İkizleri görme yetisini kaybeden çift, doktor hakkında suç duyurusunda bulundu
Gaziantep'te prematüre doğmaları nedeniyle bir ay yoğun bakımda kalan ikizleri görme yetisini kaybeden çift, ihmalleri olduğu iddiasıyla hastane yetkilileri ve sorumlu doktor hakkında suç duyurusunda bulundu.
25 Ekim 2015 - AA

Gaziantep'te 8 aylık dünyaya gelen, bir ay yoğun bakımda kalan ikizleri görme yetisini kaybeden çift, sorumlu doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Hasan ve Ayşe Öztürk çiftinin 26 Mayıs'ta özel hastanede prematüre doğan ikizleri, yaklaşık bir ay yoğun bakım ünitesinde tedavi gördü.İddiaya göre, ikizlere prematüre bebeklerde körlüğe neden olan prematüre retinopatisi (ROP) hastalığına karşı test uygulandı ama herhangi bir bulguya rastlanmadı.

Bir aylık tedavinin ardından taburcu edilen bebekler, anne ve babaları tarafından aynı hastaneye kontrole götürüldü. Bir süre sonra çocuklarının hareketlere tepkisiz kaldığını fark eden Öztürk çiftine hastanenin doktoru, korkulacak bir durum olmadığını söyleyerek, aileyi Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine yönlendirdi.

Buradaki kontrollerde ikizlerden Batuhan Cem'in görme yetisini kaybettiği, Adnan Kaan'ın ise bir gözünün sadece ışığa tepki verebildiği belirlendi.

Batuhan Cem'in Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesindeki kontrolünde görme yetisini kaybettiği saptandı, ameliyat edilen Adnan Kaan'ın ise bir gözü görme yetisini kazandı, diğeri ise sadece ışığa tepki verecek düzeye getirildi.

"Sorumluların cezasını çekmesi gerek"

Anne Öztürk, sorumluların cezasını çekmesi gerektiğini söyledi.

Yaklaşık 5 aydır çok kötü durumda olduklarını belirten Öztürk, "Çocuğum bir daha annesini göremeyecek, artık hayattan hiçbir tat alamıyorum. Bizim canımız yandı, başka ailelerin canları yanmasın. Sorumluların cezasını çekmesini istiyorum. Türk adaletine güveniyorum" diye konuştu.

Baba Hasan Öztürk de ilgili hastane ve doktor hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını anlattı.

İkizleri için erken teşhis konulmadığını iddia eden Öztürk, şöyle konuştu:

"Hastanenin ve doktorun hatası olduğunu düşünüyoruz. Çocuklarım bunlar yüzünden bu hale geldi. Bebeklerimin geleceği kayboldu. Çocuğum ileride bana 'Baba yeşil nasıl bir renk?' diye sorsa nasıl cevap vereceğim? Sorumlular hakkında gereğinin yapılmasını istiyoruz. Türk adaletine güveniyoruz, Sağlık Bakanlığının da durumumuzu görmesini arzuluyoruz."

Ailenin avukatı Sıddık Emrah Yılmaz da sorumlu doktorun, müvekkili Hasan Öztürk ile telefon görüşmesinde ikizlerin kuvözde tutulduğu dönemde oksijen tüplerinden kaynaklanan hatanın bu duruma yol açabileceğini, gebeliğin yanlış hesaplanmış veya kendilerinin de hatası olabileceğini kabul ettiğini öne sürdü.

Hastane yetkilileri ve doktor hakkında suç duyurusunda bulunduklarını dile getiren Yılmaz, "Bu süreçte maddi ve manevi tazminat davası da açacağız. Hiçbir para bu bebeklerin gözlerini geri getirmeyecek ama bu ailenin başına gelenleri başkaları yaşamasın istiyoruz" ifadesini kullandı.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
7
1) surgeon (op.dr)
11.09.2019 22:25:10
tazminat 3400000 avukat en az %10 alsa 340000 tl....doktor normal bir hastasından 340 tl kazanmaz iken komplikasyonlar sonucu avukatlar ne kazanıyor?...eskiden 70 puanla girilen branşlar şimdi 45 puanla alıyor...kimse riskli vakaya bulaşmıyor...bulaşan hocalar ise binlerce lira istiyor...halk aslında kendi ayağına sıkıyor...devlet de aynı şekilde...hekim endikasyonu olmadığı halde gereksiz bir sürü tetkik istiyor...göğsüm ağrıdı diyeni aile hekimi kardiyoloğa yönlendiriyor, başı ağrıyana MR'lar çekiliyor. bacağın mı ağrıdı derhal ortopedi görmesi lazım...ameliyat mı olacaksın burada olmaz git üniversite hastanesine...peki orada hoca var mı yok..hoca nerede özelde.... hekimlerin tek bir amacı var..sağ sağlim evine gidebilmek...
People
1
2) SIDDIK EMRAH YILMAZ (AVUKAT)
11.09.2019 18:26:37
Sayın ömer hayyam (op.dr.),
Son yorumunuz ile yazdıklarımın arasında en ufak bir bağ bulunmadığının sizde farkındasınızdır. Söylenecek her şeyi söylemelisiniz bana kalırsa. Benim sizden yana yakındığım husus şudur; somut durum hakkında herhangi bir bilginiz dahi olmadan(kastım aile, bebekler, hastane ve doktor, tıp bilgisi değildir ) nasıl aileyi, bu denli suçlaya bildiniz? Üstüne hakaret edebildiniz? Bu hususa ek olarak yine avukatların neredeyse tamamını itham altında bırakabilecek iddialarda bulunuyorsunuz. Kendi adıma konuşmak gerekirse doktorların hatta daha genelinde sağlık çalışanlarının ne denli zor şartlarda çalıştığını, aile düzenlerinin kalmadığını, kendini bilmez kimi hasta yakınlarının saldırılarına uğradıklarında yalnız kaldıklarının ve sayamayacağım bir çok hususun farkındayım.
Basına çıkmanın tek amacı davalı tarafta yer alan kişi ve/veya kurumların siyasi gücünü yıkabilmekti. Bunda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Haram yemedim, kimseye haram yedin de demem.Siz, kendinize yakışanı yapıp, yaptığınız yorumlarda hatalı olduğunuzu kabul etmelisiniz. Ailenin ve bebeklerin, yorumunuzdan dolayı bir özrü hakkettiğini düşünüyorum. Telefon numarama internetten ulaşılabilirsiniz. Bende aileye özrünüzü iletirim. Onurla yaptığım mesleğime ve haram kazanca yönelik yorumlarınıza gelince size nicknamenizle cevap vermek isterim:
Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben
Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben
Perde ardında sen ben dedikodusu var amma...
Perde kalktı mı ne sen kalırsın ne de ben.

Saygılarımla...
People
8
3) ömer hayyam (op.dr.)
11.09.2019 12:17:37
Sayın, Sıddık Emrah YILMAZ (AVUKAT) bizler avukatlık mesleğinin nasıl yapıldığını, bir davadan 20000 - 1000000 arasında para kazanıldığını, 1 yıllık avukatların altlarına sıfır mercedesleri nasıl çektiğini çok iyi biliriz...eee çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz...sizlerin çok malınız ve çok lafınız oluyor...söylenecek çok şey varda, yayınlanmaz...vesselam
People
7
4) RKTR (Uzm)
10.09.2019 18:34:42
Böyle, eski parayla trilyonlarca lira tazminatlarla sonuçlanan davaların çok kötü bir neticesi oldu: Artık Üniversiteler bile Defansif Tıp uyguluyor, ciddi / komplike vakaları almama yoluna gidiyorlar.

Eskiden en ağır vakalar dahi Tıp Fakültelerine rahatlıkla yollanabiliyordu. Şimdi durum 180 derece tersine döndü. Başlarına iş açabilecek hastaları almamak için 40 takla atıyorlar.

Dava açılır korkusu ile zor ve komplike ameliyatları yapmak istemeyen cerrahlar da var, doğal olarak. Ama bence en kötüsü şu: komplike / ileri cerrahi Üniversite Hastanelerinde de yapılmaz hale geldiği takdirde, önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde bunları yapacak adamların sayısı giderek azalacak demektir. Asistanlık eğitimini komplike vakaları az görerek bitirmiş uzmanları düşünün: Adam zaten ileri düzeyde ameliyatları gerçekleştirebilecek durumda değil; bir de dava açılır diye korkudan ödü patlıyor. Hastaya dokunmayıp sevkedecektir. Daha yüksek cerrahi yetkinliğe sahip Hocaları var, ama bunlar da dünyada ebedi değil, eninde sonunda meslekten ayrılacaklar, ve aynı dava riski onların da tepelerinde Demokles'in Kılıcı gibi sallanıp duruyor.

Kanımca tüm bunların doğal sonucu, Arz-Talep Kanunu'nun da katkısıyla, ameliyatların giderek daha az sayıda, belli tür operasyonlara (örneğin meme, tiroid, ..) spesifiye olmuş cerrahlar tarafından, oldukça yüksek ücretlere yapılmaya başlanması olacaktır ki, aslında bu sürecin başladığı söylenebilir. İstanbul'da meme, tiroid, tümör cerrahisi gibi operasyonlar için 50-60.000 lira istenebiliyor. 150-200.000 lira istenen ameliyatlar duydum. Bu durum sadece iyi ameliyat yapan adamların azlığından kaynaklanmıyor elbette; bir de RİSK PRİMİ var işin içinde.

TUS’ta cerrahi branşlardan kaçış, tabela Üniversitelerin tabela Tıp Fakültelerinde verilen eğitimin acıklı yetersizliği, tıbba giriş puanlarının düşüşü, SGK’nın majör ameliyatlara verdiği, adam gibi bir gömlek almaya veya kaliteli bir yemek yemeye dahi yetmeyecek kadar düşük paralar, özel hastanelerin de netameli olgulardan kaçınması gibi faktörler de bu durumu iyice kötüleştirecektir elbette.

Ve unutmayalım ki, hekimlerin karşı karşıya geldikleri hukuki tehlike sadece dehşet verici miktarlarda tazminatlardan ibaret değil. Ülkemizde 2005’ten beri yürürlükte bulunan Milli Tıp Hukuku Formülü uyarınca, HAPİS ve MESLEKTEN MEN gibi bonuslar da var. Yıllarca mahkemelerde debelendikten sonra, Hapis + Tazminat + Meslekten Men gibi bir triad’la karşılaşan bir doktorun ruh durumunu düşünün.

Bu tıbbi davalar o denli kötüdür ki, yıllarca sürerler ve SONUNDA KAZANSANIZ BİLE HAYATINIZI BECERMEYE YETERLER. Benim davam tam 10 sene sürdü. Hasta yakınlarının, onları sürekli kışkırtan avukatlarının, ve hatta Savcı’nın iğrenç ve aşağılık yalanları ve iftiraları, hatta aleyhime düzenlettirdikleri düzmece raporlar ile tam 10 sene boğuştuktan ve tonla avukatlık ücreti ödedikten sonra, farklı kurumlardan alınmış hepsi lehime olan 9 ayrı rapor ile ancak beraat edebildim. Ama ne oldu ? Sinir hastası oldum. Meslekten çok soğudum. Bana yaptıkları aynen yanlarına kar kaldı.

Son olarak tüm meslektaşlara şunu hatırlatmak isterim: Türkiye’de, Batı’da olduğu gibi, tıp doktorlarına yapılan şikayetlerin haklı olup olmadığını inceleyecek, saçmalıkları ve iftiraları en baştan eleyecek ön değerlendirme mekanizmaları yoktur. Pisliğin biri canı istediği zaman Cumhuriyet Savcılığı’na gidip “Bu doktor hastamı öldürdü !” diye şikayet dilekçesi verir, bu da hiçbir inceleme yapılmadan derhal işleme konur, ve o andan itibaren hayatınız kaymaya başlar.
People
1
5) Sıddık Emrah YILMAZ (AVUKAT)
10.09.2019 13:09:06
Sayın ömer hayyam (op.dr.);
Yargılama sona erdi. Hastane ve doktor 2 adli tıp kurumu raporu ve bir ön raporla kusurlu bulundu. Tek bir çocuk için 3.400.000 TL tutarında tazminata hükmedildi. Doktor ve hastane sizinle aynı fikirde olarak aynı iddialarda bulundu(ne tesadüf!!!). Nitekim ses kaydında çocukların kontrole düzenli götürüldüğü anlaşıldı. Yani ailede kusur bulunmadı. Bir hususu bilmenizi isterim dava açmadan önce hastaneye gidip görüştüm. Çocukların mağduriyetini giderin, ben hiçbir şey talep etmiyorum dedim. Çok bir ley istemeyin dediler. Bir gözün ederi ne kadar diye sordum, ancak edebiyat yapmakla itham edildim. Aldığım hukuk eğitimi ve aile terbiyesi sonucunda adalet duygusu der ki her iki tarafı dinlemeden bir yorumda bir yargıda bulunma! Kimseye nankör demeyi kendime ve insalara yakıştırmam ama kimseye de nankör demem!!! Yorumunuzu oldukça geç gördüm. Ancak şimdi hakkınızıda şikayetçi olabileceğim. Bu dava ve süreçte kimseye çocukların hakkını yedirmedim, yedirmemde. Bu kimse sözcüğüne sizde dahilsiniz. Size açık kimlik bilgilerim üzerinden cevap veriyorum. Sizde açık kimlik bilgileriniz üzerinden cevap verin ki adli makamların işi kolaylaşsın! Hiç değilse FIRSAT BU FIRSAT OLSUN çocuklar için.
Saygılarımla...
People
0
6) reyhan sak (hemşire)
26.10.2015 15:52:24
Ömmer hayyam ;
öyle güzel uyduruyorsunuz ki doktorları savunayım diye en ince ihtimalleri öne sürüyorsunuz .sanki her hastaya böyle davranıyor musunuz ki, görüyoruz.
People
1
7) aydin sinal (hekim)
26.10.2015 14:23:58
benim sorularim:
1-anne tüp bebek sistemiylemi hamile kaldi?
2-dogum sezeryanlami oldu?
3-prematür bebeklerin %100 O2 verilip verilmedigi?%100 O2 nin prematür bebeklerde körlüge sebep oldugu biliniyor.
cevaplayan arkadaslara tesekkür ederim.selamlar
People
1
8) Göz dr (Doktor)
26.10.2015 12:58:19
Bütün göz hekimlerinin ROP muayenesi yapmaktan kaçınmaları normal. Hem üç kuruş para kazan, hem de böyle bir riskin altına gir. Sağlık bakanlığı, ROP için yoğun bir çalışma başlattı ama kazanç- risk oranı makûl olmadığı müddetçe başarısızlık kaçınılmaz.
People
5
9) ömer hayyam (op.dr.)
26.10.2015 12:33:30
ÇAZGIRLIK yapan hasta ve FIRSAT BU FIRSAT diyen avukat olgusu...

burada suçlu ailedir
** sen neden erken doğurdun
** vajinal akıntıları doktordan gizlemişsindir
** çürük dişlerin için diş hekimine gitmemişsindir
** doktor yerine google ın sözünü dinlemişsindir...
** takiplerini doktor doktor gezerek yaptırmışsındır....
** o mikroplar bebeğe bulaştıtı ki 1 ay küvözde kaldı, sen bunu saklarsın ama biz biliriz....

işte senin hatanı o çocuklar çekti...

32 haftalık bir bebeğin yanında yüksek sesle bağırsan germinal matrix kanaması gelişebiliyor sen gitmişsin çocuklarını yaşatanı bedavaya satıyorsun....yazıyı okuyunca senin gibiler gözümün önüne geldi, hepiniz aynı olmak zorunda mısınız, birbirinizden hiç ders almıyorsunuz ve nankörsünüz !

böyle asılsız isnatlara karşı hekimin hemen karşı dava açması gereklidir...
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
19/09-22/09 14. Ulusal Genç Yaşam ve 4.Klinik Romatoloji Kongresi ROMATOLOJİ KIBR
19/09-22/09 16. Ege Romatoloji Günleri ROMATOLOJİ İZMİ
19/09-22/09 16. Metabolik Sendrom Sempozyumu BESLENME... MUĞL
20/09-22/09 5. Klinik Embriyoloji Derneği Kongresi HİSTOLOJİ... İZMİ
21/09-24/09 Dünya Gastroenteroloji Kongresi 2019 GASTROENT... İSTA
25/09-27/09 4. Ulusal Çocuk Genetik Kongresi ÇOCUK... ANKA
27/09-28/09 1. Marmara Radyasyon Onkolojisi Günleri RADYOLOJİ İSTA