Vahşi yaşam fotoğrafçısı ve sınır tanımayan doktor: 'Çılgın' bir endokrinologla inanamayacağınız röportaj
Hiç bilmediği ülkelerde gönüllü doktorluk yapan, nesli tükenmekte olan Afrika aslanları için mücadele eden, vahşi yaşamı fotoğraflayan, hem insan hem hayvan aşığı olan bir Türk kadın doktor, inanılmaz hayatını Medimagazin’le paylaştı.
Vahşi yaşam fotoğrafçısı ve sınır tanımayan doktor: 'Çılgın' bir endokrinologla inanamayacağınız röportaj
01 Ekim 2017 - MEDİMAGAZİN

MEDİMAGAZİN-İç hastalıkları ve Endokronoloji Uzmanı Dr. Didem Dereli Akdeniz, hem doktorluk kariyerindeki hem de gönüllü olarak yer aldığı projelerdeki deneyimlerini Medimagazin’e anlatıyor. Sınır Tanımayan Doktorlar ve Lion ALERT gibi projelerde gönüllü olarak çalışan Uzm. Dr. Akdeniz, bir yandan da İzmir’deki kliniğinde mesleğini icra ediyor ve yurtiçi-yurtdışında alanıyla ilgili birçok bilimsel sunum gerçekleştiriyor.“İnsanların unuttuğu yerlerde vahşi yaşam sağ kalmış. Aşık oldum bu yaşama. Vahşi yaşam fotoğrafçılığı hobim ya da gerçek tanımı ile tutkum.” diyen evli ve bir çocuk sahibi Dr. Akdeniz’den maceralarla dolu hayatını dinliyoruz:

Kendinizi biraz tanıtır mısınız Didem Hanım?

1970 yılında İzmir’de doğdum. Ailemin tek çocuğuyum. Sanırım temelde hissettiğim evdeki yalnızlık duygusunu sokak hayvanlarının peşinde koşarak gidermeye çalıştım. Kendimi bildim bileli nerede bir kedi ya da köpek görsem peşine takılırım. İlkokulu TED Ankara Koleji’nde, Ortaokulu BAL’da, Liseyi ise İzmir Fen Lisesi’nde okudum. Üniversite sınavında Türkiye 6.’sı olduğum halde Ege Tıp tek tercihimdi. Okul hayatım süresince çok iyi derecede İngilizce, iletişim kurmamı sağlayacak kadar Almanca öğrenme şansına sahip oldum. Bugünkü aklım olsaydı o yıllarda daha çok yabancı dil öğrenirdim. Ailenin uyumlu ve çalışkan çocuğu görünümüne uymayan içimdeki çılgın ve isyancı tarafım tüm üniversite hayatım boyunca Greenpeace gönüllüsü olarak yüzeye çıktı. Tıp Fakültesi bitti. Dahiliye ihtisası, Endokrinoloji yan dal ihtisası, evlilik, çocuk derken hayatın içinde kayboldum. Sonra 40 yaşımda hayatımda bir atom bombası patladı ve parçalara ayrıldım. Kendimi arama yolculuğuna çıktığımda bulduğum ben, çok farklı biri oldu, ya da belki özüme döndüm. KENDİMİ ararken KEDİMİ buldum ( adı “Washa”). Sınır Tanımayan Doktorlar üyesi oldum. Pek çoğunuzun hatta benim bile adını bilmediğim yerlerde yerli halklara gönüllü doktorluk yapıyorum.

 

Gezmeye tam olarak ne zaman başladınız?

Dediğim gibi subay bir babanın kızıyım, bu sebeple ülkenin çeşitli yerlerine görev nedeniyle atanan babamın peşinden gittiğimiz ve oralardan yuvamız İzmir’e döndüğümüz bol seyahatli bir hayatım oldu. Küçüklüğümden beri yollarda arabayla seyahat etmek rutinimin bir parçasıydı, eski virajlı yollarda araba beni korkunç tutsa da hep içimde yeni yerler keşfetme tutkusu hissettim. Hayatımda yurt dışına ilk defa 30 yaşında çıktım. Sonra bir daha da giremedim galiba. İşin esprisi bir yana dünyayı gezme tutkum sınır tanımayan doktorlarla olan gezilerde iyice alevlendi. İnsanların unuttuğu yerlerde vahşi yaşam sağ kalmış. Aşık oldum bu yaşama. Bu şaheser yaşamı, kendi gözlerinizle görmeden tam anlamıyla sizlere anlatabilmem imkânsız diyebilirim. Fotoğraf çekmeye de iyice yaşlandığımda, buralara gidemeyeceğimi düşünerek hatırlamak için başladım. Her çektiğim fotoğraf gözümle gördüğümden daha çirkin kalıyordu, bu da bendeki daha iyisini çekme isteğini arttırdı, ne de olsa gelecekte onlarla avunacaktım. Hala eşim Cüneyt ve oğlum Demir ile Dünya'nın dört bir yanını geziyor, fırsat buldukça gönüllü doktorluk yapıyor ve ALERT’ de aktif olarak çalışıyorum.

 

 

 

ALERT ne mi derseniz…
Afrika aslanlarının yarısı son 25 yıl içinde kaçak avcılar tarafından öldürüldü. Tüm büyük kediler gibi Afrika aslanları da nesli tükenme tehlikesinde olan hayvanlar listesinde kırmızı kategoride. Bir şeyler yapmazsak sizlerin çocukları özgür bir aslanın kükremesini hiç duyamayacak. ALERT aslanlar yetiştiriyor ve bu aslanların vahşi doğaya uyum sağlamalarına yardım edip sonra onları özgür bırakıyor. Washa da onlardan birisi. Fotoğraflarda oğlumun ve benim yanımda gördüğünüz aslan Washa. Botswana Okowanga deltasında artık özgür ve mutlu. Ama hala beni çok seviyor, en az benim onu sevdiğim kadar!3. Bunun yaşamınıza, meslek hayatınıza nasıl katkıları oldu ya da bir kadın olarak toplumdaki algıyı bir şekilde etkilediğinizi düşünüyor musunuz?

Kırk yaşından sonra Ferrari’sini satan bilgeye dönüştüm sanıyorsanız değil. Mesleğim hala benim için vazgeçilmez bir tutku. The American Academy of Anti-Aging Medicine tarafından verilen Güney Florida Üniversitesi onaylı “Advanced Antiaging Fellowship in Metabolic Nutritional and Functional Medicine” doktoramı yeni tamamladım. Bu enerjiyi doğayla buluşmalarımdan topluyorum diyebilirim. Doktorluk zor bir meslek ve sürekli pozitif enerjinizi tüketiyor. Şarj oluyorum ben doğada. Kadın olarak toplumdaki etkilerine gelince bazıları deli olduğumu düşünüyor sanırım. Aslan, kaplan peşinde koşmak pek akıl karı değil mi acaba?

 

Bize ilginç bir gezi anınızı anlatır mısınız, gezdiğiniz yerler arasında sizin için çok özel olan bir yer var mı?

Benim için gezi anılarımın her biri çok ilginç, keşfettiğim her yer de çok özel. Çünkü her biri benzersiz, her biri günlük hayattan ve stresten uzak... Benim için gezileri vazgeçilmez yapan da bu aslında. Tüm fotoğraflarımı ve gezi yazılarımı dostlarımla paylaşacağım bir internet sitesi bu hafta aktif hale geldi. Yazı ve fotoğraf içeriklerini yavaş yavaş ekliyorum. Ama son gezimde başıma gelen bir olay var, henüz taze olduğu için hala aklımda. Kenya’ya “büyük göç”ü izlemek ve fotoğraflamak için gittik. Dönüş zamanı geldiğinde 3-4 yolcu taşıyabilecek “pırpır” uçaklarla  bizi savanın ortasındaki toprak pistlerden alıp ana havaalanına getireceklerdi. Ben, eşim, bir bayan ve onun eşi bekliyoruz uçağı. İki araba ve iki de şoför var sadece, bizleri yolcu edip kamplara dönecekler. Çevrede başka kimse yok, yol yok, bina yok. Bizim Türkçe konuştuğumuzu duyunca yanımızda bekleyen bayan bize döndü ve “ Siz Türk müsünüz?” dedi. E doğal olarak “Evet” dedik. Size ilginç olayın “Türk” kısmı olduğunu düşündürmek istemiyorum. Birbirimizle tanışma işine giriştiğimizde merhaba diyen bayanın Türk, eşinin İngiliz olduğunu öğrendik. Her ikisi de endokrinoloji uzmanıydı ve bayan çok saydığım ve sevdiğim hocam, konumuzun duayenlerinden olan Prof. Dr. Selahattin Kuloğlu’nun kızıydı. Hiçliğin ortasında, Dünya’nın bir ucunda bu kadar özel bir insanla tanışmak, bana hayatta her şeyin her an olabileceğini öğretti.

 

 

Biraz da bir doktor olarak neler yaptığınızdan bahsedelim. Mesleğinizde karşılaştığınız sorunlar var mı?

Ben gerçekten kendimi çok şanslı hissediyorum. Mesleğimin en sorunsuz şeklini yaşıyorum denebilir. Son 15 yıldır serbest hekim olarak muayenehanemde, hiçbir kuruma bağlı olmadan çalışıyorum. Son 10 yılda meslektaşlarımın karşılaştıkları sorunları üzülerek izliyorum. Çalışma şartları gittikçe ağırlaşıyor, toplumda mesleğimize karşı saygı ne yazık ki her geçen gün azalıyor. Bizlerin birbirimize destek olması, sorunları her birimizin ortak sorunu olarak görmesi ve ortak çözümler araması şart bence.

 

Son olarak meslektaşlarınıza, tıp öğrencisi ve adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Meslektaşlarıma yalnızca sevgi ve saygılarımı sunabilirim, yoksa tavsiye vermek kim ben kim. Ama Tıp öğrencilerine ve adaylarına kesinlikle önereceğim şey hayatlarında mutlaka renk olmalı. Onları neşeli ve renkli yapacak hobileri olmalı. Sakın mesleğimizin dipsiz kuyusuna dalıp orada kendilerini kaybetmesinler, hep rengarenk olsunlar. Çünkü hastalarımızın bizim reçetelerimiz kadar vereceğimiz pozitif enerjiye ihtiyaçları var.

Uzm. Dr. Didem Dereli Akdeniz’in vahşi doğadan fotoğraflarını paylaştığı kişisel sitesine www.gezgindido.com  adresinden ulaşabilirsiniz.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
8
1) Esat (Dr)
05.10.2017 19:01:41
Hakikaten dr hanımın muayenehanesinden ve de ailesinden kazandığı-edindiği para ile bu yerlere gidiyor olması hoş ama gerideki 100 küsur bin hekimin derdi fotoğrafçılık, gezmek filan değil. Onların dertleri geçinebilmek, market raflarındaki, avm lerdeki fiyatlara yutkunmadan bakabilmek, emeklilikte sürünmeden yaşayabilmek. Bence asıl 50 yaşında hala kirada yaşayan hekimleri de haber yapsanız daha hayırlı bir iş yapmış olursunuz
People
15
2) dr manidar (doktor)
03.10.2017 15:32:18
insan görünümlü canileri tedavi edeceğiz diye bıçaklanmaktansa dr hnm gibi vahşi doğa ile meşgul olmak daha cazip olsa gerek.DR.hnm.'ı takdir ediyorum.
People
19
3) aydin sinal (hekim)
01.10.2017 18:39:24
meslektasimizin gezgin hayatini taktirle karsilamakla beraber,bizi hicmi hic ilgilendirmediginide söylemek mecburiyetindeyim.acaba "sinir tanimayan doktorlar" örgütünde (benimde üye oldugum) hangi ülkelere gitmis,mozanbik,yemen,somali v.s. gibi hangi sartlarda calismis oralardaki intibalari,tecrübeleri ne? yoksa safari turizm yapip hayvan fotograflari cekmek ! onu bizim ameliyathanede calisan temizlikci alman kadinda yapiyor,gecen sene kocasi(bahcevan) ile gittigi tanzaniyada cektigi fotograflari bana göstermisti."Türkiye altincisi oldugu halde ege tipba" girmesinide bir alcak gönüllülük olarak görüyorsa benim nacizhane görüsüm( simdi bilmem ama) ege tipbin talebeler icin hacettepen daha iyi oldugudur.dert etmesin!
not: türkiyede endokrinoloji kürsüsünü -klinigini ilk kuran hocam prof.dr.selahattin kologlu ve hanimidir.(kuloglu degil). böyle bir röportaji benle yapana nedense hic hic denk gelmedim.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori
26.10-25.11ÖZEL KIRIKHAN BİLİM HASTANESİ - NÖROLOJİ UZMANI ARANIYORPersonel Arayanlar
ETKİNLİKLER
TarihEtkinlikKategoriYer
14/03-18/03Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi (UASK) 2018GÖĞÜS...ANTA