Sepsis hakkında hekimlerin doğru bildiği yanlışlar
Sepsis hakkında hekimlerin doğru bildiği yanlışlar
10 Eylül 2015 14:23 - MEDİMAGAZİN

Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. N. Defne Altıntaş, Medimagazin için yazdı...

 

 

Sağlık hizmetlerinde gelişme ve sepsis patofizyolojisi hakkındaki bilgilerimizin artmasına rağmen, sepsis halen koroner dışı yoğun bakımlarda bir numaralı ölüm nedeni olmayı sürdürmektedir. Her yıl 30 milyona yakın kişi sepsis tanısı ile izlenmekte, bunların yaklaşık 8 milyonu kaybedilmektedir. Çeşitli nedenlerle immünsüprese olan hastaların özellikle risk altında olmalarına rağmen, altta yatan hiçbir hastalığı olmayan her yaştan bireyin de etkilenebileceği bilinmektedir.

 

Özellikle 2000’li yılların başlarından itibaren sepsiste ‘Erken hedefe yönelik tedavi’ kavramının yerleşmesi, sonrasında 4 yıl aralarla yenilenen tanı ve tedavi kılavuzlarının oluşturulması ve düzenlenen çeşitli etkinliklerle tüm dünyadaki hekimler arasında sepsis farkındalığının artması ile tedavi yaklaşımları açısından önemli gelişmeler kaydedilmiştir.

 

Sepsisli bir hastayla branşı ne olursa olsun her hekim karşılaşabilir. Sepsisin acil müdahale gerektiren bir durum olması nedeni ile her hekim sepsisli bir hastaya tanı koyabilmeli ve yoğun bakıma devredene kadar başlangıç yönetimini yapabilmelidir. Bu noktada sepsis tanı ve tedavisinde sık yapılan yanlışları bilmek ve bunlardan kaçınmak sepsisten ölümleri azaltmak konusunda bize güç verecektir.

 

Sepsis hakkında doğru bildiğimiz yanlışlar:

-Sepsis çeşitli nedenlere bağlı immünsüprese hastalarda akciğer, abdominal ya da üriner sistemin bakteriyel enfeksiyonları sonrasında gelişir.  

Doğrusu: Sepsis vücudumuzun herhangi bir bölgesindeki enfeksiyon nedeniyle gelişen sistemik inflamatuar yanıt sonucu ortaya çıkan bir tablodur. Enfeksiyon odağından bağımsız olarak tüm organlar etkilenebilir. Bu tablo, gram negatif ve pozitif bakteriyel enfeksiyonlara bağlı gelişebileceği gibi viral, fungal ya da paraziter enfeksiyonlar sonucu da gelişebilir. Bu nedenle sepsis şüphesi ile değerlendirilen tüm hastalarda diş absesi, hayvan ısırığı, rektal abse, yakın zamanda geçirilmiş cerrahi dahil olmak üzere detaylı sistemik sorgulama ve sonrasında sistemik muayene yapılmalıdır.

 

-Bir hastaya septik diyebilmek için vücut ısısı 38˚C üzerinde, sistolik kan basıncı 90 mmHg altında olmalıdır.

Doğrusu: Klasik SIRS kriterleri hastaların bir kısmında tanı koymamız için yeterli olsa da, SIRS kriterlerinin özgüllüğü ve duyarlılığının yeterli olmadığı günümüzde kabul edilmiştir. Enfeksiyon varlığından şüphelenilen bir hastada sistemik bulguların gelişmesi sepsis olarak adlandırılmaktadır. Bu bulgular arasında genel durumunda bozulma (ateş, hipotermi, taşikardi, takipne, bilinç durumunda bozulma, ödem gelişimi, kan şekeri regülasyonunun bozulması), inflamasyon bulguları (lökositoz, lökopeni, formülde sola kayma, CRP veya prokalsitonin değerlerinde artış), hemodinaminin bozulması (hipotansiyon ya da erişkinlerde bazal sistolik kan basıncında 40 mmHg’den fazla düşüş), organ yetmezliklerinin gelişimi (hipoksemi, akut oligüri, kreatininde artış, yeni gelişen koagulasyon bozuklukları, ileus, trombositopeni, hiperbilirubinemi) ve doku perfüzyonunun bozulması (hiperlaktatemi, azalmış kapiller geri dolum) sayılabilir.

 

- Septik hastaya hemen en az 3’lü antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.

Doğrusu: Sepsisli bir hasta için antibiyotik tedavisi planlanırken olası etkenler göz önüne alınmalı; olası etkenleri kapsayacak geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Antibiyotik sayısından ziyade etkinlik spektrumu çok önemlidir. Bu noktada şüphelenilen enfeksiyon odağı, hastanın immün durumu ve olası antibiyotik direnç paterni dikkate alınmalıdır. Yetersiz etkinlik tedavi başarısını düşüreceği gibi, gereksiz tedavi de gelişebilecek ikincil enfeksiyonlarda ciddi antibiyotik direnci ile karşılaşılmasına neden olacaktır. Sepsis tedavisinde erken ve uygun antibiyotik tedavisinin yeri tartışmasızdır. Tercih edilecek antibiyotikler mutlaka intravenöz uygulanmalıdır. 

 

-Septik hastalar için antibiyotik tedavisi dışında sağkalımı etkileyecek tedavi seçeneğimiz yoktur. 

Doğrusu: Antibiyotik tedavisi ve enfeksiyon odağı kontrolü yanı sıra hızlıca hemodinamik kararlılığın sağlanması ve doku perfüzyonunun düzeltilmesi bu hastalarda sağkalımı arttırmaktadır. Bunun için hastaların sıvı durumu değerlendirilmeli, sıvı açığı olanlarda yeterli sıvı yüklenmesi sağlandıktan sonra eğer halen kan basıncı düşük seyrediyor ise vazopressör tedavi başlanmalıdır. Sıvı açığı yerine konulmadan başlanacak olan vazopressör tedavi doku iskemisini arttıracak, çoklu organ yetmezliğine gidişi hızlandıracaktır.

 

-Septik hasta genel durumu düzelmeden ameliyata alınmaz, invaziv girişimde bulunulmaz.

Doğrusu: Bu hastalarda en kısa zamanda enfeksiyon odağının kontrolü sağlanmalıdır. Eğer enfeksiyon odağı cerrahi müdahale gerektiriyorsa (perfore apandisit, akut kolesistit gibi), hastanın hemodinamik olarak kararlılığı sağlanır sağlanmaz, en geç 12 saat içerisinde en etkin ama mümkün olduğunca non-invaziv yöntemlerle odak kontrolü sağlanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki enfeksiyonlara bağlı ölümler enfeksiyonun kendisinden değil, vücudun vermiş olduğu inflamatuar yanıttan, yani sepsis sürecinden kaybedilmektedir. Sepsisin hızlı tanısı ve uygun tedavisi hayat kurtarıcıdır.

 

Sepsis tanı ve tedavisi ile ilgili olarak daha detaylı bilgiye www.dcyogunbakim.org.tr,

www.world-sepsis-day.org, www.globalsepsisalliance.com adreslerinden ulaşılabilir.

 

Kaynak:

1-Dellinger RP, et al. Surviving sepsis campaign: International guidelines for management of severe sepsis and septic shock: 2012. Crit Care Med 2013; 41: 580–637.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)