Diyabetin nedeni mikrobiyotada mı saklı?
Prof.Dr. Yıldız: “Son yıllardaki çalışmalar bağırsağınızdaki bir mikrobun artması sonrası, o mikrobun salgıladığı bir maddenin dolaşımınıza geçmesi ve sonrasında beyninizdeki iştah merkeziyle etkileşmesinin sizin ne kadar yediğinizi, ne kadar kilo alacağınızı ya da diyabet riskinizi etkileyebileceğine işaret ediyor.”
Diyabetin nedeni mikrobiyotada mı saklı?
23 Ekim 2017 - MEDİMAGAZİN

MEDİMAGAZİN - Dünyada  endokrinoloji alanında  görev yapan çok sayıda hekimin bir araya geldiği EndoBridge® yıllık toplantısının beşincisi,19-22 Ekim tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi.  

39 ülkeden 473 katılımcının yer aldığı kongrede; diyabet, obezite, lipid bozuklukları, tiroid, kemik ve osteoporoz, hipofiz, böbreküstü bezi, nöroendokrin tümörler, kadın ve erkek üreme endokrinoloji konularının ele alındığı  24 konferans ve 16 vaka tartışması oturumu ile birlikte 80’in üzerinde sözlü ve poster vaka sunumuna yer verildi.  

Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısına  Avrupa Endokrinoloji Derneği Başkanı ve EndoBridge® kurucusu Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Sevim Güllü, Avrupa Endokrinoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Bilim Komitesi Başkanı Prof. Dr. Felix Beuschlein ve Amerikan Endokrin Derneği Başkanı Prof. Dr. Lynnette Nieman katıldı.

‘’Diyabet riski mikrobiyotadan anlaşılabilir’’

Bağırsaklarda toplam ağırlığı iki kilogramdan daha fazla olan 100 trilyon üzeri bakteri bulunuyor. İnsan vücudundaki genlerin yüzde 38’ini paylaşan bu bakteriler çeşitli metabolik hastalıkların gelişimine neden oluyor. 

Mikrobiyota ile diyabet arasında ilişki konusunda araştırmalar olduğu bilgisini veren Prof.Dr.Yıldız, ‘’Son yıllardaki çalışmalar bağırsağınızdaki bir mikrobun artması sonrası, o mikrobun salgıladığı bir maddenin dolaşımınıza geçmesi ve sonrasında beyninizdeki iştah merkeziyle etkileşmesinin sizin ne kadar yediğinizi, ne kadar kilo alacağınızı ya da diyabet riskinizi etkileyebileceğine işaret ediyor. Ancak hayvan çalışmalarında gösterilen neden sonuç ilişkileri henüz insanlarda net olarak kanıtlanabilmiş değil ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.” dedi.

Diyabet ve obezite salgın şeklinde görülüyor

Diyabet ile birlikte obezite de salgın şeklinde görülüyor. 1975’den beri dünyada obezite görülme sıklığı üç kat artarken, 2017 yılı itibari ile 1.9 milyar erişkin fazla kilolu ve bunların arasında 650 milyon kişi de obez. 

Alınan gıda sayısı çeşitliliği azaldı

Geçmiş dönemlerde haftada 150 çeşitten fazla gıda alındığını ancak günümüzde bu sayının 20’nin altına indiğini belirten Yıldız, “Bunların çoğu da işlenmiş gıdalar ve toplamda mısır, soya, tahıl ve etten oluşan dört çeşit gıda tüketiliyor. Çeşitliliğin azalması mikropların da sağlıksız olduğu anlamına geliyor.’’ ifadelerini kullandı.

Son dönemde yapılan çalışmalara göre mikropların doğum anından itibaren gelişmeye başladığını ve üç yaşına kadar şekillendiğini bilgisini veren Yıldız,

‘’Normal doğum ve sezaryen, anne sütü ya da meme ile beslenme , üç yaşına kadar antibiyotik kullanıp kullanmadığınız ileri dönemde obezite riski ile karşı karşıya olup olmadığınız etkiliyor. Anne sütü ile beslenmiş, normal doğum ile dünyaya gelmiş ve üç yaşına kadar antibiyotik kullanmamış kişilerin obezite riski düşük oluyor. Bu nedenle mikropların sağlığımızı nasıl etkilediğinin araştırılması çok önemli.’’ şeklinde konuştu.

Diyabet kadınlarda hızla artıyor

Avrupa Akreditasyon Konseyi tarafından kredilendirilen kongrede bu sene öne çıkan diğer bir konunun ise ‘’Kadın ve Diyabet’’ olduğunu söyleyen Yıldız,

‘’Her 7 kişiden birinde diyabet ve her 3 kişiden birinde ise prediyabet görülüyor. Dünyada 199 milyon kadının diyabetli olduğunu ve 2040 için bu rakamın 313 milyon olacağını tahmin ediyoruz. Türkiye’de kadınlarda diyabet görülme sıklığı erkeklere göre yüzde 8, prediyabet ise yüzde 26 daha fazla.’’ açıklamasında bulundu.


Diyabet ve kadın ile ilgili son veriler ise şu şekilde:

  • Diyabet nedeniyle dünyada her yıl 2 milyondan fazla kadın hayatını kaybediyor. 
  • Diyabetli kadınlarda kalp hastalığı riski 10 kat artıyor. 
  • Her 10 diyabetli kadından 4’ü doğurganlık çağında. 
  • Her yıl 120 milyon kadının gebeliğinde şeker yüksekliği saptanıyor ve bu kadınların yarısı 30 yaş altında
  • Doğurganlık çağında diyabet gelişimi için en önemli risk faktörlerinden biri polikistik over sendromu (PKOS). 
  • PKOS’lu kadınlarda diyabet riski dört kat artmış durumda
  • Gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) her yedi doğumdan birini etkiliyor
  • Gestasyonel diyabetli annelerin yarısında doğumdan sonra 5-10 yıl içinde tip 2 diyabet gelişiyor.

Şeker tolerans testi ne zaman yapılmalı?

Ailede bilinen şeker hastalığı öyküsü olmayan ve daha önceki gebeliklerinde problem yaşamamış düşük riskli ve 25 yaş altında, normal vücut ağırlığına sahip kadınlar dışındaki tüm gebelerde şeker toleransının değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Yıldız,

‘’Tip 2 diyabet gelişimini sağlıklı yaşam tarzı ile çok önemli oranda engellemek mümkün. Dünyada erken ölümlerin yüzde 70’inden fazlasında ergenlik çağından itibaren kazanılan yaşam alışkanlıklarının etkili olduğu düşünülürse, gelecek nesillerin sağlıklı yaşam tarzını benimsemesi için kadınlara önemli görev düşüyor.’’ dedi.

 

Toplantı da Prof.Dr.Sevim Güllü osteoporoz, Prof.Dr.Felix Beuschlein böbrek üstü bezleri ve hipertansiyon ilişkisi hakkında bilgilendirmede bulunurken, Prof.Dr.Lynette Nieman’da endokrinoloji alanında  yeni tedavi seçenekleri ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan TarihiDetayKategori