MR sorununa Bakan el attı
Ucuza alınan ihaleler nedeniyle MR-tomografi görüntülerinin kalitesiz çekilmesi ve bu nedenle kritik hastalıkların atlanması Sağlık Bakanlığı’nı da harekete geçirdi. Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, “İnsan hayatını riske edemeyiz. İhalelerde inisiyatif alarak istisnai ihale yoluna gideceğiz. En doğru tıbbi tespit teklifini gündeme alacağız” dedi.
MR sorununa Bakan el attı
07 Mart 2013 04:11 - HÜRRİYET MELTEM ÖZGENÇ

SAĞLIK Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Hürriyet’in gündeme taşıdığı MR ve tomografi sorunun çözümü için teknik bir çalışma başlattıklarını açıkladı. Müezzinoğlu, “Sorunu istisnai ihale yolu ile çözeceğiz” dedi. Müezzinoğlu, Avrupa ortalamalarına bakıldığında Türkiye’de MR çekilme oranının yüzde 5 ile 10 arasında daha fazla olduğunu da açıkladı.

MAKUL BİR FİYAT ARALIĞI

Söze, “Hürriyet’in duyarlılığından dolayı öncelikle teşekkür ediyorum” diyerek başlayan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Bu konu uzunca bir süreden beri şikayetlere yol açıyordu. İnsan hayatı ihmal edilemeyecek, riske getirilemeyecek kadar önemli. En ucuza çekilen MR’ın en reel ve doğru sonuçları verdiği gibi bir inanış doğru olamaz. Ucuz yollarla kötü cihazlarla yetersiz imkanlarla yapılan tıbbi tespitler, sonuçta teşhiste eksiklik ve yanlışlıklara neden olabilir. Bu da insan sağlığını doğrudan etkiler. Ancak bu en pahalı MR’ın da en iyisi olduğu anlamına gelmez. Bunun, makul ve tıbben en yeterli sonucu sağlayacak bir aralığı olmalıdır. Sağlıkla ilgili konu istismara açık olduğu için dikkatli olunmalı” dedi.

İSTİSNAİ İHALE GELİYOR

Konuyla ilgili teknik bir çalışma yaptıklarına dikkat çeken Müezzinoğlu, artık en ucuzu almalarına temel teşkil eden ihalelerden inisiyatif alarak istisnai ihale yoluna giderek, bu sorunu aşmayı planladıklarını söyledi. Müezzinoğlu, “Böylece en ucuzdan ziyade en doğru tıbbi tespit teklifini değerlendirmeye alacağız. Ama bu da en pahalı olan tercih edilecek anlamına gelmez. Ne devlet menfaati ne de vatandaş madden zarara uğratılacak. Gazetenizin gündeme getirdiği sorun, özel hastanelerde değil, daha çok ihale yoluyla hizmet alan hastanelerde karşımıza çıkıyor. Çünkü özel hastane yanlış teşhisin bedelinin çok ağır olacağını iyi biliyor. Bu nedenle de iyi cihazlar alıyor.Avrupa ortalamalarına bakıldığında Türkiye’de MR çekilme oranı yüzde 5 ila 10 arasında daha fazla. Ama bunu tıp kurumlarının istismarına bağlamak doğru değil. Vatandaşın psikolojisi de etkili. Bazen ‘MR’ımı çektirmediniz, şöyle oldu böyle oldu’ gibi şikayetlerle de karşılaşıyorsunuz” dedi.

MR ücreti 65 lira

SAĞLIK Bakanlığı’ndan MR çekimlerine ilişkin şu bilgi verildi: “Sağlık Uygulama Tebliği çerçevesinde MR için ödenen ücret 65 lira. Bu işlem ayaktan hasta paketi dışında tutulmuş olduğundan ayrıca fatura ediliyor. Özel sağlık hizmet sunucuları bu ücret üzerine yüzde 90 oranında ayrıca ilave ücret alabiliyor. Kamu idaresi sağlık hizmet sunucuları MR hizmetini ya kendi almış oldukları cihaz ile doğrudan ya da hizmet alımı yoluyla sunuyorlar. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında alınacak hizmet alımlarında, ihale dokümanında belirtilen değerlendirme kriterlerine göre yeterliği tespit edilen istekliler, öncelikle ihale konusu işin teknik detayları ve gerçekleştirme yöntemleri gibi hususlarda fiyatı içermeyen ilk tekliflerini sunuyor.”

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Asiya (Dulger)
05.12.2021 20:15:53
MR filim çəkmə aparatı Azərbaycan da var?
People
7
2) ayfer ayfer (evhanımı)
21.03.2017 00:11:46
Benim bulunduğum yer silivri ve burdaki devlet hastanesi mr cihazlarnda bir hastayı 20 dakika da mr sini cekiyorlar ve hastanın eline mr makinesine girerken acil butonu vermiyorlar..son derece riskli radyasyondan dolayı 20 dakika gibi bir süre tutmaları sağlıga zarar ve acil rahatsızlık hissetse hastaya buton verilmedigi icin icinden cıkamaz bunlada yetkililer ilgilense sevinirim
People
4
3) Ra (Dr)
08.03.2013 03:38:09
İçi eski dışı yeni MR ve BT makinaları var bu sistemde sayın bakan. Kayserilinin yaşlı eşeği boyama hikayesi gibi. SGK ve sağlık md ve hastane yetkilileri nedendir bilinmez bir gaflet ve delalet içinde. Devletin özele sağlıkta para ödediği her model batacaktır. Çünkü karşındaki adamın amacı tek oda kar. Kar etmek için her türlü numarayı yapar emrindeki müdürü. Değilse patron o müdürü atar.
People
4
4) Dr. BBU (Radyoloji Uzmanı)
07.03.2013 11:24:36
Üniversite veya Eğitim Hastanelerinde geç tarihe görüntüleme incelemesi için randevu alan hastalar görüntüleme merkezlerine direk gidemediklerinden, görüntüleme merkezleri ile anlaşmalı olduğunu bildikleri özel hastanelere gidiyorlar. Daha sonraki işlemler aynen şöyle gelişiyor.

1- Hasta özel hastanede muayene olmuş gibi işlem açılıyor ve devletten bir güzel paket ücreti alınıyor ( Gelir 1).

2- Muayene paket ücreti için hastadan fark ücreti ( %30–70 arasında değişiyor ) alınıyor ( Gelir 2 ).

3- Aslında üniversite hastanesinin ( Bu bazen yüksek fiyatla çalışan özel muayenehane hastaları da olabiliyor ) istemi olan görüntüleme incelemesi için görüntüleme merkezinden istek yapılıyor. Bu istek için devletin ödediği tutarın % 30-70'i hastadan fark olarak alınıyor ( Gelir 3 ). Hasta sonucu asıl istek yapan doktora götürüyor.

4- İstenen tetkikin faturası kuruma ( SGK ) fatura edilip tahsil ediliyor. Alınan ücretinde zaten can çekişen görüntüleme merkezleri arasındaki rekabetten faydalanılarak yaklaşık % 30-40'ı özel hastanenin kasasına atılıyor ( Gelir 4 ). Not: Bu arada görüntüleme merkezleri %30–40 indirimli tutarı özel hastaneye fatura ediyor.

Böylece özel hastanelere sırf kendi hastaları için değil, geç tarihe görüntüleme randevusu alan üniversite ve eğitim hastanelerinin hastaları için de gelir kapısı açılmış oluyor. Ayrıca özel hastaneler kendi kurumlarının hastaları veya gene diğer kurumlar tarafından geç tarihe randevu verilen pakete dahil normal USG incelemesi için de hastadan gayet güzel ücret alıyorlar. Hastalar bunu fark etmiyor.

Sonuç olarak özel hastaneler hiçbir işletim maliyetine katılmadan ( elektrik, su, teknisyen parası, cihazın amortismanı, kira parası, malpraktis riski vs. ) ne kadar çok istek yaparlarsa o kadar çok kazanıyorlar.

Dünyada oturduğu yerden hiçbir şey yapmadan, hiçbir masrafa karışmadan, sadece istek yaptığı için para kazanan hangi sistem var veya kim böyle bir sisteme izin verir.

Devlet benim %30–40 indirim yaptığımı ve o fiyattan çalıştığımı kestiğim faturadan açıkça görüyor. O halde diğer kalemleri aradan çıkarıp beninle direk indirim yaptığım fiyattan neden anlaşma yapmıyor.Hasta fark ücretleri ödeyerek mağdur olmasın. Devlet birden çok kuruma aynı hasta için paket fiyatları ödemesin. Mantıklı değil mi? Bunun hesabını yapanlar bu rakamları görmüyor mu ?. Bu hesapları bilmiyorlar mı? Çok da iyi biliyorlardır. Kimse aksini söylemesin.
Bu sistem kimin ekmeğine yağ sürdüğü açık. İlgili üst düzey makamların konuyu tekrar değerlendirmesi dileği ile..


EDİTÖRE YAYINLANMAMAK ÜZERE NOT: SAYIN EDİTÖR BU YAZIMI DEĞİŞİK YORUM KISIMLARINDA YAYIMLADINIZ. BU KONU BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ VE SESİMİ DUYURABİLECEĞİM YEGANE YER BURASI. SAĞ OLUN, VAR OLUN. BURADA DA YAYINLANIRSA BELKİ İLGİLİ KURUMLARIN DİKKATİNİ ÇEKEBİLİR. TEKRAR TEŞEKKÜRLER. SİZE SAYGI VE MİNNETLERİMİ SUNARIM..
People
0
5) M.S. (DOKTOR)
07.03.2013 10:08:50

(14.) mehmet sur (doktor)

10/11/2012 12:48:21






TÜRKİYE’DE TIBBİ GÖRÜNTÜLEME HİZMETİ GERÇEĞİ

Tıbbi görüntüleme tıp biliminin en hızlı gelişen ve bu ölçüde de yenilenen bölümdür. Bu hizmet teknoloji harikası tıbbi cihazların yanı sıra sahasında ihtisaslaşmış hekimler ve yardımcı personeller tarafından verilen bir hizmettir . Bu nedenle kaliteli tıbbi görüntüleme hizmetlerinin maliyetleri dünyanın her yerinde yüksektir.
Röntgen ışınlarının kullanıldığı röntgen cihazının keşfiyle başlayan bu serüven hücrelerin kimyasal özelliklerine ve moleküler yapılarına göre ölçüm yapan manyetik rezonans (MR) cihazının yapılmasıyla doruğa ulaşmış ve artık birkaç özelliği bir arada bulunduran kombine cihazların devri başlamıştır. Söz konusu bu tıbbi görüntüleme cihazları çeşitlendikçe hem cihazların kullanılabilmesi hem de üretilen görüntüleme hizmetinin en mükemmel şekilde yorumlanıp hekimlerin hizmetine sunulabilmesi sadece bu konuya has uzmanlaşma yapmış kişilerin yetiştirilmesini zorunlu kılmıştır.
Bu bağlamda tıbbi görüntüleme cihazlarını kullanabilmek için eğitim alan röntgen teknisyenleri sağlık meslek lisesi sonrasında iki yıllık yüksek okul okuyarak radyoloji teknikeri unvanı ile mezun olmakta ve o zaman tomografi ve manyetik rezonans cihazlarını kullanma eğitimini almış olmaktadırlar. Fakat bu yeterli olmamakta ,yeni ve gelişmiş cihazların kullanımında uzmanlaşma ancak sekiz on yılda tam olarak olabilmekte hatta aynı marka cihaz ile çalışmak bilgi ve beceri artışında son derece önem arz etmektedir.
Tıbbi görüntüleme hizmetinin bir başka ve daha önemli parçası ise radyoloji teknisyenleri ve teknikerleri tarafından üretilen bu hizmetin yorumlanması yani Radyoloji uzmanlarının gerçekleştirdiği raporlama işlemidir. Tıp fakültesi sonrasında en az dört yıl ihtisas yapılarak oluna bilen radyoloji uzmanlığı ihtisas yapma esnasında bulunan tıbbi görüntüleme cihazlarını içermekte ,ihtisas dan sonra geliştirilmiş cihazlardan çıkan sonuçları raporlama kabiliyeti çok ender olarak uzman hekimim çok özel çalışmaları ve gayreti neticesinde mümkün olabilmektedir.
Radyoloji uzmanlığında manyetik rezonans (MR) yorumlaya bilmek neredeyse bir üst ihtisasa dönüşmüştür. Hatta Manyetik rezanas okuya bilen Radyoloji uzmanları tüm vücüda ait MR incelemelerini yorumlayabilmekle beraber , beyin MR incelemesini daha iyi yorumlayan kas ve iskelet sistemini daha iyi yorumlayan batın incelemelerini daha iyi yorumlayan olarak yeni bir unvan almadan kendiliğinden bir ayrışmaya uğramışlardır.
Yukarı da aşırı bir tafsilata girilmiş gibi görülebilir ama tıbbi görüntüleme hizmetinin şuanda bulunduğu durumun kalitatif ve kantitatif olarak değerlendirilmesi için bu bilgilerin verilmesi elzemdir.
Özel sağlık kuruluşlarında kurumsal olarak tıbbi görüntüleme hizmeti iki ayrı statüdeki sağlık kuruluşları tarafından verilmektedir.
1-Tıbbi görüntüleme merkezleri
2-Özel hastane yada Tıp merkezi bünyesinde kurulmuş bulunan radyoloji bölümü.
Sağlık Bakanlığı açısından bu iki farklı sağlık kuruluşunda da hemen hemen aynı kurallara göre radyoloji bölümü ruhsatlandırması yapılmakta ve tıbbi görüntüleme hizmeti sunma müsaadesi verilmektedir.
Kamu hastanelerin de ise durum çok daha farklı olarak işlemektedir. Bu hastaneler de bulunan radyoloji bölümleri Sağlık Bakanlığı kamu hastane kuruluş yönetmeliği çerçevesinde kurulmakta ve hizmet bu yönetmelik çerçevesinde sunulmaya çalışılmaktadır.
Son yıllarda kamu hastaneleri tıbbi görüntülemenin hassas özellikleri (manyetik rezonans çekebilen tekniker , MR okuyabilen radyoloji uzmanı vb.) ve yüksek maliyetleri nedeniyle tıbbi görüntüleme hizmeti sunmakta yetersiz kalınca ,kendi bünyelerindeki radyoloji merkezlerine ek olarak ihaleyle satın alma yoluyla Tıbbi görüntüleme hizmeti sunmaya başlamıştır. Bu tamamen normal gibi görülebilir ama son derece hatalı ve usul dışı bir yapılanmadır. Birçok tehlikeyi de beraberinde getirmektedir.
Şöyle ki
Kamu kurumları ihale yoluyla hizmet satın alabilirler bu son derece normal bir durumdur ama söz konusu satın alınan hizmet tıbbi görüntüleme hizmeti olunca olaya çok farklı bir gözle bakma zorunluluğu doğmaktadır.
1 - Hali hazırda tıbbi görüntüleme hizmeti satın alınmasında hizmet Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmamış denetlemelere kapalı sadece ihale şartnamesi ve devlet ihale kanununa göre hizmet sunan şirketlerden temin edilmektedir . Oysa bu hizmet bir temizlik hizmeti yada bilişimle ilgili bir hizmet değildir ki sadece Türk Ticaret Kanununa göre kurulmuş bir şirket bu hizmeti sunabilsin . Madem ki bu hizmeti özel bir kuruluş sunmakta, bu hizmetin sunulma yerinin kamu hastanesi olması durumu değiştirmemeli ,bu hizmet mutlaka Sağlık Bakanlığından Ruhsatlandırılmış bir Özel Görüntüleme merkezi statüsüyle verilmelidir. İhaleyi kazanan firma Özel görüntüleme merkezi ruhsatı alarak bu hizmeti sunmalıdır.
Mevcut haliyle kamu hastanelerinde hizmet alımı yoluyla verilen raporlar, görüntüleme merkezi ruhsatı ve mesul müdürü bulunmayan sadece ihaleyi kazanmış şirketlerin gösterdiği hekimler tarafından imzalanmakta bu durum aslında Sağlık Bakanlığı’ nın mevcut yönetmelikleriyle çatışmaktadır . Aslına bakılırsa bu raporlar geçersizdir .(Ruhsatı bulunmayan , bir mesul müdürü olmayan merkezler hangi ad ve statüde olursa olsun hiçbir sağlık hizmeti sunamaz , tetkik raporu düzenleyemez) .Bu hizmetin kamu hastanesinin için de verilmesi , yani hizmet yerinin kamu hastanesinin için de olması bu durumu değiştiremez.
2 - Kamu hastanelerine hizmet satan bu şirketlerin çoğunun sahibi doktor değildir.Oysa Özel görüntüleme hizmeti sunan bütün görüntüleme merkezlerinin sahipleri ve şirket ortaklarının tamamı doktordur. Çünkü bu bir yasal zorunluluktur.Yapılan işin mahiyeti açısından da böyle olması çok daha uygundur.
3 - Kamu hastanelerinde hizmet alımı yoluyla sunulan tıbbi görüntüleme hizmeti , denetlemelerden ve rekabet ortamından uzak bir şekilde gerçekleştiği için sunulan hizmetin kalitesin de , hasta konforun da birkaç istisna hastane dışında yetersiz kalmaktadır. Hizmet alım ihalelerini kazanan firmalar yüksek maliyetleri karşılayabilmek için olmaması gereken sürede ve normal sayılardan daha fazla hastanın çekimlerini yapmakta , zaten hasta olan bu insanlar gecenin üçünde dördünde hastaneye çekime çağrılmakta , hastalara raporlar verilmeden film yada CD verilerek gönderilmektedir . Hastalar bir hafta on gün sonra raporları verilmek üzere yeniden çağrılmaktadır. Yukarıda ifade edilen nedenlerden dolayı gerekli kalitede yapılmayan görüntüleme hizmeti ile elde edilen film veya CD ‘ler , açıklayıcı raporları bulunmaması nedeniyle radyoloji uzmanı olmayan hekimlerin kişisel bilgi ve becerilerine göre yorumlanmakta , olan hastaya olmaktadır. Mevcut sevk uygulamasında kamu hastanelerinde muayene olan hastalara sevk verilmemektedir. hekimler ve hastalar yetersiz tıbbi görüntüleme hizmetine mecbur tutulmaktadırlar. Oysa sosyal güvenlik şemsiyesi altında bulunan bütün vatandaşlar için sosyal güvenlik kurumu Özel görüntüleme merkezlerinde sunulan tıbbi görüntüleme hizmetine(hali hazırda bu ancak özel hastanelere müracaat eden SGK’lı hastalar için olmaktadır.) de kamu hastanelerinde hizmet alımı yoluyla sunulan tıbbi görüntüleme hizmetine de aynı ücreti ödemektedir. Kamu hastanelerinde sunulan tıbbi görüntüleme hizmetinin hizmet alım ihalesi fiyat farkı hastanenin döner sermayesine katkı olarak kullanılmaktadır. Bu katkı yüzünden hastanede görevli birçok hastane idarecisi ve hekim görüntüleme hizmetinin kalitesini ve hastaların çektiği sıkıntıyı çok da önemsememekte ihalede zorunlu tutulan sayıları tutturmaya çalışmaktadır . Yine en çok zarar gören hasta olmaktadır.
ÖZEL HASTANELER VE TIP MERKEZLERİNDE VERİLEN TIBBİ GÖRÜNTÜLEME HİZMETİ
Özel hastanelerde bir çok tıbbi görüntüleme hizmeti hastaneye ait radyoloji bölümü tarafından sunulmakla birlikte yüksek teknolojiye sahip tıbbi görüntüleme cihazları kullanılarak yapılan tetkikler ,maliyetleri nedeniyle (tıbbi cihaz ,uzman hekim ,kalifiye personel) yapılamamaktadır.Özel sağlık kuruluşları bu hizmeti çevresinde bulunan özel görüntüleme merkezlerinden temin etmektedir. Bir özel sağlık kuruluşu istediği kadar sayıda özel görüntüleme merkeziyle anlaşma yapabilmekte dolayısıyla hem hekim hem de hasta istediği görüntüleme merkezinden hizmet alabilmektedir. Çok sayıda özel sağlık kuruluşuyla hizmet sözleşmesi yapan özel görüntüleme merkezleri de hem verilen hizmetin tıbbi kalitesi hem de konforu açısından en iyi hizmeti sunarak diğer görüntüleme merkezleriyle rekabet etmek zorundadır .Böylece hem hasta hem de hekim rahat etmektedir. Üstelik hastaların tabi olduğu sosyal güvenlik kurumu(SGK) özel sağlık kuruluşlarına da kamu hastanelerine ödediği birim fiyattan ödeme yapmaktadır. Burada anlaşılması güç olan Sağlık Bakanlığı Kanun ve Yönetmeliklerine göre kurulan Özel tıbbi görüntüleme (radyoloji) merkezleri hizmeti sunan taraf olmasına rağmen sosyal güvenlik kurumunun (SGK) direk olarak bu merkezlerle anlaşma yapmamasıdır. SGK ‘ nın özel görüntüleme merkezleriyle direk değil de dolaylı olarak anlaşama yapmasının sakıncaları çoktur. 2008 yılına kadar sosyal güvenlik kurumları direk olarak görüntüleme merkezleriyle anlaşma yapıyordu ve hastalar hiçbir fark ücreti ödemeden hizmet alabiliyorlardı . Şimdi ise özel sağlık kuruluşları yasal miktarları da aşabilecek çok değişken miktarlarda fark ücretleri alarak SGK’lı hastaları anlaşmalı oldukları görüntüleme merkezlerine sevk etmektedirler. Sonuç olarak yine hasta mağduriyeti olmakta hastanın cebinden ekstra para çıkmaktadır.
Yabana atılmaması gereken bir durumda kamu hastanelerinden yukarıda anlattığım nedenlerden kaynaklanan kalitesiz görüntüleme hizmeti veya uzak tarihlere randevu verilmesinden dolayı bir çok hasta özel görüntüleme merkezlerinden faydalanmak istemektedir . Kamu hastaneleri bu hastaları sevk etmedikleri ve hastalar doğrudan özel görüntüleme merkezlerine gelemedikleri için özel hastane veya tıp merkezlerini atlama taşı olarak kullanmaktadır. Hastanın sadece ihtiyacı özel görüntüleme merkezine sevk almak olduğu halde özel hastane yada tıp merkezin de muayene edilmiş gibi gösterilmekte hastadan muayene farkı alınmakta ,hasta görüntüleme merkezine sevk edilirken ayrıca tetkik için fark ücreti alınmaktadır. Böylece SGK gereksiz muayene ücreti hastada hem muayene hem de görüntüleme hizmet farkı ödemektedir. SGK’nın doğrudan özel görüntüleme merkezleriyle anlaşma yapmaması özel hastane ve tıp merkezleri için haksız bir kazanç kapısı olmuştur. Milyonlarca lira yatırım yapan ve en kaliteli hizmeti vermek için çabalayan özel görüntüleme merkezleri yükselen maliyetlere rağmen yatırımlarını korumak adına maliyetine çalışmak zorunda bırakılmış aynı zamanda SGK ‘da zarara uğratılmıştır.

SONUÇ VE ÇÖZÜM
1- Kamu hastaneleri tabi ki hizmet alımı yoluyla görüntüleme hizmeti satın alabilirler. Ama hastane içine kurulan radyoloji merkezi tam ve eksiksiz bir şekilde hastane dışında kurulan özel görüntüleme merkezi kurallarına tabi olarak kurulmalıdır.
2- Kamu hastaneleri hastalarına hizmet sunarken hastaların işlemlerini üç gün içerisinde(randevu, çekim, rapor teslimi) sonlandırmalıdır. Zaten 2008 yılına kadar özel görüntüleme merkezleri ile dönemin sosyal güvenlik kurumları arasında yapılan protokol gereği müracaat eden hastaların tüm işlemleri üç gün içerisinde sonlandırılmak zorundaydı .Şu anda bu anlaşmalar devam ediyor olsaydı yine aynı zorunluluk geçerli olacaktı . Sosyal Güvenlik Kurumu kamu hastanelerinden hizmet alırken sigortalılarına mağduriyeti yapan kurumun kamu hastanesi olması sebebiyle hastaların eksik yada ayıplı hizmet almasına müsaade etmekte göz yummaktadır . Bu durum SGK mensubu hastalar için kabul edilebilir bir şey değildir .Çünkü söz konusu olan insan sağlığıdır. SGK kamu hastanelerinden eksik yada ayıplı hizmet almakta ama bu hizmete özel sağlık kuruluşlarına ödediği parayı ödemekte , olan yine hastaya olmaktadır.
3- Özel hastane ve tıp merkezi gibi özel sağlık kuruluşları ile özel görüntüleme merkezilerinin bu kuruluşlara müracaat eden SGK’ lı hastalara hizmet vermek için yaptıkları sözleşmeler SGK lı hastaların istedikleri merkezlerden ve kaliteli hizmet almasını sağlamakla birlikte bu ancak , hastaların görüntüleme hizmetinin çeşidine ve hastanenin fiyat politikasına göre ödedikleri fark ücretleri ile mümkün olabilmektedir. Oysa SGK 2008 yılına kadar olduğu gibi doğrudan görüntüleme merkezleriyle anlaşma yapsaydı SGK’ lı hastaların özel görüntüleme merkezlerinden hizmet almak için herhangi bir fark ücreti ödemesine gerek kalmayacaktı.
Yukarıda da arz ettiğimiz diğer bir husus da muayenelerini kamu hastanelerinde yaptırdığı halde yine yukarıda bahsedilen çeşitli nedenlerden dolayı görüntüleme hizmetini özel görüntüleme merkezlerinden almak isteyen hastaların durumudur. Bu hastalar özel sağlık kuruluşundan ancak muayene sonrası özel görüntüleme merkezlerine sevk edilebildikleri için hem muayene fark ücreti hem de tetkik fark ücreti ödemek zorunda kalmaktadır. Ayrıca bu hastalara muayene girişi yapıldığı için SGK tarafından da özel hastane yada tıp merkezine muayene ücreti ödenmektedir.
4- SGK’ nın doğrudan anlaşma yapmaması ve kamu hastanelerinin hastalara sevk vermemesi nedeniyle ağır rekabet şartlarında hem kalite hem de hasta konforunu maksimumda tutarak hizmet veren ve milyonlarca lira yatırım yapılarak kurulan özel görüntüleme merkezleri maliyetlerini bile karşılamakta zorluk çekmekte yatırımlarını korumak adına faaliyetlerine devam etmektedirler.
A ) sigortalı hastalarının daha konforlu ve kaliteli hizmet almasını sağlamak
B ) Kendisinin mükerrer muayene ücreti ödemesine engel olmak
C ) Sigortalı hastaların özel hastane ve tıp merkezlerinin özel görüntüleme merkezleri üzerinden görüntüleme hizmetinin verilmesine hiçbir katkısı bulunmadan haksız kazanç elde etmesine mani olmak
SGK’ nın yetkisinde bulunmaktadır.
SON SÖZ
Ülkemizde Sağlık Bakanlığının yeni yayımladığı yönetmelikler ve denetimlerle özel görüntüleme merkezleri müessese statüsünü almış , yeni bir görüntüleme merkezi açılması bakanlığın özel iznine bağlanmış ve bir nevi görüntüleme merkezlerinin sayısı sabitlenmiştir . Mevcut özel görüntüleme merkezleri yeni yönetmelik doğrultusunda değişimler yapmıştır. Dolayısıyla SGK’nın özel görüntüleme merkezleriyle anlaşmasını sonlandırdığı 2008 yılından bu zamana bir çok özel görüntüleme merkezi kapanmış ayakta kalabilenlerde eskiye göre daha güçlü ve kaliteli bir yapılanma göstermiştir. SGK nın özel görüntüleme merkezleriyle 2008 yılında anlaşmalarını bitirmesine sebep nedir bilinmez ama hali hazırda mevcut görüntüleme merkezleriyle anlaşma yapmasına engel hiçbir şey yoktur.Hatta yukarıda izah etmeye çalıştığımız gibi büyük bir gereklilik vardır.
Bu mantık dışı uygulamanın başlatılmasında, bu durumdan en çok fayda görecek olmaları sebebiyle , üyelerini özel hastaneler ve tıp merkezlerinin oluşturduğu OHSAT’ ın (özel sağlık kuruluşları derneği) etkili olduğu açıktır. SGK’nın mevcut görüntüleme merkezleriyle anlaşma yapmasıyla hastalar isterse kamu hastanelerinde hizmet alımı yoluyla verilen görüntüleme hizmetini isterse de özel görüntüleme merkezlerindeki görüntüleme hizmetini alabilecek bu durumda rekabet yaratacağı için kaliteyi daha yukarılara taşıyacaktır. Kamu hastanelerinde bulunan hizmet alımı yoluyla görüntüleme hizmeti sunan merkezlerin dışarıda bulunan görüntüleme merkezleriyle aynı yönetmeliğine göre ruhsatlandırılarak çalıştırılması da verilen bu hizmeti ve raporları geçerli kılacak , kaliteyi de son derece olumlu yönde etkileyecek çok önemli bir unsurdur.






People
0
6) mehmet özer (dr)
07.03.2013 08:52:47
ttb ve sağlık bakanlığı şunu da cevaplamalı:ihale raporlarında radyolog kayıtlı olduğu tabip odası dışında başka şehirdeki hastaya rapor yazabilir mi?Bir hekimin ismi 3-5 şehirde gözükebilirmi?bu ttb ve sağlık bakanlığı yönetmenliklerine uygunmu?
People
1
7) hakan meric (radyolog)
07.03.2013 08:41:19
Bugün istanbulda,mesala Bağcılarda,Avcılarda pek çok özel hastanede,bir şekilde hastane sahibi olmuş simsarlar,öyle ultrason,dopler,tomografi,MR cihazları ile hizmet veriyorlar ki inanamazsınız.Cihazın sadece adı var.Bariz kanamayı göstermeyen tomografi ile hizmet veren hastane biliyorum..Bu cihazlarda standart ve kontrol yok..Müdürlüktende bunlar tanıdık vs yolu ile denetimlerde yardım almaktadır..İnsan sağlığı filan hikaye,önemli olan para bu hastaneler için..
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)