Arşivlik bir yazı: Hekimlik Ve Bedeli
Arşivlik bir yazı: Hekimlik Ve Bedeli
23 Şubat 2018 -

Antik Yunanistan’da onlarca yillik gozlem ve deneylerden sonra sogut yapragindan aspirini kesfeden ve insanligin hizmetine sunan Hipokrat’tan… 

 

Marcus Aurelius’un ordulariyla savaslarda, aslanlara yem edilen gladiatorlerle Collesium’da, yaralilarin kalbine dokunan Galen’den…

 

Bir milyondan fazla kelimeyi bir araya getirerek ‘el kanun fi tibb’ i yazan ibni Sina’dan…

 

Milyonlarca fırça darbesinin, on yillarca gozlemin urunu olarak insan anatomisini  ortaya Koyan Leonardo da Vinci’den…

 

Kuduz, kolera, kızamık gibi onlarca aşıyı bularak, her yil yüz milyonlarca insanin hayatini kurtaran; antibiyotigi hayatimiza koyarak, savaşlardan daha çok insanın hayatına mal olan vebayı modern insanin hayatından silen bilim insanlarından…

 

Yedi hafta boyunca laboratuvarından çıkmayıp sonunda X ışınlarını keşfeden, ağır düzeyde radyasyona maruz kalan, ve ne yazık ki kendisiyle çalışan eşini radyasyon kaynaklı kanserden kaybeden William Conrad Roentgen’den…

 

Ve sonrasında yine radyasyondan hayatını kaybeden binlerce radyoloji teknisyeninden..

 

Gunumuz insanına nadide bir armağan ve emanettir modern tıbbi uygulamalar.

 

Peki hekim kimdir?

 

Tarih öncesi çağlardan beri milyonlarca kisinin, çoğu zaman hayat yolculuğunun büyük bir kısmını kapsayan, özveri, emek ve fedakarlıkla inşa ettiği bu bilgi birikiminin yegane mümessilidir hekim.

 

Gençliğinin en güzel yıllarını kütüphanelerde, soğuk dersliklerde, karanlık nöbet odalarında, mecburi hizmetlerde geçiren kişidir hekim.

 

Arkadaşları maça, sinemaya, gezmeye giderken ders çalışan kişidir hekim. Bayram günlerinde nöbet tutandır. Sabahın üçünde panikle sarıldığın telefonuna cevap verendir.

 

Bir hastasini kaybettiginde odasinda gizli gizli aglayan kisidir. Hastasiyla ilgili yanlis bir karar verdiginde sabahlara kadar uykusuz kalan kisidir.

 

Varlık mücadelesi veren bir kurumun aldığı cüzzi muayene farkını temel alarak, meslektaslarımı şarlatanlıkla itham eden ve yaptigim isin karsiliginin kendisinin odedigi sigorta primlerinin oldugunu savunan bir hastamın muayenesini bugun reddettim.

 

Reddettim cunku; hekimin yaptigi isin mukafati, durmuş bir kalbin tekrar çalıştığını görmektir, hayatını kaybetmek üzere olan hastanın tedavi sonrası kontrol muayenesine döndüğünde hastanin gözlerindeki gülüştür, erken koyduğu meme kanseri tanısından sonra hastasının kusursuz iyileştiğini görmektir,  ‘cocugunuzun tumoru iyi huylu’ dediginde bir babanin gozlerinden dokulen sevinc gozyaslarini gormektir.

 

Hekimlik pratiginin cok zor gunlerden gectigi asikardir. Ucuz is gucleri, tetkik yogunluklari, bir gunde bakilan yuzlerce hasta sayisi, hekimlik pratiginde zorluklari ve hasta memnuniyetsiziligini beraberinde suphesiz getirmistir. Ancak bunlarin hicbiri, o beyaz onlugun icinde yer alan, insanligin binlerce yillik bilgi birikimi emanetini tasiyan bir hekime saygisizligi, yapilan isi pervasizca verilen sigorta primlerine veya odenen maaslara indirgemenin mazereti olamaz.

 

Hastalarindan ve hasta yakinlarindan asgari duzeyde de olsa anlayis ve sabir gormeyi beklemek her hekimin en dogal hakkidir.

 

Ve hekim, acil medikal durumlarin ve zaruri hallerin disinda, bu bilgi birikimini kendisine ve meslektaslarina hakaret eden insanlarla paylasmayi reddetme hakkina sahiptir.

 

Zira hekimliğin karşılığı maddi bir degerle olculemez. Hekimlik, en sade deyimle, bir özveri ve tutkudur.

 

Dr. Mehmet Emin Adın

 

Radyodiagnostik uzmanı

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
1
1) Doktor Mühendis (Akademisyen)
31.10.2018 10:27:38
YALIN

Her seven
Sevilenin boy aynasıdır.
Sevmek
Sevilenin o aynaya bakmasıdır.

Özdemir ASAF
People
25
2) Muhammed (Öğretmen)
26.02.2018 02:59:00
Dr Emin Beyi yürekten kutlarım. Bir hekim olarak olaya bakış açısı süper. sağlık sendromunu analiz etmiş. Şahane bir yazı olmakla beraber Hekimin de izniyle yazısına biraz ekleme yapmak isterim.

Bir ağrımız olduğu zaman ilk başvurduğumuz yerler şüphesiz ki sağlık kurumlarıdır. Hastaneye vardığımızda doktora ağrımızı kelimelere dökebilmek için adeta master yapıyoruz. Ağrının tarifi, arifin cahille mütaalası gibidir. Bugüne kadar ağrı tarif edildiğinde hastayı dinlemeyen doktor görmedim. Doktor hastanın tarif etmeye çalıştığı ağrıyı ilminin üzerine serperek bir teşhise ulaşmaya çalışır. Fakat hastayla beraber olan yakınları ise asıl hastalardır. Pisikolojik olarak potansiyel hastalar ve tehlikeli olanlar da bunlardır. Bizim gözümüzde doktor;
-acıkmaz
-uyumaz
-hastalanmaz
-yanılmaz
-düşünmez
elinde sihirli değnek olacak ve bizi ışınlama yöntemiyle teşhis-tedavi edecek. Doktor robottur. Hiç bir zaman bir ihtiyacı hasıl olmaz. Yahu yok böyle bir şey. Mevcut alet edavat cihaz ve aparatları kullanarak kendi ilmiyle yoğuracak ve bir sonuca ulaşacak. İşin en önemli kısmı da doktorun ilim seviyesidir. Doktor ne kadar donanımlı ise teşhis o kadar hızlı gelir. Aynı şekilde hasta ne kadar sabırlı ise doktorun işi de o kadar kolaylaşır. Doktorun başında tantana yapmak, doktorculuk oynamak, hakaret yapmak TERBİYESİZLİĞİN DİPLOMASIDIR. imamın yanında imamlık yapmak, marangozun yanında marangozculuk yapmak, mühendisin yanında mühendisçilik yapmak APTALLIĞIN SİGORTASIDIR. Herkes sanatı ölçüsünde, bilgi ve beceri sıfatıyla mesleğini haddini aşmadan icra edecek.
Bir gün bir eğitim araştırma hastanesindeydim ve oradaki bir doçent doktorun anlattığı bir olay bir vatandaş olarak beni üzdü. Aynen aktarıyorum:
“Bir hasta ile beraber 4-5 hasta yakını odama geldiler. Hasta ağrısını tarif etmeye çalışıyor ama bir türlü tarif edemiyordu. Bende bütün dikkatimi hastaya vermiş meseleyi teşhis etmeye çalışıyordum. Hasta ile beraber gelenlerden bir adam “doktor hastanın nesi var” dedi.
Ben de “ anlamaya çalışıyorum biraz müsaade edin dışarıda bekleyin” dedim. Hasta yakını “ biz dışarıda beklemek için mi geldik, bunu iyileştir sen doktor değilmisin” dedi.
Ben “ elbet doktorum ama öncelikle hastalığı anlamaya çalışıyorum biraz müsaade lütfen” dedim. Hastanın yanındaki diğer adam “ yahu senin yaptığın tek iş konuşmak ve soru sormak, soru sormaktan başka yaptığın bişey yok” dedi. Sakin tavrımı hiç bozmadan hem hastayla iletişim kurmaya hastalığı öğrenmeye çalışıyor hemde bu adamlara hiç edebimi bozmadan cevap veriyordum. Dedimki “soru sormasam ağrının bölgesini tespit edemezsem, sağlıklı bir tetkik yaptıramam” Hastanın işi bittikten ve ilaçlarını yazdıktan sonra hasta yakınlarına tek tek soru sordum sen ne iş yapıyorsun adam dediki berberim. Öbürüne sordum fırıncı çıktı, öbürüne sordum tablacı... dedimki “siz niye doktor olmadınız da farklı meslek grupları seçtiniz” ses çıkmadı.“

Başımdan geçen başka bir meseleyi anlatayım size. Bir gün hastanedeydim muayene olmak için bekliyordum. Doktor içerdeki hastayı muayene ediyordu. Bir anda bağrışmalar duydum. Merak edip kapıyı açtım. Hasta yakını doktora dediki “sen benim vergimle maaş alıyorsun sana ödediğim vergi kadar konuş” dedi. Doktor dediki sen aylık ne kadar SGK’ya vergi ödüyorsun?” Adam dediki aylık sağlık işlemleri için benden 150 TL kesiliyor” dedi. doktor çıkardı 150 TL’yi onca insanın içinde onun suratına fırlattı, doktor şikayetçi oldu ve hasta yakını hakkında resmi işlem başlatıldı. Adeta içim rahatladı.

Şimdi bu iki meselenin hangi tarafından tutacaksın? Yorumu size bırakıyorum.

İstisnalar kaideyi bozmamakla beraber tüm doktorlar şahane değildir, fakat doktorları eleştiren insanlar hayatlarında sadece 24 saat onlarla bir nöbet tutsunlar hakikatleri görecekler. O nöbetlerin nasıl çekilmez çilelerle dolu olduğunu görecekler. Hele hele gece 3 ten sonra uykunun ağır bastığı zamanlarda bir dakika uyumadan çalan telefon sesi yok mu aman Allah’ım azaptan başka bir şey değil. Doktor arkadaşımın nöbetçi olduğu bir günümü onunla geçirdiğim için biliyorum. Kimse boş boş konuşmasın. Bol keseden atıp tutmak bekara kadın boşamak kolaydır.

Meseleye bide farklı bir açıdan bakmak gerekir. Her hasta yeni bir vakadır. Gün geçtikçe teknolojik aletlerden kaynaklı yepyeni hastalıklar ortaya çıkıyor. Doktor mevcut hastalığı literatürde bulamadığı zaman kendisi için makas daralır.

Allahu Teala insan bedenine nice alemleri yerleştirmiş. Dünyada yaşayan milyarlarca insanın parmak izleri, retinaları, dokuları DNA’ları vs farklıdır. Sadece bir gece evde oturdum merakımdan dolayı ve tıpla alakam olmamasına rağmen sabaha kadar sinir sistemlerini okudum, inanın aklım durdu desem yerindedir. Rabbimiz mükemmel bir eser yaratmış ve türlü türlü alemleri insanın bedenine yerleştirmiş, doktor bu mükemmel yapıyı bozmadan müdahale etmesi ve tamir etmesi gerekir. Unutmamak gerekir ki gerçek Tabip Allah’tır, Şafi ismiyle şifa vermezse cihanın doktorları bir araya gelse beş cent etmez. Kolay değil, doktorun çok çok donanımlı olması gerekir. Ayrıca ne kadar donanımlı olursa olsun görüntüleme sistemleri yeterli olmadığı sürece istediği tetkikleri yapabilecek cihazlar olmadığı sürece doktor çok çaresizdir.

Bir antropolog bir sistematik populasyonu bile çözebilmek için yıllarını harcarken bir doktordan anında manyetik bir tedavi beklemek, hipnozite ile şifa düşüncesi ummak, uçan balıkları bile güldürür.

Biz insan olarak doyumsuzuz be şükretmeyiz. Çok iyi hatırlıyorum 20 sene önce bir hastanede muayene olabilmek için sabah namazında hastanede kuyruklar oluşurdu, sağlık karnen yoksa marmara çırası gibi yandın demektir. Bir ilaç bulana kadar canımız çıkıyordu tomografi çekebilmek için aylarca bekliyorduk, eczaneler zaten cehennem sorguçlarına dönmüştü. Hastanelerde bazı kapıların üzerinde “BURADA SORU SORULMAZ” diyordu, danışma diye bir mantık yoktu, ultrason mumla bulunamazdı vs. Peki şimdi her şey çok değişti, yattığın yatakta hastabaşı monitörün var. İlaç derdi yok. Karne derdi yok. Hastalar personellerden dayak yemiyor. Ama yinede nankörüz ve bir doktora “ sen benim vergimle maaşını alıyorsun” diyecek kadar ALÇAKLAR var. Merak ediyorum da bu tür doktor beğenmeyenler, tedavi red edenler, herkesi kendisinin emir kulu görenler, doktordan daha iyi doktor olanlar neden hastanelere giderler? Madem doktordan daha iyi biliyorsunuz hastanızı da evinizde kendiniz tedavi edin. DOKTOR İLMİNİN ZEKATINI VERSE SENİN VERGİN ONUN MAAŞINA YETMEZ. Doktor, polis-asker ve din alimi imanlı olarak vefat etseler MAHŞERDE SEN MUSK’IN ROKETİYLE UÇSAN ONLARIN MÜKAFATINA ULAŞAMAZSIN.

Bide yasalar... bazen resmi gazetede çıkan kanunları ve ara ara da avukat arkadaşımın yanında mahkeme kararları okuyorum aman Ya Rabbim... sağlık sektörüyle ilgili çıkan her yasa doktorun elini kolunu bağlıyor. Mahkemeler, sorgulamalar, savunmalar, tutanaklar... yasalar işi öyle bir hale getirmiş ki, hastanede hasta ölse doktorun başı derde giriyor, doktorun kendi ızdırabı, üzüntüsü ve kederi yetmiyormuş gibi bide bunlar alıp başını gidiyor. Bu yasalar yüzünden doktorun manevra alanı daralıyor.

Şahsen ben doktor olmadığım için Rabbime hamd olsun. Selam ve dua ile.
People
7
3) doktor (kaldırım mühendisi)
25.02.2018 16:45:22
Bu gözler ne sahtekar mühendisler gördü iş yerine gitmeyip sade imza atan işçi güvenliği zerre umurunda olmayan, tornavidayla isviçre çakısını ayırt edemeyen ama iş maaşa geldimi en çok hakettiğini düşünen dahada yazabilirim ama yer sınırlı .Sen önce bunlara kelam et sanki hepiniz çok düzgünsünüzde sanki siz olmazsanız bu cumhuriyet olmazmış gibisinizde burada akıl veriyorsun
People
6
4) erhankocalar (dr)
24.02.2018 21:50:44
Sayın mühendis ; herkes ilkonce kendi meslek grubunu değerlendirirse daha iyi olur, ona bakacak olursan ortada emlakçı zihniyetiyle folaşan sayısız dolandırıcı muhendiscikler var.
People
5
5) Ediz tutar (Dr)
24.02.2018 12:47:08
Doktorluğunu bırakın, insan çok mutlu oluyor
People
3
6) Özgür (Dr)
24.02.2018 12:01:17
Alacaklılarda kapıda büyük bir özveri ve tutku ile bekliyor,istersen ödeme..
People
2
7) türkay özcan (dr)
24.02.2018 11:18:04
Çok sade, güzen, hemderdimizi anlatan hemde anlamayanlara açık ve net bir mesaj olmuş,tebrikler
People
4
8) Yaşar (Uzm. Dr.)
24.02.2018 10:29:06
Öncelikle Meslektaşımı yazısı için tebrik ediyorum ve bu duyarlılığı için kendisine teşekkür ediyorum. Yazının bitmesini takiben ruhumda oluşan kısmi rahatlama yerini , yorumları okuyunca ciddi rahatsızlığa bıraktı. Meslektaşlarımız arasında bile kalbi çürümüş ne kadar insanın olduğunu gördüm. Ben yazıyı yazan arkadaşı tanıyorum ve siyasetle hiçbir alakasının olmadığı çok net biliyorum. Kalbinden dökülen kelimeleri nerelere çekmişler. Yazıyı yazan meslektaşımız bu yazıyı hekimlere yazmış ! Kalbi çürümüş ve kendi mesleğini itibar haricinde hiçbir yere oturtamayan ve hekim olmayan doktorlara yazmamış?
People
15
9) m. murat (dr)
24.02.2018 08:33:01
Yazılı tarihin en eski kanunlarından biri olan Hammurabi Kanunlarında, şimdiki anayasa niteliğindeki devletin işleyişiyle ilgili ilk sıradaki kanun maddeleri arasında, hekimlere verilecek ücret belirlenmişti. Yani hekimlere devletin ödeyeceği ücret o derece önemliydi...
People
10
10) Ali Haksever (Esnaf )
24.02.2018 01:46:23
Mühendis kardeş. Senin diploman elinden alınınca sen baltaya sap olacak mısın ? O senin bileceğin iş. Ama doktor sap olmamış, koskoca Doktor olmuş. Kimin adam kimin hekim olacağına sen karar veremezsin. Kafandan iftira atıyorsun doktorlara. Nasılsa atış serbest. Söyle kardeşim küçükken doktor olmayı çok istedin de olamadığın için mi bu doktor kinin? Ben de doktor olmayı çok istedim ama olamadım. Ama hep dua ediyorum. Sevdiklerime yaptıkları onca iyilik yeter. Ne zor ameliyatları yaptılar. Yüz binliralık eve 500 bin isteyen müteahhit, inşaat mühendisine ses çıkarmayalım, doktor üç kuruş alınca zorunuza gitsin. Belli ki canın acımış senin.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer
14/12-16/128. Ulusal Sitopatoloji KongresiTIBBİ...İZMİ