'Hekimler TCK'ya göre değil, Malpraktis yasasına uygun yargılanmalı'
Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Çağatay Çifter: - "Cerrahlar için davalar açılıyor,bunların bazıları haksız davalardır, hekimlerin TCK'ya göre değil Malpraktis yasasına göre yargılanmalarını istiyoruz"
'Hekimler TCK'ya göre değil, Malpraktis yasasına uygun yargılanmalı'
15 Nisan 2018 -

Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, Türkiye'nin 2030 yılında ulaşması gereken 12 milyon diyabetli hasta sayısına şimdiden ulaştığını belirterek, bunun büyük bir tehlike olduğunu kaydetti.

21. Ulusal Cerrahi Kongresi ve 16. Cerrahi Hemşireliği Kongresi, Antaya'nın Belek Turizm Merkezi'ndeki bir otelde gerçekleştirildi.

Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Orhan Kozak, genel cerrahi ile ilgili yurtiçi ve yurtdışı tüm kongre içeriklerini inceleyerek hazırlıklar yaptıklarını kaydetti.

 

 

Kongrede klasik bilgilerin yanı sıra cerrahideki yenilikleri ve yeni görüşleri de katılımcılara aktardıklarını dile getiren Prof. Dr. Kozak, "Cerrahi tarihimizi anlayabilmek ve yaşatabilmek düşüncesinden hareketle açılış töreni sonundaki ilk konferansı, Dr. Cemil Topuzlu'nun 'Türk ve Dünya Cerrahisine Katkıları' konusunda planladık. Konuşmacı olarak da Dr. Cemil Topuzlu'nun torunu olan Prof. Dr. Cemalettin Topuzlu'yu misafir ettiğimiz konferans katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Ayrıca eğitimin, ülkemizin ve cerrahinin gelişimindeki öneminin vurgulandığı diğer bir konferans da yine oldukça büyük ilgi gördü. Bu konuşma için Türk cerrahisinin abide isimlerinden, ülkemizde böbrek ve karaciğer transplantasyonunu ilk yapan ve geliştiren, pek çok genel cerrahi uzmanı ve öğretim üyesi yetiştiren, sıfırdan üniversite kuran, Rektör Prof. Dr. Mehmet Haberal'ı misafir ettik" diye konuştu.

"9 bin 600 üye"

Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Çağatay Çifter ise dernek çalışmaları hakkında bilgi verdiği konuşmasında, tıp dernekleri içerisinde en büyük dernek olduklarını belirterek, "Derneğimizin 3 bin 800 civarında genel cerrahi uzmanı, 5 bin 800 civarında asistan ve asistan olmayan hekim, toplam 9 bin 600 civarında üyesi bulunmaktadır. Amaçlarımız arasında cerrahların sürekli eğitimi, cerrahi asistanlık eğitim programlarının hazırlanması, cerrahların özlük ve hukuki haklarının savunulması, halkın cerrahi ile ilgili sağlıklı bilgiye ulaşmasının sağlanması, cerrahi eğitim amaçlı kongreler düzenlenmesi gibi faaliyetler bulunmaktadır. 10 ayrı ilde 16 ayrı kurs programı ile sürekli cerrahi eğitim vermekteyiz" diye konuştu.

"Uluslararası entegrasyon"

Uluslararası şirketlerle entegre olduklarını duyuran Prof.Dr. Çifter, "Avrupalı şirketlerle entegre olarak cerrahların internet üzerinden kendi şifreleri ile anında güncel ameliyatlara ve bilgilere 3 boyutlu olarak ulaşmalarını sağlıyoruz. Aynı zamanda biz de kendi cerrahlarımızın yeni girişim ve ameliyat tekniklerini o sisteme yükleyebiliyoruz. Ulusal ve bölgesel kongreler düzenliyoruz. Buradaki amacımız, cerrahların ve asistanların kendi çalışmalarını, kendi buluşlarını ve yeni fikirlerini ortaya koymalarını ve dünyadaki gelişmeleri uluslararası düzeyde takip etmelerini sağlamaktır" ifadelerine yer verdi.

"Hekimlerin yargılanması"

Hekime şiddetin bir türlü düzeltilemediğinden yakınan Prof.Dr. Çağatay Çifter, "Bunu kabul etmiyoruz. İnsanlara saygı ve sevgi duyarak, onlara yardım etme duygusu vatan sevgisiyle yetiştirildik. Hem yönetimlerden hem de insanlardan aynı saygıyı bekliyoruz. Şiddetin takipçisi olduk, bundan sonrada olacağız. Cerrahlar için davalar açılıyor,bunların bazıları haksız davalardır. Hekimlerin TCK'ya göre değil Malpraktis yasasına göre yargılanmalarını istiyoruz. Ceza kanununda bizim işlediğimiz suç 'taksirle adam yaralama.' Biz kimseyi yaralamak için değil iyileştirmek için ameliyat yapıyoruz. İleri ülkelerde olduğu gibi bunun tanımlanmasını istiyoruz. İnsanlar komplikasyonu kabul ederek ameliyat olur. TCK bunun ayrımını yapamıyor. Malpraktis yasasının düzgün bir yasayla çıkarılmasının faydalı olduğunu düşünüyoruz. Ölümle yaşam arasında yürüyen insanlarız. Anında ve doğru kararlar verirsek başarılı oluyoruz" dedi.

"Puan düşüşü"

Cerrahların ekonomik durumunun düzeltilmesi gerektiğini isteyen Çifter, "Tıpta Uzmanlık Sınavımız var. Bu sınavla branşlarına göre ayrılıyorlar. Son yıllarda gördüğümüz olay, cerrahinin branşlarda TUS'daki puanlar yavaş yavaş düşüyor. Bizim branşlarda risk biraz fazla. Onun için mutlaka bu normalizasyonu yapmak lazım. Puan düşünce düşük puanlı kişiler cerrah olmaya başladı. Nitelik ve nicelik olarak düşüş olabilir. Cerrahinin yolunun düzeltilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.

"Obezite kronik bir hastalık"

Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin ise hekimlerle gurur duyulması gerektiğini ifade ederek, çıtayı yükseltme adına çalışmaların yapıldığını kaydetti.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte cerrahinin de geliştiğini kaydeden Şahin, obezitenin insanlığın en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna değindi. Şahin, "1990 yıllardan itibaren tüm dünyanın sorunu olmuştur. Dünya Sağlık Örgütü, 1992 yılında obeziteyi kronik bir hastalık olarak kabul etmiştir. Başlangıçta obezitenin tedavisinde sadece kilo verdirici yöntemler deneniyordu. Obezite tek başına kilo artışı demek değildir. Beraberinde hastalıkları tetiklemektedir" diye konuştu.

"Türkiye'de 5 kişiden 1'i obez"

Obezitenin dünyada yüzde 25 düzeyinde olduğunun altını çizen Şahin, "Dünyada dört insandan biri obez. Obezite, Akdeniz Bölgesi ülkelerinde daha sık rastlanmakla birlikte yüzde 40'ın üstünde bir oran ile Meksika ve ABD ilk iki sırayı alıyor. Yunanistan ve İtalya'da obezite yüzde 30'ların üstünde iken Türkiye'de bu oran yüzde 21-22'ler düzeyinde olup dünya ortalamasının altındadır. Ülkemizdeki beş kişiden biri obez. Fakat giderek artıyor. Tehlikeye dikkat çekmemiz gerekiyor. Eskiden daha aktif, enerjik bir hayat sürdürürken, şimdi oturduğumuz yerden iş yapılıyor. Kadınlarda erkeklerden daha yüksek oranlarda görülen obezitenin en önemli nedeni beslenme şekli ve yaşam tarzındaki değişiklikler. En önemli risk faktörü beslenme şeklidir. Günümüzde kalori değeri yüksek fabrikada işlenen gıdalarla besleniyoruz. Sindirim işlemini sindirim sistemi yerine fabrikalar yapıyor. Bu gıdaları ön bağırsakta emilim işlemi yapıyor, arka bağırsağa ulaşmadan obezite başlıyor. Bir türlü doyma hissi oluşmuyor. Bizim doğal ve posalı gıdalar tüketmemiz gerekir. Bağırsağın ikinci kısmına geçmediği için beraberinde yandaş hastalık ortaya çıkıyor" dedi.

"2030'daki rakamı şimdiden yakaladık"

Prof. Dr. Şahin, obezite ve diyabet ilişkisine de değindiği konuşmasında, "Diyabet halk arasında şeker hastalığı olarak biliniyor. Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 versiyonları var. Tip 1'de insülin yetmezliği var. Tip 2'de ise sonradan ortaya çıkan bir durumdur. İnsülin duyarsızlığı var ya da onu salgılayan organların hasarı var. Tip 2 diyabet obezitenin de artışına bağlı olarak tüm dünyada ciddi bir biçimde artış göstermiştir. Ülkemiz için öngörülen rakam 8 milyon civarında diyabetli hasta öngörülüyordu. Biz şimdiden 2030'larda olmamız gereken rakamı 12 milyon diyabetli hastaya ulaşmış durumundayız. Rakam da giderek artıyor, tüm dünyada artıyor. Bu büyük bir tehlike arz ediyor. Diyabet beraberinde tüm organları, orta çaplı damarları, görmeyi, böbrekleri, ayakları etkiliyor. Yüksek tansiyon, uyku bozukluğu ortaya çıkıyor. Obeziteyi de üstüne koyduğumuz zaman ülke ekonomisi ciddi bir maliyet gerektiriyor" diye konuştu.

"Obezitenin üzerinde hassasiyetle durulmalı"

Prof.Dr. Şahin şöyle konuştu: "Bu konu üzerinde hassasiyetle durulması gereken konulardandır. Sağlık Bakanlığı bu işin ciddiyetinin farkındadır. Ülkemizde acil ameliyat gerektiren 400 bin hasta var ve bunların ameliyat edilmesi gerekir. Ciddi manada sağlıkları riske giriyor. Obezite ölüm riskini arttıran bir hastalıktır. Diyabet ölüm riskini arttıran bir hastalıktır. Hem vatandaşlarımızın hayatları riske giriyor. Sağlık giderleri normalde bütçeleri yüzde 3'ünü oluştururken bu rakam yüzde 5 ile 8'e çıkmakta gibi yorumlar yapıldı."

"Erken tanı"

Türk Cerrahi Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ömer Alabaz ise konuşmasında kolorektal kanserlerin tedavi edilebilir olduğunu belirterek, erken tanının önemine dikkat çekti.

Dünya çapında her yıl yaklaşık bir milyon kişiye kolorektal kanser tanısı konulurken, 500 bin hastanın kolorektal kanser nedeniyle hayatını kaybettiğini vurgulayan Prof. Dr. Alabaz, şu bilgileri verdi:

"Kolorektal kanser, erken tanı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık ancak tarama ve toplumu bilinçlendirmek büyük önem taşıyor. Karın ağrısı, halsizlik, kansızlık, kabızlık, ishal gibi belirtiler sıklıkla başka hastalıklarla karıştırıldığından hastaların doktora başvurmaları gecikiyor. Belirtiler ciddiye alınmalı, rutin kontroller ihmal edilmemelidir."

"Sağlık turizmi"

Alabaz, Türkiye'nin özellikle obezite cerrahisi ve transplantasyon konusunda dünyada önemli bir yeri olduğuna değinerek, "Türkiye'deki hastaneler ABD'de bile yok. Obezite ve transplantasyon cerrahisi sağlık turizmini patlatacak konudur. Hastanın takipleri de düzenli yapılırsa inanılmaz hasta gelir. Bizde yetenek var hastane var, sağlık turizmi patlar. Bu iki konuya özellikle dikkat edilirse, Sağlık Bakanlığı bazı kurallar getirirse Türkiye dünyada birinci olur. Irak'ta çok hasta gelirdi, artık gelmiyor nereye gidiyor Hindistan'a. Düzenli ve planlı yapılırsa Türkiye'nin geleceğidir" diye konuştu.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
6
1) RKTR (Uzm)
02.08.2018 13:43:17
Beraat edene dek, iki ayrı davadan benimle tam 10 sene uğraştılar. Tam 10 sene boyunca, müfteri ailenin ve avukatlarının bana atmadıkları iftira, hakkımda söylemedikleri yalan kalmadı. Beni tehdit ettiler. Gazetelere de gittiler. Raporları bile çarpıttılar. Hayatımı katlettiler. Beni sinir hastası yaptılar.

Ve sonunda tüm yaptıkları yanlarına kar kaldı.
People
2
2) Erdem ismail (Uzm dr)
22.04.2018 18:36:04
Canan erdemire cevaben;
Keşke bölümlerimizi birbirine kırdırmasak,ben daha önemli iş yapıyorum demesek de birlikte sosyal haklarımız için mucadele verebilsek işte o zaman hakettiğimiz imkanlara yurtdısındaki meslektaşlarımız gibi kavuşabiliriz.Merak etmiştirsin diye yazıyorum.Tusda derece yaparak ftr hekimi oldum.Geçen ay 1400 hasta muayene ettim (haftanın hergunu pol yaparak)4500 döner aldım,urolog arkadasım 600 genel cerrah 700 800 civarı hastayla 8000 lira aldılar.Daha fazla almlarının hakları oldugunu düşünüyorum.Yapılmayan işlem girmek suctur ve komisyon tarafından denetlenmesi gerekir fakat ftr hekiminin girecegi işlemlere cogu hastane limit koyar %30 gibi.Fazladan girilebilecek puan 20-40 puan gıbı işlemler olabilir.Ama fazladan girilen işlemler cerrahi branşlarda çok daha fazla 1000 lerce puan olabilir.(hiçbir hekimin bunlara tenezzul edecegını de dusunmuyorum).Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak çok tehlikeli.Herkes keşke hakkettiğini alsa bu saçma sistem içinde ama diğer bolumdekının aldıgında gözü olmadan..
People
6
3) ismail yk (dr)
19.04.2018 09:34:17
obezite oranı 1/5 ise çok iyi valla..
People
6
4) Dr Ahmet Hamdi Dinç (Göz hastalıkları uzman doktoru)
18.04.2018 11:23:53
Kesinlikle hocamız haklı. Bu kanunun acilen yukarıda söylendiği gibi yani TCK ya göre değil Malpraktis yasasına göre yapılmalı . Bu hem doktorların , hastaların , hem bakanlığın hem de adalet bakanlığı nın işine yarar . Zira ameliyatların sayısının ciddi biçimde düşmesinin ana kaynağı bu bence .
People
20
5) A (İ)
17.04.2018 16:26:40
Ben siyasileri gerçekten anlamıyorum. Bu malpraktis riski nedeniyle halk mağdur , bir-çok riskli operasyon yapılmıyor. Hal böyleyken hükümet neden bu yasayı revize etmiyor , hayret gerçekten
People
20
6) ismail yk (dr)
17.04.2018 10:30:36
Dr iseniz her türlü mlprkts riski var ama..Bu ülkede cerrahlık,son yapılacak iş kanaatimce..
People
32
7) Uzm dr (Uzm dr)
17.04.2018 01:23:01
Bir hastayı ameliyat ederek de malpraktis davası için riske giriliyor. Etmesen de hastalığın getireceği risklerin, komplikasyonların tedavisi yapılmadığı için de dava açılması söz konusu. Böyle bir meslek yok. Allah tüm cerrahların yardımcısı olsun.
People
18
8) AYHAN AYDIN (İÇ HAST UZMANI)
16.04.2018 14:11:26
Haberde kadim bir sorunun çözümü ile ilgili sağlıklı öneri cümleleri duyduğum için çok memnun olduğumu ifade ediyorum. Hekimlik ve diğer sağlıkla ilişkili mesleklerin uygulanması hakkında kanun çıkarılmalıdır. Aksi takdirde konuştuğumuz birsürü hukuki sorun devam edecektir.Mevcut bir kanun olmadığı için Hastayı ameliyat eden hekim kasden adam öldürmekle yargılanabiliyor.
Kanun hekimleri kıstırmaya devam ederek defansif tıp uygulatma amacıyla değil, ülke ve vatandaş menfaatini düşünen milli, dengeli bir mantıkla yazılırsa hekimlik hakettiği yeri bulur. Ve sgk ve devletimiz küresel sermayeye lüzumsuz fazla para ödemekten kurtulabilir.
People
23
9) Ahmet Serel (Hukukçu hekim )
16.04.2018 11:16:39
Hekimlerin cezai sorumluluğu Ceza Kanununa göre belirlenmekte olup, yürürlükte olan bir malpraktis yasası yoktur. Ayrıca böyle yasa talebinden ziyade, sağlık hukuku ile ilgili ihtisas mahkemelerinin kurulmasını istemek ve mahkemelerde görev alacak kimselerin bu alanda uzmanlaşmış olmalarını talep etmek daha gerçekçi bir çözüm olacaktır. Diğer taraftan hekimleri ayrı bir malpraktis yasası ile yargılamak tahmin edildiği gibi çok da lehe olmayabilir.
People
30
10) acilde (pratisyen)
16.04.2018 10:30:58
MALPRAKTİS ACİLDE KORKULU RÜYAMIZ OLMUŞUR.AYRICA DEVAMLI SALDIRI VE HAKARETLER İÇİNDE GÖREV YAPIYORUZ.ACİL HEKİMİ VE ACİL ÇALIŞANI MUTSUZ VE HUZURSUZ.SAĞLIK BAKANLIĞI SAĞLIKTA ŞİDDETİ TEŞVİK EDİCİ DAVRANMAMALIDIR.ŞİDDET BAŞIMIZIN BELASI OLMUŞTUR.ACİLİN DÖNER KATSAYISI DA ÇOK DÜŞÜKTÜR.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori