Anayasa Mahkemesinin Tam Gün kararını nasıl yorumlamak gerekiyor?
6514 Sayılı ve kısaca “Sağlık Torba Yasası” olarak bilinen Yasa hakkında Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararını açıkladı.
Anayasa Mahkemesinin Tam Gün kararını nasıl yorumlamak gerekiyor?
30 Haziran 2015 - TTB

Anayasa Mahkemesi, bu Yasa hakkındaki 6.11.2014 tarihli yürürlüğü durdurma kararının dışına çıkmayarak yalnızca GATA ve Üniversite öğretim üyelerinin belirlenen usul dışında çalışmaları halinde istifa etmiş sayılacaklarına ya da görevlerine son verileceğine ilişkin maddelerin iptaline karar vermiştir. Geriye kalan maddeler yönünden iptal istemlerini reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında, 6514 sayılı Yasa’dan önce mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin bu yönden kazanılmış haklarından söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Ancak bu öğretim üyeleri yönünden haklı beklentilerinin korunması gerektiğinin altını çizmiştir.

Karardaki gerekçe uyarınca 6514 sayılı Yasa’dan önce muayenehane açan ya da özel sağlık kuruluşunda çalışanlar yönünden getirilecek yasal sınırlamalar yönünden hakkaniyete uygun bir geçiş süreci tanınması gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle belirtilen statüdeki hekimler için halen hakkaniyete uygun bir geçiş hükmü bulunmadığından muayenehanelerini kapatmaları ya da özel sağlık kuruluşundaki çalışmalarını sonlandırmaları istenemeyecektir. Ancak 2547 sayılı Yasa’nın 36. Maddesindeki 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 28. Maddesine yapılan atıf nedeniyle olası dar yorumla engel çıkarılarak disiplin cezası verilmesi söz konusu olabilir. Bu durumda işlemlerin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle idare mahkemesine başvurulabilecektir.

6514 sayılı Yasa’nın iptali istenilen maddelerinden biri de ruhsatsız hekimlik adı altında yeni bir suç tanımı getirerek olağanüstü durumlarda insanlık yararına verilen hekimlik hizmetlerini 3 yıla kadar hapis ve 2 milyon liraya kadar para cezasıyla cezalandıran düzenleme oluşturmaktaydı. Anayasa Mahkemesi bu madde yönünden iptal istemini reddetmekle birlikte olağanüstü durumların sağlık hizmetinin ertelenemez ve ikame edilemez özelliğine göre belirlenmesi gerektiğini söylemiştir.

 

BİLGİ NOTU

 

6514 Sayılı ve kısaca “Sağlık Torba Yasası” olarak bilinen Yasa hakkında Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı 19.6.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

 

Anayasa Mahkemesi, bu Yasa hakkındaki 6.11.2014 tarihli yürürlüğü durdurma kararının dışına çıkmayarak yalnızca GATA ve Üniversite öğretim üyelerinin belirlenen usul dışında çalışmaları halinde istifa etmiş sayılacaklarına ya da görevlerine son verileceğine ilişkin maddelerin iptaline karar vermiştir. Diğer maddeler yönünden iptal istemleri “sağlık hizmeti sunumunun diğer hizmetlerden farklı olduğu, insan sağlığı ve yaşamı, mahiyeti itibarıyla ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahip olduğu, Devlet için bir ödev ve kişiler için de bir hak olan sağlık hizmetine erişme hakkından yararlanmayı kolaylaştırıcı ya da güçlendirici düzenlemeler yapmanın devletin ödevi olduğu” gerekçeleriyle reddedilmiştir.

 

Türk Tabipleri Birliği tarafından Yasanın hekimlik icrasını suç haline dönüştüren, hekimleri gayri insani, zorlayıcı çalışma ve ücretlendirme kuralları ile çevreleyen, tıp ve tıpta uzmanlık eğitiminin içini boşaltan düzenlemeleri içerdiği sözlü olarak Anayasa Mahkemesi’nde ifade edilmiştir.

 

Ancak Anayasa Mahkemesi devletin kişilerin sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırıcı ve güçlendirici düzenlemeleri yapmadığı, sağlık hizmetlerini bir planlama dahilinde yürütmediğini dikkate almamış, sağlık hakkı ile sağlık çalışanlarının temel hakları arasında bir denge kurmadan kararını oluşturmuştur.

 

Anayasa Mahkemesi kararı ve olası sonuçları yönünden Hukuk Bürosu tarafından yapılan değerlendirme bilgilerinize sunulmaktadır.

 

a.     Çalışma Sınırlamaları Yönünden

-       Anayasa Mahkemesi, hekimlerin mesai saatleri sonrasında mesleklerini serbest icra etmelerine yönelik getirilen sınırlamaları Anayasa’ya aykırı bulmamıştır. Gerekçeli karar yayımlanmadan önce olduğu gibi yalnızca profesör ve doçent kadrosunda olanlar, her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde ellisini geçmemek, bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla ve ilgilinin muvafakati ile mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalışabilecektir.

 

Bununla birlikte 6514 sayılı Torba Yasa’dan önce muayenehanede çalışmalarını sürdüren hekimler yönünden ayrı bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi 6514 sayılı Yasa’dan önce mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunmakta veya özel kuruluşlarda çalışmakta olan öğretim üyelerinin bu yönden kazanılmış haklarından söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Ancak “Öğretim üyelerinin var olan durumun devam edeceğine dair oluşan beklenti ve kanaat nedeniyle planladıkları faaliyet ve çalışmaları ile bunlar gereğince yaratılan hukuki durumlarını dava konusu kurallar gereğince sona erdirmek zorunda olması, aksi hâlde haklarında insan hayatında çok önemli bir hukuki sonuç doğuran istifa etmiş sayılma veya ilişik kesme işlemlerinin uygulanması hakkaniyete aykırıdır. Bu nedenle söz konusu öğretim üyeleri için yargı kararlarına güvenerek mesai sonrası çalışma ve faaliyette bulunmaları bu statünün kazanılmış hak olarak değerlendirilmesini olanaklı kılmasa da bu statülerin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklenti oluşturduğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiğinin kabulü gerekir.” diyerek bu öğretim üyeleri yönünden haklı beklentilerinin korunması gerektiğinin altını çizmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda 6514 sayılı Yasa’dan önce muayenehane açan ya da özel sağlık kuruluşunda çalışanlar yönünden getirilecek yasal sınırlamalar yönünden hakkaniyete uygun bir geçiş süreci tanınması gerektiği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle belirtilen statüdeki hekimler için halen hakkaniyete uygun bir geçiş hükmü bulunmadığından muayenehanelerini kapatmaları ya da özel sağlık kuruluşundaki çalışmalarını sonlandırmaları istenemeyecektir. Ancak 2547 sayılı Yasa’nın 36. Maddesindeki 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 28. Maddesine yapılan atıf nedeniyle olası dar yorumla engel çıkarılarak disiplin cezası verilmesi söz konusu olabilir. Bu durumda işlemlerin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle idare mahkemesine başvurulabilecektir.

 

-       Öğretim üyesi hekimlerin bağımsız olarak çalışması yerine bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalışması da Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır. Anayasa Mahkemesi bu düzenlemelerin hekimlere ve sağlık hizmetine ulaşımın yaygınlaştırılması ile nitelikli akademik personelden özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde de yararlanılabilmesi yönünde kamu yararını sağlamaya yönelik olduğu gerekçesiyle iptal istemini reddetmiştir.

 

-       Aynı gerekçelerle Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastanelerindeki doçent ve profesörler ile eğitim sorumlularının alacakları paranın yarısını kurumlarına vererek Bakanlar Kurulu kararı ile üniversitelerdeki gibi kiralama sistemi ile mesai saatleri bitiminde özel hastaneler ve vakıf hastanelerinde çalışabileceklerine ilişkin düzenleme de Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.

 

-       Aile hekimleri, kurum hekimleri ve kamu sağlık kuruluşlarında çalışan diğer hekimlerin, mesai bitiminde işyeri hekimliği yapabilmelerini kurumun iznine bağlayan ve aylık 30 saat ile sınırlandıran maddenin iptal istemi de Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Mahkeme, getirilen sınırlama ve izin şartının iş yeri hekimliği yapmak isteyen hekimin görev yaptığı kamu kurumunda yürütülen hizmetlerin planlanması ve düzenlenmesi bakımından önemli ve gerekli olduğu gerekçesiyle kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığına karar vermiştir.

 

b.    Yeni Çalışma Yöntemleri Bakımından

-       Kamu kurum ve kuruluşlarının ve vakıflara ait olanlar da dâhil olmak üzere yükseköğretim kurumların kadro ve pozisyonlarında bulunmayan profesör ve doçentlerin, tıp ve diş hekimliği fakülteleri ile GATA’da ihtiyaç duyulan alanlarda teorik ve uygulamalı eğitim ve öğretim ile araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere görevlendirilmeleri Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır. Mahkeme, idareye tanınan yetkinin genel çerçevesinin çizildiği gerekçesiyle iptal istemini reddetmiştir.

 

-       Mahkeme tarafından aile hekimlerine nöbet tutma zorunluluğu getiren düzenlemeler hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir olduğu ve kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içerdiği gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.

 

c.     Hekimler Arasında Eşitsizlik Yaratan Düzenlemeler Bakımından

-       Yükseköğretim kurumlarının öğretim üyesi kadrosunda bulunanlardan Kamu Hastaneleri Birliği’nde sözleşmeli statüde istihdam edilenlerin sözleşmeli çalıştıkları sürelerin akademik yükselmede dikkate alınacağına ilişkin hüküm Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır. Mahkeme “kamu hastaneleri birlikleri” biçimindeki yeni yapılanmaya yöneticiler eliyle işlerlik ve süreklilik kazandırılmasının amaçlandığı gerekçesiyle kanun koyucunun takdir yetkisini kamu yararına uygun kullandığına karar vermiştir.

 

-       Yurt dışında çalışan veya  yurt dışında eğitimlerini tamamlayan hekimlerin altı ay içerisinde Türkiye’ye dönmeleri halendi devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf olacaklarına ilişkin kural ülkemiz bakımından büyük önem arz eden sağlık sektöründe yetişmiş elemanların Türkiye’ye dönmeleri yönünde caydırıcılık etkisi olan Devlet hizmeti yükümlülüğünden muafiyet sağlanarak bu alanda yetişmiş elemanların yurtdışından ülkeye dönüşünün sağlanması amacını taşıdığı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.

 

d.    Acil Hallerde Sunulan Sağlık Hizmetleri Bakımından

-       Ruhsatsız hekimlik adı altında yeni bir suç tanımı getirerek olağanüstü durumlarda insanlık yararına verilen hekimlik hizmetlerini 3 yıla kadar hapis ve 2 milyon liraya kadar para cezasıyla cezalandıran düzenlemenin iptali istemi de Anayasa Mahkemesi tarafından sağlık hizmetlerinin bu konuda yetkin kişiler tarafından sunulmasını sağlamaya yönelik olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkeme,olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar sağlık hizmeti sunumunun cezai müeyyide karşılanamayacağını belirtmiştir.

 

-       Türk Silâhlı Kuvvetlerinin muharip unsurlarına ve Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatı personeline ilk yardım yükümlülüğünün dışında acil tıbbi müdahale yetkisi veren düzenleme harekat icra eden personelden yaralanan ve sağlığı bozulan personelin sağlık hizmetine erişinceye kadar kendisine bulunulacak acil müdahaleyi içerdiği, kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle iptal istemi reddedilmiştir.

 

e.     Diğer Düzenlemeler

-       Sağlık çalışanlarının yerleşme ve seyahat özgürlüğünü, çalışma hakkını, dinlenme hakkını sınırlandırma yetkisi veren düzenlemede Anayasa’ya aykırılık bulunmamıştır. Gerekçede kanun koyucunun genel çerçeveyi çizdiğinden değişen koşullara göre belirleme yapma yetkisini idareye devretmesinde Anayasa’ya aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Ancak bu düzenleme sağlık çalışanlarının mesai saatleri haricinde de hizmetine ihtiyaç duyulduğunda ilgili sağlık kuruluşuna ulaşabilmeleri için alınacak tedbirler ve ilgililerin uyacağı kuralların Anayasa’nın 13, 55 ve 128. Maddelerine aykırı olarak belirlenmesine olanak tanımamaktadır.

 

-       Anayasa Mahkemesi kararıyla 663 sayılı KHK’nın “ruhsatlandırma ve lisans bedeli” başlıklı 57. Maddesine eklenen “kayıt, bildirim” ibareleri ile 4703 sayılı Yasa kapsamındaki piyasaya arz edilen ürünler ile 5324 sayılı Kozmetik Kanunu kapsamındaki ürünler yönünden uygulanabilir bir hüküm olduğu belirtilmiş ve Anayasa’ya aykırılık saptanmamıştır. Kararla birlikte bu yasalar kapsamı dışında kalan herhangi bir kayıt, bildirimden ücret alınamayacağı ortaya konmuştur.

 

-       Ondan az işçi çalıştıran az tehlikeli işyerlerinde, tabiplerin iş yeri hekimliği yapabilmeleri için gerekli olan iş yeri hekimliği eğitimi alma ve iş yeri hekimliği belgesine sahip olma şartının aranmayacağını öngören düzenleme bu işlerin az tehlikeli ve riskli işler olduğundan tıp eğitiminin yeterli olacağı gerekçesiyle Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır.

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) ÖMER HAYYAM (OP.DR.)
02.07.2015 10:52:33
POSTENFLAMATUARIN YAZISINA İMZA ATIYORUM
People
0
2) aydin (op dr)
01.07.2015 23:31:01
sayin postenflamatuar(uzm dr) valla ne diyeyim tamamen dusuncelerime tercuman olmussun.. yorumunu okurken ben yazmisim gibi geldi ...
People
0
3) hasan (dr)
01.07.2015 11:00:44
Bence emekli hekimlere yapılabilecek en iyi uygulama reçetelerinin SGK ca karşılanması ve vergi indirimi yapılmasıdır. Ayrıca, muayenehane için gerekli ebatların kaldırılmasıdır.
People
0
4) lokman hekim (dr)
01.07.2015 10:36:24
sayın ilhan hocam, muayenehaneci hoca artık numunelik kaldı istanbul ankara...kirpi hoca haklı bu şartlarda muayenehanecilik yapan çok az marka hoca kaldı fulyada maslakta kozyatağında.. başka muayenahaneci yok. bu konu bitti tamgüncü hocaların hepsi hastane içinde özel bakıyor.özel olmayan hiç bir vakaya el sürmüyorlar. muayenehane mantığı ve sistemi hastane içine girdi. bunu denetlemek imkansız. dekanı başkekimi yan hekimi özel muayeneyi en çok uyguluyor.hepsinin randevuları 2 ay 3 ay dolu. para yatırmayan kişiye ameliyat tetkik yok. gerçekten emekliyseniz hocam boş verin.çözümü yok
People
0
5) ilhan kostum (emekli öğretim üyesi)
30.06.2015 21:19:43
Bu konuyu çözmek uygulanabilecek yol:
1.Yasal mesai saatleri içinde görevde olmayan tam güncü veya muayenehaneci öğretim üyelerinin ve bunların denetiminden sorumlu anabilim dalı başkanı ve dekanların görevlerinden alınması.
2.Muayenehanecilerin mesai saati içinde muayenehanelerinin uzaktan gözlenmesi ve söz konusu zamanda üniversitede değil de muayenehanede ise öğretim üyesinin muayenehane ruhsatının iptali.

Bu iki madde için yasa yeni çıkarmağa gerek yok, mevcut 2547 sayılı yasa ve 6514 sayılı yasalara dayanarak işlem yapılabilir.

Bu yaklaşım acımasız ve vahşi görünüyor, ancak anayasanın eşitlik ilkesi için uygulanması gerekiyor.
People
0
6) mert soylu (uz dr)
30.06.2015 16:49:12
Bu mantıkla bakarsak, sağlığın ikamesi için sorumlu olan devlet, ilaçtan, tedaviden para aldığı için, vatandaşın sağlık hakkını gasp etmiyor mu?

Hele, çalışamayan, geliri olmayan, sigortasız insanların sağlık hakkı iğfal edilmiyor mu?

O zaman adalet teşkilatını göreve davet ediyorum.

Lütfen cevap verin,

bazı ulu yöneticilerimiz gibi, en iyi profesör cerrahlara ameliyat olamayıp, iyileşemeyen, ölen gariban vatandaşların, çiğnenen sağlık hakkı için dava açılması gerekmez mi?
People
0
7) postenflamatuar (uzm dr)
30.06.2015 16:31:25
AYM ye göre sağlık hizmeti sunumunun diğer hizmetlerden farklıymış,ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahipmiş ve ayrıyeten sağlık hizmetine erişimin sağlanması Devlet için bir ödev ve kişiler için de bir hak olduğundan kolaylaştırıcı ya da güçlendirici düzenlemeler yapmanın devletin ödeviymiş. Tamam buraya kadar katılıyorum. Lakin başkasının hakkı için benim hakkımı yemek ne oluyor?

Başkası sağlıklı yaşayacak diye beni (hekimleri) sağlıksız yaşatma yetkisi AYM üyeleri nasıl kendilerinde buluyor?

AYM nin bu absürd mantığına göre gidersek soyguncular hırsızlar ve de gaspçılar haklıdır. Niye? sağlıklı yaşama hakkı için başkasını soyabilirler.

Ya da halkın aç kalmaması için fırınlar nmaliyetine, lokantalar maliyetine çalıştırılabilir Niye diye sorarsanınz AYM mantığı var.

Lakin AYM ye göre " beslenme" hizmeti diğer hizmetlerden farklıdır ,ertelenemez ve ikame edilemez bir özelliğe sahiptir ve ayrıyeten beslenme hizmetine erişimin sağlanması Devlet için bir ödev ve kişiler için de bir hak olduğundan kolaylaştırıcı ya da güçlendirici düzenlemeler yapmanın devletin ödevii olup redtoranları fırınları maliyetinie yani korun tokluğuna çalıştırabilir. Yani bildiğini komünistlik işte.
Yalnız kapitalist memleketimde sadece doktorlara komünistlik yapılıyor. Beceriksiz TTB işi bu noktada bıraktığı için beceriksizdir.
Beceriksiz olmasaydı hekimleri ikna edip bu kararı aldıran hükümete diz çöktürmenin yollarını çoktan bulurdu.
People
0
8) kirpi (öğ+mıu)
30.06.2015 14:43:07
şu andaki sisteme göre muayenehaneyi devam ettirmek "İstanbul dükalığı,nişantaşı prensliği" dışındaki öğretim üyesi için hiç cazip değil zaten.
bu yasadan sonra muayenehaneci öğretim üyesine karşı hıncı durmayan bakanlık torba yasa ile muayenehanecei hekimin 2500 TL sabit döner + 2500 TL maaşından kesinti yaptı. bu durumda muayenehaneci 5000 kazanırsa eski haline gelecek ondan sonra kazanırsa kendine kalacak.medimagazin yorumlarında belirtilen 50-100 bin kazanan muayenehaneci öğretim üyesi 5o-100'ü geçmez. bu sayı ve kazanan her meslekte var(hukuk,iktisat,medya vb..) kendi adıma emekli hakkım yıl sonunda doluyor zaten ayrılacağım.emeki maaşım bugünkü maaşımdan 1500 TL fazla olacak. çoğumuzun yaşı 60'dan fazla.uğraşmaslar zaten hepimiz 5 yıl için yaş haddinden emekli olacağız.bunca tantanaya ne gerek var.
muayenehane hakkı her hekimin olmalı.ve günün birinde tekrar gelecek.sadece muayenehanceilik yapacağım diyene de yüzlerce zorluk var. taksiplakası gibi ruhsat plakası gereken dallar var (patoloji radyoloji vb)
benim üniversitemde mühendislik hocaları çoğu yerde müşavir ya da rektöre yakın olanlar ek görevlendirme. ikinci öğretim dersleri vb. en çok ameliyat yapan tamgüncü hocadan daha fazla kazanıyor.
hekim mi vur gitsin
sonra herkes kaliteli sağlık peşinde.
anayasa mah. ne şiş ne kebap tarzı karar almış.
tümden kapatsaydın da hem bakanın hem de medimagazin yorumcularının sesi kesilseydi
People
0
9) tıp doktoru (ç.p)
30.06.2015 13:56:49
hükümeti destekleyen doktorlar için iyi oldu, yakında evinizi acil servis yanında tutun, çağırabiliriz diye yasa çıkabilir.
People
0
10) sezen erdoğdu (doktor)
30.06.2015 13:53:55
Yanlışsam düzeltin. Adalet teşkilatı kazanılmış hakların, özgürlüğün ve haksıza karşı haklının teminatı değil midir? Yoksa, despot idarecilerin, prosedürüne uydurmak için çıkardıkları kanunlar ile, yaptıkları zulmün, haksızlıkların, baskıların yasal olduğunu tasdik kurumu mudur adalet teşkilatı ?
SON HABERLER
ETİKETLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori