Doktor intiharlarının ardındaki gerçek!
Üç hekimin ardı ardına intiharı, doktorlarda tükenmişlik sendromunun ciddi bir boyuta ulaştığını ortaya koyuyor. “Tükenmişlik Sendromu” üzerine araştırmalar yürüten Aile Hekimi Yard. Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcı ile yapılabilecekleri konuşuyoruz.
Doktor intiharlarının ardındaki gerçek!
02 Kasım 2017 - MEDİMAGAZİN

MEDİMAGAZİN-Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Hüseyin Avni Şahin ve Yard. Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcı, DergiPark’ta “Tükenmişlik Sendromu ve İnternet Bağımlılığı Arasındaki İlişki ve Bir Üniversite Hastanesindeki Hastane Çalışanlarında Risk Faktörleri” başlığıyla yayımladıkları çalışmada, hekimlerde, hemşirelerde ve diğer sağlık çalışanlarındaki tükenmişlik sendromunu ve internet bağımlılığını araştırdı. Medimagazin de çalışmanın detaylarını ve  son günlerde intihar ederek yaşama veda eden üç hekimi Yard. Doç. Doktor Dilek Kuşaslan Avcı ile konuştu.

 

Avcı, evli ve çocuk sahibi olmanın, hobiler edinmenin, mesleği isteyerek seçmenin ve düzenli uyuyabilmenin tükenmişliği azalttığını ve tükenmişlik sendromu ile internet bağımlılığı arasında da ciddi bir ilişki bulunduğunu kaydediyor. Avcı’ya göre, hekimlerde tükenmişlik en çok asistanlık ve mecburi hizmet dönemlerinde görülüyor. İşte intiharlara ışık tutacak bir röportaj ve araştırma:

 

Öncelikle hakkınızda kısaca bilgi alabilir miyiz?

 

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı'nda Yardımcı Doçent Doktor olarak görev yapmaktayım. Bir aile hekimi olarak toplumdaki tüm bireylerin sağlıklarına yönelik tüm sorunlarla ilgileniyorum ve bu doğrultuda farklı konular üzerinde geniş bir alanda çalışmaktayım. Bunlardan birisi de Tükenmişlik Sendromu'dur.

 

Sağlık çalışanlarının mevcut durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce tükenmişlik sendromunun artış göstermesine etki eden faktörler neler?

 

Sağlık çalışanları yoğun çalışma temposu, uzun ve yorucu nöbetler, nöbet sonrası uykusuz bir şekilde dikkatini dağıtmadan göreve devam etmek zorunda kalmaları, hastalardan veya hasta yakınlarından psikolojik ve  fiziksel şiddet görmek veya görmese bile bu kaygıyla çalışmak durumunda olmaları, mecburi hizmet nedeniyle aile bütünlüğünün bölünmesi ve sonrasında yaşanan sorunlar, kendilerine ve ailelerine  yeterince vakit ayıramamaları, performans kaygısı taşımak  gibi bazı sorunlarla karşı karşıyalar. Bütün bu faktörler bu güzel mesleği yapan bireylerin tükenmişlik ve depresyon içerisinde yaşamalarına neden oluyor. O yüzden sağlık çalışanı olmak ciddi bir özveri ve fedakarlık gerektiriyor.

 

“Tükenmişlik Sendromu ve İnternet Bağımlılığı Arasındaki İlişki” başlıklı çalışmanız için motivasyonlarınız nelerdi? Nasıl sonuçlar bekliyordunuz, nelerle karşılaştınız?

 

Bu çalışmayı yaparken amacımız sağlık çalışanlarında tükenmişlik ve internet bağımlılığı düzeylerini belirlemek, bu iki durumun arasında bir ilişki olup olmadığını tespit etmek ve bunların sosyodemografik değişkenlerle ilişkilerini incelemekti. Çalışmayı yaptıktan sonra sonuçları incelediğimizde gördük ki sağlık çalışanlarının %57'si tükenmişlik için yüksek risk altında. Özellikle kendi isteğiyle mesleğini seçmeyenlerde, iş yükününün fazla olduğunu belirtenlerde, düzenli uyku uyuyamayanlarda, hobi vb uğraşları olmayanlarda tükenmişlik oranları anlamlı bir şekilde yükseliyor. Evli olma ve çocuk sahibi olma, hobi sahibi olma, mesleğini isteyerek seçme, düzenli uyuyabilme, fazla iş yükü bulunmaması koruyucu bir faktörler arasında. Ayrıca ek olarak ilginç bir şekilde tükenmişlik alt boyutları ve internet bağımlılığı arasında da bir ilişki olduğunu saptadık. Bu durumun daha geniş çalışmalarla incelenmesi gerektiğini düşününüyoruz.

 

Son iki günde yaşanılan üç intihar hakkında neler söylemek istersiniz? Sizce hekimlerde tükenmişlik sendromu en çok hangi dönemlerde görülüyor?

 

Bence hekimlerde tükenmişlik en çok asistanlık ve mecburi hizmet dönemlerinde görülüyor. Asistanlık dönemi branşına göre değişmekle beraber son derece sabır isteyen, yoğun bir eğitimin ve nöbetlerin olduğu bir dönem. Kendinize ve ailenize vakit ayırmakta zorlandığınız bir dönem. Mecburi hizmet ise adı üstünde keşke gönüllü olabilse, bir takım düzenlemeler yapılsa ve gönüllü olarak hekimlerimiz gitseler. Aile bütünlüğünün bozulması hem hekimleri hem de onların eşlerini ve çocuklarını ciddi anlamda yıpratabiliyor.

 

Böyle kötü sonuçları engelleyebilmek adına neler yapılabilir? Tıp öğrencileri ve hekimlik mesleğine aday olan gençlere neler söylemek istersiniz?

Böyle kötü olayları engellemek adına sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına yönelik düzenlemeler yapılabilir. Örneğin uzun saatler nöbet tutmak ve çalışmak hem hekim hemde hasta sağlığı açısından oldukça riskli. Aile bütünlüğünün bozulması hem hekim hem de ailesi için psikolojik anlamda oldukça  zor bir durum. Öte yandan biz hekimler ne yapabiliriz diye baktığımda bir aile hekimi olarak ben sadece sağlık çalışanları değil tükenmişlik ve depresyon açısından risk altında olabilecek tüm meslek gruplarına mensup bireylerin; aile hekimi, psikiyatrist ve ya  psikologlar tarafından belli aralıklarla değerlendirilmeleri gerektiğini düşünüyorum. Tabi bunun için öncelikle yeterli sayıda aile hekimi, psikiyatrist ve psikoloğumuzun olması gerekiyor. Takip ettiğim kadarıyla sayın Sağlık Bakanımızın hekim açığını gidermeye yönelik çalışmaları var ve bu da beni umutlandırıyor.

Tıp öğrencilerine ve bu mesleğe aday kişilere mesajım şudur: Hekimlik son derece güzel ve son derece onurlu bir meslektir, bir yaşam biçimidir aynı zamanda. Sevgi, sabır ve ciddi özveri gerektirir. Hekim olmak isteyen ve bu yolda yürüyenlere yılmamalarını ve umutsuzluğa kapılmamalarını, gerekirse profesyonel destek almalarını öneririm. Bir hayat kurtarmaktan daha güzel ne olabilir ki!

 

Araştırmaya dair ilginç detaylar

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden toplamda 458 kişinin dahil olduğu çalışmada duygusal yorgunluk, duyarsızlaşma ve kişisel başarılar değerlendirilmiş. Duygusal yorgunluk ve duyarsızlaşma için alınan yüksek puanlar, tükenmişlikte yüksek bir seviyeyi işaret ederken; kişisel başarılardaki yüksek puanlamalar tükenmişlikle ters bir orantı oluşturacak şekilde oluşturulmuş.

Yaklaşık yarısının doktorlardan oluştuğu çalışmada, dahili ve cerrahi bölümlere yer verilmiş. Stresin üstesinden gelmek için kullanılan en yaygın yöntemler sorulduğunda, katılımcıların büyük çoğunluğu arkadaşlarıyla konuştuklarını ifade etmiş.

 

‘Evli-mutlu-çocuklu’ olmak da doğaya çıkmak da işe yarayabilir

Çalışmada ilgi çeken bir nokta ise evli olan katılımcıların olmayanlara nispeten daha az tükenmişlik ve internet bağımlılığı göstermeleri. Ayrıca evli ve çocuklu olan sağlık çalışanlarında duygusal yorgunluk, duyarsızlaşma ve internet bağımlılığı önemli oranlarda düşük bulunmuş. Aynı zamanda ailesi ile daha çok birlikte olan, ibadet eden, doğada fazla vakit geçiren, dans eden ve sigara içenlerin; arkadaşla konuşma, alışveriş yapma, spor yapma, bir müzik enstrümanı çalma ve yürüme gibi diğer stresi azaltma yöntemleri tercih edenlere göre tükenmişliğin üstesinden gelmede daha başarılı oldukları görülmüş.



 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
4
1) metin yıldız (DR)
09.11.2017 11:35:01
bence doktor ve diğer sağlık çalışanlarını ayırmak lazım.....hem okul zorlugu hem çalışma şartları açısından doktorlar kat be kat fazla çalışıyor diğer sağlık çalışanlarına göre.....bir doktor nöbetinde 3 farklı hemşire ile çalışıyor..yani 3 hemşire nöbet değiştiriyor doktor hala görevde....
People
0
2) Mustafa (insan)
05.11.2017 15:33:25
m.murat asıl senin yaptığın ideolojik bir yorum. Eğer bilimsel bakış açısına sahip olsaydın araştirmalar üzerinden konuşurdun. Ayrıca düzensiz uyku sebep de olabilir sonuç da.
People
137
3) hakan (hekim)
03.11.2017 08:52:22
Sayın Editör Aşağıdaki haber önemli neden Medimagazin de göremiyoruz??

“Önce Zarar Verme” İlkesi ile Başladığımız Beyaz Önlüklü Hayatımıza “Önce Zarar Görme” ile Devam Etmek İstemiyoruz!


Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi ve Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) Merkez Yönetim Kurulu, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri, hekimlerin çığlığını duymaya, hayatlarını sonlandırmaya götüren koşullara ilgisiz kalmamaya çağırdı. TTB ve TPD'den yapılan ortak açıklamada, "'Önce zarar verme' ilkesi ile başladığımız beyaz önlüklü hayatımıza 'önce zarar görme' ile devam etmek istemiyoruz" denildi.

Açıklamanın tam metni aşağıdadır:

“Önce Zarar Verme” İlkesi ile Başladığımız Beyaz Önlüklü Hayatımıza “Önce Zarar Görme” ile Devam Etmek İstemiyoruz!

İntihar, önlenebilecek bir davranıştır. Toplumda insanların intihara eğilimini artıran etkenlerin belirlenerek ortadan kaldırılması, ”birincil düzey önleme” hedefi olarak belirlenir. Tıbbın her alanında olduğu gibi, birincil önleme toplum düzeyinde de uygulanır ve bir hastalık ya da belirtinin ortaya çıkmasının engellenmesi en etkin yaklaşımdır. İntiharın birincil düzeyde önlenmesinde odaklanılması gereken temel nokta, toplum içerisindeki intihar eğilimlerini azaltmaktır.

Ülkemizde 14 yıldır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık sistemini piyasaya teslim ederek hekimlerin çalışma koşullarını bozmakta, özlük haklarını elinden alıp hekimlik değerlerini aşındırmaktadır. Hekimlerin tüm karşı durma çabalarına rağmen, performansa dayalı ücretlendirme yöntemi, hekimliği piyasa koşullarına sürükleyerek hekimlik uygulamalarını tartışılır hale getirmiştir. Mevcut sağlık politikaları, hekimlerin iş güvencelerini ortadan kaldırmıştır. Sağlık alanında uygulanan sözleşmeli, esnek ve taşeron çalışma biçimleri mesleki değerlerimizin aşınmasının diğer nedenleridir.

OHAL ve KHK’larla gelen ihraçlar ve tutuklamalar, toplumsal bölünmüşlük, adalete ilişkin güvensizlik, son yirmi otuz yıldır süregelen sorunları ivmeli bir şekilde artırmıştır. OHAL ile birlikte keyfilik derecesine varan işten çıkarmalar yaşanmaktadır. İş güvencesi, iyi hekimlik yapmanın önde gelen koşullarındandır. İş güvencesi olmayan bir hekim, özgür olamaz ve hekimliğini icra ederken kendini baskı altında hisseder. Hekimlerin iş güvencesi olan bir ortamda çalışması, sadece hekimler açısından değil, hasta haklarının korunması açısından da çok önemlidir.

Hekimlerin büyük bir bölümü haftalık çalışma saatlerinin çok üzerinde çalışmaktadır. Asistan hekimler açısından bu durum, daha da büyük bir sorun haline gelmiştir. Çalışma süreleri, fazla mesailer ve nöbetler de içinde olmak üzere haftada 48 saati aşmamalı; asistan hekimler içinse, nöbetler sırasında eğitim alma durumları da gözetilerek en fazla 56 saat olmalıdır.

Hekimler açısından, yaşadıkları mesleki sorunları paylaşma ve çözüm üretme olanağı vermesi açısından son derece önemli olan ortak mekanlar, dinlenme odaları ortadan kaldırılmıştır.

Hekimler, uzun yıllardır düşük gelir ve emekliliğe yansımayan ücretlendirme yöntemleriyle çalıştırılmaktadırlar. Hekimlere insanca yaşayacak ücret talebi; mesleki bağımsızlık, iyi hekimlik için olumlu çalışma koşulları, nitelikli çalışma için gerekli olanaklardan ayrı düşünülemez. Performansa dayalı ek ödeme sisteminden vazgeçilmelidir. Hekimler; emekliliğe yansıyacak, güvenceli, emeklerinin karşılığı olan bir ücretlendirme politikasıyla, tek işte çalışarak insanca yaşamaya yetecek bir ücreti elde etmelidirler.

Hastalarımıza sağlıklı yaşam önerilerinde bulunurken, bizler de sağlıklı koşullarda hizmet vermek istiyoruz. İnsan yaşamının sorumluluğunu üstlenerek, onurla sürdürdüğümüz meslek hayatımızda, bizlerden; yoğun ve yorucu koşullarda, uzun saatler çalışmanın ve mesleğimizi uygularken yaşadığımız duygusal-fiziksel yüklenmenin getirdiği yıpranmayla ve şiddete uğrama riski altında çalışmamız isteniyor. Güvencesizlikle yaratılan geleceğe ilişkin belirsizlik, uzayan atama süreçleri, ihraç edilme, güvenlik soruşturmalarının olumsuz çıkması gibi olumsuz beklentiler ve endişe içinde yaşamamız bekleniyor.

Umut dolu bir gelecek için yıllarını verdiği zorlu sınavlar ve eğitimlerden sonra kendini, yaşamını bu mesleğe adayan ve mesleğini yaşamıyla bir tutan bizler, iyi hekimlik yapabileceğimiz koşullarda çalışmak istiyoruz.

İşlemeyen bir adalet algısı, düzelmeyen olumsuz çalışma koşulları, baskıcı uygulamalar, bir yandan tükenmişlik yaratırken diğer yandan dışa vurulamayan bir öfkeye neden olmaktadır. İntihar bir yönüyle öfkenin kişinin kendisine dönmüş halidir.

Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri, meslektaşlarımızın çığlığını duymaya, hayatlarını sonlandırmaya götüren koşullara ilgisiz kalmamaya davet ediyoruz. ‘Önce zarar verme’ ilkesi ile başladığımız beyaz önlüklü hayatımıza ‘Önce zarar görme’ ile devam etmek istemiyoruz. Geleceğimize sahip çıkıyor, tüm hekim arkadaşlarımızı bu zor günlerde birlikte olmaya, dayanışmaya ve bu olumsuz gidişi değiştirmeye davet ediyoruz.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi

Türkiye Psikiyatri Derneği Merkez Yönetim Kurulu

http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=f652664c-bfab-11e7-bde1-5548672eb2f1
People
9
4) Önder Yıldız (Aile Hekimi)
02.11.2017 22:02:44
Çalışma aşamalarından hic bahsetmemiş,hiç şiddet olaylarından bahsedilmemiş ben de bu bilim adamının ve sizin bu haberinizi sonuna kadar okumuş oldum
People
9
5) Fatma sarikaya (Bana kalsin)
02.11.2017 20:31:57
Calisani insan olarak gorebilsek.belki kazalarda cok olmaz di.bedene ne kadar yuk verirsen okadar coker.vardiyeli degisimli parttaim olabilir.insana insan oldugunu ve robot olmadigini hissetirmeli onu dayaniklik testinden gecirmeli.yukler azaldikca insan saglikli huzurlu verimli olur.robot gibi yasamayi degilde.nasil saglikli verim alabiliriz diye uygulamalara gecmeliyiz.ki tukenmislik olmaktan kurtulmus oluruz.once insan ve saglik lutfen..
.
People
19
6) m. murat (dr)
02.11.2017 16:08:21
Düzenli uyku öneriyorlarmış! Tükenmişlik sendromunun belirtilerinden biridir uykuya dalmada zorluk ve uykusuzluk. Esas sorunu kaldırmadan, belirtiler kalksın deniyor, inanılmaz!
People
22
7) m. murat (dr)
02.11.2017 16:05:54
Düzenli uyku öneriyorlarmış! Tükenmişlik sendromunun belirtilerinden biridir uykuya dalmada zorluk ve uykusuzluk. Esas sorunu kaldırmadan, belirtiler kalksın deniyor, inanılmaz!
Liyakat olmayınca tabi böyle tuhaf tuhaf şeyler okuyoruz..
People
17
8) m. murat (dr)
02.11.2017 16:02:00
Araştırmanın sadece Van'da yapılması medeni hal ile ilgili saptamayı geçersiz kılıyor. O bölgeye giden çoğunlukla yeni mezun, mecburi hizmetten ötürü evliliği ertelemiş kesimdir.
People
25
9) m. murat (dr)
02.11.2017 15:53:54
Evli ve çocuk sahibi olmak, mesleği isteyerek seçmek tükenmişlik sendromunu azaltıyormuş! İnanılmaz!!
Sanırsın ki, sağlıkçıların %90'ı bekar ve internet bağımlısı. İnterneti kötüleyecek tabi, sansür yok ya, iktidar progandası bombardımanı yapılamıyor ya, TV bağımlılığı neden yapmıyor?..
Ailesine yeterince zaan ayıramadığı için hatta uzunca bir süre ayrı kalmak zorunda olduklarının verdiği acı da var.
Ayrıca hobiyle uğraşacak zaman mı bırakıyor sistem?!

İdeolojik bir araştırma...
People
20
10) RKTR (Uzm)
02.11.2017 12:42:08
Doktor Hanım’ın söyledikleri genellikle doğru olmakla birlikte, önemli bir eksiği var: Türkiye’deki patolojik Tıp Hukuku sisteminin doktor psikolojisini son derece olumsuz etkilediğini de söylemesi gerekirdi.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori
26.10-25.11ÖZEL KIRIKHAN BİLİM HASTANESİ - NÖROLOJİ UZMANI ARANIYORPersonel Arayanlar
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer
14/03-18/03Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi (UASK) 2018GÖĞÜS...ANTA