Doçentlik bu ülkede koca bir aldatmacadır, Neden mi?
Doç. Dr. Metin KEMENT, Medimagazin için yazdı....
Doçentlik bu ülkede koca bir aldatmacadır, Neden mi?
27 Ocak 2016 -

1-Bu ülkede “doçent “olmak isteyen klinisyenlerin en az yüzde 80’i bunu bilimsel veya eğitimsel bir amaç için istemezler, bu tiplerin tek düşünceleri ilerde özel sektörde daha çok para kazanmaktır. Nitekim bir şekilde doçent olmayı başaranların büyük çoğunluğu bir gün dahi eğitim faaliyetinde bulunmadan  “kapağı”  özel sektöre atar.

Çözüm : Doçentlik =öğretmenlik demektir, doçentlik ve profesörlük unvanlarının eğitim kurumları dışında kullanılması yasaklanmalıdır.  Bu yapılmayacaksa doçent olanların bu unvanlarını kullanabilmeleri için bir eğitim kurumunda en az 3 yıl görev yapmaları sağlanmalıdır. Böylece gerçekten bilimsel kaygılarla doçent olmak isteyenler ortaya çıkarılabilir.


Yeni doçentten Yeni Doçentlik Kriterleri değerlendirmesi


2-Bu ülkede Tıp dalında gerçekleştirilen yayınların büyük çoğunluğu ya fabrikasyon, ya falsifikasyondur.  Bu durum camiadaki herkesçe bilinmektedir.  Bunun önüne geçilemediği sürece yayın sayısında ne kadar önde olursak olalım, asıl başarıyı belirleyen atıf ve patent sayısında 3. Dünya ülkeleri düzeyinde kalmaya devam ederiz.

Çözüm: Ülkemizde etik kurumlar,  etik ve ahlaki sistemleri oturmuş ülkelerde olduğu gibi yayınları sadece onay aşamasında denetlemektedir. Ancak ülkemiz yayın etiği açısından ciddi sorunları olan bir ülkedir, bu sebeple etik kurullar onay verdikleri tüm yayınları her aşamasında denetlemekle yükümlü olmalıdırlar .

 

3-21. YY’da evrensel bilim çevrelerince kabul görmüş,  akademisyenlerin bilimsel düzeyini gösteren bir takım kriterler (h-index gibi) mevcutken UAK’un bu kriterleri adeta yok sayması doğru değildir.

Çözüm: Doçentlik kriterlerinde makale bölümünde “ h indeksi” mutlaka kriter olarak getirilmelidir.  Makul olan rakam ise 5 ve üzeridir.


Yeni doçentlik kriterleri: Bu kriterlere jüri üyesi de bulmak zor!


4-Ülkemizde doçentlik sınavları maalesef kanayan bir yaradır,  akademisyen olmak isteyen genç hekimlerin bu yolun her aşamasında karşılarına çıkan “adam kayırmacılık, ahbap çavuşluk, siyasi ve ideolojik ilişkiler”  bu en önemli aşamada da tüm gerçekliği ile önlerine getirilmektedir. Doçentlik sınavlarında bakılmayan tek kriter neredeyse adayın “bilimsel yeterliliğidir”. Kısaca adamın yoksa , ücretli dergilerde fabrikasyon olduğu belli 3 yayını olan arkadaşın doçent olurken, sen ağzınla kuş tutsan, allame-i cihan olsan,  h indeksin 10 olsa yine de doçent olamazsın.

Çözüm: Doçentlik sınavlarındaki sözlü aşaması,  yalnızca adayın ders anlatabilme yeteneğini, çok ciddi objektif kriterler ile ölçen bir aşama haline getirilmeli ve itiraz halinde  başka bir heyet tarafından değerlendirilebilmesi için video ile kayıt altına alınmalıdır. Adayın teorik bilgisi ise güncel literatür ile uyumlu yazılı sınavlar ile değerlendirilmelidir. Böylece “hocadan daha iyi bilen öğrenci ”  sendromunun önüne geçilebileceği gibi Türkiye’deki bilimin içindeki en büyük virüs olan adam kayırmacılığın da bir miktar önü alınmış olur.

 

Doç. Dr. Metin KEMENT

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
6
1) avokado (dr)
06.02.2019 15:26:46
siyaset siyaset siyaset....rant,,rant, rant...
doçent'lik alman ekolundan bize gelmedir.almanya ve çevresinde hala kullanılır. kabaca türkiyede tıp klinik dallarda PhD olmadığından akademik rüştü belirleyen kavramdir. 1981 yök öncesi sadece üniversitelerde alınırdı. EAH "klinik şefliği" vardı ki doçentlikten daha zordu. şef memekli olana kadar şef'ti. şef'in dediği emirdi. bazen 2.şef gerekirse klinik bölürdü,2.3. cerrahi gibi...o zaman doçentlik tezi vardı. yayın vs ikinci plandı. tez uzmanlık sonra başasistan kalırsın sonra 4-5 yıl tutradı. gerçekten meşakktli idi. Yök'te tez kalktı yayın dış yayın ve sınav dönemi başladı. eah'dan da girilir oldu. ilk dönemler zordu. juriler ünv'den olunca eah'dan girenlerin çoğu kalırdı.3 sınav hakkı vardı.. sonra giderek siyasileşti.şimdi de sınav kalktı. prof'lukta öyle. ben doçentlik ertesi ünv istifa edip,özel hastanede çalışan sonra 5 yıl geçince adamını bulup taşra ünv'de prof luk kadrosua atanan ama eski özel hastanesinde bu kez prof unvanıyla çalışan,şimdi özel hastenesi bir vakıf tıp fakültesine afiliye olduğu için o vakıf tıp hocası gibi lanse edilen ama gerçekta doç'lik sonrası tek ders vermemiş, tek asistan yetiştirmemeiş prof unvanlı çok hekim bilirim.
bu sutünlarda EAH dan prof olunsun diye kıyametler koptu. bu yasa sonunda çıktı. sandilar ki her eah doç'i prof ollacak. olmadı hayal kırıklığı...
sonuçta bu ülkede işe yarayan ama rantiyeye açık ne varsa siyaset giriyor... doçentlik ilçelere bile eah,prof luk kolaylaştı.sınav kalktı.dosya.. yazarın dediği gibi tamamen ranta yönelik içi boş unvanlara döndü siyaseten akademik unvan alındığı nerde görülmüş. yardımcı doçentin yardımcı sözcüğünden rahatsız olan çıktı onu da değiştirdiler. halbuki doğramacı onu ingilizceden aldı "assistant professor", eski karşılığı baş asistandı...SONUÇ: AKADEMİK UNVAN RANT, RANT GİRİNCE SİYASET... peki o doçentliğin içi dolu mu tartışılır???
People
8
2) DENİZ (DR)
06.02.2019 08:50:58
Üniversiteden ayrıldığınız takdirde ünvan da kaybedilirse belki bu tarz amaçlar da boşa çıkar
People
19
3) Dr.Cevdett (cerrah)
23.10.2017 16:09:14
Nitelik. Nitelik.Nitelik(kalite). Aradığımız şey bu. Eski ama güncelliğini koruyan mükemmel bir yazı. Maalesef her şeyi nicelik(sayı) fazlalığıyla değerlendiren bir anlayıştan öteye gidemedikçe dünyada kayda değer bir yerimiz olmayacaktır. Yaptığımız şeylerin kaliteli olması ve dünya sıralamasında kalitede kaçıncı sırada olduğumuz önemli.
People
16
4) D.R. (DR)
23.10.2017 12:01:43
Akademik Ünvanlar Eğitim ve Bilimsel araştırmalar alanında kullanılmalı.Özellerde Avantaj ,Güç ve PARA sağlamak için değil.
People
17
5) Öz (Hekim)
22.10.2017 13:02:55
Araştırma Görevlisi, Yardımcı Doçent, Doçent, Profesör. Bir zamanlar Ordinaryusu da vardı. Makama ne düşkün bir milletiz...Herkes baş ol da,istersen soğan başı ol anlayışında. Oysa öğretim görevlisinin amacı, eğitim değil mi? Eğitim vermek için bunlara gerek var mı? Bir tek Profesörlük yeterli değil mi? Dünyada kaç ülkede doçentlik ve diğer ünvanlar var. Yapılması gereken üniversiteleri özerk yapmak. Her üniversitenin kendi mütevelli heyeti, en iyi eğitimi verecek Profesörlerle anlaştıktan sonra, profesörlerin, yardımcısını ve alt eğitimcilerini, yani ekibini kendisinin belirlemesini sağlamak. Bu şekilde eğer anlaşılan profesör başarılı olamıyorsa, sözleşme sonunda yeni daha başarılı profesör ve ekibi ile devam etmek olmalıdır.
Yani amaç iyi eğitimdir. Yoksa isimlerinin başına alınan ünvanları sadece ayrımcılık yaratmak, piyasada khaksız rekabet unsuru olmak olmamalıdır. Eğer niyet eğitim değilse de, ünvan kullanmanın önüne geçilmelidir.
People
37
6) Şükran Bekdemir (uzm.dr)
01.03.2017 21:44:46
Gayet başarılı bir yazı özellikle bunu yazan kişinin doçent olması da manidar.Doçentlik makamı gerçekten bir hocalık makamı değil de bir ünvan ve güç göstergesi olarak kullanılıyor.Genel olarak bütün kesimlerde olan ahbap çavuş tanıdık mantığını bizlerin bilim camiasından arındırmamız gerekiyor.
People
13
7) emmi (op.dr)
21.05.2016 00:22:44
Pratisyen uzmandan ,uzman doçentten,doçentin prof.tan çok kıymetli ve fazla maaşlı dönemi yaşıyoruz...Rütbeliler küskün...Ayak-baş meselesi...her yere lüks hastane yapılıyormuş..partili arkadaşlara iyi istihdam yeri olur ancak..
People
32
8) Ali Parlı (Hekim)
09.02.2016 00:04:29
Metin hocam eline diline sağlık bir ülkenin biliminin içler acısı durumu öz ve net ancak bu kadar güzel anlatılır
People
29
9) ASLI (ORMECİ)
05.02.2016 20:05:52
yazıyı yazan doçentimizin yayınlarına baktım. 27 yazıdan 5 inde birinci isim gördüm, çoğu free pmc. rica edicem başkalarını eleştirmeden önce kendimize bakalım birinci isim 5 yayın biraz tuhaf bi rakam değil mi başkalarını eleştirmek için bende impact factoru 10 olan dergide yazısı var zannettim tebrik edecektim.
People
34
10) ahmet şahin (doktor)
03.02.2016 16:11:44
Bu memlekette doçent olan kendinden sonra sınava girecek olan insanları küçük görmeye kendisinin daha iyi bir doçent olduğunu ve kendini yüceltmeye çalışıyor yayınların fason olduğunu söylüyor.Arkadaşın pubmed birinci isim olarak 4 yayını ve tezide kıldönmesi ve birinci isim olarak ya kıldönmesini yada ostomileri gibi sıradan yayınlar yapmış diğer yayınlar arakadaşlarının yaptığı yayınlar bü tür insanlar ne ye dayanarak başkalarını eleştiriyor doçent olacak insanların hevesini kırıp her gün onlar yüzünden yök kriter değiştiriyor haftanın beş günü akşam beşe kadar randevu sistemi olan araştırma hastanelerinde tıpta çığır açacak ne yayın yapılır yada siz yayınlarınızla tıpa ne katkınız olduda insanları eleştiriyorsunuz
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/08-29/08 Çocuklarda Motilite Bozuklukları Sempozyumu ÇOCUK... İSTA
27/08-31/08 20. Ulusal Anatomi Kongresi ANATOMİ İSTA
05/09-08/09 6. DOD Dermatoloji Gündemi DERMATOLOJİ SAKA
12/09-13/09 SCAI Menata Mentor Course-SCAI 2019 KALP VE... İSTA
14/09-14/09 7. Multidisipliner Nöroendokrin Tümör Sempozyumu NÖROLOJİ ANKA
11/09-14/09 World Congress of Perinatal Medicine KADIN... İSTA
12/09-15/09 10. Ulusal Haseki Tıp Kongresi ve 9. Haseki Hemşirelik Sempozyumu HEMŞİRELİ... SAKA