmiş yükseköğretim sistemlerinde bu süreç üniversiteler tarafından yürütülmektedir. Bu dikkate alınan birinci husustur. Diğer taraftan ilk defa yardımcı doçentlik ve doçentlik konusuyla ilgili çok geniş bir görüş alma süreci gerçekleştirilmiştir. Gelen görüşler doçentlik konusunda iki konuda sorun olduğunu ortaya koymuştur. Büyük çoğunluk merkezi sözlü sınavının kaldırılmasını talep etmektedir. Belli bir nispette de dil barajının merkezi olarak belirlenmesinin yanlış olduğu dile getirilmektedir. Yeni düzenlemeler bu iki sorunlu alanı ortadan kaldıracaktır. Yani kanunda yer alan yabancı dilde asgari 65 puan ön şartı ve sözlü sınav zorunluluğu kaldırılacaktır.

Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından sadece eser incelemesi süreci gerçekleştirilecek ve başarılı olan adaylara "Doçentlik Yeterlik Belgesi" verilecektir. Bu, eser/yayın inceleme esaslı yeterlik belgesi olacaktır. Doçentlik yeterlik belgesine sahip adayların doçent kadrosuna atanması süreçleri ise üniversiteler tarafından yönetilecektir.

Bu aşamada ise üniversitelerimiz mevcut sistemdeki atama süreçlerinde olduğu gibi Yükseköğretim Kurulundan uygunluk alınmak üzere senatolarınca ilave kriterler belirleyebileceklerdir.

Bu husus tek tip akademi ve akademisyen oluşturmaktan uzaklaşmayı ifade etmekte olup YÖK tarihindeki üniversitelere en büyük yetki devridir.

8. ÜAK'dan doçentlik yeterlilik belgesi alan bir öğretim elemanının doçentlik kadrosuna atanabilmesi için istenen asgari yabancı dil puanı barajı ne olacaktır?

Mevcut sistemde asgari 65 olan yabancı dil puan şartı, doktora için gerekli olan asgari 55 puandan aşağı olmamak kaydıyla ilgili üniversite tarafından belirlenebilecektir. Üniversitelerimizin bir kısmı mevcut uygulamada doçentlik kadrosuna atanma için bunun üzerinde puan aramakta idiler, bu devam edebilecektir. Bununla birlikte üniversitelerimiz 55 puan ile de yetinebilirler. Bu konuda yetki üniversitelerin yetkili kurullarında olacaktır.

9. Yükseköğretim kurumları dışından doçentlik başvurusunda bulunma devam edecek midir? Edecek ise sistem bunlar için sistem nasıl işleyecektir?

Evet, bu uygulama devam edecektir. Yükseköğretim kurumları dışından Doçentlik başvurusunda bulunanlar için doçentlik unvanının verilmesi ÜAK tarafından gerçekleştirilecektir.

10. Doçentlik süreçlerinin bir aşamasında bulunanlar için ne düşünülmektedir?

Bu durumda olanlar için hak kaybı oluşturmayacak, kendilerinin seçimine bırakılacak seçenekler oluşturulacaktır.

11. Mevcut sistemde eser inceleme aşamasında başarılı olup sözlü sınav aşamasında başarısız olan doçent adaylarının durumu nasıl olacak?

Bu adaylar eser inceleme aşamasından başarılı olduğundan Doçentlik Yeterlik Belgesi alabilecek ve doğrudan üniversitelere başvuruda bulunabileceklerdir.

12. Bu adayların isterlerse sözlü sınav aşamasına girmesi ve başarılı olması durumunda ÜAK tarafından verilecek doçent unvanı alması mümkün olabilecek midir?

Evet. Mümkün olabilecektir.

13. YÖK'ün doktoralı insan kaynaklarının akademi de daha şeffaf ve performans odaklı istihdamına yönelik bir çalışması olacak mı?

YÖK bu konuda akademi ve toplumdaki hassasiyetleri de dikkate alarak bir çalışma başlatmıştır. Konuyla ilgili olarak paydaşların da görüşlerini almaktadır. Bu çalışma kapsamında Akademik Kariyer Platformu oluşturulmaktadır. Bu platform vasıtasıyla, doktorasını tamamlayan mezunlar kendilerine doğru ve hızlı bir şekilde üniversite pozisyonu bulabileceklerdir. Ayrıca bu proje özellikle yeni kurulan ve gelişmekte olan üniversiteler ile misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma programları kapsamındaki üniversitelerin amaçlarına yönelik doktoralı insan kaynağı ihtiyacının karşılanması sürecine katkıda bulunacak ve bu şekilde öğretim üyeliği istihdamı sürecinin daha şeffaf ve performans odaklı olarak yürütülmesi mümkün olabilecektir. Kısacası doktorasını bitirenler ile akademisyen ihtiyacı içinde olan üniversiteler şeffaf bir yöntemle bu platformda buluşturulacaklar, doktorasını bitirenler daha hızlı bir şekilde üniversitelerde kadroya geçeceklerdir.

14. Bu düzenleme paketinde başka yasa teklifi bulunulan konular var mıdır?

Evet, başkaca konularda da değişiklik teklifleri vardır. Bunlar;

- Son yıllarda üniversite sayısının hızla artması karşısında işlevselliği azalan Üniversitelerarası Kurul teşkilat şemasında ÜAK'ın hiçbir yetkisini daraltmadan, daha verimli ve hızlı çalışabilmesi için ÜAK Yönetim Kurulu oluşturulması, ÜAK'ın doçentlik süreçlerini daha hızlandırabilmek için bazı değişiklikler,

- Doktor unvanına sahip Araştırma Görevlisi ve Uzmanların da ders verebilmesi,

- Yükseköğretim kurumlarından ayrılan öğretim üyelerinin yükseköğretim kurumlarına geri dönebilmesi sürecinin Yükseköğretim Kurulundan uygunluk alınmadan doğrudan üniversitelerimiz tarafından yürütülmesi,

- Tezsiz yüksek lisans ücretlerinin belirlenmesi yetkisinin Yükseköğretim Kurulundan uygunluk alınmadan doğrudan üniversitelerimiz tarafından yürütülmesi,

- Yükseköğretim kurumlarında çalışmasına ihtiyaç duyulan sözleşmeli sanatçı öğretim elemanlarının ilgili mevzuat dahilinde çalıştırılabilmesi sürecinin Yükseköğretim Kurulundan uygunluk alınmadan doğrudan üniversitelerimiz tarafından yürütülmesi.

Dolayısıyla bütün bu değişiklik önerileri, akademik yükseltilmelerde daha şeffaf ve sorunları giderici, merkeziyetçilikten daha uzak bir YÖK yönetimi, üniversiteleri karar alma süreçlerinde daha öne çıkaran ve onların kendi markalarını oluşturmaya ve sistemde çeşitliliğe imkan tanıyan düzenlemelerdir.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
2
1) mehmet ince (hekim)
18.01.2018 12:25:39
Bence herkesi doç,yapalım tüm tıp fak.mezunlarını zaten sonuç oraya gidiyor,ne var canım hak edende etmeyen de olsun.
People
7
2) Ali Ayhan (Doktor)
17.01.2018 13:11:04
Yorumuma verilen cevaplar bile statükoyu koruma amaçlı. Akademisyen gelişmiş ülkelerde ülkesine katkısına göre pay alıyor.Bizde birşey üretmeyen hayli akademisyen var yanılıyormuyum. Bu ücrete talim doktora yapılan en büyük saygısızlıktır buna katılırım ama para için hoca olmayı kendime yakıştıramam.Yakıştıranlara başarılar diliyorum
People
10
3) himmetdede (dr)
17.01.2018 12:56:22
65 yaşında akademisyen tıp doktorundan bir kesit: 70'lı yılların
aynı kentte bir hasteneye uzman tayini çıkarttı ve muayenehane açtı. güzel para kazandı. bir 45 yaşında yeni başlarken o bana tur bindirmişti. Özetle o yıllarda herkes yolunu bilirdi. akademik hayatı seçenler üniversitede kalır cerrahi,kadın doğum dahiliye çocuk kbb ve göz isteyenler özel torpili yoksa benim anlattığım yoldan mutlaka geçmek zorundaydı.Öyle dışarıdan EAH dan vs doçentliğe pek girilmezdi çünkü eah da uzman isen de muayenehane açabildiğinden zaten yayın vs işlerine zman amaç kalmazdı. eah da zaten kral şefti. şef doçent değildi. senin doçent olmanın sadece muayenehane tabelasında pratik faydası vardı. o nedenle zahmetli yola kimse girmezdi.yeni açılan üniversiteden gelen adaylara da " evladım sen biraz piş, bak anadoluda tek başınasın biraz çalış deyip, 2.3 hakkında verirlerdi.
bakınız yök açıklamış dünya çapında 5 tıp saymış (medimagazin sayfasında var) istanbul (2), hacettepe,anakar,ege. yahu ben 1970 de tıp fakültesi girerken zaten sadece bu tıp vardı. o zamanın sadece 5 tıp fakültesi bugün en iyi ilk beş aradan 45 yıl geçti. 80-90 tıp oldu. onlar yok. tıpta sayı ile kalite birlikte gitmez. doçent latincede "doçentus"tan gelir. öğretmeye muktedir" demektir. kurallar gevseyince adın olur doçent ama aslında " o himmete (yardım) muhtaç bir dede, kaldı kı başkasına himmett ede"....
People
10
4) Dr. Hakan (Öğretim Üyesi)
16.01.2018 19:47:11
Sayın Ali Ayhan arkadaşım gel sen prof ol, çocıkların okul taksidini, kredi kartlarını faturaları ben profesörüm diye ödemezsin, herkes proflara her şeyi bedava veriyor. Bu işe gönül vermiş ne demek? Hepimiz gönül verdik ki yıllar önce uzmanlar muaynehanelerde günde 30 hasta bkarken 5 kooperatif taksidi öderken mersedese binerken biz keriz gibi üniversitede hizmet ettik. Devlet hastanesinde doktorlar bizim için "saf ve temiz tam keriz" diyordu...
People
5
5) R. YILMAZ (uzm.dr)
16.01.2018 18:25:29
Özellikle tıp akademisyenligi diğer akademisyenliklere göre oldukça zor, devamlı emek isteyen ve hizmet veren konumdadır. Bunu farkedemeyen bazı meslektaslarim kıskançlık, kompleks gbi duygularla yorum yapmislar. Şaşırmadım, cok egolu bir meslek grubuyuz..
People
17
6) Ali ayhan (Doktor)
16.01.2018 15:39:17
Sorun akademik ünvan değil kalitesiz akademisyen sorunudur.bu kadar üniversitenin ne ürettiğine bakarsanız önceki ve bugünkü akademisyenlerin bu işi memuriyet olarak algıladığını görürsünüz.Akademik gelişim için tek yol klinisyenlere daha fazla ücret verip, akademisyenlere daha az ücret vererek akademisyenliği memuriyet olarak görenleri koltuklarından uzaklaştırmak ve bu işe gönül verenlere yol açmakla mümkündür. Yoksa akademisyen ünvanlı hocalarımız muayenehaneye devam edip aynı koltukları işgal ederler.Allah aşkına profesör akademik ünvanlı biri muayenede nasıl bilim yapıyor olabilir bu sizce de garip değil mi?
People
15
7) Hekim (G cerrah)
15.01.2018 17:04:31
Sistem perifer üniversiteleri destekleyen bir yapıda, bununla beraber köklü okullara mahkeme ile girişlerin önünü tıkıyor ki bu fakültelerin yapısını koruması bilim ve araştırma açısından gerekli. Perifer ise hizmet ağırlıklı olacak gibi. Yalnız bunca yıldır çekilen sıkıntılara rağmen köklü üniversitelerde kadro kapmış tıp dışı meslek grupları aşırı direnç kazanmış ve tabiri caizse hiç yara almadan bu süreçten çıkmayı başarmıştır.
People
16
8) drocktor (uzman dr)
15.01.2018 16:42:00
Temel bilimler uzmanıyım. Yabancı dil var, Yayın var, dayı yok dayı. Uzmanlığımı aldığım taşra üniversitesine hocamın da desteği ile başvurdum. Ancak bendenizi yani kendi öğrencisini beğenmeyen bu taşra üniversitesi birkaç ay sonra iranlı bir yardımcı doçenti benim yerime kadroya alarak Türk bilimine kazandırdı. Harcayın kendi çocuklarınızı bozuk para gibi...
People
18
9) Kaan Yesilköy (yandal)
15.01.2018 16:34:42
Cumhurbaşkanı 4-5 yıl önce doktora yıpranma payı müjdesi vermiş idi. Yıllar geçti hala sorun çözülmedi. Yine Cumhurbaşkanı 5-6 ay bile olmadı nedir bu yardımcı doçentlik dedi. Sorun hızla çözüldü. Neye göre karar verilmekte? Ayrıca yıllardır YÖK yardımcı doçentlik kavramının gereksiz olduğunu göremedi. Sağ olsun Cumhurbaşkanımız gördü. Nasıl bir ülke? Fırsatı bulunca bu ülkeden kaçmak lazım.
People
6
10) Dr. Hakan (Öğretim Üyesi)
15.01.2018 15:40:01
Son derece belirsiz aslında. Yabancı dil sınavı alt sınır 55 olmakla birlikte baraj üniversitelere bırakılıyor ve yabancı dil sınavında başarı şartı aranmaksızın "doçentlik yetki belgesi" alınabiliyor. Bu durum üniversite ne kadar tercih edilen bir üniversite ise dil puanının o kadar yükselmesine sebep olacaktır. Daha yeni ve perifer üniversiteler 55 e razı olabilir. Aynı durum doçentlik yetki belgesi almış olsa bile kişiden ek özellikler, proje yapma, daha üst yayın kriterleri talep edilmesine de yol açabilir. Yani kadroları dolu ve köklü üniversitelere yerleşmek bu durumda daha zor olacaktır ve kadroları boş yeni tabela üniversitelere doğru gidiş olacaktır, diye düşünüyorum.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori
08.01-07.02SATILIK POLİKLİNİK hissesi & tamamiDiğer
07.01-06.02Kadın doğum cildiye uzmanıPersonel Arayanlar