“Yirmi bin sözleşmeli personel göreve başlayacak”
Sağlık Bakanı Akdağ: “(Sözleşmeli sağlık personeli alımı) Eylül ayına yetiştiremeyebiliriz ama bu sene sonuna kadar 20 bine yakın sağlık personelini inşallah göreve başlatacağız.” dedi

05.09.2016 - Pazartesi

/

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda editör ve muhabirlerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Yirmi bin sözleşmeli personel alınacak

“Yeni 11 bin kadro”

Akdağ, sözleşmeli sağlık personeli alımının ne zaman yapılacağına ilişkin soru üzerine, “Eylül ayına yetiştiremeyebiliriz ama bu sene sonuna kadar 20 bine yakın sağlık personelini inşallah göreve başlatacağız. Bunların önemli bir bölümü bizim 4924 sözleşmelisi dediğimiz sözleşmeliler olacak.” dedi.

Bunun avantajlı bir kadro olduğunu vurgulayan Akdağ, “Özellikle Türkiye’nin beşinci ve altıncı bölgelerindeki il ve ilçelerinde daha yüksek ücretle hekim ve sağlık çalışanı istihdam etme imkânını veriyor bize. Burada kadrolarımız dolmuştu tamamen, yeni 11 bin kadro aldık. Bunun önemli bir bölümünü bu sene inşallah kullanacağız. Yirmi bine yakın da personel istihdam edeceğiz.” diye konuştu.

Akdağ, bundan çok daha fazla ihtiyaçlarının bulunduğunu, ancak Maliye Bakanlığının bütçesinin sınırlı olduğunu ifade ederek, “Ciddi bir mücadele veriyoruz. Azami sayıyı alarak Bakanlığa gelmek istiyorum. Doğrusu buna hem bizim hem de vatandaşımızın hakkı var. Özellikle hemşire ve doktor sayısında OECD ülkeleriyle kıyasladığımızda nüfusa göre çok çok gerideyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Maliye Bakanlığı ile sıkı bir pazarlık yürüterek daha çok kadro almaya çalışacağını yineleyen Akdağ, ne kadar çok sağlık çalışanına istihdam imkânı sağlarsa kendisinin o kadar mutlu olacağına değindi.

 

Yabancı hekimlere mecburi hizmet muafiyeti

Yurt dışında görev yapan Türk hekimlerinin ülkeye tekrar dönebilmesi için hangi adımların atıldığı ve yabancı uyruklu hekimlerin Türkiye’de çalışma esaslarının yeniden düzenlenmesinin söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Akdağ, şu bilgileri verdi:

“Bu konuda yakın bir zamanda yeni bir düzenleme yaptık. Yurt dışında üç sene çalışmış olan hekimler ya da uzman hekimler için altı ay içerisinde müracaat etmeleri kaydıyla devlet hizmeti yükümlülüğünden muaf olmalarını sağlayacak bir yeni düzenleme yaptık. İkincisi de eğer yurt dışında doçent ya da profesör iseler Türkiye’de gelip bir üniversitede çalışmaları kaydıyla onların da devlet hizmetleri yükümlülüğünü bütünüyle kaldırdık. Böylece değerli bilim adamlarının, hekimlerin Türkiye’ye gelmesini teşvik ediyoruz. Bunun dışında da yabancı uyrukluların Türkiye’de çalışmasının önündeki engelleri biliyorsunuz. Eski kanunlarda çalışan hekimlerin ve ebelerin Türk soylu olması diye bir kural vardı. Önce hekimlerle, sonra ebelerle ilgili durumu düzelttik. Bu şekilde Türkiye’de gelip çalışan hekim ve ebeler var. Bir de Suriyeli sağlık çalışanları var. Bunlar diploma ve denklikle alakalı birtakım zorluklar çekiyorlar, bunlara bir kısa yol oluşturuyoruz şimdi. Yine elbette denklikleri ve diplomalarıyla ilgili emin olmamız lazım ama uzun bürokratik işlemlerden geçmesinler diye daha hızlı inceleme ve değerlendirmeye imkân veriyoruz.”

 

Aile hekimleri ayda sekiz saat zorunlu nöbet tutmak durumunda kalmayacak

Aile hekimlerinin zorunlu nöbet uygulamasına ilişkin yeni düzenlemeler hakkında bilgi veren Akdağ, şu an aile hekimlerinin hafta sonları ayda sekiz saat nöbet tutmalarına yönelik bir mevzuatın olduğunu anımsattı. Akdağ, “Bununla ilgili mevzuatı değiştirdik, kanuna yazdık. Şu anda en son yaptığımız torba kanunla birlikte Cumhurbaşkanımızda. Cumhurbaşkanımız da onaylarsa, aile hekimleri zorunlu olarak ayda sekiz saat nöbet tutmak durumunda kalmayacak.” dedi.

İhtiyaç bölgelerinde bütün hekimlere nöbet tutturulduğuna değinen Akdağ, bu durumda aile hekimlerine de nöbet tutturulabileceğini, ancak bu zorunluluğun ortadan kaldırılacağını bildirdi.

Akdağ, Türkiye’deki yaklaşık 22 bin aile hekiminin her birinin her ay bu nöbeti tutma zorunluluğu olmayacağının altını çizdi. Aile hekimlerinin, uzun zamandır bu düzenlemeyi beklediğine işaret eden Akdağ, “Birçoğu kanunun görüşmelerinde bunu duymuştur, ancak ben ilk defa burada AA Editör Masası’nda bunu açıklamış oldum.” ifadesini kullandı.

 

Sağlıklı yaşam merkezleri inşa edilecek

Akdağ, aile hekimliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirterek, bu kapsamda ilk olarak aile hekimlerine destek verecek sağlıklı yaşam merkezlerinin kurulduğunu dile getirdi. Bir semtte birkaç tane aile sağlığı merkezi bulunduğunu ve bunların her birinde üç dört aile hekiminin görev yaptığını anlatan Akdağ, aynı bölgede toplamda 15-20 aile hekiminin çalıştığını belirtti. Akdağ, aile sağlığı merkezlerine yakın bölgelerde sağlıklı yaşam merkezlerinin inşa edileceğini aktararak, şu bilgileri verdi:

“Bunlardan 50’sini inşa ettik şu ana kadar. Bu sayıyı Türkiye genelinde 300-400’lere kadar çıkartacağız.

 

“Benim için de heyecan verici bir proje”

Bu merkezlerde, bir diyetisyen, bir psikolog, bir diş hekimi, bir fizyoterapist olacak. Rehabilitasyon hizmetlerinin yapılabileceği salonlar olacak. Sağlık okuryazarlığını geliştirmek ve vatandaşlara, sağlıklı yaşam teşviki için malumatların verileceği eğitim salonları olacak. Bu bahsedilen bölgedeki 15-20 aile hekimimiz ve onların takip ettikleri kişiler bu merkezlerden hizmet alacak. Bunun büyük bir imkân sağlayacağına inanıyorum. Benim için de heyecan verici bir proje.

 

“Aile hekimlerini ilave personelle güçlendireceğiz”

Onun dışında aile sağlığı merkezlerini, aile hekimlerini ilave personelle güçlendireceğiz. Özellikle sahada sağlığı teşvik etmek açısından çalışacak ilave personel olacak. Aile hekimlerimizin, bugüne kadar odaklandığı anne ve bebek sağlığı, bulaşıcı hastalıklar gibi durumların yanına şimdi özellikle bulaşıcı olmayan hastalıklar açısından, korunma açısından önemli olan bazı hususları da ekleyeceğiz. Şişmanlık, hareketsizlik, sigara, yüksek tansiyon gibi problemlerle aile hekimlerinin daha çok ilgilenmesini sağlayacağız. Onların performanslarıyla, bu durumları biraz daha ilişkili hâle getiriyoruz.”

Aile hekimi sayısı artırılacak

Aile hekimi sayısının da yetersiz olduğuna dikkati çeken Akdağ, “Şu anda 21 bin 600 aile hekimimiz var. Biz, bunu 40 bine çıkarmayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Akdağ, doktor sayısı kısıtlı olduğu için bunun bir iki yıl içinde yapılamayacağını vurguladı. Aktağ, “Hedefimiz 40 bin aile hekimidir. Ortalamada 2 bin kişiye bir aile hekimi temin etmiş olacağız. Şu anda neredeyse 4 bin kişiye bir aile hekimi şeklinde.” ifadesini kullandı.

Bu hedefin, dünya genelindeki ülkelerdeki oranlara bakıldığında da makul olduğuna değinen Akdağ, Aile Hekimleri Birliğine göre bu oranın her bin 500-2 bin kişiye bir aile hekimi şeklinde olduğunu kaydetti.

Bakan Akdağ’a, açıklamalarının ardından AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Şenol Kazancı tarafından çocukluk fotoğrafı ve Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimine direnen vatandaşların tepkisi gösteren fotoğraf hediye edildi.

Bunun üzerine Bakan Akdağ da darbe girişiminin yaşandığı gece memleketi Erzurum’un kent meydanında olaya tepki göstermek için sokağa çıkan vatandaşların çeşitli video kayıtlarını, kendi cep telefonundan izlettirdi.

 

FETÖ’ye ait sağlık kurumları boşaltıldı

Bazı sağlık kurumlarının içlerinin tamamen boşaltıldığının, bir kısmının da kullanışsız olduğunun belirlendiğini belirten Akdağ, şöyle devam etti:

“Bunların 16’sını gayet başarılı bir biçimde vatandaşımızın hizmetine soktuk. Geri kalanlar küçük, kullanışsız, elverişsiz ya da içerisi tamamen boşaltılmış, bizim ihtiyacımız olmayan binalardı. Bu 16 binanın içinde hastaneler var. Beş hastane, bu FETÖ örgütünün üniversitelerinin tıp fakültelerine ait uygulama ve araştırma merkezleriydi. Yani üniversite hastaneleri diyebiliriz, vakıf üniversite hastaneleri. Onun dışında sekiz özel hastane, bir genetik merkez, iki diyaliz merkezi hizmette. Orada çok süratli davrandık. Buraları devraldıktan üç dört gün içerisinde hizmet aksamadan devam etti. Şu anda günde 10 bine yakın vatandaşımızı bu devraldığımız hastanelerde muayene ediyoruz, tedavilerini yapıyoruz. İyi bir rakam bu. Toplamda aldığımız yatak sayısıyla kıyaslandığında oldukça verimli bir çalışma.”

 

“Bu merkezlerin büyük bir çoğunluğunu Bakanlığa bağlı hastanelerle ilişkilendirdik”

Bakan Akdağ, söz konusu yerlerde vatandaşların daha önceden ücret ödeyerek hizmet aldığına değinerek Akdağ, şimdi ise ücretsiz, eskisinden daha kaliteli hizmet verildiğini bildirdi.

Devredilen hastanelerin, ilgili merkezlerin büyük bir çoğunluğunu Bakanlığa bağlı hastanelerle ilişkilendirdiklerine dikkati çeken Akdağ, personelleri söz konusu yerlere yönlendirdiklerini ve eksik cihazların da teminini sağladıklarını söyledi.

Akdağ, bazı hastanelerde kasten arızaların çıkartıldığına işaret ederek, bunlarla ilgili de gerekenin yapıldığını ve mükemmel hizmetin verilmesini sağladıklarını vurguladı.

 

“Askeri hastanelerin devri cuma günü tamamlanacak”

Sağlık Bakanı Akdağ, “(Askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığına devredilmesi) Devirle ilgili hukuk tamamlandı. O hukuk bize bir ay içerisinde devrin tamamlanmasını söylüyor. Önümüzdeki hafta cuma günü inşallah devri tamamlamış olacağız. Hastaneleri, personeli ile beraber devralmış olacağız.” açıklamalarında bulundu.

 

“Gazi, şehit yakını ve askere öncelik verilecek”

Vatandaşa verilen sağlık hizmetlerinin askerlere, asker ailelerine de verildiğini anımsatan Akdağ, sivil vatandaşların da belirli kotalarda askeri hastanelerden hizmet alabildiğini belirtti.

Bakan Akdağ, “Bundan sonra bu askeri hastaneler Gülhane, Haydarpaşa tamamen sivilleşmiş olacak. Burada gazilerimizin, onların yakınlarının, şehitlerimizin yakınlarının ve askerlerimizin son derece şu husustan emin olmalarını istiyorum, bu hastanelerde onlara öncelikli hizmet vermeye devam edeceğiz. Hem onlar hem de bütün kamuoyu görecek ki verilen hizmetlerin kalitesi artarak devam edecek.” diye konuştu.

 

Türk Silahlı Kuvvetlerindeki sağlık personeli birliklerdeki hizmetlerini sürdürecek

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin içerisinde yedek subay olarak çalışan doktorlar ve sağlık personelinin bulunduğunu dile getiren Akdağ, bunların da aynı şekilde birliklerdeki hizmetlerini sürdüreceklerine dikkati çekti.

Operasyon bölgelerinde, birliklerde görev yapacak hekimler için bir eğitim verilip verilmeyeceğinin sorulması üzerine Akdağ, şunları kaydetti:

“Silahlı kuvvetlerin sözleşmeli olarak personel istihdam etmesi mümkün ki bunu şu anda da yapıyor, sağlık personeli için de yapıyor. Yani kendisinin ihtiyaç duyduğu kadar askeri tabibi ya da uzmanı sözleşmeli olarak alması mümkün, hatta sözleşmeli olarak bunların eğitimini verdirmesi de mümkün. Ben tıp eğitimi görürken fakültemizde bizimle birlikte okuyan askeri öğrenciler vardı. Silahlı kuvvetler adına okuyorlardı. Bunlara benzer yöntemler uygulanabilir. Yani bunun için tamamen ayrı bir sistem kurmaya gerek yok. Silahlı kuvvetlerimizin bir takım ihtisas isteyen alanları açısından da Sağlık Bilimleri Üniversitemiz var. Bu üniversitede ikili departmanları oluşturuyoruz. Bu ihtiyaçları orada karşılayacağız.”

 

Sağlık turizmi nasıl etkilendi?

Terör olaylarının sağlık turizmini nasıl etkilediği yönündeki bir soru üzerine Akdağ, şunları kaydetti:

“Sağlık turizmi açısından olumsuz bir etkilenme gözlemiş değiliz. Geçen hafta Suudi Arabistan ve Kuveyt’ten sağlık turizmiyle ilgilenen üst düzey iki yönetici beni ziyaret ettiler. Eskisine kıyasla Türkiye ile birlikte çalışmak için çok daha arzulular. Hastalarını ya da rehabilitasyon gerektiren yaşlılarını Türkiye’ye getirmek ve buradan hizmet almak için talepte bulundular. Bu hususta bizim takiplerimiz ve gözlemimiz, olumsuz bir etkilenmenin olmadığı yönündedir.”

Akdağ, terör saldırılarının yaşandığı yerleşim yerlerindeki sağlık kurumlarının yenilenmesi çalışmaları kapsamında nelerin yapıldığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Büyük hasarlar var tabii binalarda. Bu hususla ilgili hükümet olarak bu yerleri topyekûn hızlı bir biçimde rehabilite etmek hususunda birçok toplantı yaptık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız hummalı bir faaliyetin içerisinde. Şimdi biz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile o bölgelerde imar çalışmalarını yapıyoruz. Normalde zaten her bir yerleşim yerinde sağlık alanları ilan edilir. Hastanelerimizde bazı saldırılar nedeniyle ufak bazı tadilatlar gerekiyor ama Yüksekova’da, Hakkâri’de, Şırnak’ta, Cizre’de, Nusaybin’de yeni hastaneler yapmıştık. Bu hastanelerde gerekli tadilatı yaparak devam ediyoruz. Aile sağlığı merkezleri açısından ve yeni planladığımız sağlıklı yaşam merkezleri açısından, şehrin yeni yerleşimine uygun, yeni alanlara biz de yeni binalar inşa edeceğiz. Bu hususta hem Çevre ve Şehircilik hem de Kalkınma bakanlıklarımızla mutabık olduk. Bunu Bakanlar Kurulu toplantısında da kararlaştırdık. Bir taraftan şehirler yapılırken bir taraftan da sağlıkla ilgili binaları tamamlamış olacağız.”

 

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

Bu konuya yorum yazılmamıştır.
Yazarlar
Yazarlar
SON HABERLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)