Bir üniversite hastanesinde aşağıdaki gelişmeler oluyorsa ne yapılabilir?
Bir üniversite hastanesinde aşağıdaki gelişmeler oluyorsa ne yapılabilir?
03 Eylül 2014 - MEDİMAGAZİN OKUYUCU KÖŞESİ

Öğretim üyesi saat kaçta göreve geliyor, saat kaçta görevden ayrılıyor, belli değil ise,

Öğretim üyeleri arasında da göreve gelmemek veya geç gelmek ve erken ayrılma konularında yarış varsa,

”Bankamatik hocalık”  favori bir uygulama  ise,

Hastanenin borç tedarik edilerek döndürülmeğe çalışıldığı ifade ediliyor,  ancak öğretim üyesi denetlenemiyor, öğretim üyesi bireysel olarak  çalıştırılamıyorsa,

Yıllık izinde olduğu söylenilen öğretim üyesi döner sermayeden alacağı ödenek eksilmesin diye yıllık izin dilekçesini sorumlu yönetici ile anlaşarak işleme koydurmuyor, yıllık izninde bu şekilde döner sermaye almağa devam ediyorsa,

Muayenehane çalıştıran öğretim üyeleri muayenehanelerine uğramayan, orada kendilerine vizite parası ödemeyen hastaların yüzüne üniversite hastanesinde bakmıyorsa,

Yöneticilerin bilgisi dahilinde hiçbir yerde tanımlanmamış “kafa izinleri”,  “akademik izin” adı altında kullanılıyor ve bu hukuksuzluk içinde maaş ve döner sermaye ödemeleri yapılıyorsa,

 Asistanlar (tıpta uzmanlık öğrencisi) çalışıyor, onların emeklerinden hastalardan hiçbir haberi olmayan öğretim üyesi yararlanıyorsa,

 Bir kısım öğretim üyesi  (klinisyen ve cerrah) özel hasta muayenesi yaparak kendi ve hastane bütçesine katkıda bulunabilecek iken, bunu da yapmıyorsa,

 Bu konularda neler yapılabilir?

 Yüksek öğretim yasasında yetersizlik mi var?

Yoksa yeterli yasa var, “alışagelinmiş düzen”  organize bir şekilde bu yasaların uygulanmasını önlüyor mu?

Saygılar.
Prof Dr D. F.

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Hoca (Öğretim Üyesi)
04.09.2014 12:38:56
Sayın Osman Nuri Dilek.O bahsettiğiniz günün gelmesini dört gözle bekliyorum emin olun.Allahım bizi "dinci"lerden kurtarıp "dindar"ların adaletine teslim etsin.Din ile kandıran zalimlerin umuduna terk etmesin.
People
0
2) Dr. Erdem (Prof. Dr.)
04.09.2014 11:05:17
Üniversitede özel muayene: (bir parmak değil) bir damla bal ve kandırmacadan ibaret. Hasta yakınlarına ağır bir ameliyat gerektiğini anlatıyorsunuz, ikna oluyorlar, hoca katkısından söz edince size düşman oluyorlar ve "o da neymiş o" replikleriyle odayı terk ediyorlar. Kabul eden hasta yakınlarını da ödememeleri konusunda diğer hocalar ikne ediyorlar. Birkaç yıl bu sistemle çalıştım, sonra terk ettim. Hocayı tercih eden hasta zaten mua.ye gelir.
Döner sermaye: Siz kazandırıyorsunuz; yattığı yerde düzenli dönerini alan ve her türlü hobilerini, fotoğrafçılığını, dağcılığını, sporunu, yelkenini yapan öğretim üyeleriyle aynı döneri alıyorsunuz.
Görevimizden kaçmayız ama özel muayene ve ameliyat kandırmacalığına girmem; hobilerini yapıp benimle aynı döneri alan kişilerden daha fazla çalışmaya da kimse beni zorlayamaz.
70'li yılların sosyalist servet düşmanlığını ancak birbirimize karşı gösteriyoruz.
People
0
3) Mücahit Altuntaş (iç hastalıkları uzmanı)
04.09.2014 10:55:24
Ne zaman karşılıklı denetim mekanizmalarını çalıştıracağız ?

Hegomonyanın insan ifadesini ve varlığını çeşitli biçim ve kılıflarda tehdit ettiğin anlayıp koruyucu , açık dentleyici makanizmaları kurgulayacağız ?

O zaman bu işi çözeriz.Meslektaşımın zihniyet ve eğitim ile kastettiğini bu mekanizmaları gözeterek sağlabiliriz.

Siyasette biat mı baskın değer yoksa özgür ifade mi , eğitimde ? , üniversitede ? , sokakta , evde ? Hatta bol rumuzlu yazılarımızda burada bu biat kültürüne karşı kamuflaşmı takınıyoruz !

Rumuz meselesi derin bir meseledir.Altından sorunlu biçimde introvert edilen yada ötelenen pis bir cerahat barındırıyor.Dolaysıyla heryerden kokular geliyor.Ama yok saymayı beceriyoruz.

Üniversiteden , her fikrin açık olduğu yenilene bir sistemin ne kadar otoriter özellikler taşıdığını ikrar ediyoruz.Enteresandır.On yılların konusudur.Belki yüzyıların.Ama yüzleşmek durumundayız.

Şimdi gülerek kabülendiğimiz yıllardır içinde yaşadığımız o sistemi hatırlayalım , özetliyelim.Tekrar yüzleşelim.

Ama karşılıklı denetlme mekanizmaları gözetilmediği sürece introvert edilecek , hayat devam edecek.Zurnanın zırt dediği yer burası.

1- Şef haklıdır.
2- Şef her zaman haklıdır.
3- Şefin haksız olduğu durumlarda 1 ve 2'nci maddeler uygulanır.
4- Alçaklara kar yağar üşünür, şef her şeyin en iyisini düşünür.
5- Şefin kararı her zaman beğenilmese de savunulmalıdır.
6- Şefle dalaşacağına, dağı dolaş.
7- Şefin odasına kendi fikirlerinizle girer, şefin fikirleriyle çıkarsınız.

People
0
4) Cemalettin Tunçkaya (op.dr.)
04.09.2014 10:01:27
Türkiye gerçeğini göz ardı etmemek lazım.Malum hepimiz tıp fakültesi okuduk ihtisas yaptık.Bize öğretim veren hocalarımız bizimle ne kadar ilgilendiler? Ben ve farklı bölgelerden bir çok dr arkadaş ihitsas ve fakülteyi farklı yerlerde bitirmiş arkadaşlarımızın ortak kanaati çoğu yerde öğretim üyeleri işlerini yapmıyorlar.Neticede hasta olup dr olduğumuzu söylemeden gittiğimiz zamanlarda oldu.Neler gördük neler.İşini yapanlarda vardı elbette onlarıda hep hayırla anarız.Özellikle son 15 yılda sanki devlet onlar için hastane yapmış dr ları onların hizmetine vermiş gibi.Yetki sonsuz.Her zaman şef haklıdır.diğer öğretim üyeleride şefe itiraz etmezler.Kendileride bir gün şef olduğunda aynı şeyleri yaparlar.Şimdide eğitim sorunluları aynı şeyi yapıyor.Yaşıyoruz bunları hala.kimse ben yapmıyorum demesin.Çok nadir adaletli davranan işine vaktinde gelen ve işinin hakkını verenler var.Onlara hep saygı duyuyoruz.Devlet bazılarını özel ameliyatları öğrensin diye yurt dışına gönderiyor.Malesef o kişiler geldiğinde karaborsa misali çok yüksek rakamlara ameliyatı yapayorlar ,kimseye öğretmiyorlar.Bu adaletmi alınan paralar.ülkenin parası ile oraya gidip öğreniyorsun biraz diyetini öde, o da yok.Malesef sağlık bakanlığı şeflik sistemini bitirirken yerine yeni adamlar getirmek isityormuş.sadece isim değişince sistem değişti sanmıştık.Yanılmışız.ZİHNİYET DEĞİŞMEDİKCE HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞMİYOR.HANİ KANUNU ÇIKARIRSAN ÇIKAR UYGULAMADA AYNI ZİHNİYET OLDUĞU MÜDDETCE CM İLERLEME ŞANSIMIZ YOK.BİZ EĞİTİMSİZ TOPLUMUZ, HER NE KADAR ÖĞRETİM SEVİYEMİZ YÜKSELSE DE EĞİTİM YERLERDE SÜRÜNÜYOR.
People
0
5) Osman Nuri Dilek (Öğretim Üyesi / İKÇÜ)
03.09.2014 23:04:59
Yazılanlar hemen hemen pekçok yerde tekrarlanmaktadır. Yıllarca asistanlar üzerinden performans alıp bir saat ders anlatmayan Öğretim Üyesi (Tıp Fak.) ve Eğitim Görevlisi (EAH olan yerlerde) sayısı oldukça fazla.. Tek çözüm Görev ve etkinlik tanımı olan SÖZLEŞMELİ sistemdir. Başka yolu yoktur. Bütün Kamu'da uygulanmalıdır. Sözleşmeli sistem işsizlik anlamına gelmez. Yaptığın iş veya İş-Eğitim kalite değerine (Kişisel İmpact Faktörü diyebilirsiniz-Torpilin olmayacağı bir uygulamadır) göre işe yerleşilecek bir sistem kurulmalıdır. Batıda bu iş halledilmiş. Uzağa gitmeye gerek yok. Ama işimize gelmiyor. Problem burada.. Kimse başkasıyla kötü olmak istemiyor. Kimse kimsenin ekmeğiyle oynamak istemiyorum diyor.. ama bu vurdumduymazlıkla sakat kalanlar veya ölenlerin, mazlumların hesabını kim verecek? Kim soracak? Bir soracak olan var.. Bir hardal tanesinin 1/8'i dahi olsa, yada koçun kuzuya vurduğu boynuzun hesabını soracağım diyen birisi var.. İyiki de var..
People
0
6) Psödoprof değilim ((Öğr.Üy))
03.09.2014 20:42:00
Sayın Prof. Dr. D F
Branşınızı çok merak ettim.
"Hocalar çalışmıyor," kervanına katıldığınıza göre, ya zamanında çok çalıştınız, ya da hastaya dokunmayan bir branştan yöneticiliğe yükseldiniz. Öğretim Üyelerini piyon gibi görür olmuşsunuz.

Irgat değil Öğretim Üyesi, Hoca sözettiğiniz kişiler !

Zamanında lisede bir hocamız vardı, zil çalınca tebeşiri bırakıverirdi elinden, harf yarım kalırdı. Çünkü, çok üzmüşlerdi hocayı.

Biz makası, pensi atıp çıkabiliyor muyuz saat 5'te ? Onu bir sorun kendinize....

Bizler teknik adamlarız sayın Prof. Dr. D F. Teknik elemanlara geniş hareket alanı yaratılmalıdır. Sadece o zaman iyi iş çıkar.
Ama siz, ortaya çıkarılan üründen değil "mesai" gbii tutarsız ve ilkel bir kavramdan sözediyorsunuz
Ahırdaki inek gibi sağılmayı bekleyecek değil Öğretim Üyesi. Kafası çaışan bir insan işine odaklanır, mesaisine değil. İşine koşa koşa gelir, ayakları geri geri giderek değil

Tebeşiri atan hocam gibi, hastaneden çıkıp gitsem, arkama bile bakmasam, olur mu ?
Olmuyor, gece bile aklımız hastalarla tutulu, bazen uykularımız kaçıyor.
Yeri geliyor, akşamdan sabaha zaman nasıl geçiyor anlamıyoruz

Öğretim Üyesi bireysel olarak nasıl çalıştırılacak ?
Adama "şu ameliyatı yap, yoksa seni atarım," mı diyeceksiniz ?
"Üstüne binilecek eşek bulmak," kolay değil bu devirde.
Yaptığı işin karşılığını vermeyi öncelikli olarak düşünsenize...

İzin ve döner konusu; tam bir rezalet....ama nedir razelet biliyor musunuz ? Öğretim üyesinin bu kadar küçük detayları düşünmek zorunda kalması !
Öğretim Üyesi'nin ofisini kapat, maaşına zam yapma, SUT güncellemesi yapmayarak dolaylı yoldan gelirini azalt, sosyal yönden baskı altına al, Etik kurul baskılaması ile yayın yapmasını engelle, modern malzemeleri alma, asistan sayılarını azalt...
Sonra da...
"Sütün yeterli değil," diye hayvan yerine koyup kesmeye kalk !
Yok ya !

Muayenehane çalıştıran öğretim üyeleri konusuna da kötü niyetli yaklaşmışsın.
Hasta "doktorunu seçiyor". Ameliyat olmak istiyor.
Cerrahın muayenehanesine gelse, özel hastanede SGK'sını kullanıp, gerekirse fark ödeyip ameliyat olsa. Cerrahın aldığı ameliyat ücretinden kesilen vergi SGK ya aktarılsa dünya mı yıkılır !
Ama olmaaaaaz !
O zaman hocalar para kazanır
İçeride bile bile mutsuz edilen, açlıkla terbiye edilen hocalar dışarıya kaçıverir !

"İçeride özel muayene," işine bulaşan bilir. Tam bir kandırmaca, bir parmak bal sadece.
Hastanın yaşamına yön verecek bir ameliyatı önerip ikna ediyorsunuz, "saç traşı parası" kalıyor.
Dışarıda ancak "bir Prof maaşına," yapılacak ameliyatları özel olarak yaptığınızda, size "yarım depo benzin" parası kalıyor.
Üstelik, "mesai" den sonra...Hasta beklemekten helak olmuş, hocanın dert anlatmaktan hali kalmamış. Birçok hastanede de personelin ek ödemesi konusundaki sorunlar nedeniyle önemli işler için ekip bulunmuyormuş.
Prof. olmuş adam, çocuklarını özel okula gönderebilmek için, "akşam çocuklarını göremeden," çalışmak zorunda...
Ertesi günde Prof. Dr. D F'nin "kutsal mesaisine" devam edecek canla başla haa...
"Hastane bütçesine katkı," imiş !
Hadi be...hadi ordan !
Özel muayene yapmayan ve emeğimizin ucuzlatılmasına alet olmayan hocaları kutluyorum !

Prof. Dr. D F akşam akşam kan basıncımı yükselttin.
İlaç alıp yatacağım, yoksa sabah mesaime geç kalırım. Mazallah üniversite batar...
People
0
7) Hoca (Öğretim Üyesi)
03.09.2014 19:28:05
Amaç samimi olarak söylenmelidir.Hocalar tahakküm altına alınacak ve yan faydası olarak oy devşirilecektir.Zaten bilime saygısı olmayan hükümetlerin devamı olan aynı zihniyetin buralarda böyle uğraşmasına gerek yok.Asıl niyetinizi söyleyin gerekli kanunları çıkarın biz de kendimizi ona göre ayarlayalım.Nasıl bir ayar mı?Ben kendim ne yapacağımı söyledim.Herkesin vardır bir ayarı.Herkese iyi akşamlar...
People
0
8) murat 124 (kd bas cvs)
03.09.2014 18:04:58
Mal (Hamal ) korlerle sagirlar birbirini agirlar..o dediginiz gelse de yine kimseye birsey olmaz aksine su anki sistem mesrulasir.

.bu ulkede hangi universiteden insan atilmis..yard doc ken kafan uctu uctu yoksa emekliligine kadar rahatsin klinik sana calissin.
People
0
9) Hoca (Öğretim Üyesi)
03.09.2014 18:04:15
Sayın Hamal,mesai saati sorulmaz doğrudur.Örneğin ben bir cerrahım.Öyle zamanlar var ki bir ameliyattan 12 saat çıkmadığım oluyor.Çipli sistem olursa devlet bana borçlu çıkar.Ama dertleri o değil.Dertleri üniversiteleri tahakküm altına alıp ilçeye gönderip sizin ayağınıza doç prof gönderdik demek.Ben bunların gölgelerinin seslerini bile duyarım.Aklı olan herkes duyar.Vermişler görevi şimdi bakanlık personellerine, medimagazin vs de işleyin diyor.Algı oluşturup yapmaya çalışacaklar.Emin olun çalıştığım hastane afiliye olursa ameliyat falan yapmam asli görevim olan eğitimle uğraşırım.Sonuçta hastaneler tıp fakültelerinin uygulama alanlarıdır.Uygulama yapmayabilirsin.Mühendislik fakülteleri fabrika mı işletiyor?
People
0
10) Mal (Hamal )
03.09.2014 17:29:02
Bu sorunun çözümü aslında çok basit ve Amerika'da bu uygulama yıllardır mevcut. Her doçent ve Prof ile yıllık sözleşme yapılacak. Hocalar değerlendirme kuruluna yıllık proje sunacak. Proje kabul edilirse sözleşme yapılacak ve yıl sonunda kurula projenin hesabını verecek. Başarısına göre sözleşmenin devam edilip edilmeyeceğine karar verilecek. Profesör olmuş bir insana mesai saatleri sorulmaz, ayıptır. İş oraya düşmüşse zaten o hocadan bir hayır gelmez. Ama sistem dediğim gibi olursa zaten hoca herkesten önce işe gelir, herkesten sonra çıkar.
SON HABERLER
ETİKETLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
24/05-25/05 Marmara Odyoloji Günleri-2019 DİĞER İSTA
25/05-25/05 Vaskülitlere Multidisipliner Yaklaşım ROMATOLOJİ İSTA
25/05-26/05 MS'de Sağlıklı Yaşam Sempozyumu NÖROLOJİ İZMİ
30/05-31/05 5.Nadir Görülen Hastalıklar Sempozyumu NÖROLOJİ İSTA
26/05-01/06 Hastane İnfeksiyonları Eğitim Programı 2019 ACİL TIP ANTA
12/06-14/06 37. Zeynep Kamil Jineko-Patoloji Kongresi KADIN... İSTA
13/06-15/06 9. Solunum Zirvesi GÖĞÜS... ISPA