Kimin kime daha çok ihtiyacı var: Doktorların mı hastaların mı?
Hastalar mı doktorlara, doktorlara mı hastalara daha çok ihtiyaç duyuyor? Modern tıpta hasta ile doktor ilişkisinde neler değişti, neler değiştirilmeli? İşte farklı uzmanlık alanlarından doktorlar ve hastalarıyla ilişkileri...
Kimin kime daha çok ihtiyacı var: Doktorların mı hastaların mı?
14 Eylül 2017 - MEDİMAGAZİN

MEDİMAGAZİN-Sağlıkta şiddet, sağlık çalışanlarının aşırı iş yükü ve malpraktis davaları sıklıkla gündeme geliyor, modern sağlık sistemlerinin doktor ile hasta ilişkisi üzerine olumsuz getirileri tartışılıyor, hasta ile doktor iletişiminin nasıl arttırılacağına ilişkin çözümler aranıyor. Dünya genelinde olduğu kadar Amerika’da da benzer sorunlarla mücadele edilirken, “İdeal Tıbbi Bakım Hareketi”ni ortaya atan Dr. Pamela Wible, bu konuda doktorların nabzını yokluyor. Dr. Wible’nin Medscape’te paylaştığı yazısını kendi ağzından veriyoruz:

Kimin kime daha çok ihtiyacı var?

Çoğu doktor mesleklerinin en tatmin edici yanının hastalarıyla kurdukları ilişkiler olduğunu söylüyor. Peki gerçekten de hastalar doktorlarıyla ilişki kurmak iletişim içinde olmak istiyorlar mı?

 

Bunu araştırmak için 122 hekimle biraraya geldim. Konuştuğum doktorların yüzde 42’si hastaların bu ilişkiye daha çok ihtiyacı olduğunu, yüzde 17’si asıl ilişkiye ihtiyaç duyanın doktorlar olduğunu söyledi. Yüzde 35’i her ikisinin de birbirine ihtiyaç duyduğunu, yüzde 3’ü cevabın uzmanlık alanına ve durumlara bağlı olarak değişiklik göstereceğini ve bir diğer yüzde 3’ü de ne doktorun ne de hastaların karşılıklı bir ilişkiye ihtiyacı olmadığını ifade etti.

Hastaların ihtiyaç duyduğuna dair argümanlar

 

Dahiliye Uzmanı Allan Kelly, "Hastalar çoğunlukla doktorlara bağımlıdırlar, bu yüzden asıl iletişime ihtiyaç duyan onlardır.” diyor. Birçok hekim için, hasta ziyareti yalnızca ekonomik bir işlemdir, yaşamını idame ettirebilmek için saygın bir yoldur. Eğer tedaviye ihtiyaç duyan hastalar varolmasaydı, doktorların da bir işi veya geliri olmayacaktı.

 

Ancak, yetenekli bir doktor ile acı çeken bir hasta arasındaki ilişki, kendi alanında eşsizdir; hatta kutsaldır; yüzeysel kalan finansal ve fiziksel etkileşimleri aşarak daha derin olan duygusal ve manevi bir bağlılık sağlar.  

 

Aile hekimi Steven Powell, "Bence hastanın bu ilişkiye daha çok ihtiyacı var. Ben ise bu ilişkiye manevi bir tatmin elde etmek için ihtiyaç duyuyorum. Bu etkileşim diğer çoğu insandan insana etkileşimden daha güçlü. Hastalarım için iyi olanı diliyor ve onlar için yapabileceğimin en iyisini yapıyorum, hatta bazılarını eve gittiğimde de aklımdan çıkaramıyorum ama onlara karşı sürekli bir bağlılığım söz konusu değil. Bunun bir kanıtı da şu: Geçtiğimiz günlerde, 10 yıldır tecrübe ettiğim aile hekimliği mesleğimden ayrıldım. Hastalarımdan veda mektupları aldım, çoğu gözyaşları dökerek ve hayalkırıklıklarını dile getirerek yanıma geldi ve bu haftalarca böyle devam etti. Hastalarımın bu denli bir bağlılık geliştireceği aklımın ucundan bile geçmemişti, oldukça etkilenmiştim ama asla onlar gibi içimden bir ağlama isteği gelmedi, çünkü yıllardır ayrılacağım gün için beklemiştim ve asla pişman değildim." diyor.

 

Bir başka Aile Hekimi Kevin Bluemel ise şu düşünceleri paylaşıyor, "Birinci basamak hekimi olarak, hastalarımla benzersiz bir ilişki kuruyorum. Kimseyle, hatta bazen eşleriyle bile konuşamayacakları şeyleri onlarla konuşuyorum. En derin sırlarını öğrenmeye, ellerimi bedenlerinde gezdirmeye iznim var. Ancak bu hassas ilişki onlar açısından sadece benimle kurulsa da, benim açımdan yüzlerce hatta binlerce hasta için kuruluyor. Bu yüzden hastaların, doktorların olduğundan daha fazla ilişki kurmaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.".

 

Bu tespit oldukça doğru. Doktorlar binlerce hastayla ilişki içerisindeyken hastalar sadece birkaç doktorla iletişim kuruyorlar. Psikiyatri Uzmanı Lamis Jabri, "Hastalarımıza hizmet etmek için buradayız. Elbette bizim de onlara ihtiyacımız var ancak biz her zaman yeni hastalar bulabiliriz, ancak onlar her zaman yeni doktorlar bulamazlar.” diyor.

 

İş yükü artan doktorlar, bilgisayardan başını kaldıramıyor, dökümanlar içinde boğuluyor ve dolayısıyla hastalarıyla iletişim kurmaya vakit bulamıyor. Bir Acil Tıp Doktoru olan James Speed, "Bürokratlar, sigorta şirketleri ve avukatlar hekimlerin aldığı bir miktar ücret dışında herhangi bir fayda sağlamasına izin vermiyor, hatta onu da ellerinden almaya çalışıyorlar. Hastalar ise sadece bakımın devamlılığını, hiç sekteye uğramadan devam etmesini istiyorlar. Benim dünyamda, acil bölümünde, bir hastayla sağlıklı bir ilişki kurmak asla mümkün olmuyor. Böyle bir iletişim için zaten çok yorgun oluyorum.” diyor.

 

Psikiyatri Uzmanı Lisa E. Goldman ise "Kimin kime daha çok ihtiyacı var?” sorusuna “Cevap hasta olsa iyi olur, yoksa doktor olarak büyük bir sıkıntıya girerdim. Çoğu zaman duygusal, psikolojik ve fiziksel ihtiyaçlarımı hasta ile ilişkimin dışında bırakmam gerekiyor. Somut gerçeklikte manevi ihtiyaçlarımı hastalarımdan karşılamam gerçekçi ya da mümkün değil. Fakat, hastalarım teklif ettiğim yardımı kabul ettiğinde bir şekilde ihtiyacım olanı vermiş oluyorlar. Her hastadan sevgi, onaylama ve saygı beklemek işimi yapmamı imkansız hale getirir, ama olursa da elbette mutlu oluyorum. Benim de ihtiyaçlarım var, ancak hiçbir hasta bireysel olarak bunları karşılamak zorunda değil, karşıladığı takdirde de hastalarımı suistimal etme riskiyle karşı karşıya kalırım.” cevabını veriyor.  

 

Doktorların ihtiyaç duyduğuna dair argümanlar

 

 

İsmini vermek istemeyen bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, “Doktorların hastalarla ilişki kurmaya daha çok ihtiyacı var, çünkü hastalar çorap değiştirir gibi doktor değiştirebiliyor, ama doktorlar kendilerini her ne kadar yeryüzünde bulunan en iyi doktor olarak görseler de hastanın hayatında ancak küçük bir yer teşkil ediyor. Hastalarımın ihtiyaçlarını, ailemin ve kişisel yaşamımın önünde tutmama rağmen, tedavi ortasında başka meslektaşlarıma tercih edildim, hatta malpraktis davalarıyla karşı karşıya geldim. Bu sebepler yüzünden artık sahada görev yapmıyorum. Eğer dostluk veya vefa aradığınız bir ilişki için bakınıyorsanız, ortada potansiyel bir kalpsizlik olduğunu unutmayın.” ifadelerini kullanıyor.  

 

Dahiliye Uzmanı Rex Mahnensmith ise, "Hekimlerin bu ilişkiye daha çok ihtiyaçları var. Bu ilişki içten gelir, mekanik veya robotik değildir. Aslında böyle samimi bir ilişki hastayı, ‘herkese uyan’ teşhis yaklaşımlarından korur, hastalık olmadığını hasta olduğunu öğretir. Bu da malpraktis davalarının sayısını azaltır. Hastalar genelde iyi bir ilişki içerisinde oldukları doktorları hata yapsalar bile şikayet etmezler. İletişim odaklı tıp, performans odaklı tıptan daha tatmin edicidir. Hastalarla yüksek kalitede bir ilişki kurulamadan doktor yeteneklerini tüm kapasitesiyle gösteremeyecektir. Böyle bir ilişki yoksunluğunun hekimlerde hoşnutsuzluğa ve içten içe kızgınlara yol açarak iyilik hallerinde ve benliklerinde bozulmalara sebep olduğunu düşünüyorum. Bu da beraberinde anksiyeteyi, depresyonu getiriyor, özsaygılarını ve kendilerine verdikleri değeri yitirmelerine yol açıyor." diyor.

 

Karşılıklı bağımlılığa dair argümanlar

 

Aile hekimi Chris Hatlestad, "İlişkiler tek kişiden ibaret olamaz, karşılıklıdır. Her iki grubun da farklı ihtiyaçları, beklentileri ve rolleri bulunuyor. Bazı hastalar teşhis ve tedavi mekanizmasının işletilebilmesi için daha fazla güvenceye, rehberliğe, merhamete ve empatiye ihtiyaç duyar. Sağlıklı bir iletişim kurulamadığı takdirde her iki grup da acı çeker, nüfus yönetiminin kurbanı olduğu bireysel bakımdan uzaklaşan sağlık sistemleriyle, hasta ve hekim arasındaki bu keyif verici ilişki de ortadan kayboluyor.” diyor.

 

İsmini vermek istemeyen bir hekim ise modern tıbbın yarattığı bu iletişim sorununun doktorlarda daha fazla anksiyete ve depresyona yol açtığını söylüyor.

Peki hastalar gerçekte ne istiyor?

 

Çoğu hasta aslında sadece iyi olacaklarını, ölmeyeceklerini duymak istiyor. Genellikle sağlıklarıyla ilgili tüm sorumluluğu doktora yüklemekten hoşnut oluyor ve iyileştikleri sürece özel bir ilişkiye de ihtiyaç duymuyorlar. Ancak doktorlar perspektifinden bakacak olursak, çoğu hekim özsaygı ve tatmin duygusu için hastalarla ilişki kurmaya ihtiyaç duyuyor. Belki de hekimlerin bir ilişkiden ziyade onaylanmaya gereksinimi var. Tabi ki hastalar, doktorların böyle bir onaylanmaya ihtiyaç duyduklarına dair bir fikir sahibi değiller ve doktorlar da performans baskısıyla, verim endişesiyle hep bir ilişki kurmanın uzağında kalıyorlar.

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
2
1) Kamil Tas (Hekim)
16.09.2017 19:46:14
Tabi ki hastaların doktora ihtiyacı var. Her zaman böyle olmuştur. Eskiden sadece genel cerrahi tüm ameliyatları yaparken sonradan branşların bilgi yükü artınca KBB, kadın doğum gibi Branşlar oluştu diğer yandallar da ihtiyaca göre oluştu. Yani hastası olmayan bir branş oluşmamıştır bunun istisnası belki uzay hekimliği filandir o bile ihtiyaca göre oluşmuş bir branş.
People
3
2) Mustafa D. (Acil Asistanıydı)
15.09.2017 20:56:26
Hekimin Emeğinin Karşılığı (iş doyumu+Refahı) = Birim hizmet ücreti (azaltma stresör) x (hasta sayısı x maaş katsayısı) + Maaş

SONUÇ: Negatif defansif tıp (gereksiz tetkik, riskli hastayı ortada bırakma), yozlaşma, tükenmişlik, ekonomik mobbing, iş sağlığı ve güvenliğimizin yok olması, meslek hastalıkları, iş kazaları (yüksek arz sebebi ile düşen muayene süresi sonucu oluşan malpraktis ve artan sağlıkta şiddet)

Dünyanın yaşlanması ve mevcut aciliyet algımız sorunları derinleştirecektir. Acil servislere başvuran hasta sayısımız “y=ax2+bx+c” formülünden hesaplanacak olursa 2025-2050 yılına kadar bu sağlık politikasının sürdürülemeyeceği açıktır. Değişmekte olan morbidite ve mortalite değişimlerini göre ülkemizin ihtiyaçlarını tanımlamak ve bu dönüşüme hazırlanmamız gerekir. Fiziksel gücü azalan ülkemin katma değeri yüksek teknolojilere yönelmesi ve değişirken ahlaktan asla ödün vermemesi gerekir. İnsan hiperbolik bir fonksiyondur.
Acil tıp, ortopedi ve tarvmatoloji, nöroloji, kardiyoloji, dahiliye, psikiyatri ve fizik tedavi gibi yaşlılarla yakın temasta olan uzmanlık alanlarında yan dallar oluşturulmalıdır. Mevcut acil sağlık sistemimize yapılan talep, sağlık çalışanlarının birim zamanda satabileceği fizyolojik rezervleri çoktan aşmıştır.
People
6
3) RKTR (Uzm)
15.09.2017 18:14:43
Amerika’da malpraktis davaları nedeniyle mesleği bırakma oranı % 13’lere ulaşmış. Ki, oradaki yargılanma koşullarının Türkiye’den daha iyi olmasına, davaların çok büyük bölümünün (% 88) doktorların lehine sonuçlanmasına, ve haksız çıkan müştekilerin resmen canına okunmasına rağmen (doktorların karşı dava açma hakkı var).

Tüm arttırma çabalarına karşın, ülkedeki doktor sayısı da azalıyormuş. İnanılmayacak gibi gelebilir, ama malpraktis korkusu nedeniyle onkolog, kadın-doğumcu, beyin cerrahı filan bulunmayan küçük kentler var A.B.D.’nde. Doğum yapmak için 500 km araba yolculuğu yapan kadınlar var. Birkaç sene önce okuduğum bir şey beni çok etkilemişti: Bir onkolog, çalıştığı eyaletteki malpraktis uygulamalarının ağırlığı ve buna bağlı olarak sigorta primlerinin aşırılığı nedeniyle yasaların biraz daha yumuşak olduğu başka bir eyalete gitmeye karar veriyor. Fakat bulunduğu kentteki son onkolog kendisi, o da gidince kanser hastaları ortada kalacaklar. Zavallı hastalar adamın yıllık 50.000 (evet, yazıyla ELLİBİN) dolar tutan malpraktis sigortasını aralarında toplayıp onu kalmaya ikna etmeye çalışıyorlar. Keşke link’ini saklayıp burada verseydim.

Amerika’da dava açılma korkusu ile tıp doktorlarının uygulamak zorunda kaldığı Defansip Tıp’ın ülkeye maliyetinin yıllık en az 200 milyar dolar olduğu hesaplandı. Fazladan alınan X ışını, opak madde ve antibiotiklerin uzun vadede halka vereceği zararları bile saptamaya çalışıyorlar. Şimdi Amerika avukatların yol açtığı bu ürkütücü sorunlar yumağını çözmeye çalışıyor.

Aşağıda aylardır sigorta yaptıramaktan yakınan meslektaşı da çok iyi anlıyorum. Daha önceden böyle olacağını aynen bildirmiştim: TÜRKİYE’DE SİGORTA ŞİRKETLERİ MALPRAKTİS DAVALARINDA CİDDİ ZARARDALAR; bunu da devlete defalarca söylediler. Adam bir poliçeden taş çatlasa 100 lira kazanıyor; ama doktor dava yedi mi, 1 milyon lira ödüyor. Buna kim dayanabilir ? Haklı olarak primlerin çok artmasını talep ediyorlar. Ve kaybedilen davalarda da ödeme yapmama yolları arıyorlar. Poliçelerdeki tüm o “klozlar” vb ne için, hiç okuyan var mı ? Şirketler, çok ciddi bir malpraktis prim artışı elde edene kadar da bu tutumlarını sürdüreceklerdir. Bence primlerin yakın zamanda birkaç misline çıkması beklenmeli.

Evet, hayırlı olsun. Başka konularda olamadık, ama tıbbi davalarda “Küçük Amerika” olma yolunda hızla ilerliyoruz.
People
17
4) hakan (uzm dr)
15.09.2017 16:55:32
İnsanın insana ihtiyacı var. Ama hekimlerin zorunlu hekimlik sigortasına ihtiyacı var. Medimagazin bununla ilgili de haber yapsa iyi olur. Çünkü hiçbir sigorta şirketi zorunlu sigortayı yapmıyor, 2 aydır sigorta yaptıramadım.
People
11
5) ali kel (seyyar satıcı)
15.09.2017 14:42:32
Peki bu doktorlar hiç hasta olmuyor mu?
Soruyu soran doktorların androit falan mı olduğunu düşündü acaba..?
Doktor doktora,hemşire doktora,doktor hemşireye....insan insana...
Geçen günde pilotlar mı havalı ,doktorlar mı havalı diye bir soru sorulmuştu medimagazinde....bu nasıl bir ruh halidir bilen varsa beri gelsin.
People
7
6) aydin sinal (hekim)
14.09.2017 16:34:44
ABD lerindeki saglik sistemi komsusu kanada dahil hicbir Avrupa ülkesine benzemez,hele Türkiye saglik sistemine hicmi hic benzemez,ABD lerinden gelen bu gibi haberler sadece bir günlük bilgi seklinde kabul edilmeli,Türkiye saglik sistemi ve Hekimler acisindan bir örnek teskil etmez,
benim anlamadigim nicin Türkiyede devamli ABD lerinden örnekler verilir de Türkiye saglik sistemine benziyen Avrupa ülkelerinden örnekler verilmez?
en basiti "agbi ABD lerinde bir cerrah yilda milyon dolar kazaniyormus!!??) diyene "oglum buralarda heba olacagina oraya gitte ihya ol "demek lazim.selamlar
People
15
7) Ayt12 (Uzm.)
14.09.2017 15:41:05
Tamamı ile retorik olan bu konuyu okuyunca, aklıma horozun hikayesi geldi. Bir gün bir horoza sormuşlar: "Tavuk mı daha önce vardı, yumurta mı ?" Horoz hiç düşünmeden: "Ben polemiğe girmem, işimi halleder geçerim" demiş.
People
12
8) bigmucahid (hekim )
14.09.2017 15:09:52
Yani gerçekten hayret. İsminin önünde Prof olan araştırmacıların yaptığı zevzekliğe bak. Bu ne saçma bir şey ? Yahu hastalık var ki mecburen doktora başvuruyor insanlar. Doktor da ekmek parasını burdan kazanıyor. Hasta mı doktora muhtaç , doktor mu hastaya diye salak bir soru olur mü yav? Gecen bir habere yorum yapan Dr Rumuzlu şahısla aynı kafadan olsa gerek bu araştırmacılar. Halkın yüzde 51'i ak partiye oy verdiğine göre sağlık personelinin yüzde 51'i de ak partiye oy vermiştir. Öyleyse sağlık Personeli şiddet görmeyi hak ediyor !!??? Bunu yazan üniversite mezunu bir doktor ! Okumak cehaleti götürür ama eşşeklik Baki kalır demişler ama bu elemanın ne cahilliği gitmiş ne eşşekliği
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer
21/09-24/092017 Dünya Gestasyonel Trofoblastik Hastalıklar KongresiGENELİSTA
21/09-24/093.Uluslararası 4.Ulusal Ebelik KongresiDİĞERANKA
21/09-24/093.Uluslararası 4.Ulusal Ebelik KongresiDİĞERANKA
27/09-01/1011.Aile Hekimliği Güz OkuluAİLE...ANTA
19/10-22/104.Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik KongresiGENELANTA
22/10-25/106. Puader KongresiÇOCUK...ANTA
02/11-04/11TMFTP Ultrasonografi KursuRADYOLOJİİSTA