Tam Günde vakıf hastanelerinin durumu?
Daha önce yayınladığımız yoruma vakıf üniversitesinde çalışan bir öğretim üyemizden aşağıdaki katkı gelmiştir:
Tam Günde vakıf hastanelerinin durumu?
03 Nisan 2014 -

Sayın Cemil Yaşar Atılla nın Vakıf Üniversiteleri ile ilgili  yorumuna farklı açıdan katkıda bulunmak  istiyorum:


Vakıf üniversitelerinde çalışanlar eğitim öğretim bakımından YÖK kanununa tabidir.Ancak çalışma koşulları bakımından 4857 sayılı  İŞ K ANUNU ve ayrıca da VAKIFLAR KANUNU na tabi olup bu konuda koşul belirleme Vakıf yönetim kurulu na aittir. Daha önce öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında başka sağlık kuruluşları yada muayenehanede çalışmalarına yönetimce onay verilmişse bu teamül haline gelmiştir ve bunun değişmesi vakıf yönetim kurulu, daha geniş bir çerçevede karar alınması isteniyorsa vakıf mütevelli heyet kararıyla olabilmektedir.

Dolayısıyla 2547 sayılı kanundaki yasaklayıcı hüküm vakıf üniversitelerini bağlamamaktadır.

Bilgilerinize saygıyla sunulur.
 
Prof.Dr Sevim Dinçer Cengiz

 


 

Sayın Hocam merhabalar;

Medimagazin sitesinde yayımlanan çalışmamda yer alan; “vakıf yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elamanlarının çalışma esaslar” ile ilgili yorumuma dayanak teşkil eden bir, iki hususu belirtmek isterim.  

Vakıf yükseköğretim kurumları, Anayasa’mızın 130 uncu maddesinde belirtildiği gibi kazanç amacına yönelik olmayan Devletin denetim ve gözetimi altında, bilimsel özerkliği bulunan, birçok yönü ile Devlet yükseköğretim kurumlarının tabi olduğu hükümlere tabi olan kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır.

Bu çerçevede vakıf yükseköğretim kurumlarının çalışma usul ve esasları ile öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenliğine ilişkin olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek 2 ila Ek 19 uncu maddeleri arasında bir çok düzenleme yapılmıştır. Ancak öğretim elemanlarının çalışma esaslarıyla ilgili en önemli düzenleme 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği” nde yapılmıştır. Söz konusu Yönetmeliğin 23 ve 32 nci maddeleri çok önemlidir. 23 üncü maddede; “………..Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir

 

Bu personele aylık bakımdan ise  4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.”  Hükmü, 32 nci madde de ise;Vakıf yükseköğretim kurumları 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumları ile ilgili ek Maddelerinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece 2547 sayılı Kanunun bütün hükümlerine uymakla yükümlüdürler.” Hükmü yer almıştır. Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının “Çalışma esasları” açısından 2547 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslara tabi oldukları, aylık ve ücretleri açısından ise 4857 sayılı İş Kanununa tabi oldukları anlamı çıkmaktadır. Diğer taraftan, 2547 sayılı Kanunun “Çalışma esasları” başlıklı 36 ncı maddesinde, öğretim elemanlarının üniversitede devamlı statüde görev yapacakları,  öğretim elemanlarının haftalık ders yükleri, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının kanunda belirtilen haller dışında 657 sayılı Kanunun 28 inci maddesi hükümlerine tabi oldukları, bunlardan profesör ve doçent olanların mesai saati  bitiminde özel hastaneler ile vakıf üniversitesi hastanelerinde nasıl çalışabilecekleri  hususu düzenlenmiştir.

 

Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının 4857 sayılı İş Kanunu ile ilişkilendirilmeleri, yalnızca bunlara ödenecek aylık veya sözleşme ücretleri ile ilgili olmaktadır. Bunların çalışma esasları (Tam gün-kısmi zamanlı, mesai saatleri dışında serbest çalışıp çalışamayacakları vb)  açısından ise yukarıda söz edilen Yönetmelikte belirtildiği gibi 2547 sayılı Kanuna tabi olduğu değerlendirilmektedir.

 

Sayın hocam, yukarıda yer alan değerlendirmeler benim şahsi yorumum olup, sizin belirttiğiniz gibi vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının çalışma koşulları açısından 4857 sayılı İş Kanununa tabi olduğu hususu da bir çok akademisyen ve hukukçu tarafından değerlendirilmektedir.

 

Bu itibarla, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademisyenlerin çalışma esasları açısından hangi mevzuat hükümlerine tabi oldukları ve bunlardan tabip ve diş tabibi kökenli olan öğretim üyelerinin mesai saatleri içinde ya da dışında muayenehane açıp açamayacakları hususunun bir an önce Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü ile  Sağlık Bakanlığına iletilerek bu kurumlardan 18.04.2014 tarihine kadar uygulamaya esas olacak görüş alınmasının artık bir zaruret haline geldiği değerlendirilmektedir.

  Cemil Yaşar ATİLA

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) hasan ekim (dr)
07.04.2014 10:30:27
Benim uzaktan anladığım kadarıyla vakıf üniversitelerinde profesör de olsan, amelesiniz. Yasalar hep patrondan yana olduğundan ameleler her durumda ameleleğinin sürmesini gerektiriyor. Bu amelelerden mutlu bir azınlığı hem medyatik hem de devlet üniversitelerinde geçmişte 38. madde kapsamında profesörlük kazandığından astronomik farkları da hastalardan alarak işlerine devam etmekteler. Zaten bunları çalıştıkları vakıf atarsa da başka bir vakfa geçip üstelik transfer parası da aldım ama çalıştığım kuruma da bağışladım diyerek bir de boş hava atarak meşhurlukları daha da artmakta. Atan da atılanda alanda mutlu olmakta. Diğer amelelere Allah yardım etsin, hiç hasta olmasınlar sakın yaşlanmasınlar.Onları çıkmaz ayın 15. de yasal düzenlemelerle belki rahatlatırlar.
People
0
2) kirpi (öğ üye)
07.04.2014 09:43:22
teşekkürler Sayın Prof Tamgüm.
Yazdıklarına katılıyorum.
Öngörüleriniz doğru çıktı.
Verdiğiniz haber üzerine AYM sitesine baktım.
9 nisan'da görüşülecek.
Umarız yürütmeyi durdurma çıkar.
18 nisan tarihli emekli dilekçesi verip muayenehaneyi kapatıp; 10 nisan'da yurt dışı (Avrupa'da) bulduğum işe başlamak üzere yola çıkmayı planlıyordum.
bu durumda sözleşmeyi ve uçak biletini iptal ettim.
yürütmeyi durdurma istanbul üniversitesinin boşalmasını da durduracak.
People
0
3) DR VAKIF PROF (TIP)
07.04.2014 09:14:06
Vakıf Üniversitesinde çalışan öğretim üyeleri eğitim-öğrenim bakımından 2547 nolu kanuna bsğlı olmakla birlikte, çalışma şartları bakımından 4857 sayılı İş kanununa tabidir.
Vakıf üniversitesindeki hocaların iş güvenliği(sözleşmeleri heryıl yenilenmektedir),SABİT KADRO, YILLIK izinleri, YEŞİL pasaport, EMEKLİLİK maaşları vs haklarının hiç biri 2547'ye tabi olan devlet üniversite hocaları gibi değildir. Yani çalışma şartları bakımından özel hastanede çalışan herhangi bir doktordan farkı yoktur. Dolayısıyla akademik eşitlik ve yükümlülükler dışında, Vakıf Üniversitesindeki hocaları devlet üniversitesindeki hocalarla( Çalışma şartları bakımından) karşılaştırmak doğru değildir. ZATEN VAKIF ÜNİVERSİTESİNDE ÇALIŞANLAR HOCALAR DA BU DURUMLARI BİLEREK tercih yapmakta, ÇALIŞMAKTADIR. Bu sebeple devlet üniversitesindeki hocaların büyük çoğunluğu zaten emekli olduktan sonra ya da genç yaşta emekli olup vakıf üniversitelerine geçmektedir.
Sonuç olarak çalışma şartları bakımından 2547 sayılı kanunun koruması kapsamında olmayan vakıf hocalarının sınırlayıcı şartlar bakımından bu kanun kapsamında olması anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Fikrime göre olması gereken; öğretim üyelerinin eşit işe= eşit maaş=eşit özlük haklar 'nın olması ve kanunun bu şekilde düzenlenmesidir.
Saygılarımla.
People
0
4) Tam Gum (Prof.Dr.)
05.04.2014 18:26:23
aşağıda yazmış olduğum bir önceki yazımı başta "noel baba" olmak üzere melektaşlarını kıskanan tüm arkadaşlara ithaf ettim.( bu kıskanma durumu da çok ironik aslında; neden derseniz devlet hastanelerinde çalışan hekim arkadaşların 6514 sayılı yasa çıkana kadar zaten muayenehane açma hakları vardı veya olan muayenehanelerini kapatmaları gerekmiyordu. zaten bunu 7 martta yayımlanan ve devlet hastanesi hekimlerini muayenehanelerinin derhal kapatılacağını söyleyen genelgeden anlayabilirsiniz. yasal haklarını koruyamayanların kıskançlık hissetmeleri de ayrı bir psikiyatri konusu bence). 26 Mart'ta yazdığım yorumumda 9 Nisan'ı bekleyin demiştim. dün gece saat 24.00 da güncellenen Anayasa Mahkemesi web sitesinden anlayabileceğiniz gibi tam gün ve diğer konuları içeren 6514 sayılı yasanın yürütmeyi durdurma ve iptali istemi mahkemenin 9 Nisan sabahı saat 09.30 daki ilk gündem maddesidir.

Kendim bir tıp profesörü olmama rağmen hukuk en çok sevdiğim ve ilgilendiğim konu olarak , benim için tıptan sonra ikinci sırada gelmektedir. bu nedenle yürütmeyi durdurma konusunun çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Anayasa Mahkemesi'nin kararları geriye işlemediğinden , iptal olan davalar eğer zamanında ele alınamamışsa hak kaybı doğar ve bu kişilerin haklarını, yeniden oluşan duruma göre idare mahkemelerinde aramaları gerekir ki bu da zaman ve hak kaybıdır. o nedenle anayasaya açıkça aykırı olan durumlarda (6514 sayılı kanunun bir çok maddesinde olduğu gibi) yasanın uygulanması ile telafisi imkansız zararlar oluşma durumu da varsa (6514 sayılı yasanın bir çok maddesi için bu da söz konusu) Anayasa Mahkemesi yürütmeyi durdurma tedbirini alarak bu hak kayıplarını önleyecektir.
9 Nisan günü hakkın tecelli edeceğini düşünüyorum.
People
0
5) Tam Gum (Prof. Dr.)
05.04.2014 00:23:26
Anayasa Mahkemesi'nin 9 Nisan 2014 Çarşamba Günü Saat 09.30’da Yapılacak Toplantı Gündemi:

02.01.2014 günlü, 6514 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı
Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un;
1- 3. maddesiyle değiştirilen, 11.10.2011 günlü, 663 sayılı Sağlık
Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname’nin 32. maddesinin (6) numaralı
fıkrasına dördüncü cümlesinden sonra gelmek üzere eklenen
cümlenin,
2- 6. maddesiyle, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin
başlığıyla birlikte değiştirilen 55. maddesinin,
3- 7. maddesiyle, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin
57. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “permi” ibaresinden sonra
gelmek üzere eklenen “, kayıt, bildirim” ibaresinin,
4- 9. maddesiyle yeniden düzenlenen, 14.7.1965 günlü, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrasının
son cümlesinin,
5- 11. maddesiyle, 4.11.1981 günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim
Kanunu’nun 36. maddesinin yeniden düzenlenen altıncı fıkrası ile bu
maddeye eklenen yedinci ve sekizinci fıkraların,
6- 12. maddesiyle, 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesine (g)
fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen (ı) fıkrasının ikinci
cümlesinde yer alan “… yüzde 50’si …” ibaresinin,
7- 14. maddesiyle, 2547 sayılı Kanun’a eklenen geçici 64.
maddenin,
8- 17. maddesiyle, 27.7.1967 günlü, 926 sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanunu’nun başlığıyla birlikte yeniden
düzenlenen ek 27. maddesinin,
9- 18. maddesiyle yeniden düzenlenen, 17.11.1983 günlü, 2955
sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nun 32. maddesinin
altıncı fıkrasının,
10- 19. maddesiyle, 2955 sayılı Kanun’a eklenen geçici 11.
maddenin,
11- 20. maddesiyle, 11.4.1982 günlü, 1219 sayılı Tababet ve
Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 3. maddesine
eklenen fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…acil tıbbi
müdahaleleri yapmaya…” ibaresinin,
12- 21. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin;
a- Üçüncü fıkrasının değiştirilen dördüncü cümlesinde yer
alan “…ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere…”
ibaresinin,
b- Üçüncü fıkrasına beşinci cümlesinden sonra gelmek
üzere eklenen altıncı cümlenin,
13- 24. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun’un ek 13. maddesine
eklenen (v) ve (y) bentlerinin,
14- 29. maddesiyle, 1219 sayılı Kanun’a eklenen geçici 11.
maddenin birinci cümlesinde yer alan “…hemşire yardımcılığı, ebe
yardımcılığı ve…” ibaresinin,
15- 37. maddesiyle, 4.1.1961 günlü, 209 sayılı Sağlık
Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon)
Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 3.
maddesine eklenen fıkraların,
16- 39. maddesiyle, 4.1.1961 günlü, 211 sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 57. maddesine eklenen ikinci
fıkrada yer alan “…harekât ihtiyaçları hariç…” ibaresinin,
17- 46. maddesiyle, 7.5.1987 günlü, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri
Temel Kanunu’na eklenen ek 11. maddenin ikinci fıkrasının birinci
cümlesinin,
18- 50. maddesiyle, 3359 sayılı Kanun’a eklenen geçici 9.
maddenin,
19- 52. maddesiyle değiştirilen, 24.11.2004 günlü, 5258 sayılı
Aile Hekimliği Kanunu’nun 3. maddesinin beşinci fıkrasının ikinci
cümlesinin,
iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi
istemi.
People
0
6) Melih İnan (Doç)
04.04.2014 12:44:10
Sayın saim t
Öncelikle vakıf olsun kamu olsun üniversite olsun tüm hekimlerin tam hün hastane yada özel (özel merkezler yada muaynehane) çalışması gerektiğine inanan ve 3 yıldır vakıf üniversitesinde çalışan muaynehanesi ömrü boyunca hiç olmamış bir öğretim üyesi olduğumu belirtmek isterim
Vakıf üniversitelerinde çalışıp muaynehanesi olan öğretim üyesi zaten yok denecek kadar azdır(bizim hastanede hiç yok)
Olay bu değildir olay Türkiye'de hekimlerin sadece kendi menfaatleri üzerine politika sürmesidir
Kamu hekimleri için vakıf hocaları ne yaptı ki demişsiniz
Hangi uzmanlık derneği yada tabip odadın yönetiminde biz varız ki
Ana örnek isterseniz ilk tam gün taslağı çıktığında gazetelere ilan veren tjod yasak sadece kamuyu ilgilendirdiğinde sadece susup destek verdi
Benim bahsettiğim budur
Niçin vakıfda çalışıyorsunuzun cevabını da vereyim
3 uzman iken yar Doç kadrosunun sadece hocamızın kızına açılmadıy do
Hiçte pişman olmadım doçentliğimide paşalar gibi aldım hacettepeli jürimin beni çadır Üniversitesi diye aşağılamasına rağmen
Oysa o hocamın intern iken bizleri vizitine bile almayıp sadece muaynehane hastalarıma bakarım dediğini ve eğitimle alakası olmadığını söyleyemeden
Saygı ve sevgilerimle
People
0
7) Saim T (Tıp Dr.)
04.04.2014 11:44:05
Sayın İnan;
Vakıf üniversitelerinde öğretim üyeleri sadece maaş almıyor,yapılan işlemler ve bakılan hasta başına halen Üniversite öğretim üyelerine önerilen SGK ücretlerinden daha yüksek (Özellikle SGK ile anlaşması olayan Vakıf Üniversiteleri)ilave prim alıyorsunuz. Bu prim sistemi Üniversite hastanelerinde yokken vakıf üniversitelerinde zaten vardı. Birçok Üniversite öğretim üyesinin de Vakıf üniversitelerine geçmesi acaba neden. Daha düşük bir ücretimi tercih ettiler.Sakın yanlış anlaşılmasın kazancınız helali hoş olsun, keşke daha çok kazanasınız. Yanlışa sapmadıkca , Tüm Hekim arkadaşların kazançları analarının ak sütü gibi helaldir. Bir topcunun,popcunun yanında doktorun aldığı ücretler denizde bir damladır gerçekte. Ancak biz de sizlerin şimdiye kadar Kamu hastaneleri ve Üniversite hastanelerinde çalışan meslektaşlarınıza Tam gün yasası ile ilgili arka çıktığınız ,savunduğunuz bir yazı hiç görmüyorduk. Nitekim sayın Cengiz de Vakıf üniversitelerine Tam Günün ucu dokununca hemen Temaüllerden (nalıncı keseri) bahsediyor.Şimdiye kadar Tam günün yanlışı ile ilgili bu sütünlarda bir yazısını hiç görmedim. Varsa bilelim.
People
0
8) Melih İnan (Doç.dr)
04.04.2014 10:36:52
Sayın saim t
Vakıf üniversiteleri öğretim üyeleri pek çok konuda mağdur olurken yanlarında bir tek meslektaşları yokken bu konuda hemen düşman meslektaşları kendilerini göstermeye başladılar bile
Olay sadece muaynehane değil devlet üniversitesinde prim yapılacakken Vakıfta bunu nasıl yapacaksınız
Ha bize ne yapmasınlar büyük ihtimal vereceğiniz cevap olacaktır
Devlet hastanesinde çalışan meslektaşlarımızın muaynehane yasağında tüm hocalar mutlu olmadı mı
Ttb ve uzmanlık dernekleri ağzını açtı mı
Biz hekimlerin en büyük problemi zaten budur

Saygı
People
0
9) cemil (memur)
04.04.2014 09:44:47
Sayın Cengiz,
Medimagazin sitesinde yayımlanan çalışmamda yer alan; “vakıf yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elamanlarının çalışma esaslar” ile ilgili yorumuma dayanak teşkil eden bir, iki hususu belirtmek isterim.
Vakıf yükseköğretim kurumları, Anayasa’mızın 130 uncu maddesinde belirtildiği gibi kazanç amacına yönelik olmayan Devletin denetim ve gözetimi altında, bilimsel özerkliği bulunan, birçok yönü ile Devlet yükseköğretim kurumlarının tabi olduğu hükümlere tabi olan kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır.
Bu çerçevede vakıf yükseköğretim kurumlarının çalışma usul ve esasları ile öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenliğine ilişkin olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek 2 ila Ek 19 uncu maddeleri arasında bir çok düzenleme yapılmıştır. Ancak öğretim elemanlarının çalışma esaslarıyla ilgili en önemli düzenleme 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği” nde yapılmıştır. Söz konusu Yönetmeliğin 23 ve 32 nci maddeleri çok önemlidir. 23 üncü maddede; “………..Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir
Bu personele aylık bakımdan ise 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.” Hükmü, 32 nci madde de ise; “Vakıf yükseköğretim kurumları 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumları ile ilgili ek Maddelerinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece 2547 sayılı Kanunun bütün hükümlerine uymakla yükümlüdürler.” Hükmü yer almıştır. Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının “Çalışma esasları” açısından 2547 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslara tabi oldukları, aylık ve ücretleri açısından ise 4857 sayılı İş Kanununa tabi oldukları anlamı çıkmaktadır. Diğer taraftan, 2547 sayılı Kanunun “Çalışma esasları” başlıklı 36 ncı maddesinde, öğretim elemanlarının üniversitede devamlı statüde görev yapacakları, öğretim elemanlarının haftalık ders yükleri, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının kanunda belirtilen haller dışında 657 sayılı Kanunun 28 inci maddesi hükümlerine tabi oldukları, bunlardan profesör ve doçent olanların mesai saati bitiminde özel hastaneler ile vakıf üniversitesi hastanelerinde nasıl çalışabilecekleri hususu düzenlenmiştir.
Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının 4857 sayılı İş Kanunu ile ilişkilendirilmeleri, yalnızca bunlara ödenecek aylık veya sözleşme ücretleri ile ilgili olmaktadır. Bunların çalışma esasları (Tam gün-kısmi zamanlı, mesai saatleri dışında serbest çalışıp çalışamayacakları vb) açısından ise yukarıda söz edilen Yönetmelikte belirtildiği gibi 2547 sayılı Kanuna tabi olduğu değerlendirilmektedir.
Sayın hocam, yukarıda yer alan değerlendirmeler benim şahsi yorumum olup, sizin belirttiğiniz gibi vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının çalışma koşulları açısından 4857 sayılı İş Kanununa tabi olduğu hususu da bir çok akademisyen ve hukukçu tarafından değerlendirilmektedir.
Bu itibarla, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademisyenlerin çalışma esasları açısından hangi mevzuat hükümlerine tabi oldukları ve bunlardan tabip ve diş tabibi kökenli olan öğretim üyelerinin mesai saatleri içinde ya da dışında muayenehane açıp açamayacakları hususunun bir an önce Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığına iletilerek bu kurumlardan 18.04.2014 tarihine kadar uygulamaya esas olacak görüş alınmasının artık bir zaruret haline geldiği değerlendirilmektedir.
Cemil Yaşar ATİLA
People
0
10) Saim T (Tıp Dr.)
03.04.2014 21:51:25
Sayın Cengiz;
Vakıf Üniversiteleri sizin ifadeniz doğrultusunda adeta Devekusu. Yani ne Kuş, ne deve veya hangisi işe gelirse o. Size göre, bize göre , yok teamüllere göre. Böyle bir durum söz konusu olabilirmi? Teamülmü üstün yoksa Kanunmu? Açıklamaya gerek varmı?
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori