Bir gecede 38 kez şok yaşadı, yapay kalbe 'evet' dedi
Doktor annesi olan 52 yaşındaki Filiz Erdal, kalbinde takılı olan pil bir gecede 38 kez şok verince yapay kalp takılmasını kabul etti
Bir gecede 38 kez şok yaşadı, yapay kalbe 'evet' dedi
13 Ocak 2020 - DHA Özlem YURTÇU KARABULUT

İSTANBUL- 2 çocuğu da doktor olan Filiz Erdal (52), 5 yıl önce kalp krizi geçirdi. Krizden sonra ritim bozukluğu da başlayınca kalp pili takıldı. Ancak Erdal'ın kalbi gittikçe kötüleşti, birkaç yıl içinde kalp fonksiyonları yüzde 15'e kadar düştü. Kalbinde takılı olan pilin bir gecede 38 kez şok verdiği oldu. Son 6 ayını sürekli yoğun bakımda geçirip yatağa bağımlı hale geldi, tek çare kalmıştı; kalp nakli. Ancak Türkiye’de organ bağışı yetersiz olduğu için Filiz Erdal'ın aylarca kalp beklemeye zamanı yoktu. 1,5 ay önce takılan yapay kalple sağlığına kavuşan Filiz Erdal, şimdi her işini yapabiliyor; 7/24 omzunda olan çantasının varlığını bile hissetmiyor. Erdal, "Ben bu çantayla asla yaşayamam diyordum, şimdi yeniden doğmuş gibiyim. Önümüzdeki yıl spora bile başlayacağım" diye konuştu.

Üç ayda 100 bin kilometre yapan araç gibi

Operasyonu gerçekleştiren Başkent Üniversitesi İstanbul Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi'nden Prof. Dr. Küçükaksu, yapay kalbin son evreye gelmiş acil kalp nakli bekleyen hastalar için umut olduğunu söyleyerek, "Bu cihazlar direkt göğüs içine, kalp zarının içine takılıyor. Kalbin zayıflayan pompalama fonksiyonunu gerçekleştiriyor. Roketlerden esinlenerek yapılan güçlü bir motoru var. Dakikada dönüş hızı 3 ayda 100 bin km yapan bir araba motoru performansı gibi, çok yüksek. O nedenle dayanıklılık gerektiriyor. Materyalleri de ona göre seçiliyor. Sistemin mekanik ömrü biyomedikal mühendislerce çok uzun vadeli olabileceği öngörülerek planlanıyor. Dakikada ortalama 5 ila 7 litre kan pompalayabiliyor. Acil kalp nakli bekleme listesini yüzde 30 oranında azaltıyor yapay kalp seçeneği. Yeni teknolojilerle beraber birkaç yıla kadar tamamen göğüs içinde kalan, mikro boyuttaki yapay kalplerle artık kalp nakline çok daha az ihtiyaç duyulacak" dedi. 

Mikro boyutta yapay kalp çalışmaları var

Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişinin kalp yetmezliği hastası olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Küçükaksu, "Her yıl bu hastaların yaklaşık 10 bini son evre kalp yetmezliğine giriyor. Kalp nakli veya yapay kalp, son evre hastaların tek seçeneği oluyor. Filiz Hanım iki hekim annesi. Onlar vasıtasıyla bana ulaştılar. Ömrünün son 1-2 yılını sürekli hastane ve yoğun bakımlarda geçirmiş. Kalp nakli programına aldık, Sağlık Bakanlığı’ndan da kendisinin durumu onaylandı, listeye girdi. Ancak organ çıkana kadar bekleme şansı yoktu. Bu nedenle 1,5 ay önce ameliyatla cihazı kendisine yerleştirdik. Kalbin pompaladığı kan miktarı düşünce, kalp yetmezliği bulguları ortaya çıkıyor. Bu durumda bizim en önemli çözümlerimizden bir tanesi yapay kalp pompaları. Yapay kalp sistemini çok küçük bebeklerde de kullanabiliyoruz, 75 yaşına kadar hastalarda da kullanabiliyoruz. Bebeklerde özel bir sistem var, vücudun dışına takılıyor pompa. Ancak mikro boyutta yapay kalp çalışmaları var. Sonuçlarını bekliyoruz. Birkaç yıl içinde onları kullanmamız mümkün olabilecek" diye konuştu.

Kalp nakline ihtiyacı azaltacak

Yakın bir gelecekte kablosuz, tamamen göğüs içine yerleştirilecek kalp pompalarının da kullanıma girmesiyle kalp nakline olan ihtiyacın çok daha azalacağına dikkat çeken Prof. Dr. Küçükaksu, sözlerini şöyle noktaladı:

"Her şey tamamen göğüs içerisinde olup bitecek. Sadece cildin üzerinden, enerjiyi transfer eden bir sistem sağlanabilecek. Amerika'da yapılan çalışmada kalp nakli bekleyen bir hastanın, hastaneye yatışları yoğun bakım süreçleri vs, sadece 3 aylık maliyeti bile yapay kalp fiyatına denk geliyor. Nakil bekleyen yüzlerce hastayı düşündüğümüzde aslında ilk etapta pahalı işlemler gibi görünse de uzun vadede ülke ekonomisine de önemli bir katkısı var. Benim yapay kalple 8-10 yıl yaşayan hastalarım var. 15 yıldır yapay kalple yaşamını sürdüren hasta var dünyada. Türkiye'de şu anda bu özelliklere sahip cerrahi ekip barındıran ve altyapısı olan 15 civarında kalp nakli merkezi var. Sağlık Bakanlığı'nın kurallarına göre kalp nakli ruhsatı onaylanmış merkezler SGK güvencesi ile bu cihazları takabiliyor. Yeni cihazların geliştirilmesi ile kalp nakline çok daha az ihtiyaç duyulacak."

Her gece ölüm korkusuyla uyuyordum

Filiz Erdal, kalp krizi geçirmeden önceki hayatında spor yapan oldukça aktif bir insan olduğunu anlatarak, "Bir gün spora giderken üç kez bayılma yaşadım. Ondan sonra kalp problemlerimin olduğu tespit edildi. Kardiyoloji takibine girdim. O süre içerisinde üç kez kalp krizi geçirdim. Sonuncusu bayağı kötüydü. Tabir-i caizse ölmüştüm ve geri geldim. Kalbime pil takıldı ritim bozukluğu da vardı. Kalp krizi geçirdiğim için kalp kaslarım çok zarar görmüştü. Çok hızlı bir şekilde kalp yetmezliğim ilerledi. Son 6 aydır artık yataktan kalkamıyordum, iki gün evdeysem 2 ay yoğun bakımda yatıyordum. Yaşam umudum kalmamıştı. Akşam yattığımda sabah kalkabilecek miyim bilmiyordum. Sonra çocuklarım sayesinde Süha Hoca’ya ulaştık. Böyle bir seçenek olduğundan bahsettiklerinde önce soğuk baktım. 7/24 omzumda bir çanta ile dolaşamam sanıyordum. Ama şimdi eskisi gibi ayağa kalktım, günlük işlerimi yapabiliyorum. Bir kadının mutfağa girememesi çok kötü bir şey. Şimdi yemeğimi yapıp evimi toparlayabiliyorum. Özel çantası ile duşumu bile rahatlıkla alıyorum. Hala kap bekleme sırasındayım ama organ çıkması ülkemizde çok zor. Nakil bekleyen insanların da yaşamaya hakkı var, herkes organ bağışı yapmalı" dedi.

Annemden sonra organlarımı bağışladım

Hastalığı nedeniyle annesinin kalp fonksiyonlarının birkaç yıl içinde yüzde 15’e kadar gerilediğini anlatan kızı Nur Erdal Kolcu ise "Kardeşlerimin ikisi de doktor, doktor bir aileden de gelsek biz de çaresiz kalmıştık. Bir gün sohbet ederken annem konuşmayı unuttu. Beynine pıhtı atmış o an çünkü. Her an ölümle yüz yüze yaşıyorduk. Yatağa bağımlı yaşamak zorunda kaldı, kalbindeki pil günde 30-40 kez şoklama yapıyordu ve bu şoklamalar da annemi mahvediyordu. Doktorumuz tek çare var o da kalp nakli deyince çok çaresiz hissettik. Çünkü kalp nakli öyle, ‘hadi kalp bulundu gel takalım’ şeklinde kolay bir iş değil ülkemizde. Bağışçı yok, kalp naklinde sadece bağış olursa yaşama şansınız var. Ben annemin bu hastalığından sonra bunun nemini daha iyi anladım ve hemen gidip organlarımı bağışladım. Yapay kalp takılmasaydı annemin birkaç aylık ömrü kalacaktı, şimdi hayata yeniden döndü" dedi.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)