İmmünoterapi sağkalımı artırıyor! Tedavi kesilse bile etkisi devam ediyor…
Doç. Dr. Karadurmuş: “İmmünoterapi ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar, bu tedavinin hastaların sağkalım oranını artırdığını gösteriyor. Metastatik melanomlu hasta iki yıl tedavi görüp bu tedaviye yanıt aldıysa, hastanın tedavisi kesilse bile takip eden süreçte ilacı hâlâ alıyormuş gibi etki görüyor.” 
İmmünoterapi sağkalımı artırıyor! Tedavi kesilse bile etkisi devam ediyor…
06 Şubat 2018 - MEDİMAGAZİN

MEDİMAGAZİN - Kanserle ilgili yapılan çalışmalara göre, 2030 yılına kadar insanoğlunun önlenebilir en önemli ölüm nedeninin kanser olacağı öngörülüyor.

Ancak kanser tedavisinde kullanılmaya başlanan immünoterapi ajanlarının kanserle mücadelede daha hızlı yol alınmasını sağladığını ifade eden Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinden Doç. Dr. Nuri Karadurmuş, Medimagazin’e konu ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Hastaya göre seçim yapılmalı”

Doç. Dr. Karadurmuş, “Kanser tedavisinde kullanılan etkin ajanlar hâlâ kullanılmakta. 2015 yılı ise immünoterapinin kullanılmaya başlanması ile kanser tedavisinde dönüm noktası oldu diyebiliriz.  Ancak bu tedavide dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, hangi hastada ne kadar etkili olabileceğinin belirlenmesi.” dedi.

“İmmünoterapi, akciğer kanserinde tedaviye yanıtı artırıyor”

İmmünoterapi ile ilgili son yıllarda yayımlanan bilimsel çalışmalar ile kanser tedavisinde çok sayıda yeniliğin ortaya çıktığı bilgisini veren Karadurmuş, “Brahmer ve arkadaşları tarafından yapılan ve ‘New England Journal of Medicine’da yayımlanan ‘Keynote24’ çalışmasında, metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri olan 350 hastaya pembrolizumab adlı PD1 inhibisyonu yapan bir immünoterapi tedavisi uygulandı. Faz 3 bir çalışma olan bu araştırmada, ilk hat bir tedavide kemoterapi ile kıyaslandığında hastaların tedaviye yanıt oranları pembrolizumab ile yüzde 44,8 iken, kemoterapi kolunda bu oran yüzde 27,8 olarak gösterildi.” açıklamasında bulundu.

“İmmünoterapi ile sağkalım oranı daha fazla”

Sağkalım oranlarının da değerlendirildiği çalışmaya göre, immünoterapi kolunda yüzde 80,2 olan altı aylık sağkalım oranı, kemoterapi kolunda yüzde 72,4 olarak saptandı.

2016 yılında yayımlanan bir diğer çalışma olan “Keynote 21” ile ilgili de açıklamalarda bulunan Karadurmuş, şunları kaydetti:

“Bu çalışmada, pembrolizumab adlı immünoterapi ajanı kemoterapi ile kombine edildi ve toplam 123 metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanserinde, ilk hat tedavisinde kemoterapiye karşı immünoterapili kombinasyon kolunun üstünlüğü gösterildi. İlk kez 2016 yılında ‘Annals of Oncology’ dergisinde yayımlanan yazının güncel sonuçları, bu yılki Avrupa Medikal Onkoloji Kongresi’nde açıklandı. On sekiz aylık ortanca sağkalım pembrolizumab ve kemoterapi kombinasyon kolunda yüzde 70 iken, sadece kemoterapi alan hasta kolunda yüzde 56 olarak saptandı. Dikkat çekici nokta ise kemoterapi kolunda hastaların yarısından fazlası tümörde ilerleme nedeni ile immünoterapi koluna geçiş yapmasına rağmen başarı ibresinin immünoterapi kolunda devam etmesi, yine immünoterapili kolda hem progresyonsuz sağkalımın hem de objektif yanıt oranlarının daha üstün olduğunun saptanması oldu.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanseri en fazla”

Kanserin dünyada görülme sıklığına da değinen Karadurmuş, “Dünyada erkeklerde en sık görülen kanser türleri sırasıyla prostat, akciğer ve kolon kanseri iken, Türkiye’de ise sırasıyla akciğer, prostat ve mesane kanseri şeklinde görülüyor. Yine dünyada kadınlarda en sık meme ve akciğer kanserleri görülürken, Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü ise meme, tiroid ve kolorektal kanserler olarak sıralanıyor.” şeklinde bilgi verdi. 

İmmünoterapi en fazla bu kanserlerin tedavisinde etkili!

2017 yılında immünoterapi tedavisi ile ilgili yapılan çalışmaların, özellikle melanom, böbrek, akciğer ve lenfoma kanserlerinde uygun hastanın bulunması durumunda çığır açan tedaviler olarak değerlendirilebileceğini belirten Karadurmuş,
“Bu tedavi ajanları çok pahalı, aylık maliyetleri yaklaşık 20 bin Türk Lirası olan tedaviler. Önemli bir diğer sorun ise tedaviye ne kadar devam edileceğinin melanom hastaları dışında çok net olmaması. Bu tedavilere hayat kurtarıcı diyebiliriz, ancak mutlaka uygun hasta seçimi yapılmalı, örneğin; her akciğer kanseri hastasında aynı etkiyi alamazsınız. Yapılan çalışmalara göre; performansı iyi, günlük aktivitesini yapabilen, beyin metastazı ya da çok yaygın metastazı olmayan hastalarda ve PD-L1 dediğimiz immünoterapinin hangi hastada etkin olacağını belirlemeye yarayan ön test düzeyinin yüzde 50’nin üzerinde olduğu hastalarda bu tedavi uygulanmalı.” ifadelerini kullandı.

“Metastatik melanomda tedavi kesilse bile etki devam ediyor”

İmmünoterapi tedavisi konusunda yapılan iki çalışmanın sonuçlarına göre, iki yıl tedavi görüp bu tedaviye yanıt alan metastatik melanom hastalarının, tedavi kesilse bile takip eden süreçte ilacı hâlâ alıyormuş gibi etki gördüklerine dikkat çeken Karadurmuş, bu nedenle bu hastaların tedavisinde kemoterapinin artık kullanılmadığı bilgisini verdi. 

İmmünoterapi hangi kanserlerde geri ödeme kapsamında?

Hodgkin lenfomada kök hücre nakil tedavisi sonrası hâlen hastalık bulguları devam eden kişilere faz 3 çalışmalarda etkinliği net olarak ortaya konulmuş nivolumab immünoterapi tedavisi uygulamasının geri ödeme kapsamında olduğu bilgisini veren Karadurmuş, “Böbrek kanserinde ilk hat tedavisi sonrası başarısız olunan hastalara da nivolumab geri ödemesi yapılıyor. Melanom için çalışmalar devam ediyor. Akciğer kanserinde ise küçük hücreli olmayan, özellikle adenokanser grupları ve PD-L1 düzeyi yüzde 50’nin üzerinde olan vakalar için geri ödeme sağlanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.” şeklinde konuştu.

“Kanserin türüne göre tek ya da kombine tedaviler uygulanıyor”

İmmünoterapi tedavisinde dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın uygun hasta seçimi olduğunu bir kez daha vurgulayan Karadurmuş,

“İmmünoterapi melanom, böbrek, akciğer ve lenfomada etkilidir, diğerlerinde etkili değildir demek yanlış. Bu durum, söz edilen dört kanser türünde çok daha yüz güldürücü yanıtların alındığı şeklinde yorumlanmalıdır. İmmünoterapinin kemoterapi ve radyoterapi ile kombine edildiği tedavilerin yanıtlarını arıyoruz. Örneğin; prostat kanserinde immünoterapi çok etkin değil, ancak radyoterapi sonrası immünoterapi uygulandığında tedaviden etkin sonuç alabiliyorsunuz. Yani kanserin türüne göre tek ya da kombine tedaviler uygulanıyor. Bununla birlikte mide, yemek borusu, kolon kanseri, mesane ve hormon negatif meme kanserinde de immünoterapi ajanları ile son derece başarılı çalışma sonuçları gözlenmektedir.” dedi.

“İyi bir immünojenite, anne sütü gibi koruyucu”

Hastada iyi bir immünojenite sağlanmasını anne sütünün koruyucu yapısına benzeten Karadurmuş,

“İyi bir immünojenite, anne sütünün çocuğu koruduğu gibi koruyor. Kanserli kişide kanser hücreleri birtakım maddeler salgılıyor. Vücudun immün sistemi bu kanseri oluşturan yapıyı tanıyamadığından kanser elini kolunu sallaya sallaya vücuda yayılıyor. Ancak, immünoterapi ile vücutta bulunan T-hücreleri uyarılıyor ve doğal bağışıklığımız yeniden harekete geçerek tümöre karşı mücadeleye başlıyor. Dolayısıyla yan etki profilleri de diğer tedavilere kıyasla çok daha az oluyor.” açıklamasında bulundu.

Yan etkileri geri döndürülebiliyor

İmmünoterapi tedavisi alan hastaların iki üç haftada bir, birer saatlik tedavi ile günlük yaşamlarına dönebildiği bilgisini veren Karadurmuş, “Ancak şunu da unutmamak lazım, kombinasyon tedavilerinde ikili immünoterapiler de kullanılabiliyor. Bu durumda vücudun kendi sistemi ile ilgili tiroid bezinin az çalışması, kabızlık, ishal, yorgunluk ve nadiren kolit denilen ciddi barsak rahatsızlıkları veya hayati tehdit edebilen akciğer rahatsızlıkları ortaya çıkabiliyor. Fakat bu yan etkilerin yüzde 50’den fazlası geri dönüşü olan şikâyetler. Bu şikâyetler için kullanılacak ilaçlar ile sorun ortadan kaldırılabiliyor.” ifadelerini kullandı.
 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
2
1) Luna Aksoy (Uzman Doktor)
06.02.2018 16:00:49
"PRECISION MEDICINE" gelişmiş ülke sağlık politikalarında öncelikli konumda, hem hasta prognozunu hem de sağlık harcamalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye'de de en kısa zamanda evidence-based standardizasyonla yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori