Bristol-Myers Squibb Türkiye ve Genel Müdürü Dr. Ahu Yazıcı
Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm programı ile nüfusun tamamına eşit, kolay ve ulaşılabilir bir sağlık hizmeti sunumu planlandı. Sağlık reformundan sonra hastanın hekime, hastaneye ve tedaviye ulaşımı çok arttı. Şu an aslında Türkiye bu konuda birçok ülkeden çok ileride.
Bristol-Myers Squibb Türkiye ve Genel Müdürü Dr. Ahu Yazıcı
09 Mart 2016 - Medimagazin

Türk sağlık sisteminin makro düzeyde bugünkü durumunu ve reform alanlarını değerlendirir misiniz?

Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm programı ile nüfusun tamamına eşit, kolay ve ulaşılabilir bir sağlık hizmeti sunumu planlandı. Sağlık reformundan sonra hastanın hekime, hastaneye ve tedaviye ulaşımı çok arttı. Şu an aslında Türkiye bu konuda birçok ülkeden çok ileride.

Bir önceki görevimde Avrupa pazarlarından ve 32 ülkeden sorumluydum. Bu ülkelere baktığınızda, bizdeki gibi tedaviye ya da doktora erişim kolay değil. Orada pratisyen hekim ya da aile hekimliği düzeyinde ciddi bir basamaklandıma var. Uzman hekime erişim oldukça kısıtlanmış durumda. Hatta bu nedenle meme kanserinde örneğin hastanın uzman hekime erişmesi ve tedaviye başlaması Türkiye’de Avrupa’nın bir çok ülkesi ile kıyaslandığında daha hızlı oluyor.

Kamudan sağlık alanında beklentimiz, hizmet kalitesinin arttırılmasına yönelik önlemler ve ilaç alanında innovatif geri ödeme modellerinin hayata geçirilmesi. Özellikle kronik hastalıkların kontrol altına alınabilmesi için, SGK’nın hastalığın ciddiyeti ve yüküne göre bir önceliklendirme yapması ve gerek hasta katkı paylarının ve gerekse kamu tarafından karşılanan payın bu önceliklendirme doğrultusunda yeniden düzenlenmesi beklenmektedir. Innovatif ürünlere sadece maliyet olarak bakmayıp, burada sağlanan değerin bedelini ölçümlemek ve değerlendirmek gerekiyor.


BMS global ve BMS Türkiye hakkında bilgi verir misiniz?

BMS 57 ülkede faaliyet gösteren, toplam 25.000 çalışanı olan global bir şirket olup, 2014 yılında 4.5 milyar dolarlık AR-GE yatırımı gerçekleştirilmiştir.

BMS’nin Türkiye’de 20 yıllık bir geçmişi var. Öncesinde antibiyotikler, kardiyovasküler  ajanlar gibi çok daha farklı ürün portföyü ile Türkiye pazarında yer alırken şimdi Biyofarma politikamız uyarınca spesifik hastalık alanlarına odaklanmış durumdayız. Bu alanlar arasında, özellikle immüno-onkoloji, hematoloji, romatoloji ve virolojiyi sayılabilir. BMS bir Biyofarma şirketi olarak spesifik hastalık alanlarında hastalara yenilikçi tedavi olanakları sunmaya devam etmektedir. Hedefimiz immüno-onkoloji alanında ürün portföyümüz ile farklı tümör tiplerinde çalışmalarımızı sürdürmek ve nadir hastalıklarda yeni ürünlerimizi geliştirmektir.

 


2016’da Türkiye BMS’nin gelişim ve büyüme odakları neler olacak?

Öncelikle odaklanacağımız iki alan olacak. Birisi viroloji; hepatit B ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz, hepatit C alanında da yeni gelecek ürünlerimizi bekliyoruz. Diğeri ise immüno-onkoloji; bu alanda yeni gelecek ürünlerimiz var. ımmüno-onkoloji alanında büyümeyi hedefliyoruz.


İmmüno-onkoloji tam olarak nedir ve şirketiniz için neden önemlidir?

Dünyada immüno-onkoloji tanımı BMS tarafından yapıldı. Dolayısıyla bu çığır açan yeni tedavi yaklaşımının ilk tanıtımını, geliştirilmesini yapan ilk şirket BMS’dir. İmmüno-onkolojinin ne olduğuna gelince; kanser tedavisinde belli aşamalardan geldik bugüne kadar. Klasik kemoterapilerden başladık, sonra hastalığın köken aldığı hücrelere, hedefe yönelik tedaviler uygulandı. ımmüno-onkoloji; vücudumuzun kendi savunma sistemini yani immün sistemini kullanan, T-hücrelerini uyararak kanserle savaşmayı sağlayan bir tedavi yöntemi. Şu anda Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ürünlerimiz onaylı ve piyasaya sunulmuş durumda. Bu tedavi yöntemi ilk kez melanoma (cilt kanseri) endikasyonu ile onay aldı. Şu an itibarıyla da akciğer ve renal hücreli kanserlerde çeşitli ülkelerde onayımız var. Türkiye’de de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ayrıca immüno-onkolojinin yeni bir alan olarak tanınması amacıyla medikal derneklerle ortak çalışmalar yürütüyoruz. Son olarak, Dünya Kanser gününde  bu alanda çalışan 4 temel dernek ile geliştirilen ışbirliği Platformu ve Akciğer Kanseri Yol Haritasının lansmanı yapıldı.

BMS Türkiye Yönetim Ekibi - Soldan sağa: Bilgen Dölek, Ece Kaşıkçı, Tülfer Sezer, Elif Coşkunsay, Ahu Yazıcı, Kaan Korkut, Mine Uzun, Tuten Yolukar, Sirin Seyhoğlu
BMS Türkiye Yönetim Ekibi
Soldan sağa: Bilgen Dölek, Ece Kaşıkçı, Tülfer Sezer, Elif Coşkunsay, Ahu Yazıcı, Kaan Korkut, Mine Uzun, Tuten Yolukar, Sirin Seyhoğlu



Global BMS’nin Türkiye’ye sağladığı katkılar hakkında bilgi verebilir misiniz? Global BMS için Türkiye’nin önemi nedir?

BMS global yapılanma çerçevesinde; geçen yıl yeniden coğrafi olarak farklı bölümlere ayrıldı. Türkiye; Orta ve Doğu Avrupa olarak adlandırılan Romanya, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Rusya ve ısrail gibi ülkelerin de içinde olduğu bir bölgenin parçası oldu. Bölgesel merkezimiz Londra’da.

Bu grubun içinde Türkiye Rusya’dan sonra ikinci büyük ülke olarak değerlendiriliyor ve büyüme potansiyeli değerlendirilerek yatırım yapılması planlanan ülkelerin içinde yer alıyor.


Türkiye ilaç sektöründe ilk kadın tıp doktoru olarak genel müdür olmak?

Mezun olduktan sonra ilaç sektörüne tesadüfen girmiş bir tıp doktoruyum. Sektöre girdiğim için hiç pişman olmadım. Sektörün medikal, pazarlama, klinik araştırmalar gibi farklı alanlarında çalıştım ve bundan da çok keyif aldım. Doktor olmanın çok ciddi yararı olduğuna inanıyorum. Hem çalıştığımız portföyle, hem de hastalık alanlarını düşündüğümüzde doktor olmanın ilave yarar sağladığını düşünüyorum. Ancak, şundan da gurur duyuyorum; ben BMS’nin ilk kadın, ikinci Türk genel müdürüyüm.

Sivil toplum düzeyinde paydaşlarınız kimlerdir?

Uzmanlık ve medikal dernekler ve hasta dernekleri ile çalışıyoruz.

Viroloji alanında viral hepatitler konusunda çalışan 3 büyük dernek olan Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği, Viral Hepatitle Savaşım Derneği ve Hepato Bilio Pankreotoloji dernekleri ile işbirliği içerisinde “Ulusal Viral Hepatit Kontrol Programı” gelitirildi. Bu program Sağlık Bakanlığımız tarafından yapılacak son düzenlemeler sonrasında yayınlanarak uygulamaya konulacak.

İmmüno-Onkoloji alanında da uzmanlık ve medikal dernekler ile çalışmalarımız devam ediyor.

Hasta dernekleri arasında LLMBir, Hep Yaşam, Kanserle Dans, Genç Birikim, Pembe Hanım hasta dernekleri ile projeler yürütüyoruz. Hasta dernekleri ve medikal derneklerin katıldığı ve Sağlık Bakanlığı’nın da yer aldığı belli tedavi alanlarında sağlık politikası çalışmaları tasarlayarak yürütmeye çalışıyoruz. Diğer taraftan BMS çalışanları olarak planladığımız ve hastaneleri ziyaret etmek, hasta çocuklar için aktivitelerde bulunmak gibi gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projelerimiz var. Desteklediğimiz okullar var; örneğin en son TOÇEV için Avrasya Maratonu’nda koştuk.


Bize başarıyı tarif eder misiniz? Sizce iş ve sosyal yaşamdaki başarının sırları nelerdir?

Başarı denince aklıma gelen ilk şey takım çalışması oluyor. Aynı amaç için koşan ve başardığı zaman da bundan mutluluk duyan bir topluluk. Benim için başarı bu. Sosyal yaşamda da aileyi bir takım olarak değerlendiriyorum. Aile de bir takım, hatta çocukların da baskın ve çok ciddi bir karar yetkisi ile söz hakkına sahip olduklarını düşünüyorum. Onlar ne derse onu yapıyoruz. İki çocuğum var; biri 7,5 yaşında aslan burcu, diğeri 11 yaşında kova burcu, onlar için koşturuyoruz, ancak demokratik bir yönetim olduğunu söyleyebilirim; herkesin kararlarda katkısı var...


Aynı zamanda bir eş ve anne olarak çalışma ve sosyal hayattaki dengeyi kurabiliyor ve koruyabiliyor musunuz?

Zaman zaman koruduğumu düşünüyorum ama bazen de koruyamıyorum. Ama eşim en büyük desteğim. Onsuz asla başaramayacağımı düşünüyorum. İş sorumluluğunun yanı sıra çocuklarımızın sorumluluğunu da paylaştığımız için hayat beraber güzel gidiyor. Her şey paylaştıkça kolay.


Sizin için olmazsa olmaz nedir?

Önce sağlık! Olmazsa olmaz. Çünkü işimiz hastalarla uğraşmak, yakınlarımızda da hastaları görüyoruz. Hayatımın dönüm noktası, annemi akciğer kanserinden kaybettiğim zamandır. Dolayısıyla kanser, özellikle hassas olduğum bir konu. Ayrıca kanserli hastalar ve yakınları… Dolayısıyla önce sağlık, sonra aile olmazsa olmaz.


Doktorluk yapmayı hiç hayal ettiniz mi, şu anki işinizi yapmıyor olsaydınız ne yapmak isterdiniz?

Kesinlikle doktorluk yapardım. Bir daha dünyaya gelsem, yine tıp fakültesine giderdim. Fakültede okuduğum yıllarda çocuk cerrahı olma hayalim vardı.


Klasik medya ve sosyal (yeni) medya hakkında ne düşünüyorsunuz ve kullanımınız ne sıklıkta?

Ben sosyal medyaya arkadaşlarımla, dünyayla iletişim kurduğum yer olarak bakıyorum. ıyi bir sosyal medya kullanıcısıyım; “Facebook”, “Twitter”, “Instagram” vs. birçok siteye üyeliğim var. Bu paylaşımları haberdar olma açısından önemli buluyorum. Şirket içerisinde  “Yammer” kullanıyoruz. “Whatsapp” ise artık en kolay iletişim yolu. Dolayısıyla 21. yüzyılda geldiğimiz bu noktada iletişim araçlarını limitli kullanmaya çalışıyoruz artık. Gittiğim bir eğitimde, en kötü öğrenme şeklinin sürekli bilgiye ulaşma çabası içinde olmak olduğu söylenmişti. En kötü örnek olarak, gece telefonu yanına koyup sabah ilk iş yine ona bakanlar verilmişti. Yapmıyor muyuz? Yapıyoruz. Ama bunun öğrenmeyi engellediği, beynin bir süreye ihtiyacı olduğu belirlenmiş. Yani, gece bu iletişim araçlarına bakıp yatmak ve sabah gözünüzü açar açmaz yine onlara bakmak çok da sağlıklı bir durum değil. Ben bu dengeyi arada hiçbir şey yapmadığım zamanlar yaratarak bulmaya çalışıyorum ya da kitap okuma zamanı ayırmaya çalışıyorum. Telefon ve internet ile ciddi anlamda haşır neşir olduğumu söyleyebilirim. Sadece çocuklarıma ayırdığım zamanı bunlarla kirletmemeye gayret ediyorum. Dengeli olması gerektiğini de düşünüyorum, eğer bir şeylerden haberdar olmak istiyorsak.


Sizi en çok mutlu eden çalışan profili?

Mutlu olan, pozitif, olayları negatif taraflarından değil pozitif taraflarından görebilen, ne yapılabilir açısından bakıp, yine takımın parçası olan, buna gayret eden, takımla birlikte başarmayı hedefleyen çalışan profili.

 

Dr. Ahu Yazıcı Kimdir?

1995 yılında Tıp Fakültesi’nden mezun oldum ve 1996 yılından bu yana da ilaç sektöründeyim. Farklı şirketlerde Ürün Müdürü, Medikal Müdür, Klinik Araştırmalar Müdürü, İş Geliştirme Müdürü, Bölüm Direktörü ve Bölgesel Direktör görevlerinden sonra Bristol-Myers Squibb Türkiye’de Genel Müdür oldum. 2007 yılında katıldığım Bristol-Myers Squibb’de öncelikle Onkoloji Grup Ürün Müdürlüğü, sonrasında da Onkoloji ve Viroloji Bölüm Direktörlüğü’nü üstlendim. Bu görevleri takip eden 2 yıl boyunca da immünoonkoloji alanında Avrupa pazarlarında önce hematoloji, sonrasında da onkoloji ürünlerinden sorumlu oldum. Avrupa pazarında bulunan 32 ülkede sorumlu olduğum ürünlerin hazırlığından, lansmanlarına kadar olan tüm süreçlerde o ülkelerde bulunan bölüm direktörleri ve genel müdürler ile beraber çalıştım.


Çalışma ve sosyal hayatınızdaki en önemli destekçileriniz?

Çalışma hayatında yönetim ekibi ve patronum en iyi destekçilerim. ıyi bir grupla, uyumlu bir grupla çalışıyorum. Kendimi bu anlamda şanslı görüyorum. Takım çalışmasını hep birlikte başarabildiğimiz için birlikte hareket ediyoruz. Genel müdürlük yönetmek değil, daha çok iletmek, destek vermek. Ekibim başarıyor, ben de onları destekliyorum.


En son okuduğunuz kitap ve sizde bıraktığı iz?

İlber Ortaylı’nın “Türklerin Tarihi” adlı kitabını okuyorum. Özellikle bu Türkçe-Osmanlıca tartışmalarını çok güzel açıklıyor. Geçmişimiz, nereden geldiğimiz, “Türk” ne demek, dil olarak “Türkçe” ne demek, “Türkiye” ne demek… Güzel anlatıyor, herkese tavsiye ediyorum.


En çok gitmekten keyif aldığınız şehir veya ülke? Size hissettirdikleri?

Türkiye ile başlayayım önce. Memleketimi çok seviyorum çünkü. ış için çok fazla seyahat ediyoruz ve en çok eve geri dönüşü çok seviyorum. Ayvalık benim için özel bir yer, memleketim olarak görüyorum. Her yıl çocuklarımızla gidiyoruz Ayvalık’a. ılerideki hayalim de bir çiftlik kurup orada yaşamak. Ege kültürü hoşuma gidiyor. Onun dışında Viyana’yı, Avusturya’yı seviyorum. Eşim de Viyana Üniversitesi mezunu. O da orayı çok seviyor, bu yüzden sık sık gidiyoruz. Ayrıca Yunanistan’ı da seviyorum, çünkü çok benzer noktalarımız var.


En son izlediğiniz film veya tiyatro?

En son izlediğim film “Star Wars”. Çok seviyorum, sonra hepsini birden seyrettim. Bu filmde biraz din, dil, ırk karışmış, modernize olmuş diyebiliriz. Ama “Işın Kılıcı” klasiktir. “Jedi”, “Yoda”, “Luke Skywalker” vs. hepsini seviyorum.


En son ne zaman güldünüz?

Gülmeyi seven bir insanım. Evde olsun, işte olsun, ki iş yerinde de bir aile ortamımız var. BMS kültüründe önce insan, çalışanlarımız ve çalışma amacımız hastalar. Çalışanlarımız uzun süredir BMS ortamında olan kişiler, ben de dokuz yıldır buradayım ama sahadan kime sorsanız 15 yıl diyor.


En büyük pişmanlığınız?

İnsan birilerini kaybettikten sonra; yine annemi düşünüyorum; keşke daha çok zaman geçirseydim, diyorum. Bu konuda “keşke”lerim var. Hastalığı süresinde daha fazla bir şey yapabilir miydim, diye soruyorum kendime…


İyi ki yapmışım, dediğiniz şey?

İyi ki ikinci çocuğumu, kızımı dünyaya getirmişim. Çok düşünmüştüm karar aşamasında, çünkü BMS’ye ilk başladığım zamanlardı. İyi ki kızımı doğurmuşum diyorum, her anneye bir kız lazım. Kızım dört buçuk aylıkken direktör olmuştum, dolayısıyla kısmetiyle geldi diyorum.


Kendinize en son ne satın aldınız?

Kitap satın aldım.


Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori