Yeni Tam Gün Yasasında Yaşanabilecek Sorunlar
Ayhan GÖKDEMİR Medimagazin için yazdı....
Yeni Tam Gün Yasasında Yaşanabilecek Sorunlar
25 Nisan 2014 -

Ayhan GÖKDEMİR

Dokuz Eylül Üniversitesi

SHMO Yüksekokul Sekreteri

ayhan.gokdemir@deu.edu.tr

 

 

1.Giriş

 

18 Ocak 2014 tarih ve 28886 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda “Tamgün” Yasası olarak da adlandırılan 6514 sayılı Kanunla, başta sağlık mevzuatı olmak üzere, 657 sayılı Kanunun “Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı” başlıklı 28 inci maddesi ile birçok Kanunda değişikliğe gidilmiş, bu çerçevede 2547 sayılı Kanunun 36 ve 58 inci maddelerinde öğretim elemanlarının çalışma statüleri ile bunlara yapılacak ödemeler hususunda önemli değişiklikler yapılmıştır.

 

Ancak, Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda tam gün yasası olarak bilinen düzenlemedeki “tıp fakültelerindeki öğretim üyelerinin muayenehanelerinin 18 Nisan 2014 tarihine kadar kapatılmasını” öngören hükümlerin yürürlüğünü durdurdu. Başvurunun ilk incelemesini yapan Yüksek Mahkeme, yasanın, mesai saatleri dışından serbest meslek faaliyetlerinde bulunan veya kuruluşlarda çalışan öğretim üyelerine, üç ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirmelerini öngören 14’üncü ve 19’uncu maddelerinin yürürlüğünü durdurduğundan, kanun uygulamasına ilişkin diğer maddeleri halden yürürlükte bulunmaktadır.

 

Yeni Yürürlüğe Giren “Tam Gün” Yasasının Uygulanması ile ilgili düzenlemelerin Yükseköğretim Kurumu ve Maliye Bakanlığı tarafından birlikte yapılacak ikincil mevzuatla düzenleneceği belirtilmektedir. Bu yazıda kanun getirdiği yenilikler açıklanarak, uygulanmasında yaşanabilecek sorunlara dikkat çekilerek, ikincil mevzuatla ilgili çalışmalara katkı sağlanmaya çalışılacaktır.

 

2. 657 Sayılı Kanun 28 inci Maddesinde Yapılan Değişiklik

 

Anayasa Mahkemesince iptal edilen 657 sayılı Kanunun “Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi ile ikinci fıkrası 6514 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme sonucunda 657 sayılı Kanunun 28 inci maddesi aşağıda gösterildiği gibi olmuştur.

 

“Madde 28- Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç) Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamaz; gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamaz.

 

Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulları üyelikleri ile özel kanunlarda belirtilen görevler bu yasaklamanın dışındadır.

 

Eşleri, reşit olmayan veya mahcur olan çocukları, yasaklanan faaliyetlerde bulunan memurlar bu durumu 15 gün içinde bağlı oldukları kuruma bildirmekle yükümlüdürler.”

 

657 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile Devlet memurlarına getirilen ticari ve diğer kazanç getirici faaliyetlere ilişkin hükümlerini irdelediğimizde, söz konusu maddede, Devlet memurlarının; Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre “Tacir” veya “Esnaf” sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamayacakları, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamayacakları, ticari mümessil veya ticari vekil ya da kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamayacakları, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerleri açamayacakları, gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir iş yerinde veya vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışamayacakları hüküm altına alınmıştır.

 

657 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde yer alan, memurların mesleklerini serbest olarak icra edebilmek için muayenehane, büro, ofis gibi yerler açamayacağı hükmü; 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan, öğretim elemanlarının üniversitede devamlı statüde görev yapacağı hükmü ve 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasında yer alan, öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında mesleklerini serbest olarak icra edebileceklerine ilişkin hükmün 6514 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılması hususu birlikte değerlendirildiğinde öğretim üyelerinin muayenehane, büro, ofis gibi yerler açma imkânı ortadan kaldırılmıştır.

 

3. 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı Maddesine Eklenen (7) inci Fıkrası İle Profesör Ve Doçentler Mesai Saatleri Dışında Özel Hastaneler İle Vakıf Üniversitesi Hastanelerinde Çalışabilmeleri

 

6514 sayılı Yasanın yürürlüğünden önce, 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 1 ve 6’ıncı fıkraları uyarınca gerek tabip ve diş tabibi kökenli olanlar gerekse mühendis, mimar, iktisat, hukuk, vb kökenli öğretim üyeleri mesai saatleri dışında; muayenehane, büro, ofis ve benzeri yerler açmak suretiyle mesleklerini serbest olarak icra edebilirken 6514 sayılı Yasa ile imkân tamamen ortadan kaldırılmıştır.

 

2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 1 inci fıkrası “Öğretim elemanları, üniversitede devamlı statüde görev yapar” hükmüne haiz olup, bu fıkra 6514 sayılı Kanunla değiştirilmemiş aynen muhafaza edilmiştir. Öğretim üyelerine mesai dışında “muayenehane, büro, ofis ve benzeri çalışma yerler açmak” hakkı veren düzenleme, yeni tam gün yasası (6514 sayılı Yasa) ile yürürlükten kaldırılan 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasında yapılmıştır.

 

Yürürlükten kaldırılan 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrası şu şekildedir: “Yükseköğretim kurumlarının kadrolarında bulunan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen haller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükümlerine tabidir. Ancak öğretim üyeleri yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetinde bulunmak ve döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydı ile mesai saatleri dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde mesleki faaliyette bulunabilir ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra edebilir. Yükseköğretim kurumlarından başka yerde çalışan öğretim üyelerine 58 inci madde ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesi uyarınca ek ödeme yapılmaz; bunlar rektör, dekan, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdürü, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı, başhekim ve bunların yardımcısı olamaz.”

 

Görüleceği üzere, yürürlükten kaldırılan söz konusu fıkrada, tıp ve diş hekimliği kökenli olanlar dahil olmak üzere tüm öğretim üyelerine mesai içerisinde döner sermaye faaliyetleri kapsamında gelir elde edilen hizmetlerde çalışmamak kaydı ile mesai saatleri dışında özel kurumlarda çalışabilme ya da muayenehane, büro ofis gibi çalışma yerleri açabilme olanağı sağlanmışken, yapılan değişiklikle bu husus tamamen fıkra metninden çıkarılmıştır. Bu çerçevede yeni yürürlüğe giren 6’ıncı fıkra uyarınca, tabip, diş tabibi kökenli profesör ve doçentler ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan profesör ve doçentlerin mesai saatleri içerisinde ve dışında muayenehane açma imkânı ortadan kaldırılmıştır.

 

 Yeni yürürlüğe giren 6514 sayılı Yasanın 11 inci maddesi ile 2547 sayılı Yasanın 36’ıncı maddesine eklenen bir fıkrayla, mesai saatleri dışında çalışma hususunda yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. 36’ıncı maddeye eklenen 7 inci fıkrayla yapılan düzenlemede; yalnızca tabip ve diş tabibi kökenli olan profesör ve doçentler ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan profesör ve doçentlere mesai saatleri dışında kendilerinin muvafakati, mensubu bulundukları anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının %50 sini geçmemek ve bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri döner sermayeye kaydedilmek şartıyla özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalışma olanağı sağlanmıştır. Söz edilen 7 inci fıkra şu şekildedir:

 

“Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanları, kanunlarda belirtilen hâller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi hükmüne tabidir. Ancak bunlardan profesör ve doçent kadrosunda olanlar, her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50’sini geçmemek, bir yıla kadar kurumsal sözleşme yapılmak ve geliri üniversite döner sermayesi hesabına kaydedilmek şartıyla ve ilgilinin muvafakati ile mesai dışında özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde çalıştırılabilir. Bu şekilde çalıştırılabileceklerin hesabında küsurat dikkate alınmaz ve çalıştırılacak öğretim üyeleri, Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek yüzde 50’si uygulama, yüzde 50’si de akademik faaliyetlerinden oluşacak önceki yılın performans kriterlerine göre belirlenir. Bu fıkra kapsamında çalıştırılan öğretim üyeleri;

 

a) Aynı anda birden fazla sözleşme ile çalıştırılamaz.

b) Aylık sözleşme ücretleri, mesai dışı toplam tavan ek ödeme brüt tutarından az olamaz.

c) Altıncı fıkrada sayılan idari görevlerde bulunamaz.

ç) 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ilave ücret alınmak suretiyle hizmet veremez.

d) İlgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine aykırı davranmaları hâlinde, idari ve disiplin sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla bir yıl, üç yıl içinde tekerrüründe beş yıl süreyle bu kapsamda çalıştırılamaz.”

 

4. 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı Maddesine Eklenen (7) inci Fıkra İle Tabip; Diş Tabibi Ve Tıpta Uzmanlık Mevzuatı Uyarınca Uzman Olan Profesör Ve Doçentlerin Mesai Saatleri Dışında Özel Hastaneler İle Vakıf Üniversitesi Hastanelerinde Çalışabilmelerine İlişkin Düzenlemenin Uygulanmasında Yaşanabilecek olası Sorunlar

 

1-              2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrası ile yalnız tabip ve dış tabibi kökenli olan profesör ve doçentler ile tıpta uzananlık mevzuatına göre uzman olan profesörler ve doçentler mesai saatleri dışında çalışabileceklerdir. Buna göre tıp fakültesinin kadrosunda olmayıp, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Onkoloji Enstitüsü, Fizik Tedavi Yüksekokulu, Sağlık Spor Dairesi Başkanlığının (Mediko), Hemodiyaliz Transplantasyon Enstitüsü, Aile Hekimliği gibi birimlerde de çalışan tıp kökenli doçent ve Profesörler var. Bunların çalışabilmelerini engelleyici bir hüküm yoktur.  Çalışabilecekler mi? Belli değil.  

 

2-              2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7’inci fıkrası ile çalıştırılmalarında kendinin muvafakati gerekecektir. Bunlardan profesör ve doçent kadrosunda olanlar, her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının yüzde 50 sini geçmemek üzere denilmektedir. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Onkoloji Enstitüsü, Hemodiyaliz ve Transplantasyon Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Mediko, gibi birimlerde anabilim dalı başkanlıkları olamayabilmektedir. En azından Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokullarında anabilim dalları yok, onun yerine program başkanlıkları var. Ayrıca, Akademik Teşkilat Yönetmeliğinde program başkanlığı yok. Bu birimlerdeki kadrolara atanan ve bu kadrolarda hali hazırda olan doçent ve profesörler anabilim dalı başkanlığı ihdas edilmedi diye görev almayacaklar mı? Alacaklarsa, anabilim dalı olmadığına göre, % 50 si nasıl belirlenecektir. Bu sorun olacaktır.

 

3-              2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkra ile mesai dışı çalışacaklardan, kadrosu Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Mediko, Hemodiyaliz ve Transplantasyon Enstitüsü, Onkoloji Enstitüsünde olup, 2547 sayılı Kanunun 13/B maddesine göre fiilen tıp fakültesi veya tıp fakültesi hastanesinde görevlendirilenler, % 50 sinin hesaplanmasında, hesaplamaya dahil edilecekler mi? Dahil edileceklerse nasıl dahil edilecekler. Bunlar diş hekimliği ve tıp fakültesinin kadrosunda olmadıklarından çalışmak istediklerinde çalışabilecekler mi? Kadroları tıp ve Diş hekimliği fakültelerinde olmadığına göre, Çalışabilirlerse gelirleri hangi döner sermaye ye gelir kaydedilecek. Kadrolarının bulunduğu birimdeki döner sermayeye mi? Yoksa 13/B maddesine göre fiilen görevlendirildikleri Hastane veya Tıp fakültesinin döner sermayelerine mi?  Belli değil. 

 

4-              2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre kadrosu diş hekimliği, tıp fakültesi veya hastanede olup, 2547 sayılı Kanunun 13/B maddesine göre, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Onkoloji Enstitüsü, Hemodiyaliz Enstitüsü gibi birimlere fiilen görevlendirilenler % 50 hesaplamanın içine dahil edilecek mi? Kadrosu tıp fakültesinde ama fiilen başka birime hizmet edenlerin geliri, kadrosunun olduğu döner sermayeye mi, yoksa filline görevlendirdiği, birimin döner sermayesine mi? Belli değil. Böyle görevlendirilenlerin % 50’nin hesabı nasıl yapılacak. Diğer taraftan kadrosu tıp fakültesinde olup 2547 sayılı kanunun 13/B maddesine göre mevcut görevine ilaveten başka birimde görevlendirilenlerin % 50 hesabına dahil edilecek mi?

 

5-              2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkra ile çalışacakların mensubu bulundukları anabilim dalındaki kadrolu profesör ve doçent sayısının % 50 sini geçmemek ve bir yıla kadar sözleşme yapılarak Özel Hastane ve Vakıf Üniversite Hastanesinde çalışabilirler. Bu şekilde çalıştırılabileceklerin hesabında küsuratlar dikkate alınmaz dendiğinden, Anabilim dallarının kadrosunda 1 doçent ya da 1 profesör varsa bunların % 50 hesaplamasında küsuratlar dikkate alınmadığından, nasıl olacaktır. Kadrosunda bir kişi olan anabilim dallarında % 50 oranında küsuratlar dikkate alınmadığı için çalışamayacaklar mı? Ya da bir kişi olanlar bir kişi oldukları için 1 kişi olarak çalışabilecekler mi? Belli değil.

 

6-              2547 Sayılı Kanun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrası uyarınca çalışmaları karşılığı elde edilen gelirler döner sermaye işletmesinin ayrı bir hesabında toplanır. Bu gelirin % 50 si, herhangi bir limite, bağlı olmaksızın hizmeti sunan öğretim üyesine ödenir ve kalan tutar (b) fıkrasında belirtilen işler için kullanılır. Tıp fakültelerinin döner sermayeleri yok kendi kadrolarındaki mesai dışı çalışacak hocalarının paraları hangi döner sermayeye yatacak. Diğer taraftan hastane döner sermaye işletmesine yatan gelirler, tıp fakültesi için nasıl kullanılacak. Hastane kendine yatan döner sermayeyi tıp fakültesinin giderleri için harcamak istemezse ne olacaktır. Hastane döner sermaye işletmesi yatan gelirleri tıp fakültesi için harcamak istese nasıl harcayacak. Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Onkoloji Enstitüsü, Hemodiyaliz ve Transplantasyon Enstitüsü gibi birimlerin döner sermaye işletmeleri yoktur. Bu birimlerin kadrolarındaki doçent ve profesörler çalıştığında döner sermaye gelirleri hangi döner sermaye işletmesine yatacaktır.

 

7-               6514 sayılı yasa ile yapılan değişiklik maddesinde “tabip ve diş tabibi kökenli profesör ve doçentler ile tıpta uzmanlık mevzuatı uyarınca uzman olan profesör ve doçentler mesai saatleri dışında çalışabileceklerdir.” Denilmektedir. Tıp ve diş hekimliği fakültelerinin kadrosunda olma diye bir sınırlama bulunmamaktadır. Zaten fiili durumda da tıp ve diş hekimliği fakültelerinin dışındaki, sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Onkoloji Enstitüsü, Hemodiyaliz ve Transplantasyon Enstitülerinde çalışan Tıp ve diş hekimi kökenli doçent ve profesörler bulunmaktadır. Bunlarda mesai dışı çalışabileceklerdir. Bu kanunda açıkça belirtilmemiştir.

 

8-              2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Doçent ve profesörler özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde mesai dışı çalışabilecekler. Vakıf üniversitelerinin tıp ve diş hekimliği fakültelerinde ders verebileceklerine ilişkin bir hüküm olmadığından, ders vermek üzere çalışamayacaklar. Bu maddeye göre sadece hastanelerde muayene ve hasta bakmak şeklinde çalışabileceklerdir. Bunların açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

 

9-              2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre çalışacakların hesaplanmasındaki % 50 sınırlaması, doçentlerin % 50 si ayrı, Profesörlerin % 50 si ayrı hesaplanması olabilir mi? Belli değil.

 

10-           2547 Sayılı kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkraya göre çalışacakların hesaplanmasındaki % 50 sınırlamasına yeni atananlarla, tayin, istifa, ölüm, emekli olanlar, hesaplamaya nasıl dahil edilecek yada nasıl düşülecek. % 50 hesaplamasında sürekli değişiklik gösterecektir. 

 

11-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre çalışacakların belirlenmesindeki % 50 hesabında, 39 uncu maddeye göre yurt dışı, görevlendirmeleri, yurt dışındaki vakıf üniversitelerine görevlendirilenler, başka üniversitede idari olarak görevlendirilenler, erasmus, farabi, Mevlana kapsamında görevlendirilenler, başka kamu kurumunda geçici veya bir yıllık süre ile görevlendirilenler, 38 inci madde, 40’ıncı maddenin B, C ve D maddelerine göre görevlendirilenler %50 hesaplanmasında nasıl değerlendirileceği belli değil.

 

12-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Mesai saatleri dışında çalışma imkânından üniversitelerin tıp ve diş hekimliği fakültelerinde görev yapan tabip ve diş tabibi kökenli profesör ve doçentler ile tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan profesör ve doçentler yararlanabilecektir. Eczacılık, veterinerlik ve hemşirelik fakülteleri mezunlarda, sağlık bilimleri enstitülerinde doktora yaparak, doçent ve profesör unvanı almaktalar.  Bunlarda Tıp ve Diş hekimliği ve diğer Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Hemşerilik Fakültesi, Fizik Tedavi Rehabilitasyon Yüksekokulları ile Enstitülerin anabilim dalında bulunan doçent ve profesör kadrosuna atanmaktadırlar. % 50 sayının hesaplanmasında anabilim dalındaki doçent ve profesör kadrosunda bulunanlar denilmektedir. % 50 hesaplanmasında tıp kökenli Doçent ve Profesör diye belirtilmediğinden % 50’nin tespitinde hesaba katılacak mı? Tıp Kökenli olmayanlar çalışamayacaklar ancak çalışacakların hesaplanmasına dahil olacaklar mı?

 

13-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Özel hastaneler veya vakıf üniversite hastaneleriyle yapılacak sözleşmelerde aylık sözleşme ücreti, ilgili profesör ve doçentin ek ödeme matrahının (Aylık, Ek gösterge, Üniversite ödeneği, Eğitim-öğretim ödeneği, İdari görev ödeneği toplamının % 800 üne isabet eden brüt tutardan az olamayacak. Ancak üst sınır belli değil.

 

14-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre mesai dışı çalışacak olanların en az olarak belirlenen (Aylık, Ek gösterge, Üniversite ödeneği, Eğitim-öğretim ödeneği, İdari görev ödeneği toplamının ) % 800 üne isabet eden brüt tutar 19.000.00 TL’dir. Kaç tane özel hastane, kaç tane vakıf üniversite hastanesi, bu tutarda ücreti vererek, bir kişiyi mesai dışı çalıştırabilecektir.

 

15-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre mesai dışı çalıştırılacak bir kişiye neden en az tutar bu kadar yüksek belirlenmiştir. Çalışacak kişi ve özel hastane ve vakıf üniversite hastanelerinin kendi aralarında anlaşmalarına izin verilmemiştir. Ödenecek ücret ne olursa olsun yarısı zaten üniversitelerin döner sermayelerinde kalacak, üniversitelerde bu yapılan işten karlı çıkacaktır. Ne den en alt limit belirlenmesine ihtiyaç duyulmuştur. Neden en alt sınır bu kadar yüksek tutulmuştur. Kimse çalışmasın, çalıştırılmasın diye mi?

 

16-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Özel hastaneler veya vakıf üniversite hastaneleriyle yapılacak sözleşmelerde aylık sözleşme ücreti, ilgili profesör ve doçentin ek ödeme matrahının (Aylık, Ek gösterge, Üniversite ödeneği, Eğitim-öğretim ödeneği, İdari görev ödeneği toplamının ) % 800 üne isabet eden brüt tutardan az olamayacak.  En az tutar olan % 800 karşılığı ücret olan 19.000.00.-TL’yi Verecek Özel Hastane ve Vakıf Hastanesi olsa bile, çalışan kişi brüt ücretin yarısı yani 9.000.00 TL döner sermaye işletmesine bırakmayı kabul edecek mi? Ya da kaç kişi bunu kabul edip çalışacak.

 

17-           2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (h) fıkrasında; “………Bu şekilde elde edilen gelirin yüzde 50’sinden az ve yüzde 60’ından fazla olmamak üzere üniversite yönetim kurulunca tespit edilecek oranı, mesai saatleri dışında sağlık hizmeti sunan öğretim üyesine, mesai içinde gerçekleştirilen iş miktarı ve çeşidi dikkate alınarak belirlenen toplam performansı aşmamak kaydıyla, ek ödeme matrahının yüzde 800’ünü geçmemek üzere her ay ayrıca ödenir…..” hükmü yer almış olup, bu hükme istinaden ilave ücret almak suretiyle mesai dışında elde edilen gelirlerin % 50’sinden az % 60’ından fazla olmamak üzere üniversite yönetim kurulunun belirlediği oranlarda hizmet veren öğretim üyesine ödeme yapılır. İlave ücret alınmak suretiyle mesai dışında yürütülen sağlık hizmetleri karşılığı öğretim üyelerine ödenecek ek ücret için bir sınır getirilmiştir. Buna göre, mesai içinde gerçekleştirilen iş miktarı ve çeşidi dikkate alınarak belirlenen toplam performansı aşmamak kaydıyla, ilgili öğretim üyesine ek ödeme matrahının % 800’ünü geçmemek üzere her ay ödeme yapılabilecektir. Ancak hem mesai içi ek ödemeden hem de mesai dışı ek ödemeden yaralanan bir öğretim üyesine hiçbir surette ek ödeme matrahının % 1600’ünü geçecek şekilde ödeme yapılmayacaktır.

 

ÖRNEK: Ek ödeme matrahı 2.520,00 TL olan bir profesöre, ilave ücret alınmak suretiyle mesai dışında verdiği sağlık hizmetleri karşılığı en fazla (2.520,00 x %800) = 20.160,00 TL ek ödeme yapılabilecektir. 

 

Buna göre öğretim üyesi zaten kendi üniversite hastanesinde mesai dışı çalışmasından dolayı ek ödeme matrahının % 800’üne kadar mesai dışı ücret alabilirken neden gidip özel hastane ve vakıf üniversite hastanelerinde çalışsın.

 

18-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Özel hastane veya Vakıf üniversite hastanelerinde çalışan öğretim üyeleri, kendi kurumlarında kamuoyuna hoca farkı olarak da adlandırılan ilave ücreti alamayacaklar. Ancak çalıştırıldıkları özel hastane ve vakıf üniversitelerinde bu ücreti alabilecekler mi? Belli değil.

 

19-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre En az Brüt % 800 belirlenen ücretin altında çalıştırılmak istendiğinde ne olacaktır. Neden en az bir limit belirlenmiştir. Bunun alt sınırı ve üst sınırı neden kişilere bırakılmamıştır. Bu üst sınırdan çalıştırılacak kaç kişi çıkar.

 

20-            2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Doçent ve profesörler özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde mesai dışı çalışabilecekler. Vakıf üniversitelerinin tıp fakültelerinde ders verebileceklerine ilişkin bir hüküm olmadığından Tıp Fakültelerinde ders vermek üzere çalışamayacaklar bu maddeye göre sadece hastanelerde muayene ve hasta bakmak şeklinde çalışabileceklerdir. Mesai Dışında çalışan doktorların Tıbbı Kötü Kullanma sigortası yapılacak mı? Yapılacaksa kim tarafından yapılacak.

 

21-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Doçent ve Profesörler özel hastaneler veya vakıf üniversitesi hastanelerinde mesai dışı çalışacakların, çalıştırıldıkları özel hastane ve vakıf üniversitesi hastanesinde idari görevlerde bulunup bulunamayacaklarına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Mesai dışında çalışanlar, çalıştırıldıkları özel hastanenin başhekim, başhekim yardımcısı, gibi idari görevleri yapabilecekler mi? Belli değil.

 

22-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Doçent ve Profesörler, Rektör, Dekan, Enstitü ve yüksekokul müdürü, uygulama ve araştırma merkezi müdürü, senato, yönetim kurulu ve kurul üyesi, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı, başhekim ve belirlenen bu akademik yöneticilerin yardımcıları mesai dışı çalışırlarsa bu idari görevlerinden istifa edecekler. Ya da çalışamayacaklar. Okullarda bu görevleri yapacak kişi kalmazsa ne olacak. Tek öğretim üyesi olan okullarda öğretim üyesi çalışmak isterse ve üzerinde idari görev varsa, idari görevini kime devredecek.

 

23-            2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Doçent ve Profesörlerin mesai dışı çalışmalarında yurtiçi ve yurt dışı ayırımı olmadığından yurtdışı olarak geçen Kıbrıs’taki Özel Hastane ve vakıf üniversitelerinde çalışıp çalışamayacakları konusunda bir belirsizlik bulunmaktadır. Bu maddeye göre yurt dışı ve yurt içi ayrımı yapılmadığından mesai dışında özellikle Kıbrıs’taki vakıf üniversitelerinde çalışabilecekleri değerlendirilmektedir. 

 

24-            Vakıf üniversitelerinde çalışan Doçent ve profesörlerin bu kanun kapsamında olup olmadıkları önemli sorunlardan biridir. Bu sorunun çözümü için, “vakıf yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elamanlarının çalışma esasları” na bakmak gerekir. Vakıf yükseköğretim kurumları, Anayasa’mızın 130 uncu maddesinde belirtildiği gibi kazanç amacına yönelik olmayan Devletin denetim ve gözetimi altında, bilimsel özerkliği bulunan, birçok yönü ile Devlet yükseköğretim kurumlarının tabi olduğu hükümlere tabi olan kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır.

Bu çerçevede vakıf yükseköğretim kurumlarının çalışma usul ve esasları ile öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenliğine ilişkin olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Ek 2 ila Ek 19 uncu maddeleri arasında birçok düzenleme yapılmıştır. Ancak öğretim elemanlarının çalışma esaslarıyla ilgili en önemli düzenleme 31.12.2005 tarih ve 26040 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği” nde yapılmıştır. Söz konusu Yönetmeliğin 23 ve 32 inci maddeleri çok önemlidir. 23 üncü maddede; “………..Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esasları 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir.Bu personele aylık bakımdan ise  4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.”  Hükmü, 32 inci madde de ise;“Vakıf yükseköğretim kurumları 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumları ile ilgili ek Maddelerinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece 2547 sayılı Kanunun bütün hükümlerine uymakla yükümlüdürler.” Hükmü yer almıştır. Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının “Çalışma esasları” açısından 2547 sayılı Kanunda belirtilen usul ve esaslara tabi oldukları, aylık ve ücretleri açısından ise 4857 sayılı İş Kanununa tabi oldukları anlamı çıkmaktadır. Diğer taraftan, 2547 sayılı Kanunun “Çalışma esasları” başlıklı 36’ıncı maddesinde, öğretim elemanlarının üniversitede devamlı statüde görev yapacakları,  öğretim elemanlarının haftalık ders yükleri, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim elemanlarının kanunda belirtilen haller dışında 657 sayılı Kanunun 28 inci maddesi hükümlerine tabi oldukları, bunlardan profesör ve doçent olanların mesai saati  bitiminde özel hastaneler ile vakıf üniversitesi hastanelerinde nasıl çalışabilecekleri  hususu düzenlenmiştir.

 

Vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının 4857 sayılı İş Kanunu ile ilişkilendirilmeleri, yalnızca bunlara ödenecek aylık veya sözleşme ücretleri ile ilgili olmaktadır. Bunların çalışma esasları (Tam gün-kısmi zamanlı, mesai saatleri dışında serbest çalışıp çalışamayacakları vb)  açısından ise yukarıda söz edilen Yönetmelikte belirtildiği gibi 2547 sayılı Kanuna tabi olduğu değerlendirilmektedir.

 

 Vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının çalışma koşulları açısından 4857 sayılı İş Kanununa tabi olduğu hususu da birçok akademisyen ve hukukçu tarafından değerlendirilmektedir.

 

Ancak, “Vakıf üniversitelerinde çalışanlar eğitim öğretim bakımından YÖK kanununa tabidir. Ancak çalışma koşulları bakımından 4857 sayılı  İŞ KANUNU ve ayrıca da VAKIFLAR KANUNUNA tabi olup bu konuda koşul belirleme Vakıf yönetim kuruluna aittir. Öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında başka sağlık kuruluşları ya da muayenehanede çalışmalarına yönetimce onay verilmişse bu teamül haline gelmiştir ve bunun değişmesi vakıf yönetim kurulu, daha geniş bir çerçevede karar alınması isteniyorsa vakıf mütevelli heyet kararıyla olabileceğine ilişkin değerlendirmeler yapılmaktadır. Dolayısıyla 2547 sayılı kanundaki yasaklayıcı hüküm vakıf üniversitelerini bağlamamaktadır.” Gibi bir görüşte savunulmaktadır. 

 

Bu itibarla, vakıf yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademisyenlerin çalışma esasları açısından hangi mevzuat hükümlerine tabi oldukları ve bunlardan tabip ve diş tabibi kökenli olan öğretim üyelerinin mesai saatleri içinde ya da dışında muayenehane açıp açamayacakları hususunun Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü ile  Sağlık Bakanlığına iletilerek bu kurumlardan uygulamaya esas olacak görüş alınmasının artık bir zaruret haline geldiği değerlendirilmektedir.

 

25-           2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre Doçent ve Profesörlerin mesai dışı çalışmalarına izin verilmiştir. Yardımcı doçent ve Uzmanlığını almış diğer Tıp ve Dış hekimliği kökenli öğretim elemanlarının çalışmasına izin verilmemesi yasansın sorun olacak en önemli unsurlarından biri olacağı değerlendirilmektedir.

 

5.  2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı Maddesinin (6)’ıncı Fıkrasına Göre Tıp ve Diş Hekimliği Fakültelerinde Sözleşmeli Doçent Ve Profesör Çalıştırılabilmesi

 

Yeni yürürlüğe giren 2547 sayılı Kanunun 6514 sayılı Kanunla değişik 6’ıncı fıkrası ise aşağıda belirtildiği gibidir:

 

“Kamu kurum ve kuruluşlarının ve vakıflara ait olanlar da dâhil olmak üzere yükseköğretim kurumlarının kadro ve pozisyonlarında bulunmayan profesör ve doçentler, tıp ve diş hekimliği fakültelerinin ihtiyaç duyulan alanlarında teorik ve uygulamalı eğitim ve öğretim ile araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin hükümlerine tabi tutulmaksızın sözleşmeli öğretim üyesi olarak istihdam edilebilir. Sözleşmeli öğretim üyelerine, yapacakları faaliyetin niteliğine göre devamlı statüde çalışan profesör ve doçentler için 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile unvanlar itibarıyla belirlenen ek ders ücretlerinin on katına kadar saatlik sözleşme ücreti ödenebilir. Özellik arz eden faaliyetler için, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu kararıyla 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile unvanlar itibarıyla belirlenen ek ders ücretlerinin on beş katına kadar saatlik sözleşme ücreti ödenebilir. Bu fıkra kapsamında sözleşmeli profesör ve doçentlere ödenecek sözleşme ücretinin yıllık toplam tutarı, üniversitenin özel bütçesinde ilgili yılda personel giderleri için öngörülen başlangıç ödeneğinin toplam tutarının yüzde 1’ini hiçbir şekilde geçemez; ancak, ilgili üniversitenin teklifi ve Yükseköğretim Kurulunun uygun görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca bu oran bir katına kadar artırılabilir ve bu şekilde artırılan tutar ilgili üniversitenin döner sermaye bütçesinden karşılanır. Sözleşmeli olarak istihdam edilecek profesör ve doçent sayısı, ilgili tıp ve diş hekimliği fakültelerinde devamlı statüde çalışan öğretim üyesi sayısının yüzde 5’inden fazla olamaz. 1.3.2006 tarihinden sonra kurulan üniversiteler, bu oranlara tabi olmaksızın beş kişiye kadar sözleşmeli öğretim üyesi istihdam edebilir. Sözleşmeler, aylık çalışma süresi seksen saati geçmemek üzere bir yıla kadar yapılabilir. Süresi iki ayı geçmeyen sözleşmeler üniversite yönetim kurulunun kararıyla yapılır ve yapılan sözleşmelerin içeriği ve gerekçesi hakkında yedi gün içinde Yükseköğretim Kuruluna bilgi verilir. İki aydan daha uzun süreli sözleşmeler, üniversite yönetim kurulunun kararı ve Yükseköğretim Kurulunun izniyle yapılır. Aynı hizmet için iki aydan sonra yapılacak müteakip sözleşmeler de Yükseköğretim Kurulunun iznine tabidir. Sözleşmeli öğretim üyelerine, bu fıkra uyarınca yapılacak ödeme dışında 58 inci maddede öngörülen ek ödeme dâhil olmak üzere herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz. Bu kişiler rektör, dekan, enstitü, yüksekokul, uygulama ve araştırma merkezi müdürü, senato, yönetim kurulu ve kurul üyesi, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı ve başhekim olamaz; bunların yardımcılıklarında bulunamaz ve benzeri idari görev alamaz; akademik birim yöneticiliği ve rektörlük seçimlerinde oy kullanamaz. Sözleşmeli öğretim üyesi çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar, bunlara yaptıkları görevlere bağlı olarak ödenecek saatlik sözleşme ücretlerinin tutarı ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu tarafından müştereken belirlenir.”

 

6. Kamu Kurum Ve Kuruluşları İle Vakıf Üniversitelerinin Kadro Ve Pozisyonlarında Bulunmayan Profesör Ve Doçentlerin Sözleşmeli Olarak Çalıştırılmalarına İlişkin Düzenlemenin Uygulamasında Yaşanacak Sorunlar

 

1-2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasında yapılan düzenleme ile Üniversitelerin Tıp ve Diş hekimliği Fakültelerinde Sözleşmeli personel olarak sadece Doçent ve Profesör olanlar çalıştırılabilecek. Üniversitelerin yalnızca Tıp ve Diş hekimliği fakültelerinde çalıştırılabilecekler. Hastanelerde çalıştırılamayacaklar.

 

2-  2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre üniversitelerin tıp ve diş hekimliği fakültelerinde vakıf üniversitesi hastanesi ve diğer kamu kurumu hastanelerinde çalışan doçent ve profesörler çalışamayacaklar.

 

3-  2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre dışarıda özel hastaneler çalışanlar, serbest olarak çalışanlar, muayenehanesi olanlar, emekli olmuş hiçbir yerde çalışmayanlardan doçent ve profesör olanlar çalışabileceklerdir.

 

4- 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesine eklenen 7 inci fıkrasına göre mesai dışı çalıştırılacak doçent ve profesörlerin tıp ve diş hekimliği fakültesi kökenli olanların çalışabilecekleri şeklinde belirleme yapılmıştır. Ancak aynı maddenin 6’ıncı bendine göre sözleşmeli olarak tıp ve diş hekimliği fakültelerinde çalıştırılmak üzere buralara alınabilecekleri belirlenmiştir. Çalıştırılacakların tıp ve diş hekimliği kökenli olmaları konusunda bir belirleme yapılmamıştır. Profesör ve doçentler, tıp ve diş hekimliği fakültelerinin ihtiyaç duyulan alanlarında teorik ve uygulamalı eğitim ve öğretim ile araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere sözleşmeli olarak çalıştırılabilecekler. Buna göre bir iktisat, işletme fakültesi mezunu doçent ve profesör sağlıkta kalite dersini, hastane organizasyonu ve yönetimi dersini, ya da iletişim becerisi derslerini vermek üzere sözleşmeli çalıştırılabilecekler.  

 

5- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli çalıştırılacak doçent ve profesörlerin Tıp ve diş hekimliği fakültelerin ihtiyaç duyulan alanlarda teorik ve uygulamalı eğitim öğretim ile araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin hükümlerine tabi tutulmaksızın sözleşmeli öğretim üyesi olarak istihdam edilebilir. Buna göre çalıştırılacak sözleşmeli personel sadece tıp ve diş hekimliği fakültelerinde çalışabilecekler. Hastanelerde ameliyat yapamayacaktır. Yapsa bile dersin uygulaması olacak şekilde yapabilecektir.

 

6- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli çalıştırılacak doçent ve profesörlerin tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluk sigortasından hiç bahsedilmemiştir. Eğer derslerin uygulaması şeklinde bile olsa ameliyata girecekler ise sözleşmeli çalıştırılacaklar için tıbbi kötü uygulanması sigortasının yapılması gerektiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bunun açıklığa kavuşturulması ya da ameliyata girmemeleri, hasta bakmamaları gerekir.  Tıbbi kötü uygulama sigortasının yarısını hekim, yarınsı kurumun ödemesi gerektiğinden bu hususunda açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

 

7- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli personel tıp ve diş hekimliği fakültelerinde çalıştırılacağına göre bunlar 2547 sayılı kanunun 13/b maddesine göre görevlendirmesi yapılarak hastanelerde ameliyat yapabilecekler mi? Sözleşmeli alınan doçent ve profesörler 2547 sayılı kanunun 13/B maddesine göre başka okullara da görevlendirilebilecekler mi?

 

8- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre Sözleşmeli öğretim üyeleri teorik ve uygulamalı eğitim öğretim ile araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve gerekli işleri yapmak üzere çalıştırılacakları belirtilmektedir. Sözleşmeli olarak çalıştırılacak öğretim üyeleri hastanede cerrahi müdahale yapamayacaklarından, sözleşmeli alınan öğretim üyesi istemediği takdirde uygulamada olsa hastanede ameliyat yapması istenemeyecek.

 

9- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrası kapsamında sözleşmeli profesör ve doçentlere ödenecek sözleşme ücretinin yıllık toplam tutarı üniversitenin özel bütçesinde ilgili yılda personel giderleri için öngörülen başlangıç ödeneğinin toplam tutarının % 1 ‘ini hiçbir şekilde geçemez. Yükseköğretim kurumun teklifi maliye bakanlığının uygun görüşü ile % 1 oranında artırabilir ve bu şekilde artırılan tutar ilgili üniversitenin döner sermaye bütçesinden karşılanır denilmektedir.  Sözleşmeli öğretim üyesi tıp ve diş hekimliği fakültelerinde çalıştırılmak üzere alınmaktadır. Tıp fakültelerinin döner sermayeleri yoktur. Bu % 1’lik ilave artış söz konusu olduğunda artışı hangi döner sermayeden karşılayacaklar.

 

10- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli öğretim üyesi için uygulanacak ek % 1 artış hastane döner sermayesinden karşılanacaksa. Hastane ameliyat yaptırım, nöbet tutturup çalıştıramayacağı, personel için niçin döner sermayesinden % 1’lik ek ödeme yapsın.

 

11- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli öğretim üyelerinin yapacağı sözleşme gün bazında her gün kaç saat çalışacağı şeklinde mi? Yoksa gün belli etmeden toplam 80 saati bir ay içinde idarenin belirlediği herhangi bir zamanda mı? Çalıştırılacağı konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Bunun ne şekilde yapılacağının açıkça belirlenmesi gerekmektedir.

 

12- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli personelin yurt içi ve yurt dışı görevlendirilmesi gerektiğinde, yolluk-yevmiye ödenip ödenmeyeceği belirsizdir. “Sözleşme ücretin dışında hiçbir ödeme yapılmayacak” ifade edilse de aynı ifade, diğer sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin düzenlemelerde de bulunmasına rağmen ödenmektedir. Sözleşmeli olarak çalıştırılan öğretim üyelerine yolluk-yevmiye ödenip ödenmeyeceği belirsizdir. Üniversitenin işi için yurt içi ve yurt dışına görevlendirilmesi gerektiğinde ne olacaktır.

 

13- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli öğretim üyeleri hangi sosyal güvenlik kapsamında çalışacakları belli değil. Nereden emekli olursa olsun bir emekli kamuda işe girerse emekli aylığını kesilir alamaz. (Milletvekili-öğretim üyesi gibi istisnalar hariç) Üniversitelerin birimlerinde, ihtiyaç olması halinde, emekli olan öğretim elemanları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 31’inci maddesine göre ders saat ücret karşılığı olarak, 5335 sayılı Kanun 30 uncu maddesinin (f) bendine göre; “Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.),” aldıkları yaşlılık aylıkları kesilmeksizin çalışabilmektedirler.

 

Emekli olduktan sonra iki şekilde çalışılabilmektedir. Bunlardan birincisi, emeklilik sonrası işçi olarak çalışma ve ikincisi emeklilik sonrası Bağ-Kur kapsamında ticari faaliyette bulunma şeklindedir. Emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenler için sosyal güvenlik destekleme primi ödemesi gerekmektedir. Sosyal güvenlik destekleme primi SGK’ dan emekli aylığı almakta iken 4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) zorunlu sigortalılığını gerektirir faaliyetlerine devam edenlerin ödemek zorunda oldukları primdir. 4/c (Emekli Sandığı) zorunlu sigortalısı olanların SGDP ödeyerek çalışması mümkün değildir.

T.C. Emekli Sandığı Yasasında SGDP’ ye dair bir düzenleme bulunmaz iken 5510 Sayılı Yasa’nın 30. Maddesinin 4. bendine “(…) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tâbi faaliyete devam edeceğini beyan edenlerden aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan 80 inci maddeye göre tespit edilen prime esas kazançlar üzerinden 81 inci maddenin (e) bendi gereğince sosyal güvenlik destek primi alınır.(…)”düzenlemesi getirilmiştir.

Ancak, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunup bu kapsamdaki çalışmaları nedeniyle emekli olanlarla, hizmet akdine tabi çalışması dolayısıyla, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan ya da devlet memuru olarak emekli olduktan sonra kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanların aylıkları kesilmez, bunlar hakkında SGDP hükümleri uygulanmaz

 

Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurtdışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinden yaşlılık ve emekli aylığı alanlardan SGDP kesilmez. Bunlar hakkında işyerleri tarafından kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası primleri ödenir.

 

5510 sayılı Yasa’nın 4/1-a, b, c maddesi kapsamında sigortalı olup, yaşlılık aylığı bağlananlardan 27.4.2005 tarih ve 5335 sayılı Yasa’nın 30’uncu maddesi kapsamında yeniden çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları kesilmeyeceği gibi, bu kimselerden sosyal güvenlik destek primi de kesilmez.

 

Buna göre; cumhurbaşkanı seçilenler, dışarıdan Bakanlar Kurulu üyeliğine atananlar, Yasama organı üyeliğine seçilenler, mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar, sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığından görevlendirilenler, yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler, vakıf üniversitelerinde görev alanlar, özel kanunlarında emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden cumhurbaşkanı tarafından atanalar, Başbakan tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 60’ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlara SGDP hükümleri uygulanmaz.

 

Ayrıca 5510 sayılı Kanunun 105’inci maddesinde, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin dikkate alınması yönünde hükme yer verilmiştir.

 

“Uygulanmayacak hükümler” başlıklı (Değişik: 17.04.2008-5754/63md) 105’inci maddesinde; 21.04.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi, 26.10.1990 tarihli ve 3671 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 10.07.1987 tarihli ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinin on birinci fıkrası hariç olmak üzere, diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir

 

5510 sayılı Kanunun 105 inci maddesiyle 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre maddede sayılı istisnalar dışındakilerin, aylıkları kesilmeksizin, genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin % 50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacağı ve görev yapamayacağı hüküm altına alındığından, 01/10/2008 tarihinden sonra kamu kuruluşlarınca çalışmaya başlayan sigortalılar aylıklarını kestirmeden çalışmaya devam edemeyeceklerinden bunlardan uzun ve kısa ve sigorta kolları ile genel sağlık sigortası primi alınacak, sosyal güvenlik destek primine tabi tutulmayacakları belirtilmektedir.

 

5510 sayılı kanunun 105 inci maddesine göre 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesine göre çalıştırılanlardan SGDP primlerimin kesilmeyeceği belirtilmektedir. Uygulamada emekli olup, saat ücret karşılığı çalıştırılan öğretim üyelerine ödenen ek ders ücretlerinden SGDP primleri kesilmektedir. 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunun 31 inci maddesine göre saat ücret karşılığı ek ders ücretli çalıştırılan Öğretim üyelerinden SGDP primi kesilip kesilmeyeceği konusunda Sosyal Güvenlik Kurumundan görüş sorulması gerekmektedir. Nereden emekli Olursa olsun bir emekli kamuda işe girerse emekli aylığını kesilir alamaz. (Milletvekili-öğretim üyesi gibi istisnalar hariç) Bundan hareketle, emekli olmuş, Doçent ve profesörlerden 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli çalıştırılanlardan destekleme primi kesilip kesilmeyeceği konusuna açıklık getirilmesi gerekmektedir.

 

 Kişisel görüşüm, SGDP kesilmemesi gerektiğidir. Örneğin, emekli bir kişi belediye başkanı seçildiğinde nasıl ki SGDP kesilmiyorsa ek ders ücreti ile çalışan emekliler için de kesilmemelidir. 5335/30 istisna kapsamında sayılmışlar, hatta bu konuda SGK tarafından yayımlanan 14 soru cevap metninde, bu konuda açıklamalar var. Bu konunda açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

 

14- 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli öğretim üyelerinin çalıştırılmalarında yaş sınırı konmamış 67 yaşın üstündekiler çalıştırılabilecekler mi?

 

15- 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli öğretim üyelerinin çalıştırılmasında T.C. vatandaşı olması belirtilmediğinden yabancı uyruklu öğretim üyeleri de çalıştırılabilecekler mi? Çalışabilecekler gibi görünmektedir.

 

16- Üniversitelerden yaş haddinden emekli olmuş öğretim üyeleri çalıştırılabilecekler mi?

 

17- 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli öğretim üyelerine, yapacakları faaliyetlerin niteliğine göre devamlı statüde çalışan profesör ve doçentte 2914 sayılı yükseköğretim personel kanunun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre unvanlar itibariyle belirlenen ek ders ücretlerinin 10 katına kadar saatlik sözleşme ücreti ödenir. Sözleşmeli personele ek ders ücretinin 10 katının altında belirlenen bir ücret ödenebilir mi?

 

18-  2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre profesör kadrosu için 22 gün, günde 4 saat çalıştırılması karşılığında, 15.246,00 TL olarak belirlenmektedir. Kadrolu tam gün çalışan bir profesör döner sermaye dahil bu parayı alamazken, günde 4 saat çalışması karşılı sözleşmeli bir doçent ve profesöre bu kadar fazla paranın verilmesi çalışan kadrolu diğer Doçent ve profesörlerin motivasyonu kıracaktır.

 

19- 2547 sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre bir yıl için ödenecek toplam limit ücret, Üniversitenin Toplam Personel giderinin başlangıç ödeneği kadar olup, büyük şehirlerde bulunan A sınıfı bir üniversitemizin başlangıç ödeneği 258.393.000.- TL olduğu düşünüldüğünde bunun %1‘i 2.583.930.-TL eder. Bir profesörün 22 gün 4 saat çalıştırıldığında ayda alacağı sözleşme ücreti 15.246.00TL’dir. Bu ayrılan toplam ücretle, bir ayda 169 Doçent veya profesör çalıştırılabilir. Bu 169 doçent veya profesörü bir ay değil de 12 ay çalıştırılmak istenirse, 14 doçent veya profesörle 12 ay süreyle sözleşme yapılabilecek demektir. Bir ayda ödenecek ücret olan 15.246.00.-TL’nin yarısı 7.500.000.TL ödenmek istendiğinde, bu sayı 30 kişiyi geçecektir. Sözleşme ile çalıştırılabilecek 14 öğretim üyesi sayısı Tıp fakülteleri için azımsanacak bir kadro takviyesidir. Sözleşmeli çalıştırılacak öğretim üyesi sayısı tıp ve diş hekimliği fakültesindeki çalışan doçent ve profesörlerin % 5 i limit konmuştur. Ancak, A sınıfı üniversitelerin tıp fakültelerindeki doçent ve profesör sayısının % 5’i de % 1’lik ödeneğin tamamını kullanabileceklerdir. A sınıfı üniversiteler için % 5’i bir yıl için belirlenen 14 kişinin çok üzerinde kişiyi çalıştırabileceklerdir.

 

20-   Bu fıkra kapsamında sözleşmeli profesör ve doçentlere ödenecek sözleşme ücretinin yıllık toplam tutarı üniversitenin özel bütçesinde ilgili yılda personel giderleri için öngörülen başlangıç ödeneğinin toplam tutarının % 1 ‘ini hiçbir şekilde geçemez. Yükseköğretim kurumun teklifi maliye bakanlığının uygun görüşü ile % 1 oranında artırabilir ve bu şekilde artırılan tutar ilgili üniversitenin döner sermaye bütçesinden karşılanır denilmektedir.  Üniversitenin toplam personel başlangıç ödeneği 258.393.000.-TL olduğu, bunun %1’i 2.583.930.- TL döner sermaye bütçesinden ilave olarak alınabilecek tıp fakültesinin döner sermayesi olmadığından hastane döner sermayesinden mi ödenecek. Hastane bu kadar yüksek bir rakamı ödeyebilecek mi? Bu paranın altında bir tutarda da para ilave olarak aktarılabilecek mi?  Hastane döner sermayesinden ödediği tutarda çalıştırılacak doçent ve profesörü hastanede ameliyat yaptırmak ve hasta baktırmak şeklinde çalıştıramayacağından bu parayı niçin ödesin.  

 

21-  2547 Sayılı kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre sözleşmeli olarak çalıştırılacak öğretim üyesi sayısı ilgili tıp ve diş hekimliği fakültelerinde devamlı statüde çalışan öğretim üyesi sayısının yüzde 5 inden fazla olamayacağı belirlenmiştir. Diş hekimliği ve tıp fakültelerinde personel hareketliliği çok yoğun yaşanmaktadır. Emekli ölüm, istifa, yeniden atama, gibi nedenlerle artıp azalmaktadır. Kadrosu başka kurumda olup fiilen tıp ve diş hekimliğinde çalışanlar olduğu gibi, kadrosu Tıp ve Diş Hekimliğinde olup fiilen başka kurumda olanlarda var. Geçici görevli olarak başka üniversite ve kurumlara, ya da yurt dışında görevlendirilenler var bunlar % 5 hesaplamaya nasıl dahil edilecekler.

 

22- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ınci maddesine göre sözleşmeli olarak istihdam edilecek profesör ve doçent sayısı, ilgili tıp ve diş hekimliği fakültesinde devamlı statüde çalışan öğretim üyesi sayısının % 5 inden fazla olamayacaktır. Buna göre sözleşmeli çalıştırılacakların sayısı anabilim dalına göre değil tıp fakültesinin toplamındaki doçent ve profesör sayısına bakarak belirlenecek ve anabilim dalarındaki doçent ve profesörlerin sayısına göre bir belirleme yapılmayacak. Sözleşmeli olarak çalıştırılacakların sayısı belirlenirken doçent ve profesörlerin tıp kökenli olup olmadıklarına bakılmayacaktır.

 

23-  2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı maddesine göre sözleşmeli olarak istihdam edilecek profesör ve doçent sayısı, 1.3.2006 tarihinden sonra kurulan üniversiteler, bu oranlara tabi olmaksızın beş kişiye kadar sözleşmeli öğretim üyesi istihdam edilebilir. Bu fıkra kapsamında sözleşmeli profesör ve doçentlere ödenecek sözleşme ücretinin yıllık toplam tutarı, üniversitenin özel bütçesinde ilgili yılda personel giderleri için öngörülen başlangıç ödeneğinin toplam tutarının % 1 ini hiçbir şekilde geçemeyeceği belirtilmektedir. 1.3.2006 tarihinden sonra kurulan üniversitelerin başlangıç ödeneğindeki personel giderleri için öngörülen ücret hiçbir zaman bir yıl süreyle 5 kişiyi çalıştırmaya yetmeyecektir. O zaman bu 5 kişi çalıştırılmak istenirse ne olacak. Ek ödenek verilebilecek mi? Buna, ilişkin bir hüküm yok.

 

24- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı maddesine göre sözleşmeler, aylık çalışma süresi seksen saati geçmemek üzere bir yıla kadar yapılabilir. Süresi iki ayı geçmeyen sözleşmeler üniversite yönetim kurulunun kararıyla yapılır ve yapılan sözleşmelerin içeriği gerekçesi hakkında yedi gün içinde Yükseköğretim kuruluna bilgi verilir. İki aydan daha uzun süreli sözleşmeler, üniversite yönetim kurulunun kararı ve Yükseköğretim Kurulunun izniyle yapılır. Aynı hizmet için iki aydan sonra yapılacak müteakip sözleşmeler de Yükseköğretim Kurulunun iznine tabidir.  Sözleşme yapılacak kişiler rektörün uygun görüşü ve üniversite yönetim kurulu kararı ile çalıştırılması öngörülmüştür. Oysa sözleşmeli çalıştırılacak kişiler tıp ve diş hekimliği fakültelerinde çalışabileceklerdir. Bunların çalışmasına tıp ve diş hekimliği fakültelerinin dekanın ve fakülte yönetim kurulundan da görüş alınması gerekirken bu atlanmıştır. Rektör ve üniversite yönetim kurulunun kabul ettiği ve onayladığı bir doçent veya profesör dekanın görüşü alınmadan sözleşmeli olarak tıp ve diş hekimliği fakültesinde çalışabilecektir.

 

26- 2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre devlet üniversitelerinde Sözleşmeli çalıştırılacak Doçent ve Profesörler, vakıf üniversitelerinin tıp ve diş hekimliği fakültelerinde de aynı koşulda çalışabilecekler. Vakıf üniversitelerinde görev alacak olan akademik ve idari personelin çalışma esaslar 2547 sayılı Kanunda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabidir. Bu personele aylık bakımından ise 4857 sayılı İş kanunu hükümleri uygulanır. Yapılan sözleşmeli düzenlemesi ile vakıf üniversitelerine saat başına sözleşme yaparak muayenehanesi olup mesleğinde yetkin kişileri görevlendirip çalıştırabileceklerdir. İş kanunun katı kuralları olan iş sonu tazminatı, asgari ücretin altında çalıştıramama gibi kuralların dışına çıkarak serbest çalışan iş yeri olan kişileri çalıştırma imkânı bulabileceklerdir. Sözleşmeli çalıştırılacaklarda T.C. vatandaşı olmak gibi bir hüküm bulunmadığından, özellikle mesleğinde uzman yabancı uyruklu Doçent ve Profesörleri, kısa süreli veya bir yıllığına çalıştırabileceklerdir.     

 

Tıp eğitiminde bir ders her hafta konusunda uzman olan kişi tarafından, ayrı başlıklar aylında anlatılmaktadır. Örnek vermek gerekirse, Anestezi anabilim dalındaki Anestezi dersinin 1 inci haftada “Solunum Sistemi Hastalıklarında Anestezi” bir hoca tarafından, “Majör Abdominal Cerrahisi Anestezi” başka bir uzman tarafından, “Toraks Cerrahisinde Anestezi” başka uzman tarafında, “Yandaş Hastalıkları Olan Hastalarda Anestezi” başka uzman tarafından, “Kardiyak Hastalıklarında Non-Kardiyak Cerrahide Hazırlık ve Anestezi” başka bir uzman tarafından anlatılarak dersler yapılmaktadır. Buna göre tıp ve diş hekimliği fakültelerinde her hafta ayrı uzman tarafından anlatılan bu dersleri özel hastanede, serbest olarak çalışan veya emekli olmuş muayenehanesi olan doçent ve profesörlerden saat başı görevlendirerek çalıştırabilmesine olanak sağlanmıştır. Vakıf üniversiteleri de diğer devlet üniversiteleri gibi 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunun 31 inci maddesine göre dışarıdan saat ücret karşılığı görevlendirme yapıp çalıştırabilseler de saat ücret karşılığı ödenecek ek ders ücretleri düşük olduğundan konusunda uzman kişileri bu ücretlere çalıştırmak imkânsızdır. Ayrıca, yabancı uyruklu öğretim üyeleri 2547 sayılı Kanunun 31 inci maddesine göre dışarıdan saat ücret karşılığı çalıştırılamamaktadırlar. Bu maddeye göre yabancı uyruklu kişilerinde çalışabilecek olmaları vakıf üniversiteleri için çok büyük bir kolaylık olacağı değerlendirilmektedir.

 

27-            2547 Sayılı Kanunun 36’ıncı maddesinin 6’ıncı fıkrasına göre devlet üniversitelerinde Sözleşmeli çalıştırılacaklar Doçent ve Profesörler olarak bir sınırlama getirilmiştir. Neden yardımcı doçent ve diğer öğretim elemanlarını kapsamadığı önemli bir sorun olacağı değerlendirilmektedir.

 

7. Sonuç ve Değerlendirme

 

              “Tam gün” yasası ile ilgili çıkartılacak ikincil mevzuatta ( yönetmelik, tebliğ, usul ve esas ve kararlar) yukarıda bahsedilen sorunların yaşanmaması için göz önünde bulundurularak yapması gerektiği değerlendirilmektedir.  

 

 

KAYNAKÇA

 

Dokuz Eylül Üniversitesi İhale Destek Birimi Sorumlusu Cemil Yaşar Atilla’nın “Dokuz Eylül Üniversitesi Yeni Yürürlüğe Giren “Tam Gün” Yasasının Uygulaması İle İlgili Değerlendirmeler “ Başlıklı yazısı

Yorum yazmak için tıklayınız

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Medimagazin veya medimagazin.com.tr sorumlu tutulamaz.

People
0
1) Dr Hakan (Öğretim Üyesi)
26.04.2014 12:23:00
Ayhan Bey'e çok teşekkür ederim. Gerçekten kanun maddelerini çok iyi incelemiş ve ekstrem durumları dahi düşünerek uygulamada çıkabilecek problemleri uzun uzun yazmış. Görüyoruz ki bu kanun da alelacele hazırlanmış ve bir çok maddesi muallakta, bir çok maddesi de uygulanabilir olmayan bir kanun. 19.000 liralık alt sınır koyulmasının sebebi kazancın düşük gösterilip üniversitenin zarara (!) uğratılmamasıdır. Ayrıca çok çok önemli bir konuda özel hastane ile sözleşme yapan hocaların özel hastanenin kadrosunda mı yoksa kadro dışı geçici görevlendirme ile mi çalışacağı ve bu hizmetleri SGK anlaşmalı hekim olarak mı yapacak, yoksa özel mi yapacak, SGK lı yapacaksa fark ne kadar alacak hiçbirinin belli olmamasıdır.
İnşallah AYM bu durumları görür ve ona göre gerekli en uygun kararı verir...
People
0
2) Ahmet Serel (Akademisyen)
25.04.2014 09:50:58
Sayın Yazar pratikte karşılaşılabilecek tüm hukuki sorunları çok güzel irdelemiş.Aslında kamuoyunda bilinen adıyla Tam Gün yasasının ruhu görünürde mesai dışı çalışmaya cevaz verip uygulamada bunu imkansız hale getirmekten başka bir şey değil.Ortada hukuksal olarak sürdürülemez bir durum mevcut.AYM iki kanun maddesinin yürülüğünü durdurdu ancak daha esas hakkında karar vermedi.Kanunun mesai saatleri dışında çalışmayı kısıtlayıcı maddelerinin yürürülükte olması da bir hukuk garabeti.AYM esas hakkındaki kararını bir an önce vermelidir.
People
0
3) Tam Gum (Prof. Dr.)
25.04.2014 08:27:24
Bu yorum 6514 sayılı yasanın AYM'ne götürülmeyeceği ve bazı maddelerinin iptal olmayacağı öngörüsüyle yazılmış.
Benim düşünceme göre yeniden düzenlenen, 14.7.1965 günlü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi, 5- 11. maddesiyle, 4.11.1981 günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 36. maddesinin yeniden düzenlenen altıncı fıkrası ile bu maddeye eklenen yedinci ve sekizinci fıkraları, 12. maddesiyle, 2547 sayılı Kanun’un 58. maddesine (g) fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen (ı) fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “… yüzde 50’si …” ibaresinin, 14. maddesiyle, 2547 sayılı Kanun’a eklenen geçici 64. maddenin, 17. maddesiyle, 27.7.1967 günlü, 926 sayılı
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun
başlığıyla birlikte yeniden düzenlenen ek 27.
maddesinin, 18. maddesiyle yeniden düzenlenen, 17.11.1983 günlü, 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nun 32. maddesinin altıncı fıkrası, 19. maddesiyle, 2955 sayılı Kanun’a eklenen geçici 11. maddenin, 20. maddesiyle, 11.4.1982 günlü, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 3. maddesine eklenen fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…acil tıbbi müdahaleleri yapmaya…” ibaresi, AYM tarafından iptal edilecektir.
Gerekçeli karar burada büyük önem taşımaktadır. Üniversite öğretim üyeleri dışındaki hekimlerin durumunun ne olacağını gerekçeli karara bakıp söylemek mümkün olacaktır.Mahkeme geniş bir açıdan da olaya bakabilir veya ilk iptale vurgu yaparak sadece öğretim üyelerinin serbest çalışabileceğine de hükmedebilir.
SON HABERLER
ETİKETLER
#MedimagazinHİT (HAFTALIK)
#MedimagazinHİT (AYLIK)
İLANLAR
İlan Tarihi Detay Kategori
ETKİNLİKLER
Tarih Etkinlik Kategori Yer
24/05-25/05 Marmara Odyoloji Günleri-2019 DİĞER İSTA
25/05-25/05 Vaskülitlere Multidisipliner Yaklaşım ROMATOLOJİ İSTA
25/05-26/05 MS'de Sağlıklı Yaşam Sempozyumu NÖROLOJİ İZMİ
30/05-31/05 5.Nadir Görülen Hastalıklar Sempozyumu NÖROLOJİ İSTA
26/05-01/06 Hastane İnfeksiyonları Eğitim Programı 2019 ACİL TIP ANTA
12/06-14/06 37. Zeynep Kamil Jineko-Patoloji Kongresi KADIN... İSTA
13/06-15/06 9. Solunum Zirvesi GÖĞÜS... ISPA