Hekimlerin cerrahi branşlara ilgisi azalıyor
İlkbahar dönemi Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonuçlarına göre, Türkiye'de hekimler daha çok dermatoloji, göz ve radyoloji gibi cerrahi gerektirmeyen bölümlere yöneldi.
Hekimlerin cerrahi branşlara ilgisi azalıyor
27 Ağustos 2015 12:07 -

ÖSYM'nin 2015 ilkbahar dönemi Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonucu 3 bin 854 aday 2 bin 859 kontenjan için tercih yapma hakkı kazandı. Bu adaylardan 2 bin 690'ı aldıkları puanlara göre en uygun tercihlerine yerleştirildi, 169 kontenjan ise boş kaldı.

TUS'da ilk 100'e giren adaylardan 23'ü dermatoloji, 18'i göz hastalıkları, 16'sı radyoloji, 12'si fiziksel tıp ve rehabilitasyon bilim dallarını tercih etti.

Başarılı öğrencilerin tercihlerinde cerrahi gerektiren bilim dallarına yer vermemesi nedeniyle bu branşlardaki yerleştirme puanları da düştü.

Türk Cerrahi Derneği Genel Başkanı ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Erbil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cerrahi branşların zor ve riskli olduğunu söyledi.

Türkiye'de normal komplikasyonların bile basın aracılığıyla kamuoyuna "hekim hatası" olarak yansıtıldığını öne süren Erbil, "Tabii biz 'hekim hata yapsın' demiyoruz, yapmasın. Ancak cerrahi ağır bir ihtisas. Hekime karşı da son yıllarda artan şiddet var. Özellikle bu cerrahi branşlarda yaygın. Ölen arkadaşlarımız bile oldu. Bu nedenle hekimler 'Ben niye başımı derde sokayım, riski olmayan branşı seçerim' diyor" ifadelerini kullandı.

- "Tıbbi davalar için ihtisas mahkemeleri kurulmalı"

Tıbbi davalar için özel ihtisas mahkemeleri kurulması gerektiğini vurgulayan Erbil, "Türkiye'de bu tür davalara ceza mahkemeleri bakıyor. Ancak her vaka kendi içinde özeldir. Bu tür davalara bakacak özel ihtisas mahkemeleri kurulması gerekir" diye konuştu.

Türk Nöroşirürji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kayseri Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Suat Öktem ise hekimlerin ortalama 24 yaşına kadar süren öğrencilik dönemlerinde bütün branşlarda eğitim aldıklarını ve bunların zorluklarını yakından gördüklerini kaydetti.

Cerrahinin zor olmasının yanında riskli de bir branş olduğunu ifade eden Öktem, çeşitli nedenlerle cerrahi branşlara ilginin azaldığını belirterek, "Eskisi kadar cerrahi branşlara ilgi gösterilmiyor. Bizim çocukluğumuzda çok ciddi kalp, beyin ve genel cerrahi ameliyatları yurtdışında yapılırdı. Şu anda Türkiye'de yapılmayan ameliyat yok. Burada dünyanın en iyi cerrahları var, çok tecrübeliler" dedi.

Hem tıp hem de hukuk fakültesi mezunu meslektaşları bulunduğunu kaydeden Öktem, hekimlere yönelik açılan davalara bu kişilerin de içinde olduğu özel mahkemelerin bakması gerektiğini savundu.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) RKTR (Uzm)
20.09.2015 18:28:05
Temel amaçları: TAZMİNAT YOLUYLA, SİZDEN PARA KAZANMAKTIR. Bunun için de tek çareleri, sizi mutlak suçlu göstermektir. Bu açgözlüler için, aslında kusurlu olup olmamanız farketmez. Dediğim gibi tek amaçları vardır: sizi ne şekilde olursa olsun, suçlu göstermek, bunun için gerekirse yalan söylemek, “suçluluğunuzu” resmi olarak mahkemeye onaylattırmak, yani mahkumiyet kararı çıkarttırmak, ve sizden alabilecekleri kadar çok para almaktır. Hayatınızın mahvolması, bunlar için hiçbir şey ifade etmez.

People
0
2) RKTR (Uzm)
02.09.2015 01:43:47
Sn. Osman D (Doktor),
Mükemmel saptamalarınız için teşekkürler .. İnşallah gençler madde madde özetlediğiniz sorunları iyice okur ve anlamını idrak ederler.

Böyle diyorum, zira hala tehlikenin farkında olmayan o kadar çok genç hekim var ki. Akıllarının başlarına gelmesi için mutlaka bir felakete uğramaları mı lazım ? Eğer biz insanları bu ülkedeki hukuk sisteminin başlarına neler açabileceği konusunda uyarmazsak, görevimizi yapmamış oluruz.
People
0
3) bozeren (uz dr)
01.09.2015 10:39:23
hepiniz benim bulunduğum noktaya geleceksiniz. ama er, ama geç.
People
0
4) Osman D (Doktor)
01.09.2015 09:29:06
Yeşim Hoca'nın tespitlerine katılıyorum. Tıp'ta cerrahi branşlardan ciddi bir kaçış var. Böyle giderse yakında halk ameliyatını yaptıracak iyi cerrahı mumla arayacak. Bunun için acilen önlemler alınmalı. Neler derseniz? Aklıma ilk çırpıda geliveren bazılarını hemen yazayım:
1. Sistemde cerrahı salak yerine koymaktan vaz geçmeliyiz. Devlet hastanelerindeki katkı payı puanlarında bile cerrahı mağdur ediyor. Sistem, poliklinikte mavra yapan, gelene gidene selam verip çayını içeni ödüllendiriyor. Ameliyathanede riske girip terleyeni cezalandırıyor, salak yerine koyuyor. Örnek mi: Diyelim üniversitede cerrah riskli bir ameliyat alsın. Ameliyatın puanı da 1500 olsun. En az iki cerrah o ameliyata sekiz saatini veriyor. Sonuçta da o puanı sadece birisi alabiliyor. İkincisi ise havasını alıyor. Bu sırada iki tane dahiliyeci yan yana iki poliklinikte kolesterol ve şeker hastalarından oluşan 1000 er kişilik birer demet yapıyorlar. Her ay gel-git, gel-git. Günlük 70 er hastaya birer tetkik isteseler aynı puanı ayrı ayrı alıyorlar. Diğer yandan sistemde dahili bölümlerin öksürdüğü puan. Dahiliyecinin viziti puan, yoğun bakımı puan, indiği puan, çıktığı puan. Cerrah da aynı bu işleri yaptığı halde puan yerine yine tertemiz havasını alıyor. (Oysa cerrahların da pankreatit, derin ven trombozu gibi medikal tedavi yaptıkları hastaları oluyor.)
2. Gece nöbetleri de her iki sınıf bölüm arasında ciddi fark gösteriyor. Bir dahiliyeci gece 02.00 de bir acil hastayı kabul etse, çoğu kez yaptığı iş bir fizik muayene ve 10 kalem ilaçtan oluşan bir order yazmak oluyor. O da onun en fazla 30 dakikasını alıyor. Ancak, bir cerrah aynı hastayı almakla kalmıyor, sabaha kadar da ameliyatını yapıyor. Tabii, sistemde gece yarısı gelip, sabaha kadar ameliyathanede stres içinde terlemenin de bir karşılığı yok. Cerrah burada da salak yerine konuluyor. Sistemdeki bu tür adaletsizlikler süratle düzeltilmelidir.
3. Maalesef dahili bölümlerde hastayla çoğu kez direkt bir temas olmuyor. Ya da hasta zaten kliniğe kötü bir durumda geliyor. Hasta aynı şikayetleri ile veya tabloyla defalarca yine aynı klinikte yatmış-çıkmış oluyor. O nedenle hasta yakınları ölümü daha ziyade Allah'tan biliyorlar. Oysa cerrahi bölümlerde ameliyathaneye yürüyerek giren hastanın iki saat sonra vefatı yakınları tarafından çok daha dramatik olarak algılanıyor. Davalara daha çok konu ediliyor. Sistem ise cerrahı bu aşamada da salak yerine koyuyor, korumuyor. Son yıllarda çıkarılan malpraktis sigortası ise tam bir komedi. Öyle bir durumda hem sigorta şirketleri ödeme yapmamak için elli dereden su getiriyorlar. Hem de halihazırdaki limitler zaten çok düşük. Sıradan bir tazminat davasını kaybettiğiniz zaman gecikme faizleri ile birlikte milyonu bulan rakamlarla karşılaşıyorsunuz. Oysa sigortaların ödeme limiti 400 bin lirayı geçmiyor. Diğer yandan tüm ülkedeki olaylarda bilirkişilik yapan tek bir Adli Tıp Kurumunun olması ve bu kurumdaki yoğunluk, çoğu zaman kararların üstün körü çıkmasına ve adaletin sapmasına neden olabiliyor. Bence bu kurumun işlevi bölgelerde oluşturulacak bilimsel kurullara dağıtılmalı ve bu amaçla en az onbeş-yirmi adet kurul oluşturulmalıdır. Ayrıca, kamuda çalışan hekimin işini kamu adına yaptığından hareketle, bu tür davalardan doğacak tazminatları devlet üstlenmeli, üstlenmeyecekse de cerraha hastayı kabul etmeme özgürlüğü tanımalıdır. Ayrıca hukuğa bu amaçla haksız yapılan başvurulara da karşı yaptırımlar getirilmelidir. Davayı kaybeden hasta ve yakını talep ettiği tazminat miktarını hekime ödemekle yükümlü olabilmelidir.
4. Bunlar yapılır mı? Samimi olmak gerekirse yakın gelecekte ben umutsuzum. Maalesef önceki bakanımız Sn. Recep Akdağ tarafından geliştirilen "hasta hakları", hekimi şikayet sistemi ve malpraktis davaları sistemde en çok cerrahları vurdu. O nedenle ben kendi adıma cerrahi kliniklerden kaçan genç arkadaşları tümüyle haklı buluyorum. Sonuçta su yatağına akıyor ve sistem de ülkede suyun yatağını o yönde kazdı. Ben kendim cerrahım. Ancak şu anki aklım olsa, dünyaya bir daha gelsem, kesin kez cerrah olmazdım. Köyde pratisyen hekimliğimi yapar, yine olmazdım. Bu hali ile de genç arkadaşlara kesinlikle tavsiye etmem. Hayatta huzurlu ve mutlu olmak istiyorlarsa bu pis işlerden uzak dursunlar.
En derin saygılarımla...
People
0
5) fer (dr)
30.08.2015 09:40:16
bu işi allah güzel gösteriyor..halka hizmet hakka hizmet..insana güzel gözüküyor aklı yok bu işin...
People
0
6) Oh canıma değsin (S.ç.)
29.08.2015 23:18:40
Üst düzey devlet memurlarını ve zenginleri ameliyat eden, Bir ameliyatı 200 bin tl ye yapan özel hastaneler ve doktorlar kalacak sadece. Ben nasıl olsa kendimi ve sevdikleirmi ameliyat ettirecek adam da para da bulurum. Hem cahil, hem fukara, hem saldırgan olanlar var ya, onlar düşünsün. İnşallah göreceğiz o günleri.
People
0
7) m. murat (eskiden doktordu)
27.08.2015 15:56:09
bigmücahid eskiden birincilerin tıp yazmadığını, şimdilerde neden tıp yazdığına anlam verememiş. Nedenini ben söyleyeyim. Ülkedeki büyük işsizlik sorunu birincileri iş garantili mesleğe yöneltiyor. Tıpkı atanamayan öğretmenlerin g.doğu'da hain bir saldırıya kurban olabileceğini bile bile polisliği seçmek zorunda kalması gibi. "Efendim mezun olduğun üniversite Bilkent, Odtü gibi olsun, seni havada kaparlar" efsaneleri geride kaldı. Geçenlerde bir iş adamı "iş arayanların cv'inde üniversite mezunu olanları hemen çöpe atıyorum. Bana üreten meslek lisesi mezunu eleman lazım." demişti... Bu durumu özetliyor sanırım.
People
0
8) bigmücahid2002 (hekim )
27.08.2015 15:38:19
Kamil omur'un dediği gibi 12000 kontenjanlılar da TUS'a girmeye başladığında her şey eskisi gibi olacak. Bunlar eksik ve yetersiz yetiştiği için dünya kadar malpraktis ve davalardan zengin olan avukat ve hasta yakınları. Dışarda işsiz dolaşan hekimler ve mutsuz bir hekim ordusu.
People
0
9) metin kurşunoğlu (doktor)
27.08.2015 14:09:45
cerrah olmak=25 sene okumak + ömür boyu gece gündüz ameliyat
cerrah ortalama geliri=5-10 bin
ortalama basında geçen tazminat miktarları=500.000-1.500.000
zorunlu mesleki sigortanın ödediği oda yılda sadece tek davada ki yılda tek ameliyat yapan cerrah var mı? maksimum değer=400-450.000
şimdi bu şartlar altında cerrah olmak isteyenler el kaldırsın
People
0
10) bigmücahid2002 (hekim)
27.08.2015 14:01:12
Ali Muslu bey, devlet kadro açtıkça cerrahi ve kadın doğumu yazan hep olacaktır ama 50 puanın altı alır ancak. Bu da idealist olmayan kadroların bu kıymetli yerleri doldurmalarına neden olacak haliyle. Bu da çok önemli değil bu Cerrahlar hastaya dokunmaya korkacak , risk almaya korkacak , herkes topu birbirine atacak ; olan vatandaşa olacak ; bir de malpraktis yasasından nasibini alan şanssızlara. Ben anlamıyorum , lise talebelerinin elinin altında artık internet var ; bu siteleri bulup bunları ogrenmiyorlar mı? Ben lisede iken bu siteyi okusam hayatta tıp yazmazdım. Ama her sene birinciler tıp yazıyor. Benim zamanımda bile Birinciler tıp yazmazdı, hayret. Şimdi geldiğimiz şu ortamda bir genç tıp yazıyor ise üstüne de cerrah oluyor ise hiç ağlamaya hakkı yok !
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)