Türkiye’de Hekim Olmak – 7: Yılmamak, yıkılmamaktır
Ankara Ceza ve İnfaz Kampus Devlet Hastanesinde ortopedi ve travmatoloji uzmanı olarak görev yapan Opr. Dr. Mehmet Ali Tokgöz “Türkiye’de Hekim Olmak yılmamak, yıkılmamak” dedi
Türkiye’de Hekim Olmak – 7: Yılmamak, yıkılmamaktır
14 Ekim 2019 - MEDİMAGAZİN

Ankara Ceza ve İnfaz Kampus Devlet Hastanesinde Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı oalrak görev yapan Opr. Dr. Mehmet Ali Tokgöz, aynı zamanda Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde de haftada iki gün görev alıyor. Türkiye’de hekim olmayı “yılmamak, yıkılmamak” olarak nitelendiren Tokgöz, tıp eğitiminden itibaren gelen mesleki zorlukları herkesin bildiğini dile getirerek “Hekimliğin zorluklarının yanında insana verdiği manevi haz, çalışmalarımızda bizi motive ediyor.” dedi.

Hekimliğe ilgisinin; bir arkadaşının Gülhane Askeri Tıp Akademisinde doktorların siyah pelerinlerle gezdiğini söylemesi üzerine çocuk yaşta başladığını dile getiren Tokgöz, üniversite tercihlerinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini yazdığını ve tıp fakültesinde okumaktan mutlu olduğunu ifade etti.

Asistan eğitiminde hizmet sağlayıcı ve eğitim arasındaki dengenin düzgün sağlanamadığını ifade eden Tokgöz, nöbet yoğunlukları gibi sağlık sisteminin sorunlarının asistanlara da yansıdığını belirtti. Asistanlığın uzmanlık eğitimi alınan aşama olduğunu hatırlatan Tokgöz “Asistanlıkta, eğitimin şu an olan durumundan daha ön planda olması gerekir. Asistanların nöbetlerde işleri çeviren kişiler değil de orada eğitim görmesi gereken kişiler olduğunun farkında olunması gerekir. Bu farkındalığın sadece sağlık camiasında çalışanların değil halk üzerinde de oluşması önemli. İş ve eğitimin dengelenmesi, eğitimin hizmetten önde olması önemli. Bunlara ek olarak bilimsel araştırma faaliyetlerinin daha fazla olması gerekir. Tüm asistanlardan asistanlık eğitimi sonunda bir uzmanlık tezi yazması isteniyor. Ancak bu aşamada teşvik özellikle maddi anlamda istenilen seviyede değil.” dedi.

Ceza ve İnfaz Kampus Devlet Hastanesinde sevk zincirinin etkin olarak çalıştığını ifade eden Tokgöz, bu durumun hastanedeki iş yükünün azaltılması anlamında güzel bir örnek olduğunu vurguladı. Polikliniklerde hasta sayısı arttıkça hastalara ayrılan sürenin kısaldığına dikkat çeken Tokgöz “Gerçekten muayene olduğunu hisseden, derdinin dinlendiğini hisseden hastanın hekim poliklinik odasından çıktıktan sonra daha tatmin olarak evine gideceğini düşünüyorum. Tedaviye uyumu da arttıracağı kanaatindeyim. İstenmeyerek de olsa bu konuda yaşanan eksiklikler sorunlara neden olabiliyor. O yüzden sevk zincirinin çalışması hem hastalar hem de hastaneler ve hekimler açısından faydalı olacaktır.” dedi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde çok güzel günler geçirdiğini söyleyen Tokgöz, eğitim hayatı boyunca faal olduğunu, fakülte hocalarının da katkıları ile tıp eğitimi yanında farklı uğraşlarla da ilgilendiğini kaydetti. Tokgöz, fakültede öğrenci temsilcisi iken dekan yardımcısı olan Mikrobiyoloji öğretim üyesi Murat Özsan ile güzel diyaloglar kurduğunu belirterek “Mikrobiyoloji öğretim üyesi Murat Özsan ile dekan yardımcısı odasında yaptığımız uzun sohbetleri ben hiç unutamam. Hem hayat anlamında hem mesleki anlamında bana verdiği tavsiyeler paha biçilemezdi. O yüzden ben tıp fakültesinde geçirdiğim her sene hekim olmayı biraz daha sevdim. “ dedi.

“Her anından faydalanarak tamamladım tıp fakültesini”

Tokgöz, Atatürk döneminde tıp fakültesi öğrencilerinin eğitim için yurt dışına gönderildiğini ve Mustafa Kemal’in kendilerine bir telgrafla nasıl motive ettiğini şu sözlerle anlattı: “Mustafa Kemal Atatürk’ün yurt dışına gönderilen tıp fakültesi öğrencilerini teşvik etmek için bir telgraf çekiyor. Telgrafta şunlar yazıyor: ‘Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum. Alevler olarak geri dönmelisiniz.’ Bu sözü öğrendikten sonra mesleğime sarılma azmim daha da arttı. Ben bana soran herkese tavsiye ediyorum. Her anından faydalanarak tamamladım tıp fakültesini.”

“Beklentimiz toplumda şiddet olgusunun azalarak yok olması”

“Herhalde sözlü şiddete maruz kalmayan hekim yoktur” diyen Tokgöz bu durumun toplumda şiddetin genel manada artmasından kaynaklandığı kanısında olduğunu belirtti. Her gün farklı bir şiddet olayı ile karşılaşıldığını ifade eden Tokgöz sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazen bu şiddetin, hem hekimler hem de şiddete uğrayan  kişiler için ölümle ya da sakatlanma ile sonuçlandığını görüyoruz. Ortopedi ve travmatoloji olduğum için şiddete uğrayan kişilerin tedavisi de bizim karşımıza çok geliyor. Bizim karşılaşmak istemediğimiz, tedavi ederken içimizin acıdığı hasta grubu şiddete uğrayan kişiler. Bizim isteğimiz, beklentimiz toplumda şiddet olgusunun azalarak yok olması yönünde. “

İletişim becerisi derslerinde öğrenilen bazı şeylerin zaman ve yorgunluk sebebi ile uygulanamadığı anların olabildiğini dile getiren Tokgöz öz eleştiri yapmak gerektiğini belirterek “ Bazen karşımızdaki insanlar da hekimin içerisinde olduğu yoğunluğu anlayacak kafa yapısında olmayabiliyor.” dedi.

Toplumda oluşan “şiddete başvurursam işim hallolur” algısının sağlıkta da yaşandığına dikkat çeken Tokgöz sağlık okuryazarlığının artırılmasının önemine şu sözlerle vurgu yaptı:

“Sağlık okuryazarlığı eğitimlerinin halka yönelik olarak daha ulaşılabilir hala getirilmesi gerekir. Hekime yönelik iletişim becerisi eğitimleri, etkin dinleme, ben dili vs. eğitimleri devam etmesi gereken eğitimler. Aynı şekilde halkın da bu bilgi eksiğinin giderilmesi gerektiğini düşünüyorum. Halk da sağlık okuryazarlığı artırılır. Hekimlerin de iletişim becerilerini kullanabileceği vakti olursa sağlıkta şiddetin azalacağı kanaatindeyim.”

“Hekim olmaktan kaçmayın”

Tokgöz hekimlik mesleğine ilişkin olarak şunları kaydetti:

“Hekim olmaktan kaçmayın. Ama hekimliği tercih etme nedeniniz; iş garantisi, para vs. olmasın. Tıp eğitimi ve hekimlikten keyif almanız için insanların derdine derman olduğunuzu görmeniz ve tedavi sonucu iyileşmelerde aldığınız manevi haz da burada çok önemli. Hekimlik gerçekten çok zor. Çalışma şartları çok zor. Sahip olunması gereken bilgi birikimi ve el becerisi çok fazla. Bu işi sevmeyen insanlar hekimlik yaparken de mutlu olmuyorlar.  Tercih edecek kişilerin puana ya da paraya göre tercih yapmamaları ve kendilerini 30 sene sonra nerede görmek istedikleri çok önemli.”

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
7
1) Sadullah Sadomazot (Yıkılmayan doktor)
17.10.2019 01:02:36
Haz olmadan olmaz doktorluk, paraymış, güvenceymiş, işmiş bunların ne önemi var , yılmayın yıkılmayın sevin sevilin haz duyun ama en onemlisi , hazzın doruklarına çıkın sonra inin ama çok da durmayın zirve sarhoş etmesin ;)
People
3
2) Ahmet (Diş hekimi)
15.10.2019 11:20:09
Gece bekçisi ile aynı maaşı almaktır.. Dünyanın en geri kalmış ülkesinde bile göremezsiniz böyle bir durumu
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
23/11-23/11 Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal Kardiyo Onkoloji Toplantısı KARDİYOLOJİ İSTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
20/11-24/11 24. Prof. Dr. A.Lütfi Tat Sempozyumu DERMATOLOJİ ANTA
22/11-24/11 7. Uluslararası Ürojinekoloji Kongresi ÜROLOJİ İSTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA