Kovid-19 korkusu, meme kanseri tanısında gecikmeye neden olabilir
Prof. Dr. Serap Erel, salgın döneminde memede fark edilen kitlelerin ihmal edilebildiğini ve bunun sonucunda hastaneye başvuran hastalarda ileri evre ve metastatik hasta sayısının arttığının gözlenmeye başladığını bildirdi.
Kovid-19 korkusu, meme kanseri tanısında gecikmeye neden olabilir
23 Ekim 2020 12:13 - AA

AA muhabirine açıklamada bulunan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serap Erel, Kovid-19 sürecinin başlangıcından itibaren pek çok insanın virüse yakalanma endişesi ile sağlık sorunlarını ertelediğini söyledi. 

Erel, dünya genelinde pandemi ilan edilmesinden sonra Türkiye'de sağlık alanında acil olmayan birçok tedavi ve ameliyatların ertelendiğini, evde kalarak virüsten korunma düşüncesiyle tedavisi geciken bu durumlar arasında meme kanseri gibi hayati tehlikeye neden olan hastalıkların da bulunduğunu aktardı.

Prof. Dr. Erel, "Bu süreçte (pandemi) memede fark edilen kitleler ihmal edilebilmektedir ve bunun sonucunda maalesef hastaneye başvuran hastalarda, ileri evre ve metastatik hasta sayısının arttığı gözlenmeye başlamıştır." şeklinde konuştu.

Erel, bu süreçte meme kanseriyle ilgilenen bilimsel derneklerin meme kanseri tanı ve tedavi süreçleri ile ilgili önerilerini içeren kılavuzlar yayınladıklarını belirtti.

Rutin tarama programlarına göre tarama zamanı gelen hastaların hastaneye başvurudan çekindiklerini, hatta memesinde kitle tespit eden pek çok kişinin virüs endişesiyle doktora başvurmayı ertelediğini anlatan Erel, şu bilgileri paylaştı:

"Ancak meme kanseri tedavisi geciktirilecek bir hastalık değildir, tanı ve tedavi planlamasında erken evrede hasta yakalamak çok önemlidir. Meme kanserinin günümüzde erken evrede yakalandığı takdirde tamamen tedavisi mümkündür. Erken tanı alan hastalarda 'meme koruyucu cerrahi' ameliyatı uygulanarak sadece kanser içeren kitle, temiz meme dokusu ile çıkarılmakta, koltuk altı lenf bezlerinden örnekleme yapılmaktadır. Koltuk altı örneklemesinde kanserin yayılmadığı tespit edildiğinde koltuk altına başka işlem yapılmamaktadır. Bu durumda eskiden çok görülen kol ağrısı, kol hareketlerinde kısıtlılık, kolda ödem gibi yaşam kalitesini ciddi anlamda bozan problemler yaşanmamaktadır. Memenin korunduğu, sadece kanserli kitlenin alındığı bu meme koruyucu cerrahi operasyonu sonrasında kemoterapi tedavisi daha az sayıda hasta için gerekli olmaktadır. Hastalar radyasyon onkologlarının öngördüğü şekilde radyoretapi planına alındıktan sonra memesi tamamen alınan hastalara göre daha kaliteli bir yaşam dönemine sahip olabilmektedirler."

Meme kanserinde en önemli unsur erken tanı

Prof. Dr. Serap Erel, günümüzde meme kanseri konusunda deneyimli merkezlerde, deneyimli meme cerrahları tarafından radyasyon ve medikal onkoloji doktorlarının da görüşleri alınarak planlanan öneriler doğrultusunda meme kanseri tedavisinin son derece başarılı sonuçlar verdiğini dile getirdi.

Hastaların kendileri ile tartışılan tedavi seçeneklerine göre karar vererek yapılan tedavi planlaması ile işlerine ve günlük hayatlarına daha kısa sürede geri dönebildiğini belirten Erel, şunları ifade etti:

"Ülkemizde pandemi sürecinde yeni tanı alan meme kanseri hasta sayısı azalmış durumdadır. Bunun nedeni şüpheli lezyon, kitle nedeni ile aslında doktor takibinde olan ama hastalığı ilerlediği halde mamografi ve diğer tarama tetkiklerinin yapılamaması nedeniyle meme kanseri tanısı konulamayan hasta sayısındandır. Bunlar son zamanlarda doktora ilerlemiş meme kanseri ile başvurmaya başlamıştır. Bir kısmı da şüpheli bulgusu olmasına rağmen virüs endişesiyle hastaneye başvurmayı erteleyen hastalardır. Bu hastalar erken evrede yakalanabilecek meme kanseri grubunu oluşturmaktadır. Son dönemlerde meme hastalıkları polikliniklerine başvuran hastalar içinde meme kanseri tanısı alan hastalar arasında erken evre hasta sayısı geçen yıllara göre azalmıştır. Yeni tanı alan hastalar çoğunlukla lokal ileri evre ve metastatik meme kanserli hasta olduğundan bu hastaları öncelikle kemoterapiye yönlendirmek durumunda kalınmaktadır."

Prof. Dr. Serap Erel, pandemi döneminde de hastaların hastaneye başvurma konusundaki erteleme ve gecikmelerinin özellikle meme kanserinin tedavi planlanması için çok büyük önem arz ettiğini, bu hastalarda tedavinin geç başlamasının hastalığın seyri ve yaşam süresine olumsuz etkileri olabileceğini söyledi.

Erel, "Erken evrede sadece kitle alınarak tedavi edilebilecek olan küçük boyuttaki tümörler bu süreçte büyüme gösterebilir ve maalesef memenin ve koltuk altı bezlerinin tamamının alınması gerekebilmektedir. Bu nedenle yeni ortaya çıkan kitle, meme cildinde çekinti, meme başında içeri çökme, tek taraflı koyu renkli meme başı akıntısı ve koltuk altında kitle gibi şüpheli bulguları olan kadınlar vakit kaybetmeden özellikle meme hastalıkları ile uğraşan bir genel cerrahi doktoruna başvurmalıdır. Maske kullanımı, sosyal mesafe ve temizlik gibi kurallara uyularak alınan önlemler ile hastaneye başvurulabilir, böylelikle erke evrede tanı alan hasta sayımız artabilir. Meme kanserinin erken tanı ile tedavisi mümkün olduğu unutulmamalıdır." değerlendirmesini yaptı.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)