Ya çalış ileri yaşında, perişan ol! Ya da emekli ol, ileri yaşında perişan ol!
Ya çalış ileri yaşında, perişan ol! Ya da emekli ol, ileri yaşında perişan ol!
08 Mart 2015 - MEDİMAGAZİN

Biz hekimler eskiden her çalışan meslek gurubunda gibi 20-25 yılda emekli olup,muayenehane ya da özel hastanede çalışarak yaşamımızı devam ettirirdik. Şimdilerde emekli olma yaşı bütün çalışanlara olduğu gibi bizde de yükseltildi.Gerçi SGK’nın  bu ''reformu!'' yapmakta  kendince haklı  gerekçeleri var. Yanlış uygulamalar sonucu yıllarca  oluşan görev zararları şu an bir şekilde bizlere ödetiliyor.Gördüğümüz kadarıyla bu uygulamanın geri dönüşü yok.Ülke sosyal güvenlik açığı nedeni ile ekonomik krize girmeyi göze alamaz.Zaten sosyal devlet olma iddiamızda olmadığına göre bundan sonra durum böyle sürecek.Yani ''yaşlı çalışan'' kavramına  alışmamız gerekiyor.Ama asıl  bizimle birlikte devletinde alışması ve bu duruma uygun yasal düzenlemeler yapması gerekiyor.
 
Bütün bunlar bir yana biz hekimler olarak karşı karşıya kaldığımız duruma bakalım. Çalışırken aldığımız maaş (normal maaş+ sabit döner + değişen döner+nöbet ücretleri+geçici görev döner sermaye gelirleri+ zorlukla alabildiğimiz geçici görev yollukları) ile emekli olduğunda aldığımız maaş (basında yer alan değil de gerçek  maaşımızın %75’i)arasında öylesine büyük ve karşılanamaz bir fark var ki pratik olarak emekli olmak neredeyse  olanaksız.Emekli olduğumuzda aldığımız maaş ile geçinmek bir yana idare etmek bile çok zor.Eğer tek maaşlı isen sendikaların yayınladığı ''yoksulluk sınırı''  geliri ile karşı karşı kalmamız söz konusu olmaktadır.
 
Bu döner sermayenin değişken  geliri sağlık çalışanlarının başına öylesine bir sorun oldu ki, emeklilikte bile zararını görmekteyiz. Normalde çağdaş bir ülkede, çalışanlar çalışırken aldıkları toplam maaşın yüzdesi üzerinden emekli maaşı alırken,biz sağlık çalışanları  sağlıkta dönüşümün bize kestiği cezayı emeklilikte de çekiyoruz.İşin ilginç tarafı şu an ki yöneticilerimizde aynı sorunu emekliliklerinde yaşayacaklar. Biz bunları dile getiriyoruz diye belki de problem kaynağı olarak görülüyoruz ama durum onlar içinde aynı. Bu durum yıllarca en yetkili   sağlık mensubu olan Sağlık Bakanlarımız defalarca tarafından dile getirilip konuya çözüm arandığının söylemesine rağmen ,bir arpa boyu bile yol alınamamıştır.Durum böyle olunca sağlık çalışanları emekli olamamaktadırlar. Emekli olamayınca bu sefer ortaya ileri yaşta çalışmak durumunda kalan sağlıkçılar sorunu  ortaya çıkmaktadır.Zaten yeni işe başlayanlar 60-65 yaşından erken emekli olamayacaklardır.
      
İşte bu yaşı ilerlemiş sağlık çalışanlarının sıkıntılı durumu artık acı bir gerçek olarak karşımızdadır.Doğal olarak, kişiler çalışmak zorunda olunca,genç yaşlarda yaptıkları hizmetleri ileri yaşlarda da yapmak durumunda kalmaktadırlar.Ama insan fizyolojisi buna izin vermemektedir. 55-60 hatta 65 yaşındaki sağlık çalışanlarına dünyanın hiçbir yerinde tutturulmayan 24 saatlik kesintisiz ve dinlenmeksizin nöbetler tutturulmakta, 9 saatlik kesintisiz mesailer yaptırılmaktadır. Ne sağlık yöneticileri ne de genç meslektaşlarımız bu durumun vahametini görmektedir ve de bir süre sonra kendilerinin de aynı sıkıntı ile karşılaşacaklarının farkında değilmiş gibi davranmaktadırlar.Bu konu dile getirildiğinde bırakın çözüm önermeyi,önerilen çözümlere bile burun kıvırmaktadırlar.Bunu ne zaman sorun olarak görecekler ve de ne zaman çözüm bulmaya çalışacaklar gerçekten merak etmekteyim. Ya da durumun farkındalar da , sağlık çalışanlarının üzerindeki ölü toprağının sayesinde sorunlarını dile getirememelerinden mi yararlanıyorlar bilemem.Hiç bir sorununu ortaya koyamayan ve dolayısıyla dile getiremeyen sağlık çalışanları,her zaman ki gibi bu sorunu da ‘’Tabip Odaları bu konuda ne yapıyor?’’ klasik sorusu ile geçiştirme eğilimindedirler. Bu cümleyi özellikle yazdım. Son yıllarda hızla artan ve vahimleşen ‘’Sağlıkta Şiddet’’ gibi bir soruna bile destek vermekten kaçınan ve ürken  sağlık çalışanlarının bu yazıdaki sorun ile ne derece ilgileneceklerini bir düşünün.
    
Ama her ne olursa olsun,yaşı ilerlemiş sağlık çalışanlarının durumu  önümüzdeki yılların en önemli sıkıntılarından birisi olmaya aday bir sorundur.Büyük sorunlar yaşanmadan bu ileri yaştaki sağlık çalışanlarının çalışma koşullarını rahatlatmak ya da emeklilikte sıkıntıya düşmeyecekleri bir ücreti vermek uygun bir çözümdür. Çalışamıyorsan emekli ol sözü, çalışamıyorsan emekli olup sürün olarak değişmiştir.Çalışırken eline geçen kazancın  çok azı emekli maaşı olarak verildiği için, çalışırken ölmek daha uygun bir seçenek olmuştur. Ölen ölür kalan sağlar bizimdir yaklaşımı doğru değildir.Sağlık çalışanlarının oy sayısı baktıkları hastalara göre oldukça az nasıl olsa diyerek konuya çözümsel yaklaşmamak da doğru değildir.
   
Performans sisteminden alınan aylıklar emekli maaşına yansımadığından bunlar  sağlıklı gençlik döneminin geliri olarak kalmaktadır. Emeklilik ise  sağlık sorunları ile birlikte  geçim sorunu ile de uğraşılan bir dönem haline gelmiştir. Bir mesleğin çalışanlarını umutsuzlukla, emeklilerini ise mutsuzlukla test etmek nedendir, bilemiyorum.Yeni bir 14 Mart Haftasında umutlu olmak tek seçeneğimiz ne yazık ki.

  Saygı ve sevgilerimi sunarım.
 
   Dr.Özcan Yılmaz

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) ZZ (maalesef dr)
29.03.2015 18:44:48
cidden adam gibi emekli olmak bir hayalmiş

ben başka iş aramaya başlayacagım
People
0
2) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
12.03.2015 11:29:49
Sorularda Vertigo etkisi olmalı mı ?

Sorunlar , sorular , gündelik gerçekliğimiz , sahada yüzleştiklerimizde yanan ampul çözümü ne kadar karşılıyor ? Kolaylaştırıcılar , yada zorlaştırıcılar nedir ?

İsteyelim yada istemeyelim yüzleşmeler altımızda boşluklar uçurumlar açarken düşünmeyi , hazmetmeyi öğretilmemiş hallerimizle nereye dümen kıracağız ?

Sorular zihnimizde akıp giderken , sorunlar sahada birikirken , bakarız alık alık....

Hiçleştirme , yok sayma , çamura yatma , avantaya kaçma , doğrudan kaçma , yanlışı kanırtma , çakala yatmak....

Unvanlar kişiselleşirken ,

Basit ihtiyaçlar ve gerçekler bir çırpıda ve rutinlerde hiçleşirken ,

Kişilerin de kaçınılmaz içleri boşalacaktır.

Etki tepki işidir bu.

Asıl olan ; kavramlar değerini yitirmiştir ;

sağlık ,

ölüm ,

refah ,

gündeliklerimiz ,

estetik ,

bağıntı kurma ,

gibi kavramların kendisinden çok nasıl pazarlanacağıdır.

Pazarlanırken artık hiçbir inisiyatifiniz kalmamıştır.

Mesleki deformasyon her yanı donatmıştır.

..................................................(size ait alan , boşluk )

Kurumlar , kavramlar , kişiler , akılcılığını , saygınlığını ve kapsayıcılığını karşılıklı ilişkilerini nasıl sürdürüyor ?

Gerçeklik karabasan gibi geliyorsa sorular , bakış açıları vertigo etkisi oluşturur.

Geliyorlar , gelmek zorundalar...

Tıp eğitimi iflas etti mi ? Neden ?

Tıp eğitiminin iflası siyasal sorun mu ?

Sağlığın nasıl algılandığıyla ilgili ideolojik sorun nedir ?

Bu sorular bizi nereye savurur , sor(a)mamak bizi neyle yüzleştirir ?

Amerika toplumu Obama'nın "sağlık hizmetlerinin sosyalizasyonu" sırasında hangi ideolojik , ekonomik , egosenrtik sorunlar yaşadı ? Sorunu çözdü mü yoksa hafifletti mi?

Kurumların özerkliği neden önemlidir ?

Bilimsel özerkliği , hedonist ve/veya egosentrik özerklikle ilişkileri , dengesi , maliyet var mı?

Sağlık anlayışının ucu esneyen asimetrik , isteğe bağlı ucu açık hallerinde bu hedonist ve egosantrik yan ile özerklik bilimsellik kurumsallık hallerindeki çatışmalar bağıntısını en çok hangi ekonomiyle , ideolojiyle , siyaset anlayışıyla karşılayabilir. Master yada efendi kimdir ?

Demokrasi ne zaman iflas eder ?

Güç kullanımı+hegemonya ilişkisi ne zaman etkinliğini yitirir ?

Sağlık asimetrik bir ilişki mi ?

Sağlık ; ucu açık + ticari +siyasi + asimetrik ilişki ve hegemonya ile iç içe nereye savrulur ?

Sağlık ticari ilişki ile ne kazanır ne kaybeder?

Teknoloji ticaret ilişkisi hangi basitlik ve etkinlikle karşılanabilir ?

Teknoloji ticaret ilişkisi bedeli ve maliyeti nedir ?

Kanıta dayalı tıpla , maliyete dayalı tıp kafa kafaya çarpışırsa ortaya ne çıkar ?

Asimetrik ,ucu açık, ticari ilişkilerin , özerkliğin olmadığı hegemonya unvan ve kurum ilişkilerinin siyasal +ekonomik ranta dönüşmesi sağlık ne hale gelir ?

Sorulmamış sorular ile sorulan sorular ilişkisi var mı?

Sorular birbirini kıskanır mı?

Sorunlarla sorunların ilişkisi gelişken bir ilişki mi ? Katostrofik arka plan , fon uyumsuzluğu bizi dara koyar mı?

Hangi insan , hangi soru , hangi amaç ?

Sağlık yada öznesi insan ; akıl ve algı ile bir kavram mı?

Hangi akıl , hangi ihtiyaç , hangi kültür ?

Sorular vertigo etkisi oluştururken irtifa kazanırken ; yeni soruların kendi içlerinde ilişkiler nasıl sağlanır ?

yada

" Bilim inkara, din ise imana dayanır " sorununda sen neredesin ?

?

İnanç

İman

?

Zaaflarımız alışkanlıklarımız ve tüketme sorunu ...

Hangi sağlık , hangi tüketim , hangi kültürel dayanak , hangi alt yapı , hangi paradigma ?

Soruların irtifa , amaçların menzil sorunlarını gidermek kolay bir iş mi ?

Güvenmemiz gereken gündelik pratiklerdeki sağlam dayanaklarım yoksa bu pratiklerin bizi sarmaladığı gerçeklikten kopan , vertigo etkisi oluşturan tamamen dış-sanal hale geldiği irtifa mı?

..................;)

Yukardaki editörün başlık attığı konu başlığı "Ya çalış ileri yaşında, perişan ol! Ya da emekli ol, ileri yaşında perişan ol!" nasıl bir bağıntı sunuyor ? ( Nihayet ! , vertigo etkisi geçti )

Senin şartların ne ?

Beklentin ?

Çatışmaların ?

Perspektif ?

Derneğinin perspektifi

TTB nin

Külltürünün perspektifi

Çok bilen siyasilerinin

Öğretim üyesinin , üniversitelerin pespektifi ne ?

Hastanın bu şartları , perspektifi ?

Ekonominin , pazarda daha çok kazan bekleyen sağlık yatırımcısının perspektifi ne ?

Yeniden başımız dönüyor ve vertigo etkisi oluşuyor ?Ama bu sefer daha az. Daha çok bağıntı kurulmuş durumda.

Sağlık ve güzel günler diliyorum.

Dr.Mücahit Altuntaş
İç hastalıkları uzmanı
People
0
3) Mehmet K. Çelenk (Dr.)
12.03.2015 00:46:46
GENÇLER ! NEDEN TIPTAN ÇOK GEÇ EMEKLİ OLABİLECEKSİNİZ ?

Tekrar özetliyorum:

1. Sistemin sizden sonuna kadar yararlanma arzusu (unutmayınız ki, ileride o günler geldiğinde siz yenilere göre kesinlikle daha iyi yetişmiş ve tecrübe kazanmış, kaliteli hekimler olacaksınız. Klinik nosyonunuz yenilerden çok daha üstün bir düzeyde olacak. Tıp eğitiminin iflas ettirildiği bir ülkede bu özellikle önem arzedecektir).

2. Zaman içinde zorunlu emeklilik yaşının da SGK tarafından daha da ileriye çekilecek olması.

3. Verilecek emekli maaşı ile sefil olma realitesi.

Hatta aslında hiç emekli olamama riski bile var. Yanılıyorsam, lütfen söyleyin.
People
0
4) simurg (dr)
10.03.2015 11:35:03
Sayın Meslektaşım,
Görmeyen gözlere ve konuşmayan dudaklara rehber oluyorsunuz.Teşekkürler...
People
0
5) Murat çelikten (Uzman)
09.03.2015 22:46:41
Sayın hekim kardeşlerim, her hekime farklı ücretler verilerek mesleki birlik ve beraberlik kurabilmemiz mümkün olmadı.
Performans sistemi aramıza bırakıldı ki hekim hekimin kurdu olsun, aralarında kavga etsinler asla bir çatı altında buluşamasınlar.
At gözlüklerini her hekime takıp sadece alacağı (birçok hastanede asla alamayacağı) tavan ek ödemeye koşturtmak için kulvarını belirlediler.
Herkes "nitelikli zamanda nitelikli iş" desturunu bir kenara bırakıp hâla fırsat varken alabileceği maksimum parayı almaya (deliler gibi hızlı puan yapmaya) endekslendi.
Hekimler zeki vatandaşlar, ancak uzun vadeli düşünmezler.
Devlet onlar üzerinden uzun vadeli politikalar çizer, hem ekonomik anlamda hem de planlama anlamında...
Koyunların sayısı hızla artıyor, aynı merada otlanacakları için, her koyuna düşen ot sayısı azalacak, azalıyor.
Ya susup kaderinizi bekleyin ya da birlik olun bu 14 martta...
14 mart 2015 de emeklilik maaşınızın artırılmadığını, yıpranma payının çıkarılmadığını, hekimleri kanunen koruyacak yasaların yapılmadığını öğrendiğiniz andan itibaren...(öğrendiğiniz an derken jeton düştüğünde...)
People
0
6) Bülent Sezgin (İç Hastalıkları Uzmanı)
09.03.2015 19:05:25
Özcan kardeşim ağzına sağlık duygularımıza tercüman olmuşsun. Teşekkür ederim.
People
0
7) Meltem Seymen (Uzm.dr)
09.03.2015 18:09:47
Mücahit bey çok güzel açıklamış.Yazisindan alıntı yaptım.Bütün mesele tüm hekimlerin aynı nitelikleri istememiz ve öyle ortamda çalışmamızın sağlanması .Ama bu performansın kalkması ve birliktelik şart.Küçük branş hst.bile herkes başka türlü konuşuyorKüçük büyük .Çikar çatışmaları var .Mesleki özen ve dikkat yok.sana bakışları bile tuhaf oluyor.Emekli maaşlarında iyileştirme yapılsa çoğu hekim kamudan ayrılır o kesin.
Mücahit bey'e çok teşekkürler doğru düşündüğümüzü ifade eden yazısı için.
""Sayın Kutluçelenk anlatmış.Kaçın diyor.Gerekçelerini yazmış.Ben kaçamayanlar için hakkımız olan "nitelikli ZAMANDA nitelikli ORTAMDA nitelikli İŞ" dayatması sizin çıkış noktanız diyorum.Ceza yasamınzda "mesleki özen ve dikkat " tanımlaması var.Hukuksal gerekçeleri ayrıca hasta hakları , İLO sözleşmesi , aklın ve örgütlü olmanın gereği var.""
People
0
8) m. murat (dr.)
09.03.2015 17:34:20
"hem iş hayatında hem emekliliğinde az ücret ver ki, birikim yapmasını engelle, böylece emeklilik yaşında da çalışmaya mecbur bırak.nitelikli iş gücünü suyunu çıkarana kadar sömürelim." anlayışı vahşi kapitalizmin vazgeçilmez düsturu. (buna göre aslında çalıştığımız dönemde ödenen ücretler hala yüksek onlara göre. tırpanlanacak da...)
Biz bu lanet, sapkın düzene razı olmamızın cezasını çekiyoruz.
People
0
9) dr.mikro (uzman doktor)
09.03.2015 13:41:44
ZORUNLU DÜZELTME;Meslektaşımın yazısına katılıyorum ancak bir düzeltme yapma gerekiyor emeklilikte yoksulluk sınırı geliri ile karşı karşya kalacağımız yazılmış.Keşke yoksulluk sınırı olsa açlık sınırının 200-300TL üzerinde bir gelirimiz olacak.

''Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), dört kişilik ailenin açlık sınırının 1,300 lirayı, yoksulluk sınırının da 4,200 lirayı aştığını açıkladı.''
People
0
10) dr.umut (doktor)
09.03.2015 12:34:34
Sorunları bilmek, o sorunları çözmek için gerekli ancak yeterli değildir. Sağlık sisteminin ve hizmet veren ana unsur olan hekinlerin sorunları aşikar. Harekete geçmeden çözümü bilmek de, sorunu çözmek için yetmiyor..Harekete geçelim hekimler olarak. Ya şimdi ya da korkarım hiç bir zaman..13 Martta greve gidelim (acil servisler ve yoğun bakımlar hariç)..Eğer bir muhatap bulamazsak, süresiz grevi gündeme alalım..Bakalım onlar sağlık sisteminin tıkanmasını göze alabilecekler mi?
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
28/10-31/10 6. Ulusal Bağırsak Mikrobiyotası ve Probiyotik Kongresi ENDOKRİNO... ANTA
28/10-01/11 5. Ulusal Klinik Mikrobiyoloji Kongresi MİKROBİYO... İZMİ
31/10-02/11 Türkiye Maternal Fetal Tıp Derneği Ultrasonografi Kursu KADIN... İSTA
30/10-03/11 63. Türkiye Milli Pediatri Kongresi PEDİATRİ KIBR
23/11-23/11 TMFTP Tıbbi Uygulamalar ve Hukuk Kongresi TIP... ANKA
21/11-24/11 15. Türkiye Acil Tıp Kongresi ACİL TIP ANTA
26/11-30/11 3. Uluslarası – 21. Ulusal Halk Sağlığı Kongresi HALK SAĞLIĞI ANTA