Botulinum toksin enjeksiyon uygulaması kadavrada yapıldı
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı ve Anatomi Ana Bilim Dalının işbirliği ile “Spastisitede Botulinum Toksin Tip A Enjeksiyonu: Uygulamalı Taze Kadavra Kursu”nun ikincisi gerçekleştirildi. Taze kadavra üzerinde uygulama yapan hekimler, pratiklerini artırma şansı yakaladı.

27.06.2016 - Pazartesi

/

Ankara Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şehim Kutlay ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Açar, spastisitede Botulinum toksin enjeksiyon tedavisini ve kadavra üzerinde uygulama eğitiminin detaylarını Medimagazin’e anlattı.

Hekimliğin en temel prensibinin “Primum non nocere-Önce zarar verme!” olduğunu dile getiren Prof. Dr. Şehim Kutlay, “Kadavra üstünde yapılan uygulamalı eğitimlerin son yıllarda yaygınlaştığını belirterek, hekimlerin spastisitede Botulinum toksin uygulama pratiklerini geliştirmek için bu eğitim programı yapıldı.” dedi.

Kadavra üstünde Botulinum toksin uygulama kursunu Türkiye’de ilk kez 2015 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaptıklarını dile getiren Kutlay, “Daha önce gerçekleştirilen eğitimde fikse kadavra kullanılmıştı,  bu eğitimde ise taze kadavra üzerinde ultrason eşliğinde uygulama yapıldı. Taze kadavra uygulamasında katılımcılar ultrason eşliğinde kası görerek diledikleri kadar uygulama yapma olanağı buldular.” dedi.

Spastisitede Botulinum toksinin yeri

Spasitisite tedavisinde Botulinum toksin tedavisi ile ilgili detayları paylaşan Prof. Dr. Kutlay, “Spastisite özellikle üst motor sendromunun bir parçası olarak ortaya çıkıyor. Spastisite inme, travmatik beyin hasarı, multipl skleroz, omurilik yaralanması ve serebral palsi gibi birçok nörolojik hastalıkta görülebilmektedir.” derken,   spastisitenin hastada eklem hareketinde kısıtlanma, ağrı ve deformite vb. sonuçları olabildiği gibi hastanın günlük yaşam aktiviteleri (yemek yeme, yıkanma, giyinme ve yürüme vb.) ve yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkileri de olduğunu belirtti.

“Spastisite tedavisinin bir algoritması var”

Spastisite tedavisinin bir algoritması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şehim Kutlay, “Spastisitede tedaviye karar vermeden önce hastanın değerlendirilmesi gerekir. Spastisite yaygın mı, yoksa bölgesel mi belirlenmelidir. Spastisite tedavisinde ilk basamak tedavi fizyoterapi ve ortez uygulamalarıdır. Yanıt alınamazsa ve yaygın spastisite varsa ağızdan alınan ilaçlar ve cerrahi uygulamalar denenmelidir. Bölgesel ve fokal spastisitede ise Botulinum toksin enjeksiyonları ve fenol enjeksiyonları uygulanmaktadır.” açıklamalarında bulundu.

Tedavinin hastalara sağladığı yararlara değinen Kutlay,  “Botulinum toksin enjeksiyonu ile hastanın spastisitesi azaldığında ağrıda azalma, uyku kalitesinde ve eklem hareket açıklığında artma sağlanıyor. Oturma, ayakta durma, yürüme gibi aktivitelerinde kazançlar elde ediliyor. Hastalarda ortez uygulamaları mümkün olabiliyor veya ortezlerin etkin kullanımı mümkün olabiliyor. Hem hasta hem de hastaya bakım veren kişilerin işleri kolaylaşıyor ve hastanın maliyetleri azalıyor. Spastik kasın Botulinum toksin ile gevşetilmesi nörorehabilitasyon uygulamalarının etkinliğini de artırmaktadır. Hastanın spastisitesi azaldığında, her hastada olmamakla birlikte bazı hastalarda yeni hareketler de ortaya çıkmaktadır.” açıklamalarında bulundu.

Botulinum toksin serebral palsi tedavisinde de kullanılıyor

Botulinum toksin enjeksiyonu sadece spastik erişkin hastalarda değil,  gelişim çağının en sık görülen nörogelişimsel problemlerinden olan serebral palsili çocuklarda da yaygın olarak uygulanıyor. 

Botulinum toksin enjeksiyonları ile çocuklarda spastisiteye ikincil gelişecek deformitelerin önlenmesinin ve ameliyat gerektiren durumlarda operasyonun daha ileri yaşlara ertelenmesinin sağlanabildiğini dile getiren Prof. Dr. Kutlay,

“Çünkü büyüme ve gelişmesi devam eden çocukta kemik ve eklemlerde problem oluşturmadan ve hareket kısıtlanmadan fonksiyonelliği sağlamak temel amacımızdır. Botulinum toksin enjeksiyonu uzun yıllardır tüm dünyada yaygın olarak kullanılıyor. Uygun endikasyonlarda ve dozlarda ve deneyimli hekimler tarafından uygulandığında oldukça güvenilir bir tedavi yöntemidir.” şeklinde konuştu.

“Botulinum uygulamasından sonra yoğun fizyoterapi uygulanmalı”

Prof. Dr. Kutlay, “Spastisite tedavisinde Botulinum toksin enjeksiyonunu takiben olmazsa olmaz basamak fizyoterapi uygulamalarıdır. Tedaviden iyi bir sonuç alabilmek için Botulinum toksin enjeksiyonlarından sonra da yoğun bir fizik tedavi uygulaması gerekiyor.” dedi.

Hasta üzerinde de uygulama eğitimi veriliyor

Prof. Dr. Kutlay, “Daha önceki yıllarda hasta üzerinde uygulamayı da içeren çok sayıda kurs gerçekleştirdik.  Hem Ankara Tıp’ta hem de Anadolu’da pek çok üniversiteye ve hastaneye giderek birebir orada çalışan hekimler ile hastalar üzerinde uygulamalar yaptık. Ancak hasta üzerinde uygulamadan önce deneyim kazanmak ve uygulama pratiklerini artırmak için kadavra uygulamaları birçok avantaj sağlamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Uygulamada daha kolay ve daha zor uygulanabilir kaslar olduğunu, kadavra üzerinde özellikle daha zor ulaşılabilir kaslara çok sayıda uygulama yapılarak hekim pratiklerinin artırıldığını söyleyen Prof. Dr. Kutlay,

“Bu kursta şöyle bir şey yapıyoruz; her kursiyer için farklı renklerde boyalar oluyor.  Kursiyer o boyaları kaslara enjekte ediyor.  Daha sonra kadavra açılarak, kursiyerler bu renkli boyalar sayesinde enjeksiyonu uygun kasa ve kasın doğru yerine yapıp yapmadıklarını bizzat görebiliyorlar. Dolayısıyla, ‘Yaptım ama doğru yerde miyim?’  hemen kadavra üstünde açılıp bakılabiliyor.  Uygulayıcı birebir kendini test etme olanağı buluyor.” dedi.

“Botulinum toksin enjeksiyonu kılavuz eşliğinde yapılmalı”

Botulinum toksin enjeksiyonlarının mutlaka bir kılavuz eşliğinde yapılmasının önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şehim Kutlay, kör enjeksiyonlar değil ya elektrik stimülasyon ya da ultrason eşliğinde enjeksiyon yapılmasının doğru kasa ulaşmadaki gerekliliğine değindi.

“Ulaşılabilirliğin artırılması önemli”

Uygulama eğitimlerindeki amaçlarından da söz eden Kutlay, şunları söyledi: 

“Bu enjeksiyon tedavisine gereksinimi olan hastaların ülkemizin her yerinde bu tedaviye ulaşabilmesi önemli.  Dolayısıyla eklem tutulmadan, deformite oluşmadan hastaları tedavi edebilmeliyiz. Bunun için de Botulinum toksin enjeksiyon uygulamasında deneyimli hekimlerin sayısının artması gerekiyor diye düşünüyorum.”

“Taze dondurulmuş kadavralar yurt dışından getiriliyor”

Prof. Dr. Halil İbrahim Açar, “Geçtiğimiz yıldan farklı olarak, kursumuzda geliştirdiğimiz yönler de vardı. Uygulamaları bu yıl taze kadavralarda gerçekleştirdik. Bunun en önemli getirisi, üzerinde çalıştığımız materyalin gerçek hasta dokusuna en yakın materyal olmasıydı. Böylece hekimlerimiz hastalarında gerçekleştirecekleri enjeksiyonun aynısını, benzer doku üzerinde deneme şansı buldular.” dedi.

Bu sene düzenlenen kursun geçen sene gerçekleştirilen kurstan farklı olarak, kursiyerlerin ultrasonografi (USG) eşliğinde enjeksiyonları yapma fırsatı bulması olduğunu dile getiren Açar, 

“Teknolojik gelişmelere paralel olarak günümüzde pek çok benzer uygulama USG eşliğinde yapılabilmektedir. USG eşliğinde yapılması, enjeksiyonların hedeflenen alana, yani doğru yere, görerek yapılmasına olanak tanımaktadır. Böylece başarı oranı artmakta, yanlış bölgelere enjeksiyonların yapılmasından kaynaklanabilecek komplikasyonlar da azalmaktadır. Tabii bu uygulama ancak taze kadavra dokusu üzerinde yapılabilmektedir.” şeklinde konuştu.

Bu yıl ilk defa gerçekleştirilen diğer bir uygulamanın, enjeksiyonunun boya maddesi ile yaptırılması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Açar,  

“Kursiyerlerimiz enjeksiyonlardan sonra kadavraları kendileri diseke ederek  enjeksiyonların doğru yerlere yapılıp yapılmadığını, hatalarının ne olduğunu da görme şansı buldular.” dedi.

 

Taze dondurulmuş kadavranın önemli bir eğitim materyali olduğunu dile getiren Açar,  “Taze kadavranın saklanması, kurslar için hazırlanması ve kullanılması çok daha zahmetlidir. Ülkemiz koşullarında kadavra temininde yaşanan güçlükler nedeni ile taze kadavralar yurt dışından getirtilmekte, bu da maliyeti oldukça yükseltmektedir. Bu nedenle, mezuniyet sonrası eğitimde çok önemli bir yeri olan bu ve benzeri kursların gerçekleştirilebilmesi için önemli desteklere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu destek klinik branşların derneklerinden ya da o konuda çalışan firmalardan sağlanmaya çalışılmaktadır. Eğitime önem veren bu oluşumların desteği olmadan kursların ülkemiz şartlarında gerçekleşme şansı maalesef yoktur. Bu kurs da Allergan firmasının koşulsuz desteği ile yapılmıştır.”  dedi.

“Spastisitede Botulinum Enjeksiyonu” kursunu diğer pek çok kurs gibi Ankara Üniversitesi Anatomi Ana Bilim Dalı-FTR Ana Bilim Dalı olarak gelenekselleştirmek istediklerini ifade eden Prof. Dr. Kutlay ve Prof. Dr. Açar, bu aşamada destekleri için ana bilim dalı başkanları Prof. Dr. Bülent Seçkin ve Prof. Dr. İbrahim Tekdemir’e ve kursu birlikte gerçekleştirdikleri Doç. Dr. Ali Fırat Esmer, Doç. Dr. Tülin Şen Esmer ve Dr. Mehmet Ali Güner’e teşekkürlerini iletti.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)