TEMD: Çocukluk çağının tip 2 diyabeti artık nadir olmayan bir hastalık
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) Yönetim Kurulu diyabetin giderek artan sıklığı ve yarattığı ek sağlık sorunları nedeni ile tüm dünyada önemli bir mesele haline geldiğine dikkat çekerek hastalığın toplum tarafından daha iyi anlaşılması için bu yılki kampanyalarda üzerinde durdukları konuları açıkladı
TEMD: Çocukluk çağının tip 2 diyabeti artık nadir olmayan bir hastalık
12 Kasım 2019 - MEDİMAGAZİN

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), diyabet hastalığına dikkat çekmek amacı ile insülini bulan Fredrick Banting’in doğum gününe atfen, 14 Kasım’ı 1991 yılından bu yana  “Dünya Diyabet Günü” olarak belirledi. 2007 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 14 Kasım Günü resmi olarak “Dünya Diyabet Günü” olarak tanındı. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği ise Dünya Diyabet Günü farkındalığı için kampanyalarını sıraladı.

Yaşam tarzı değişikliklerinin getirdiği sağlıksız beslenme, obezite ve hareketsizlik, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan toplumlarda tip 2 diyabetin hızla artışına sebep olduğu belirtilen açıklamada “Daha önceleri tip 2 diyabet, erişkinlere özgü bir sağlık sorunu olarak görülmekte iken, hareketsizlik ve şişmanlığın artışı ile çocukluk çağının tip 2 diyabeti artık nadir olmayan bir hastalıktır.” ifadelerine yer verildi.

Türkiye’nin diyabetli hasta nüfusu en yüksek 10. ülke olacağı tahmin ediliyor

2010 yılında yapılan TURDEP-2 çalışması hatırlatılan açıklamada çalışmanın ayrıntıları şu şekilde paylaşıldı:

“Elde edilen veriler baz alınarak 2018 yılında TUİK verilerine göre belirlenen nüfusta diyabet prevalansı hesaplanmış, Türkiye’de 20 yaş üzeri toplumda tahmini diyabet prevalansı yüzde15,4 (Kadın yüzde 17, Erkek yüzde 13,4) bulunmuştur. Bu hesaba göre ülkemizdeki tahmini diyabet nüfusu 8.681.903 (Kadın: 4.815.521, Erkek: 3.899.228) olarak raporlanmıştır. Ortalama aile nüfusunun 4,3 olduğunu dikkate alırsak toplamda 37.332.183 kişi (toplumun yüzde 46’sı) diyabetten etkilenmektedir. Türkiye, dünyada diyabetin en hızlı arttığı ülkelerden biridir. IDF 2017 raporuna göre, diyabetli hasta nüfusunun en yüksek olduğu ilk 10 ülke arasında Türkiye yoktur. Ancak, 2045 yılına projeksiyon yapıldığında, Türkiye’nin diyabetli hasta nüfusu açısından en yüksek 10. ülke olacağı tahmin edilmektedir. Bu durum gerek bireysel bakımdan gerekse topluma getireceği yük bakımından önem arz etmektedir.”

Diyabet, Aileni Koru

Diyabetin tanı, önleme ve yönetme aşamalarını ele alan Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği hastalığın toplum tarafından daha iyi anlaşılması için bu yılki kampanyalarını şu şekilde aktardı:

“Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) her iki yılda bir, farklı bir tema belirlemekte ve belirlenen konu tüm dünyada çeşitli aktivitelerle kamuoyuna duyurulmaktadır. 2018-2019 teması Diyabet ve Ailedir. Geçtiğimiz yıl “Diyabet Herkesi İlgilendirir” olan slogan, bu yıl “Diyabet; Aileni Koru !” olarak belirlenmiştir.

Tanı koyma, Önleme ve Yönetme başlıkları altında, diyabet-aile ilişkisi aşağıdaki şekilde irdelenmektedir;

Tanı koyma: Erişkin toplumda 2 kişiden biri diyabetli olduğunun farkında değildir. Bu durum diyabetin dokulardaki zararlı etkileri için önlem almayı geciktirmektedir. Ayrıca daha çok çocukluk çağında görülen tip 1 diyabet çok hızlı bir şekilde başlamaktadır ve ailelerin hastalığın belirtilerini bilmemeleri nedeni ile hastaneye başvuruda gecikmeler olabilmektedir. Tip 1 diyabetin tanısında gecikme ölümcül olabilir. Aşırı miktarda su içme, sık idrara çıkma, halsizlik, gıda alımına rağmen kilo kaybı diyabetin tipik belirti ve bulgularıdır.

Önleme: Sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlığı aile ortamında kazanılır. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanıldığında hastaların yarıya yakınında tip 2 diyabet önlenebilir. Ayrıca diğer aile bireylerinin doğru beslenme ve egzersiz alışkanlıkları kazanması  çevre desteği sağlar, diyabetli için motive edicidir. Bilgilenme için, kolayca yapılan, FINDRISK ölçeği gibi basit soru kartları ile Tip 2 diyabet riski ortaya konulabilir. Riskli kişilerin bu testleri yaparak önlem almaları erken tanıda önemlidir.    

Yönetme: Hastanın tedaviyi doğru ve düzenli uygulaması, şeker takibi yapması, sağlıklı beslenmesi ve diyabet hakkında bilgilenmesi hastalık yönetiminde temel unsurlardır. Aile desteği bu konuda anahtar rol oynar. Hastanın ilaçlarının ve tıbbi malzeme temininde aileler gerekli desteği sağlamalıdır.

Gebelik Diyabeti: Gebelik sürecinde diyabet gelişebilir. Bu duruma gestasyonel diyabet adı verilir. Gestasyonel diyabet genellikle gebelikten sonra düzelir, ama bu kadınların ileriki yaşantılarında diyabet olma riskleri göreceli olarak artmıştır. Ayrıca böyle gebeliklerde düşük riski artar.  Bu gebeliklerden doğan bebeklerin iri olması, doğum esnasında omuz takılmasına bağlı sakatlıklar gibi riskler vardır. Anne karnında yüksek kan şekeri gibi olumsuz şartlara maruz kalmış çocuklarda ileri yaşlarda obezite, tip 2 diyabet, metabolik sendrom ve karaciğer yağlanması sıklığı da 4-8 kat artmaktadır. Gebelikte şekerin kontrol altına alınmasının bu riskleri büyük ölçüde bertaraf ettiği kanıtlanmıştır. Uluslararası kaynaklar gebelik şekeri oranını yüzde 10 olarak vermektedir. Ancak, Aydın H ve arkadaşlarının 2019 yılında yayınladığı bir çalışmaya göre ülkemizde 7 kadından birinde gebelik şekeri vardır (yüzde 16.2). Şehir ya da kırsal alanda yaşıyor olmak riski değiştirmemektedir. Gebelik diyabeti için riskler; 25 yaşından büyük olmak, kilolu olmak, ailede diyabet varlığı, daha önceki gebeliklerde diyabet tanısı konulmuş olması ve iri bebek doğurmuş olmaktır. Gebelik diyabeti genellikle diyabete ilişkin belirtiler vermez. Araştırılıp tespit edilmesi ve tedavi edilmesi gerekir. Bazı toplumlarda sadece riskli gebelerin taranması önerilmekte ise de gebelerin yüzde 90’ınında en az bir risk faktörü bulunmaktadır, tüm gebelerin taranması yaygın olarak benimsenen görüştür. Araştırma yöntemi, 24-28. Gebelik haftası arasında 50-100 gr glukozla şeker yükleme testi yapılmasıdır.

Öte yandan, son yıllarda gebelikte şeker tarama testinin aşırı miktarda glukoz içerdiği ve anneye ve bebeğe zarar vereceği konusundaki yayınlar ülkemizdeki gebelik diyabet taramalarında aksamalara neden olmuştur. Hiçbir bilimsel kanıtı olmayan bu yayınlar hasta – hekim ilişkisinde sorunlara neden olmaktadır.”

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori